Maliyet Minimizasyonu ve İnsan Hayatının Önemsizleşmesi

Fayda ve maliyet açısına bu yönüyle bakıldığında piyasa sistemi doğru işlemiyorsa düzenleyici kurumların devreye girmesi ve firmaları denetlemesi beklenir. Fakat ekonomik büyüme saplantısı denetimleri etkisizleştirerek büyümeyi kolaylaştırmaya çalışmakta. İki tarafın da kısa vadeli kazanca odaklandığı bu durum uzun dönemli istikrarı ve toplum güvenliğini tehlikeye atmakta ve karşımıza bu felâketleri çıkarmakta.
Maliyet Minimizasyonu ve İnsan Hayatının Önemsizleşmesi

Ekonomik büyümenin temelinde yatan ana faktörlerden birisi verimliliğin artmasıdır. Verimliliğin artmasıyla aynı popülasyon ile daha fazla üretim yapılabilmektedir. Daha fazla üretim ise yine aynı popülasyonun daha fazla mal ve hizmet tüketimi yapabilmesine ve böylelikle de refahın artmasına yol açar. Bu doğrultuda ünlü iktisatçı Paul Krugman verimliliğin önemini meşhur “Verimlilik her şey değildir, ancak uzun vadede neredeyse her şeydir. Bir ülkenin zaman içinde yaşam standardını iyileştirme yeteneği neredeyse tamamen işçi başına üretimi artırma yeteneğine bağlıdır" sözleriyle dile getirir. Fakat verimliliği ve devamında ekonomik büyümeyi artırmak için sarf edilen çabalar aceleye getirilip doğru yapılmadığında ya da verimlilik artışıyla büyüme bir araç olmaktan çıkıp amaç haline getirildiğinde genellikle insan hayatının önemi geri plana itilmekte ve devamında yaşama dair bedeller ödenmesine yol açabilmektedir. Geçtiğimiz hafta Kartalkaya’daki yangın faciası ve öncesinde yaşananlar da bu durumun son örnekleri oldu.

1970’li yıllarda Amerikada engelli insanlar federal yönetimce fonlanan hizmetlere eşit erişim hakkı kazandı. Bu haklar ile örneğin toplu ulaşıma erişimde eşitliği elde ettiler. Fakat yine de New York metrosunda ve diğer birçok metroda engellilerin metro hizmetine ulaşacağı imkânlar sağlanmadı. ABD Başkanı Jimmy Carter’a yakın iktisatçılar bunu gereksiz bulmuştu çünkü fayda maliyet analizine göre bu hizmetin maliyeti faydasına göre oldukça yüksekti (1). İktisatçıların sıklıkla başvurduğu bu fayda-maliyet analizi verimliliği artırmak için oldukça önemli olsa da, insanı arka plana iten ve neredeyse tamamen maliyete odaklanan bir yaklaşım haline gelebilmekte. Zaten dünyada verimlilik artışı aynı maliyetlerle daha fazla üretmektense aynı üretimi daha düşük maliyetle üretmeye, dolayısıyla maliyet minimizasyonuna daha fazla odaklanmış durumda. Bu maliyet minimizasyonu bakışı verimliliğin artışına önemli katkıda bulunsa da, bir süre sonra parasal maliyetler diğer görünmeyen ya da hesaplanamayan maliyetlerin göz ardı edilmesine yol açmakta. Bu bakış açısının ileri seviyelerinde ise artık insan hayatı da ikinci plana atılabilmektedir. Çünkü insan hayatını korumanın da parasal maliyeti vardır. Halbuki bu maliyete katlanılmazsa daha düşük maliyetle üretim yapılabilmektedir. Üstelik bu insan hayatını korumadığınızda bir olumsuzlukla karşılaşılması olasılığı düşük görülmektedir, dolayısıyla faydası azdır ya da yoktur. Tıpkı American Factory belgeselinde Amerika’ya fabrika açan Çin’li işadamına açılış seromonisini açık alanda yapmak istiyorsunuz ama o gün yağmur yağarsa ne yapacağız sorusuna verdiği “Yağmur yağmaz” cevabında olduğu gibi.

Firmaların üretiminin artışıyla ekonomik büyümenin artmasının öncelendiği bir ekonomide fayda-maliyet analizi rahatlıkla kendine bir yer bulabilmektedir. İktidarlar iktisattaki bu yaklaşımı benimsediğinde ve buna konsantre olduğunda ekonomik büyümenin faydasını olduğundan daha fazla görürken insan hayatının korunmasını düşürülmesi gereken bir maliyet olarak görmekte. Bu nedenle de ekonomik büyümeyi önceleyen düzenlemelere gitmekte. Bu doğrultuda modern sistemde firmaları denetleme yetkisine sahip olan devlet, bu denetimleri büyümeyi artıracak şekilde düzenlemekte, daha doğrusu geri plana atmakta. Denetleme yetkisini kamuya devretmiş vatandaş ise (doğal olarak) kamunun denetlemesine dayanarak aldığı mal veya hizmeti ayrıca denetlemeye gerek görmemekte. Tüm bu maliyet minimizasyonu, denetim devri ve büyüme öncelikli politikalarsa ölümlere davetiye çıkarmakta. Geçen hafta yediği kumpirden zehirlenen vatandaşın vefatı, ondan önceki hafta tavuktan zehirlenerek yaşamını kaybeden vatandaş ve 79 kişinin ölümüne sebep olan Kartalkaya otel yangını sadece fayda ve maliyete odaklanmanın getirdiği insan ölüm örnekleridir. Keza bu çağın en büyük küresel sorunu olan iklim krizine katkıda bulunan fabrikaların çevreyi kirletme maliyetini toplumun geneline yüklerken faydayı sadece kendi elde etmesi de fayda maliyet analizinin denetimsizlikle birleştiğinde bize getirdiği bir diğer sonuçtur.

Fayda ve maliyet açısına bu yönüyle bakıldığında piyasa sistemi doğru işlemiyorsa düzenleyici kurumların devreye girmesi ve firmaları denetlemesi beklenir. Fakat ekonomik büyüme saplantısı denetimleri etkisizleştirerek büyümeyi kolaylaştırmaya çalışmakta. İki tarafın da kısa vadeli kazanca odaklandığı bu durum uzun dönemli istikrarı ve toplum güvenliğini tehlikeye atmakta ve karşımıza bu felâketleri çıkarmakta. Piyasanın regüle edilmesine kuşkuyla bakmak, regülasyonların birçoğunun gereksiz olduğunun altını çizmek ve ekonomik büyümenin refah artışı için olmazsa olmaz olduğunu savunmakla birlikte, başta yaşam ve güvenlik hakkı da dahil olmak üzere deregülasyonların temel haklar pahasına olması gerekmiyor.

* Dr. Caner Gerek


1 Berman, Elizabeth P. (2022). Thinking Like an Economist: How Efficiency Replaced Equality in US Public Policy, 2023.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Otel Yangını ve Devletin Kapasitesi

Siber Güvenlik Kanunu Teklifi Ne Getiriyor?, Maliyet Minimizasyonu ve İnsan Hayatının Önemsizleşmesi, Grand Kartal Otel, Devlet Kapasitesi ve Hükümetin Öncelikleri.

27 Oca 2025

Otel Yangını ve Devletin Kapasitesi

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR