
Kolay gözüken zor bir soruyla başlayalım. Son sezonlarda olduğu gibi yine Manchester City ve Liverpool ekseninde ilerleyen bir şampiyonluk yarışı görmemiz muhtemel. Siz neler düşünüyorsunuz. Bu iki takıma katılacak bir takım çıkar mı?
Barış Korkmaz: Önceki sezonların aksine, iki takımın bir noktadan itibaren diğer takımlardan net bir kopuş gerçekleştirmesinin o kadar kolay olmayacağını düşünüyorum. Community Shield’ı Liverpool’a kaptırsa da bence City yine şampiyonluk için daha avantajlı. Bu iki takıma en büyük meydan okumanın Kuzey Londra’dan geleceğine inanıyorum. Hem Tottenham hem Arsenal geçen sezonu iyi bir ivmeyle kapattı ve sezon öncesi hazırlıklarında iki takım da çok olumlu sinyaller verdi. Şu an için ligde ilk dördü bu takımlar alabilir gibi görünüyor. Sürpriz arayışında bulunmak gerekirse, beklentileri fazlasıyla aşma olasılığı olan takım olarak Tottenham’ı görüyorum.
Emrah Güllüoğlu: Ben Premier Lig’de ikiden fazla takımı şampiyonluk adayı olarak görmek için bir kaç sezona daha ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Barış’ın da bahsettiği ikilinin burası için olağan şüpheliler olduğu fikrine katılmakla birlikte, oturmuş bu iki organizasyonun yıkılmasının biraz daha zaman alacağını düşünüyorum.

Manchester City / Rappler
Manchester City ve Liverpool, önceki transfer dönemlerinin aksine biraz daha hareketli birkaç ayı geride bıraktı. Özellikle Manchester City'de gelen oyuncular kadar giden oyuncular da epey gündemi meşgul etti. İki takımın transfer dönemindeki hamleleriyle ilgili ne söylemek istersiniz?
BK: Aslında iki kulüp de bu kadar güçlü oldukları bir dönemde eksik kaldıkları yanların farkında. City her ne kadar ligi domine etse de bir türlü kazanılamayan Şampiyonlar Ligi bir tatminsizlik yaratıyor. Liverpool ise uzun yıllar bu kadar güçlü olmayı bekledikten sonra gelen böyle bir istikrar döneminde olması gerektiği kadar büyük kupanın gelmediğine inanıyor. İki takımın da oyunu çok talepkar ve başarı gelse dahi oyuncuları bir noktada kaybedebiliyorsunuz. The Last Dance belgeselindeki gibi, her bir sezonda oyuncuları hikayeye dahil etmek kolay bir iş değil. Bu yüzden iki takım da tazelenmenin zorunlu olduğuna karar vermiş görünüyor. City tarafında bu hareketlilik çok daha yoğun gerçekleşti. Normal şartlarda 25 yaşındaki bir Gabriel Jesus’un elden çıkarılması garip görünüyor ama iki tarafın da farklı hikayeler yazma zamanı gelmiş demektir.
EG: İki takımdan ayrılan dört oyuncu öne çıkıyor; Liverpool’dan Sadio Mane, Manchester City’den ise Raheem Sterling, Gabriel Jesus ve Oleksandr Zinchenko. Bence bu üç oyuncunun transferine oyuncuların kendi cephelerinden bakmak gerek. Mane’nin uzun süredir (her ne kadar röportajlarda inkar etse de) Salah’ın gölgesinde kaldığı konuşulmakta. Keza Sterling, Jesus ve Zinchenko’nun da Pep’in rotasyonu içerisinde birinci opsiyon olmadıkları bilinen bir gerçek. Bu üç oyuncu da biraz daha ön planda olabildikleri, daha çok süre alabilecekleri transferleri gerçekleştirdiler diyebiliriz.
İki takımı konuşmaya devam edelim. Her ikisi de forvet pozisyonuna çok büyük eklemeler yaptı. Klopp ve Guardiola rekabetine baktığımızda belki de ilk defa saf forvet diye adlandırabileceğimiz profillerle sezona başlayacaklar. İki teknik adamı da bu tercihe iten sebep neydi?
BK: İki takımın da uzun yıllardır rakiplerin çoğunu domine ettikleri, kalanlara da kabul ettirdikleri yoğun, güçlü oyunları var. Fakat oyun hakimiyeti ile topun ağlarla buluşması her zaman aynı doğrultuda ilerlemiyor. Elde güçlü, hacimli, atletik bir santrfor olmayınca özellikle derinde beklemeyi tercih eden rakiplerin bu takımlara çok sorunlar çıkarabildiğine tanık olduk. Bu rakipler derinde kalabalık durduklarında orada kaos çıkaracak, rakibi harekete zorlayacak, hava topu hakimiyeti kurabilecek bir oyuncu fikri çok cazip gelmeye başladı iki takıma da ve sonuçta Haaland ve Nuñez alındı. İkisi tabii ki farklı seviyelerde. Haaland kendini kanıtlamış, tartışılmaz bir oyuncu olarak geldi. Nuñez’in ise hala kendini ispatlaması gerekiyor bence. Community Shield karşılaşmasında gülen taraf Nuñez oldu ancak hazırlık dönemindeki performasıyla biraz soru işareti yaratmıştı. Yine de Klopp’un işleyip Liverpool seviyesine çıkarabileceği bir yetenek olduğu açık.
EG: Şampiyonlar Ligi’nin son sezonlarında Lewandowski ve Benzema performansları ve EPL’nin olağan iki şampiyonluk adayının net birer santrafor transferi için ‘’9’ların Dönüşü’’ başlığını atabiliriz. Manchester City’nin ŞL yarı finalinde, Liverpool’un ise finaldeki rakibi Real Madrid’in Benzema’nın üstün performansı ile yaptıkları ve buna karşılık EPL’nin iki büyüğünün bahsi geçen her iki eşleşmede de yaşadıkları bitiricilik sorunu, iki kulübe de pazarda 9 numara arayışına itti.

Erling Haaland & Darwin Nunez / Marca
Sezonun dikkatle takip edilmesi gereken takımlarından biri de elbette Manchester United. Erik ten Hag yönetimindeki ilk sezon, biraz kaosla başlıyor. Ronaldo krizi çözülemedi ve transfer dönemi bitene kadar da çözülemeyecek gibi gözüküyor. Manchester United'ın yeni yapılanması hakkında neler söylersiniz?
BK: Uzun zaman sonra United’ın başında formda bir A sınıf teknik adam var. Mourinho da tabii ki A sınıfı ama kariyerinin yükseliş döneminde olan bir elit teknik direktöre sahip olmak farklı bir konu. United taraftarlarının da çok inancı ve desteği olduğunu görüyorum ten Hag’a. Erik ten Hag’ın gerekli sabır gösterilirse, talepleri mümkün olduğunca yerine getirilirse zamanla United’ı dönüştürebilecek kalibrede olduğuna inanıyorum. Halihazırdaki oyun kalitesi ve kadro gücü bir bütün olarak ele alındığında Big Six içinde son sırada bence United. Savunmada ve hücumda artık kronikleşmiş arızalar ve yetersizlikler var. Tabii ki kadro an itibariyle yetersiz ama bu hep yetersiz oyuncular alındı demek değil. Fred, Martial, Van de Beek gibi oyuncular önemli potansiyeller olarak transfer edildi ancak United’da şu sıkıntı var: Gelen oyuncu ya geldiği seviyede kalıyor ya da daha geriye gidiyor. Klopp’un, Pep’in, Conte’nin nasıl oyuncularına seviye atlattıklarına defalarca tanık olduk. Erik ten Hag’ın hem eldeki oyuncuları hem de yeni gelenleri yükselteceğine inanıyorum. Her şey ten Hag’ın gelip mucizeler yaratmasıyla olmayacak tabii ki. Yönetimin, sahiplerin de diyebiliriz, ten Hag ile bir projeye samimi şekilde inanıp inanmadığını görmek gerekiyor. Gereğini yapmaları durumunda United, ten Hag yönetiminde bu dönüşümü yaşayacaktır bence. Ronaldo konusuna gelince, ismi Şampiyonlar Ligi’yle özdeşleşmiş bir oyuncunun United’ı ne kadar sevse de o arenadan uzak kalmak istememesini anlayabiliyorum. Messi önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi’nde boy gösterirken Ronaldo’nun Avrupa Ligi’nde yer alması ona imajı açısından çok kötü hissetiriyordur. Geçen sezon yuvaya dönüş vurgusuyla gelmişti. Ayrılma isteğini belli etmişken bu saatten sonra kulüp bulamazsa kalıyorum demesinin de bir anlam ifade etmiyor bence.
