Meclis önünde gözaltı: Öğretmenler neden açlık grevine girdi?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın çağrısıyla sektördeki güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve atama sorunlarına dikkat çekmek için 14 Haziran'da Ankara'ya gelen öğretmenler, üç gündür açlık grevinde. Bugün ise TBMM Çankaya Kapısı'nın önünde açıklama yapmak isterken emniyet güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştılar. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ve Örgütlenme Sekreteri Hüseyin Aksoy'un da aralarında bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı.
“Biz en temel hakkımızı, yaşamsal taleplerimizi istiyoruz. Geçinemiyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz, mesleki itibarımız ayaklar altında. Biz artık bunu kabul etmiyoruz, bıçak kemiğe dayandı. Dayanacak gücümüz, sabrımız kalmadı. Taleplerimiz karşılanana kadar Ankara’dan dönmüyoruz, ayrılmıyoruz. 'Açlıktan ölmeyiz, biz bu yoldan dönmeyiz' dedik.”
Taleplerinin karşılanması ve verilen sözlerin tutulması çağrısıyla 14 Haziran’da Ankara’da başlattıkları eylemi, 15 Haziran’da süresiz açlık grevine dönüştüren Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler, yaşadıklarını bu sözlerle anlatıyor.
Sendika, yaptığı açıklamalarda Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere, kendilerine çözüm sözü veren bürokratları masaya oturmaya çağırıyor; Tekin’in istifasını da talep ediyor.
‘Biz beş senedir mücadele ediyoruz’
Pazar günü yapılmak istenen basın açıklaması sırasında da 41 kişinin gözaltına alınmış; ardından serbest bırakılmışlardı. Öğretmen Sendikası İstanbul Temsilcisi Burcu Çıra da eylemler sırasında polis müdahalesiyle karşılaştı ve darp edildi. Çıra, yaşananları Aposto’ya anlattı:
“Kurtuluş Parkı’nda biber gazı ve işkenceye maruz kaldık. Bir gün önce aynı şeyleri Güvenpark’ta yaşadık. Benim elim sarılı, bileğim kesildi. Arkadaşlarım darp edildi, kafa travması yaşayanlar var. Her birimizin vücudunda ağır darbeler var. Biz bu kadar nefretin sebebini merak ediyoruz.”
Çıra, Enerji Oteli önünde yaşanan “ablukayı” ise şöyle anlatıyor:
“Arkadaşlarımızın bir kısmı Kurtuluş Parkı’na gitti. Biz de otelden çıkıp parka gitmek istediğimizde kapıda ‘buradan ayrılamazsınız’ denildi. Yollar sağlı sollu kesildi, gözaltı araçları geldi, ablukaya alındık. Belki parka değil, başka bir yere gidecektim ama izin verilmedi. Hangi kararla, hangi gerekçeyle?”
Çıra, açlık grevi kararının yıllara yayılan bir mücadele hattının sonucu olduğunu söylüyor:
“Biz açlık grevini öyle kolay bir kararla almadık. Bu geldiğimiz son nokta. Beş senedir mücadele ediyoruz, üç senedir büyük direnişler yapıyoruz. 2024’te Meclis Parkı’nda 52 gün nöbet tuttuk. Bugünkü direnişin temellerini orada attık. Geçen sene İstanbul’dan Ankara’ya yürüdük, ardından on gün süren bir direnişimiz oldu.”
‘2026’da hâlâ asgari ücret civarında maaşlarla çalışıyoruz’
Çıra’ya göre özel sektör öğretmenlerinin son yıllardaki en kritik kazanımı, devletle ve işveren örgütleriyle aynı masaya oturulacağına dair verilen sözlerdi. Ancak verilen sözler yıllardır tutulmuyor:
“Çalışma Genel Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı, komisyon, patron dernekleri ve sendikanın dahil olacağı bir çalıştay yapılacaktı. Bize 31 Temmuz 2025 için davet yazısı bile geldi. Sonra toplantı sürekli ertelendi; yoğunluk dediler, kamu çerçeve protokolü dediler. Sonra tamamen unutuldu.”
Çıra, bugün gelinen noktada ise tabloyu “güvencesizlik ve düşük ücret” olarak özetliyor:
“2026’da biz hâlâ asgari ücret civarında, birkaç bin lira üstünde maaşlarla çalışıyoruz. Kurs merkezlerinde 9-10 aylık sözleşmeler yapılıyor. Bu zaten yasal değil, böyle bir sözleşme türü yok. En az 12 ay olmak zorunda.”
