Matruşkanın içinde özgürlük arayışı: Ayna


Amazon Prime Alışveriş Festivali’nden kaçırılmayacak fırsatlar Amazon’un Prime Alışveriş Festivali , 8-14 Ekim tarihlerinde Prime üyelerini on binlerce üründe cazip indirimle buluşturuyor. Prime avantajlarından öne çıkanlar: Hızlı ve ücretsiz teslimat: Sepet tutarı gözetmeksizin aynı gün, ertesi gün, iki günde veya randevulu teslimat seçeneklerinin keyfini çıkarın. Prime’a özel indirimler: Yalnızca Prime üyelerine özel indirimlere ek olarak Prime Çok Al Az Öde ile seçili ürünlerde 500 TL ve üzerindeki alışverişlerinde yüzde 10 indirim kazanın. Taksit fırsatı: Seçili ürünlerde 12 aya varan taksit seçeneklerinden faydalanın. Prime Video: Ücretsiz Prime Video üyeliğiyle birçok yerli ve yabancı film ve diziye ek ücret ödemeden primevideo.com ya da Prime Video uygulaması aracılığıyla erişin. Prime Gaming: Oyun içi ayrıcalıklar, her ay yenilenen ücretsiz oyunlar ve Twitch.tv’de sevdiğiniz bir yayıncıya aylık abonelik hakkının tadını çıkarın. Dahası: Festival süresince hafta içi saat 8.00, 12.00, 16.00 ve 20.00'de yenilenen flaş indirimler sunulurken, aldığınız Prime Fırsatı etiketli ürünün fiyatı takip eden 7 gün içerisinde düşerse aradaki fiyat farkı da iade ediliyor. Kampanyada sunulan fırsatların yanı sıra her ayın ilk 7 günü boyunca geçerli, binlerce süpermarket ürününde 500 TL veya 3 adet ve üzeri satın alımlarda geçerli yüzde 15 indirimin de sahibi olabilirsiniz. Prime üyesi olup 30 günlük deneme süresini buradan başlatabilir, Prime ayrıcalıklarından ve “Prime Alışveriş Festivali” kampanyasından yararlanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Bir toplumun ve o topluma mensup sanatçıların görüşleri, kendi çıkarlarıyla örtüşmeyince, elindeki gücü orantısız kullanarak çözümü yasaklar ve cezalarda bulan totaliter bir rejimin ortaya çıkardığı bir oyun Ayna.
Ne izliyoruz? Bütün sanat eserlerinin Kültür Bakanlığı onayından geçmesi gerektiği ve elbette ki çoğunluğunun bu onayın gerekliliklerini karşılamadığı için yasaklandığı bir iklimde, oyun sahnelemeye çalışan bir tiyatro ekibini izliyoruz. Ekip, yasaklı bir oyun metnini sahnelemek için çareyi tiyatroyu bir düğün salonuna dönüştürmekte buluyor. Bizler de bu yolla, bir başkaldırının öznesi olmaya davet ediliyoruz.
Aslında eski bir asker olan oyun yazarı Adem (Uğur Uzunel), yazdığı bir oyun yüzünden ve biraz da iyi bir kalemi olduğu düşüncesiyle, Kültür Bakanlığı direktörü Çelik (Aytek Şayan) ile görüşmeye çağrılır. Ancak Adem, hem yazdıkları hem de söyledikleriyle burada olmaya pek uygun bir karakter değildir. Yasaklı kelimelerle yazdığı oyun üzerine Çelik’ten aldığı revizyonlar Adem’in gerçekçi kalemine etki etmez. Hatta Çelik’in sözlerini, bakanlığın talebiyle yeniden düzenlediği oyununda kullanarak onu kendisiyle yüzleşmeye iter.
Bu, Picasso’nun savaşı resmettiği Guernica tablosu için bir Nazi subayına “Bu tabloyu ben değil siz yaptınız” demesi gibidir neredeyse. Adem, Çelik’in ve bakanlığın baskıcı taleplerine, onlara ayna tutarak karşılık vermiştir.
- Tam bu noktada, belki de maruz bırakıldıkları yüzünden seyirciyle özdeşliği en kolay olan bu karakterin ve oyunun temel sorularından biri doğar: Bir sanatçı gerçekleri olduğu gibi anlatmalı mıdır, yoksa kendi kimliğinden vazgeçmek pahasına, bir üst akılın gölgesinde kalarak çarpıtmalı mıdır?