EG: United’ın yeni yapılanması için gereken iki önemli faktör olduğunu düşünüyorum. Birincisi zaman. United taraftarı haklı olarak beklemek istemiyor ama Barış’ın da dediği gibi ten Hag’tan bir sihir beklemek çok sağlıklı olmayacaktır. Zira mevcut kadronun ten Hag’ın hayal ettiği bir oyuncu grubundan oluştuğunu düşünmüyorum. Bu da bizi ikinci faktöre görütürüyor; Cristiano Ronaldo’nun varlığı. Ya da yokluğu. United’ın mevcut durumu ne Ronaldo’yla oluyor ne de Ronaldo’suz.

Cristiano Ronaldo / Football 365
Manchester United, transfer döneminde savunma hattını güçlendirecek takviyeler yaptı. Frenki de Jong, gündemi uzun süre meşgul etti ancak bu transfer sonuçlanmadı. Ronaldo'nun olası ayrılığında da ten Hag'ın eli forvet anlamında zayıflayacak. Manchester United, kötü bir transfer dönemi mi geçirdi?
BK: Transfer dönemi bitene kadar ben üç ya da dört transfer daha bekliyorum United’dan. Ama diğer rakipler hamlelerini tamamlama noktasına gelmişken United’ın en çok ihtiyacı olan pozisyonda bile transferi tamamlayamaması bir başarısızlık olarak görünüyor. United’ın yılan hikayesine dönen transferleri öyle ya da böyle tamamlamak gibi bir huyu var. Ben Frenkie işini bir şekilde çözeceklerine inanıyorum nedense. Erik ten Hag’ın sisteminin işlerliğini kolaylaştırmak ve takımın ortalama oyun zekasını artırmak için mutlaka bu transfere ihtiyaç var. Forvete de bir takviye gelecek gibi görünüyor ve gerekli de tabii ama ben hazırlık döneminde Martial’i mental olarak çok iyi durumda gördüm. Teknik adam değişikliğiyle şimdiden enerjisi yenilenen oyuncular var, bunu hazırlık etabındaki maçlarda görmek mümkün oldu. Vadettiği potansiyele ulaşmaya daha yakın bir Martial görebiliriz. Lisandro gibi hem çok yönlü hem çok kullanışlı bir savunma oyuncusunu almak şu ana kadar yapılan en doğru iş oldu bence. Malacia transferiyle sol bekte yapıldığı gibi, bence sağ bekte de United gibi zirveye oynamak isteyen bir takımın ihtiyacını gerçek anlamda karşılayacak bir oyuncuya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Benzer şekilde, kenar oyuncu rotasyonunu da mutlaka zenginleştirmeleri gerekiyor. Son olarak Eriksen’e de değinmek lazım tabii. Her şeyden önce kişilik olarak United’ın bu profilde isimlere ihtiyacı var ve bulunsun elde diye alındığını da düşünmüyorum. Atletico maçında aldığı sürede United’a katabileceği şeyler olduğunu gösterdi. Özellikle, United gibi kornerlerde ve duran toplarda son derece başarısız bir takıma bu alanda ciddi katkı sağlayabilir.
EG: Bahsettiğin gibi Manchester United’ın en önemli problemi de Jong veya onun kalibresinde bir merkez orta saha oyuncusunun gelip, gelmeyeceği. Eğer Barış’ın inancı gerçekleşir ve Hollandalı gelirse, United oyununda heyecan verici gelişmeler görebiliriz. Bu transferin gerçekleşmesi durumunda United maçlarını daha bir heyecanla bekleyeceğim diyebilirim. Savunma hattına yapılan takviyelerin altını çizdin, katılıyorum iyi eklemeler yaptılar ve bir büyük takım savunmasına yaklaştı United savunma rotasyonu. Son olarak bence de şu ana kadar gelenler olumlu olmakla birlikte hala ihtiyaçlar devam etmekte.