Rehabilitasyon merkezleri ve ücretli öğretmenlik sistemindeki şartların ise çok daha zor ve ağır olduğunu söylüyor:
“Rehabilitasyon merkezlerinin durumu zaten korkunç. Asgari ücrete 45 saat ders yüküyle ve özel durumu olan öğrencilerle çalışılıyor. Orada dönen rant çok büyük ama öğretmenler hiçbir pay alamıyor. Ücretli öğretmenlik bir taşeron sistem gibi. Devlet okullarının dörtte üçü ücretli öğretmenlerle dolu. 30 saat derse girip 31 bin lira alıyorsun, o da maksimum.”
‘Ek işsiz olmadan yaşayamıyoruz’
Sendika ve öğretmenler, bu yapının öğretmenleri ikinci bir işe mecbur bıraktığını, mesleki motivasyonu ve eğitimin niteliğini de doğrudan etkilediğini savunuyor:
“Ek işsiz yaşayamıyoruz. Hepimiz ikinci iş yapıyoruz, özel ders veriyoruz ya da başka sektörlere yöneliyoruz. Biz en temel şeyleri istiyoruz. Artık sabrımız kalmadı.”
Çıra, yaşananların toplumsal sonuçlarına da dikkat çekiyor:
“Ülkede öğretmenler öldürülüyor, öğrenciler öldürülüyor, mecburi görevler veriliyor veya okullar kapatılıyor. Bunun sorumluluğu bize yükleniyor, bizim ücretimizden kesiliyor. Sürekli hak kayıpları yaşıyoruz.”
Öğretmenler ve sendika, siyasi temaslarını sürdürmeye devam ediyor:
“Meclis’te görüşmeler yapan bir heyetimiz var. Devlet Bahçeli ‘öğretmenlerin yanındayız’ diye bir açıklama yaptı. Çok sayıda vekille görüştük, herkes düzenleme gerekiyor diyor ama adım atılmıyor.”
Mülakat mağduru öğretmenler ne talep ediyor?
Mülakat mağduru öğretmenler de benzer bir çıkmazda. KPSS sıralaması 1.085 olan bir öğretmen, mülakattaki puanı yüzünden 2.138. olduğunu anlatıyor:
"Mülakatta 81 puan aldım, zaten puanım 80,88’di. Yani 0,2 puan bile vermemişler bana. Mülakatım çok güzel geçmişti. Sorulan 3 soruyu da bilmiştim. KPSS puanı 79 olan arkadaşımıza 90 verildiğine dair belgeler gördük biz. Bizim 0,01 puanla bile kaderimiz değişebiliyorken verilen 10 veya 15 puanlarla çok büyük farklar oluşuyor."
- Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği mezunu 32 yaşındaki bir öğretmen, KPSS’de yaklaşık 40 bin aday arasında 724. sıradayken, mülakatta verilen 0,73 puan nedeniyle 1.108. sıraya gerilediğini anlatıyor. Bir başka öğretmen, alanında 18.563 kişi arasından 517. sıradayken, mülakat sonuçları sonrası 812. sıraya düştüğünü ve yalnızca 754 kişinin alınacağı kontenjanın dışında kaldığını söylüyor.
Bu öğretmenler, yazılı sınav başarısının esas alınmasını talep ediyor:
“Mülakat mağdur öğretmenlerin atama hakları gasp edildi. Kazandıkları sınavın mülakatlarında, iller arası değişen puan türlerinden kaynaklı, aynı soruya aynı cevabı verenler farklı puanlar aldılar. Öğretmenlerin atanma hakkı için kanun teklifi verildi. MHP'li Filiz Kılıç verdi teklifi. 'Atanacaksınız' dedi, insanlara söz verildi. Bir hafta sonra, AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler, ‘Biz size bunu veremeyiz, yoksa herkes ister’ dedi."
‘Yaklaşık 40 bin lira maaş alıyorum, İstanbul’da kiralar 40 bin liradan başlıyor’
Aposto’ya konuşan özel sektör öğretmenleri, Ankara’ya büyük kentlerdeki geçim sıkıntısının gölgesinde geldiklerini anlatıyorlar. Özel okulda çalışan ve geçim sıkıntısı yaşadığını söyleyen bir öğretmen, ücretlerin yaşam koşullarının çok gerisinde kaldığını belirtiyor:
“Ben özel sektör öğretmeni olarak 30-40 bin lira maaş alıyorum. İstanbul’da kiralar 40 bin liradan başlıyor. O zaman benim insanca yaşayabilmem, taleplerimin karşılanması için sorumluluk alacaksınız.”
Öğretmenler, temel taleplerini ise iki başlık altında topluyor: Özel öğretim kurumlarında çalışanlar için taban maaş güvencesinin 5580 sayılı kanuna eklenmesi ve mülakat mağduru öğretmenlerin atanması.
“Bunu kabul eden milletvekilleri gelip imza atacak. İmza atanları ‘bizimle’ diye ilan edeceğiz, imza atmayanları ise öğretmenlerin karşısında duran, yaşanan adaletsizliklere sessiz kalan taraf olarak teşhir edeceğiz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


