
Yazı: Özge Akkaya
Kolaj: Melisa Su Akar
Hediyeler hazır mı? Evet, Secret Santa’lar, gizli olmayan çekilişler ve çekilişsiz hediyeler zamanı geldi çattı. Hediye seçmek çoğumuz için hiç kolay bir iş değil. Online platformlarda yayınlanan “Annenize ne hediye alabilirsiniz? Kız arkadaşınıza ne hediye alabilirsiniz? Erkek arkadaşınıza ne hediye alabilirsiniz?” (konuyu anladınız) temalı listelere bakıp yalnız olmadığınızı görebilirsiniz. Üstelik yalnızca bu çağda değil, bundan yüzyıllar önce de birileri aynı sıkıntıyı çekiyordu çünkü hediyeleşme insanlığın en eski davranış biçimlerinden biri.
Atalarımız daha mağarada yaşarken hediye vermeye başlamış. Hediyelerin verilme nedenleri ise bugünküyle oldukça benzer; kimi zaman sevdiklerimize sevgimizi göstermek (günümüzde en çok bu sebeple hediye veriyoruz), kimi zaman birilerinin çabasını takdir etmek (kabile liderlerinin azimli üyelerine hediye vermesi belki iş yerlerinde performansından ötürü çalışanlara prim vermeye benzetilebilir), kimi zaman da bir statü sembolü olarak (o zamanlar kabile liderleri arasında gerçekleşen hediye alışverişleri günümüzde politikacılar arasında vuku bulmaya devam ediyor) verilirmiş hediyeler.
Şimdi zamanda biraz ilerleyip hediyeleşme geleneğinin farklı aşamalarına bakmaya devam edelim. Antik Mısır’a gidelim mesela. Burası doğum günü hediyesi kavramının ortaya çıktığı yer. Kutlanan doğum günü ise firavunun doğum günü. Ancak gerçekten doğduğu gün değil, taç giydiği gün doğum günü olarak kabul edilirmiş. O gün kendisine mücevherden tahıla dek pek çok hediye verilirmiş. Ayrıca Eski Mısırlılar sevdiklerini gömerken de öbür dünyaya geçerken yardımcı olması için yanlarına hediyeler koyarmış.
Antik Yunan’a bakalım bir de... Doğum günü konseptini bir ileri taşıyanlar Antik Yunanlar olmuş. O zamanlar kötücül ruhların insanlara doğum günlerinde musallat olacağına dair bir inanış varmış ve bu kötücül ruhları kovmak için de güzel dileklerin yanı sıra hediyeler sunarlarmış doğum günü olan kişiye. Mum üflemek de aslında bu inanışın sonucunda ortaya çıkmış. Antik Yunanlar mum üfleyerek tanrılara doğum günü çocuğunu koruması için çağrıda bulunurmuş.
Antik Roma’da ise hediyelerin alıcısı genelde imparatorlarmış. Hatta 17 Aralık’ta kutlanan Satürn bayramı Saturnalia’nın kurallarından biri imparatora hediye verilmesiymiş! Şans getiren objelereden incire dek çeşit çeşit hediye sunulurmuş imparatora.
Orta Çağ’a gelindiğinde ise hediye birazcık rüşvete dönmüş. İnsanlar politik veya dini bir imtiyaz istediğinde, bazen de yalnızca o kurumlara bağlılıklarını göstermek için hediye verirmiş. Bu dönemin hediyeleri çoğunlukla yiyecek odaklı olsa da kitaplar ve el yazmaları da hem yapması pahalı olduğu için hem de emek gerektirdiği için epey popülermiş. Romantik hediye konsepti de ilk kez Orta Çağ’da ortaya çıkmış; erkekler kadınlara şarkılar yazar veya başka özel hediyeler verirmiş. Bir de biraz tuhaf bir gelenek varmış âşıklar arasında: Sevdiğinin giysisine kendi saçlarını dikmek...