Roman Abramovich'in kulübü satmasının ardından Chelsea, Todd Boehley önderliğinde yeni sezonu açıyor. İki büyük transfer yaptılar ve savunmaya 1-2 ekleme daha yapılacak gibi gözüküyor. Chelsea'deki yeni dönemle ilgili ne düşünüyorsunuz?
BK: Çok can sıkıcı bir dönem geçirdiler geçen sezon bu yüzden. Bir şekilde idare ettiler ama o dönem oluşan negatif hissiyatı Chelsea’de kimse üzerinden atamıyor gibi bir görüntü var. İki büyük transfere rağmen yeni sahiplerin idaresinde henüz Abramovich zamanındaki o transferde tuttuğunu koparan Chelsea’yi göremedik. Benzer şekilde Abramovich her zaman elit 9 numara transferleriyle akıllarda yer etmişti. Şu anda Chelsea’nin tartışmasız bir forveti yok. Hatta Werner’in de ayrılabileceği konuşuluyor. Ziyech için de aynı şekilde. Transferde hedeflenen oyuncular da Chelsea’yi öncelik görmüyor. Yeni yönetim için şu an en büyük zorluk tazelenmeyi sağlayıp Chelsea’yi yeniden cazip bir kulüp haline getirmek olacak gibi.
EG: Transfer ve Chelsea deyince bu sezon enteresan bir hikaye oluştu. Futbol dünyası birçok rekabete konu olmuştur. Bunların bir kısmı aynı bölgeden olan takımlar oluşundan bir kısmı ulusal rekabetlerden, kimisinin de tarihsel ve/veya siyasi geçmişlerinden ötürü olabiliyor. Bu transfer penceresi ile birlikte belki de ilk defa transfer temelli bir rekabetten bahsedebiliriz :). Önce kontratı sona eren Christensen’i Barcelona’ya kaybettiler. Kulüpleri ile anlaşmalarına rağmen Raphinha ve Koundé Barça’yı tercih etti. Christensen’in rövanşı olarak da görebileceğimiz Dembele transferi de kontratın imzalanması ile gerçekleşmedi. Hala Azpilicueta ve Marcos Alonso’nun da Barcelona tarafından istenildiği konuşulsa da, ben Tuchel’in savunma hattındaki kayıpları sonrası ikilinin transferine onay vermeyeceğini düşünüyorum.

Chelsea / WAGNH
Antonio Conte'nin göreve gelmesinden sonra yukarıya doğru bir ivmelenen bir Tottenham gördük. Yaz transfer dönemindeki hamleleri de bundan daha fazlasını istediklerini gösteriyor. Kuzey Londra ekibinden yeni sezonda ne beklemeliyiz?
BK: İlk soruda da belirtmiştim, eğer ki bir takım beklentileri fazlasıyla aşan bir performans sergileyip City ve Liverpool’u zorlayacaksa bence bu takım Tottenham olacak. Conte’nin dünyada Tottenham için en doğru teknik adam olduğunu düşünüyorum. Sadece taktik veya sistem özelinde değil, Tottenham gibi uzun yıllar kupalara hasret kalmış güçlü kulüplerde bir uyuşukluk ve hissizlik hali ortaya çıkıyor. Kulüp unsurlarının hiçbiri başarılı olacağına artık inanamıyor. Conte gibi enerjisiyle, agresyonuyla böyle bir ortamı elektriklendirip herkesi sarsacak birine mutlaka ihtiyaç vardı. İki büyük ligde şampiyon olmuş bir teknik adam ve oyuncuları avcunun içine almakta ve yürünecek yola ikna etmekte şu ana kadar başarılı olmuş görünüyor.
EG: Barış’a katılıyorum tepedeki ikiliyi zorlamada en büyük aday Spurs. Son ve Kane’nin sakatlık yaşamaması ve transferlerin uyum sağladığı bir denklemde; Conte’nin Kloop ve Pep karşısında yapacaklarını izlemeyi heyecanla bekliyorum.