Bu sorunun cevabını vermek pek çok yazar ve sanatçı için kolay olmadığı gibi, ünlü yazar Bax (Barış Gönenen) için de kolay olmaz. Çünkü o idealize edilmiş iyi bir yazar figürüyken, toplumun gerçekliği ve kendisinin toplumdaki karşılığıyla yüzleşince yaşadığı aydınlanmayla, yazar kimliğini sorguladığı bir konuma geriler. Bu yolla, iki eski asker olan ve “gerçeği" ağır koşullarda deneyimlemiş Adem ve Mei (Begüm Akkaya) ile aynı fikir düzleminde buluşmuş olur.
Peki kimin kaybedecek daha çok şeyi var? Bu farkındalıkla birlikte bugüne dek yaşadığı hayatın bir yanılsama olduğuyla yüzleşen Bax'ın mı, yoksa hayatı zaten hakikatin koşullarıyla sınırlandırılmış olan Adem’in mi? Bax'a sorarsak onun yazar sancıları Adem'in yasaklı kelimelerle oyun yazdığı için kesilen parmaklarından daha acı verici... Çünkü artık ülkesini çok daha iyi gösterebileceği oyunlar yazmaktan haz alamayacak.
Kara komik olarak nitelendirebileceğimiz metnin de çokça altını çizdiği gibi, tiyatroda geçireceğimiz bir gece bize her zaman keyifli bir deneyim vadetmiyor. Bu oyunda seyirci, bu gösteriye katılarak bastırılmaya çalışılan bir düşünceden taraf olmayı seçmiş ve aldığı riski kabul etmiş sayılıyor. Çünkü bu oyun, “Herhangi bir yerde biraraya gelmiş bir topluluk ne kadar kalabalıksa isyan etmeye o kadar yakındır ve birlikte hareket ederek güçlenir” düşüncesinden korkan bir rejime karşı oynanıyor.
Metnin bu çatışması bize Brecht’in “kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” dizelerini anımsatıyor. Bu anlamda oyunun yazarı Sam Holcroft’un, oyun içinde oyun içinde oyun yapısını ustalıkla kullandığı bu metinle, izleyiciyi çokkatmanlı bir düşünce ağının içine çektiğini ve bir matruşka bebeğinin içinde özgürlük arayışına sürüklediğini söylemek mümkün.
Ayna, Holcroft’un bir seyahat deneyiminden ilham alarak yazdığı bir oyun. Bu oyunun çıkış noktasını anlatırken, totaliter rejimin Shakespeare oyunlarını dahi yasakladığı bir ülkede oyun yazmaya çalışan yazarlardan bahsediyor. Böyle yasaklı bir oyunda seyirci olmayı deneyimleyen Holcroft, yaşadığı gerilimi Ayna seyircisine de aktarmak istemiş. Bu deneyimden sonra, aynı koşullarda yazmaya devam edebileceğinden şüphe duymuş ve bu baskı altında oyun sahnelemeye devam eden yazarların aldığı hayati riskin yanında, kendi koşullarını ancak “çürük bir egoyu riske atmak” olarak tanımlayabilmiş.
İlksen Başarır çevirisi ve İlham Yazar yönetmenliğinde sahnelenen oyunun oyuncuları Aytek Şayan, Barış Gönenen, Uğur Uzunel, Begüm Akkaya ve Serhat Barış, oyunun bu katmanlı yapısına bir katman daha kazandırmış. Öyle ki sahnedeki her anı ve her boşluğu, organik bir gerçeklikle dolduran oyunculuklar seyrediyoruz. Özellikle Barış Gönenen ve Aytek Şayan, her projede seyircisini peşinden sürükleyecek bir oyunculuk etkisi bırakıyor. Finalde, seyirci artık tam anlamıyla oyunun bir parçası haline gelirken, bir düğün davetiyesi aracılığıyla kabul ettiğimiz bu suç ortaklığı, tarihe iz bırakacak bir eylemle sonuçlanıyor.
Not almalı: DasDas’ın yeni sezon açılışıyla birlikte 20 Eylül’de prömiyer yapan Ayna, sezon boyunca DasDas Sahne’de düşünce özgürlüğü üzerine düşünmeye davet ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pink Floyd grup üyeleri arasında yıllardır süren tartışmalar sonucunda müzik haklarını Sony'e sattı. 20 Eylül’de prömiyer yapan yeni DasDas oyunu "Ayna", sezon boyunca düşünce özgürlüğü üzerine düşünmeye davet ediyor.
06 Eki 2024

YAZARLAR

Senem Birlik
Dramaturg ve senarist. 2023 yılında “Ya Çok Seversen” adlı televizyon dizisinin senaristliğini üstlendi. Bugün hâlâ Ay Yapım bünyesinde Drama Geliştirme Editörü, dramaturg ve senarist olarak çalışıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