İnsanlık olarak hediye vermemizin altında yatan duygular ve motivasyonlar pek değişmiş olmasa da verdiğimiz hediyeler aradan geçen binlerce yılda epey bir evrim geçirmiş. Değişik şekilli bir taş parçası, hayvan dişi, ağaç kabuğu gibi doğadan bulunan hediyeler yeni icatlarla şekil değiştirmeye başlamış. Alet kullanmaya başlayan insanlık, taşa veya hayvan dişine delik açıp bunlardan kolyeler ve daha başka bir sürü nesne yapmaya başlamış. Sonrasını biliyorsunuz... Aradan yıllar yıllar geçmiş, kapitalizm, seri üretim, alışveriş merkezleri, online alışveriş siteleri ve sonsuz hediye seçeneği arasında çaresizce aşağı kaydıran bizler...
İyi bir hediye üzerine
Protez tırnak, kemer, Galatasaray forması, Barbie kuaför seti, masaj seansı, ev temizliği...
Birbirinden alakasız tüm bu şeyler “Bugüne dek aldığın en güzel hediye nedir?” sorusuna verilen bazı cevaplar. O hâlde ortak bir nokta bulmayı deneyelim ve hediye seçerken belki hepimize yardımcı olacak bir soru soralım: Bir hediyeyi iyi yapan şey nedir?
Öncelikle iyi bir hediyenin parayla hiçbir ilgisi olmadığını belirterek başlayalım. İyi bir hediye alabilmek için fiyatına, tasarımına, sunumuna odaklanmaktansa dinleme, gözleme, empati ve biraz da hafiyelik becerilerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki hediye seçerken çoğu zaman kendi beğenilerimizden yola çıkarak tercihlerde bulunuyoruz. “Aaa ne güzel!” dediğimiz her şeyi başkalarının da aynı derecede seveceği yanılgısına düşüyoruz. Bunun yanı sıra hediyeyi verme anına dair fantezilerimiz de önemli bir rol oynuyor. Mesela küçücük bir evde yaşayan birine dev bir mobilya almak gibi veya asla kolye takmayan birine değerli bir kolye almak gibi verirken size kendinizi çok iyi hissettirecek hediyeler, karşınızdaki kişiyi sandığınız kadar mutlu etmeyebilir... West Virginia Üniversitesi’nden Dr. Julian Givi kötü hediyeler almamızın altında kendimizi başkasının yerine koyabilme yetimizdeki noksanlığın yattığını söylüyor.
Bu noksanlığı giderebilmek için hediye seçerken kendinize sorabileceğiniz bazı sorular size yol gösterebilir...
1. Neye ihtiyacı var?
Hediye seçerken yaratıcılığımızın sınırlarını zorlamak veya karşımızdaki kişiye gerçek anlamda bir sürpriz yapmak isteyebiliyoruz ama bazen gerçekten ihtiyacı olan bir şeyi almak karşımızdakini çok mutlu edebilir. Üstelik bunu yaptığınızda onun daha önce dile getirdiği bir ihtiyacı aklınızda tuttuğunuzu, yani onu cankulağıyla dinlediğinizi de göstermiş olursunuz.
“Benim için bir hediyeyi iyi yapan şey, alan kişinin bana dair gözlem yaptığını, bana dair düşündüğünü hissettirmesi. O yüzden bu zamana kadar aldığım en güzel hediyeler, benim ya daha önce istediğimi söylediğim ve sonra unuttuğum, ya beni çok tanıdığını gösteren ya da 'Bunu görünce direkt sen geldin aklıma’ diye düşünülmüş şeyler oldu. Üçüncüsü her zaman tutmuyor tabii ama en azından düşünülmüş olması yetiyor, onu kullanmayacak da olsam. Aldığım en kötü hediyelerse, beni tamamen yanlış tanıdığını, ya da tanımak, anlamak için uğraşmadığını gösteren hediyeler oluyor. Sırf almış olmak için alınan hediyeler bunlar, her ne kadar niyet bu olmasa da. Benim için hediye mantığının doğasına aykırı. Örneğin böyle bir hediyenin büyük olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. En son aldığım hediye beni çok mutlu etti. Beş kadın arkadaş yılbaşı için hediye çekilişi yaptık. Limiti de çok cüzi bir miktar belirledik. Geçen gün kargolamış. İçinden kemer çıktı. Uzun zamandır kemer istiyordum ama bunu sesli dile getirdiğimi bile unutmuşum. Görünce aşırı sevindim.”