Tottenham / SillySeason
Daniel Levy'nin para harcama konusunda ne kadar tutarlı biri olduğunu biliyoruz. Buna rağmen Tottenham, Levy döneminin en fazla para harcanan ve en aktif transfer dönemlerinden birini geçirdi. Tottenham'ın transfer politikasıyla ilgili neler söylersiniz?
BK: Conte ile gelen enerji ve sezonun güzel bir ivmeyle Şampiyonlar Ligi bileti alınarak kapatılması Levy’yi de ikna etmiş görünüyor. Çok önemli takviyeler yapıldı. Bissouma bütün Big Six takımlarında direkt oynayabilecek bir oyuncuydu bence. Djed Spence geçen sezon Championship’in en göze çarpan oyuncularından biriydi. İkisi de genç ve Conte elinde daha da parlayabilecek oyuncular. Richarlison’a ben biraz mesafeliyim. Yeteneğine lafım yok ama agresifliği ve bencilliği rahatsız edici olabiliyor zaman zaman. Conte bu yanlarını törpülemeyi başarırsa ondan da iyi verim alacaktır. Kadro kalitesine seviye atlatmayı amaç edinmiş görünüyor Tottenham. Şampiyonlar Ligi biletinden daha fazlasını istedikleri aşikar.
EG: Conte’nin sistemi için elzem olan kanat beke yapılan Ivan Perišić hamlesi öne çıkmakta. Ve önünde oynayacak olan Son ve ekürisi Kane ile nasıl organizasyonlara gireceği şimdiden merak ettirmekte. Richarlison’un kadroya katacağı en büyük eklemenin ise hırs olacağını düşünüyorum. Hücuma yapılan takviye hem Brezilyalı’nın kariyeri için, hem de Spurs kadrosu için iyi bir hamle oldu diye düşünüyorum.
Geçtiğimiz sezonun başında Arsenal, yaklaşık 150 milyon sterlin harcayarak yeni bir inşa sürecine başlamıştı. Bu yaz da kadrolarına büyük eklemeler yaptılar ve 100 milyon barajını geçtiler. Artık Arsenal'den şampiyonluk için mücadele etmesini beklemeli miyiz?
BK: Şampiyonluk için henüz erken bence, ama daha istikrarlı bir şekilde ilk üçte veya dörtte yermalma açısından iyi bir döneme giriyorlar diye düşünüyorum. The Athletic geçen Edu’yla bir röportaj yayınladı ve Edu orada Arteta’yı göreve getirirken yönetime 2022-23 sezonunun çok daha iyi olacakları sezon olduğunu söylediğini anlatıyor. Hem geçen sezon sonu yakalanan ivme hem de sezon öncesi görüntü Edu’nun öngörüsünü doğruluyor gibi. Üzerine konuşulup yazılmasına rağmen Jesus transferinin hala layığıyla spor medyasında ele alınmadığını düşünüyorum. Belki Haaland ve Nuñez gündeminin gerisinde kalmış olduğu içindir. Gabriel Jesus hala çok genç ve bu saatten sonra da bir Arsenal efsanesine dönüşmemesi için hiçbir sebep yok. Çok umut veren bir hazırlık dönemi geçirdi Arsenal ve en göze çarpan isim de o oldu. Mevcut Arsenal oyuncularının aksine Jesus, Zinchenko gibi isimler winner olmanın ne demek olduğunu bilen oyuncular. Arsenal’ın takıma bu hissiyatı takıma sirayet ettirecek isimlere ihtiyacı vardı.
EG: Barış’ın Jesus için söylediklerine katılıyorum. Arteta City’den tanıdığı iki oyuncuyu Arsenal’e getirdi ve onlardan ne alabileceğini iyi biliyor. Ligin bitiminde ‘sezonun transferi ödülü’ için Gabriel Jesus’un büyük bir aday olduğunu düşünüyorum. City’dekinin aksine hem skor üretebileceği hem de potansiyelli gençlerinin gelişimine de doğrudan katkı yapabileceği bir ortama adım attı. Şampiyonluk ihtimalini zikretmek için önce de belirttiğim gibi iyi ihtimalle bir kaç sezon daha beklememiz gerekiyor.