- Y.Ç.
“Annem her yılbaşında küçük hediye paketleri hazırlardı bize. Eldiven, deodorant, bere... O an neye ihtiyacımız varsa onlar olurdu hediye paketlerinin içinde... Bu geleneğimiz beni çok mutlu ederdi çünkü hem ihtiyacım giderilmiş olurdu hem de beni düşündüğünü hissederdim.”
- S.T.
2. Nelerden hoşlanıyor?
Birine değer verdiğimizi göstermenin en güzel yollarından biri onu tanıdığımızı hissettirmektir. Kişisel beğenilerine yönelik hediyeler de tam olarak bu işe yarar.
“Aldığım en güzel hediye çocukken babamın aldığı Galatasaray formasıydı. Arkasında 10 numara yazıyordu ve ‘Tanju Çolak’ın giydiği forma bu,’ diyerek vermişti bana ama aslında bir çocuk formasıydı. Formanın Tanju’ya ait olmadığını yıllar sonra anladım ama yine de aldığım en güzel hediyeydi.”
- C.F.
“Geçmişe şöyle bir dönüp bakınca beni çok heyecanlandıran hediyelerin çocukluğumda aldıklarım olduğunu görüyorum. ‘En güzel’ hediyeler onlar olduğu için mi, yoksa o zamanlar hediye almanın verdiği mutluluk çocukça hislerle daha da pekiştiği için mi, işte orasını kestiremiyorum. Yetişkinlik bazı şeylere karşı daha az heyecan duymayı da beraberinde getiriyor galiba. Bugün bile o Barbie kuaför setini düşündüğümde kalp atışlarım hızlanıyorsa sebebi bu olmalı diye düşünüyorum. Ya da Disney karakterlerinin yaşadığı Polly Pocket oyuncak ev... Çıkmıyor aklımdan...”
-M.D.
3. Ne yaparsam hayatını kolaylaştırırım?
Hepimizin hayatında çeşit çeşit zorluk var. Sevdiklerimizin de... Bu zorlukları hafifletmeye yönelik hediyeler karşınızdaki kişiye “Yalnız değilsin,” demenin en güzel yollarından biri.
“Eskiden tırnaklarımı yerdim. Düğünüme yakın bir tarihte en yakın arkadaşlarımdan biri bana protez tırnak seansı hediye etmişti. Aklıma bile gelmeyecek bir şeydi ve ihtiyacımı o kadar iyi karşılıyordu ki çok çok sevinmiştim.”
- R.D.
“Çok parasız bir dönemimde evimi taşımak zorunda kalmıştım. Maddi olanaksızlıklardan ötürü her şeyi kendim yapmaya çalışıyordum ve gerçekten çok yorulmuştum. Çok sevdiğim bir arkadaşım bir gün eve temizliğe yardım etmesi için birini göndermişti. O gün temizlik yapılırken ben de bir yandan eşyaları yerleştirmiştim. Akşam olup da kurulu evimde ayaklarımı sehpaya uzattığımda mutluluktan gözlerim dolarak yeni evimi izlemiştim uzunca bir süre.”
- Y.U.
“İş yerinde çok stresli günler geçiriyordum. Panik atak geçirmeye başlamıştım, bedenim de stresten dolayı çok gergindi. Böyle bir dönemde sevgilim ikimize masaj hediye etmişti. Masajdan çıktığımda kendimi bayağı hafiflemiş hissetmiştim. Beni çok mutlu etmişti bu hediye.”