Arsenal / Just Arsenal
Olası bir başarısızlıkta, Arsenal'de fatura kime kesimeli? Biz kimi istediyse aldık diyen yönetime mi yoksa Mikel Arteta'ya mı?
BK: Önemli takviyeler oldu ama tam anlamıyla kimi istediyse aldıkları söylenemez. Sonuçta Raphinha ve Lisandro Martinez’i de istemişlerdi. Arsenal’ın transfer rekabeti yaşanan oyuncular konusunda elinin çok güçlü olmadığını görüyoruz. Rakipler de aynı oyuncuyla ilgileniyorsa genelde oyuncu diğer takımlara gidiyor. Başarı ivmesinin devam etmesi, kupaların kazanılması durumunda bu durum değişmeye açık her zaman. Yine de tabii ki geçen sezondan daha iyi bir kadro var elde ve Arteta’nın geçen sezondan daha iyisini yapması gerekiyor. Diğer yandan, bu sezon beklentilerin altında kalınsa da Arteta’ya faturanın kesileceğini düşünmüyorum. Beklentilerin çok çok uzağında kalınması lazım böyle bir şeyin olması için. Arsenal’da ivme olumlu olsa da sabır hala şart.
EG: Arsenal’de uzun zamandır göremediğimiz bir vizyon üzerinden kadro yapılanmasına gidiliyor. Bu tarz denemeler futbol izleyicisini heyecanlardırmakla birlikte her zaman başarıyı peşinden getiremiyor. Arsenal için başarısızlıktan söz etmek için bence bir süre beklememiz gerekiyor. İçine girdiği yapılanma süre istiyor, Arteta için üzücü olan ise EPL geldiği noktada çok fazla süre tanıyan bir yapıda değil artık. Taraftar geçtiğimiz sezon kapısından döndüğü Şampiyonlar Ligi’ne dönmek istiyor. Tüm artı ve eksilere rağmen Arsenal ilk dört için tartışmasız büyük adaylardan biri. Ez cümle olası başarısızlıkta fatura günümüz futbol kulüpleri yapılanmasında, haklı da olsa maalesef teknik direktöre kesiliyor.

West Ham United
Big Six takımlarının dışında da bu yıl çok sayıda ilgi çekecek takım var. Diğer takımlarla ilgili neler söylemek istersiniz? Küme düşme adaylarınız kimler?
BK: West Ham yine yukarıyı en zorlayacak takım olacaktır. Gianluca Scamacca gibi Big Six takımlarından birine gitse şaşırılmayacak çok önemli bir forvet aldılar. Aston Villa ve Brighton da yine üst sıralarda görebileceğimiz takımlar olabilir. Küme düşeceklerini düşünmüyorum ama Everton an itibariyle küme düşme görüntüsü veriyor. Lampard’ın yaydığı enerji de çok kötü. Şimdiden kovulmaya hazır bir hali var gibi açıklamalar yapıyor. Küme düşme konusunda, Bournemouth’u şu ana kadar Premier Lig seviyesine yönelik hamleler yapma açısından yetersiz buldum. Birinci aday gibiler şu an. Yine Fulham da çok ışık vermedi henüz. Forest çok fazla takviye yaptı, bekleyip görmek gerekecek ortaya ne çıkacağını.
EG: Küme düşme konusunda lige yeni çıkan üç takım da düşme konusunda bir adım önde gibi görünüyor. Ben de Barış gibi altılı dışında West Ham United’ı izlenmesi gereken takım olarak görüyorum. Kendileri önemli ölçüde sempati beslemem bu konuda tarafsızlığımı biraz zorlasa da Scamacca’lı West Ham hücum hattını heyecanla bekleyeceğim. Avrupa kupaları yolunda ciddi bir aday olan West Ham’ın bir iki takviye ve iyi bir uyumla Şampiyonlar Ligi vizesi için mücadele ettiğini görmek ise kişisel hayalim. Come On You Irons!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Serbest Atış
Serbest Atış, eşit spor anlayışıyla spor kültürü üzerine içerikler üretir.
İLGİLİ OKUMALAR