- F.Z.
4. Yıllar sonra da bakıp duygulanacağı ne yapabilirim?
Anlamlı hediyeler, yalnızca iki kişinin arasında kurulan bağa işaret ettiği için duygusal olarak yüklü hediyelerdir. Bu tür hediyeler zaman aşımına uğramaz çoğu zaman. Hatta belki de tam tersini söyleyebiliriz; bu tür hediyeler yıllar geçtikten sonra çok daha anlamlı olabilirler.
“Eski sevgilim çizerdi. Bir deftere birlikte geçirdiğimiz ve bizim için önemli olan anları çizip hediye etmişti bana yıldönümümüzde. Kendimi çok değerli hissettirmişti bu hediye çünkü tüm o çizimleri yapmak için saatler harcamış olmalı. Şimdi aradan yıllar geçmiş olsa da ve hem duygusal hem fiziksel olarak hiçbir bağımız kalmamış olsa da arada hâlâ dönüp bakarım o deftere ve çizilen anlar tüm duygusuyla birlikte bir anda zihnimde canlanır.”
- D.E.
Sıra geldi kötü hediyelere...
1. Karşınızdaki kişinin işine yaramayacak hediyeler
Bu tür hediyeler atsan atılmaz satsan satılmaz kategorisinde. Karşınızdaki kişinin asla kullanmayacağı veya severek bakmayacağı bir şey almak, evinde alan işgal etmekten başka hiçbir işe yaramaz.
“Aldığım en kötü demeyeyim ama gereksiz hediye 2006 yılında artık DVD player’lar işlevini yitirmeye başlamışken bana hediye edilen Pearl Jam konser DVD’siydi.”
- T.K.
2. Özensiz hediyeler
Hepimiz hayatımızın bir noktasında sırf almış olmak için hediye almışızdır. Bunu karşı tarafın hissetmemesi pek mümkün değil ne yazık ki... Böyle bir hediye alacağınıza almamak daha bile iyi olabilir.
“Hediyenin ne olduğundan çok bağlamından ötürü kötü olarak tanımlayabileceğim bir şey var. Bir keresinde özel bi günde sırf ben aldım diye karşı taraf bana bir hediye almıştı. Benim için en kötüsü de evime çok yakın bir yerden aldığını fark etmek oldu. Son anda bulduğu dükkâna girip öylesine bir şey seçtiğini düşündürmüştü...”
-A.A.
3. Yüzeysel hediyeler
Hediye vermenin en temel amaçlarından biri karşımızdaki kişiye bizim için ne kadar değerli olduğunu göstermektir. Hediyeniz bunun tam tersi etkiyi yapıyorsa durum vahim.
“Aldığım en iyi değil ama en kötü hediyeyi paylaşmak istiyorum çünkü bir hediyeyi neyin kötü yaptığı üzerine düşünmek de zihin açıcı olabilir. Ben ekolojik yaşam kültürünü benimseyen, mümkün olduğunca organik beslenen biriyim. Çevremde de bu kimliğim çok ön plandadır. Eski sevgilim yaş günümde bana bir paket organik mercimek almıştı. Hayatımda aldığım en kötü hediyeydi çünkü bu özelliğim ön planda olsa da ben bundan ibaret değilim, başka bir sürü şeyi seviyorum, hobilerim var, tutkularım var. Bu kadar yakınımda olup nasıl en yüzeyde görünen özelliğime hitap eden bir hediye seçebildiğine bir türlü anlam verememiştim.”
-K.N.
Hediye konusunu enine boyuna masaya yatırdığımıza göre bir aralık geleneğini yerine getirerek vedalaşalım: Seneye görüşmek üzere!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
PREMIUM'A ÖZEL
İlk hediyeyi kim verdi? Hediye alıp vermek neden bu kadar mutlu ediyor? En güzel hediyenin sırrı nedir?
31 Ara 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

