
Meksika'nın Juárez kentinde, mimar Javier Senosiain Aguilar tarafından 1985 yılında tasarlanan bir ev: La Casa Orgánica. Dışarıdan baktığında, bir ev olduğunu anlamak imkansız, sanki içinde pencereler olan bir bahçe gibi. Aslında o bahçede yürümek, evin çatısında yürümek anlamına geliyor; çünkü ev bulunduğu arazinin altında yarı gömülü olarak duruyor. Eve içeriden baktığında ise sanki bir denizin dalgası gibi odadan odaya sonsuz mükemmellikte akıyor. Başka bir açıdan da sanki bir uzay gemisi gibi.
La Casa Orgánica'nın websitesinde şöyle yazıyor: "La Casa Orgánica, çevresel, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarımıza göre doğadaki kökenimizi ve tarihsel geçmişimizi dikkate alarak insanlara uyarlanmış bir alan yaratma fikrinden doğdu". Doğadaki şekillere göre modellenen evdeki çeşitli odalar eskimoların evlerini, mağaraları, bir annenin rahmini ve hatta yeni doğmuş bir bebeği kucaklamak için eğilmiş bir annenin kollarını andırıyor.
Şu an olduğu gibi bir müze olmadan önce, La Casa Orgánica Aguilar'ın kendi ve ailesinin yaşaması için tasarladığı bir evmiş. İlk tasarladığında sadece 1 odası varmış. Sonrasındaki 25 yıl boyunca, ev, mimarın büyüyen ailesini barındıracak şekilde genişletilmiş. Genişletilirken, mevcut evi yeni odalarına bağlamak için labirent gibi tüneller eklenmiş; tüneller şekilleri sebebi ile "El Tiburón" yani köpekbalığına benzetiliyormuş. Benzetme tam olsun diye, tünellerin üstüne bir de dev yüzgeç eklenerek köpekbalığı benzetmesinin hakkı verilmiş.
Evin ana girişinden girip, bahçeye çıkmak dünyanın merkezine yürümek gibi adlandırılıyor; spiral gibi dönen bir giriş yolundan aşağıya, ana yaşam alanına açılan bir tünele doğru ilerliyorsun. İçeride, Casa Orgánica dekoru kasıtlı olarak basit tutulmuş ve yeryüzü ile bir olma yanılsamasını yaratmak için odaya entegre mobilyalar ve kum renkli halılarla tamamlanmış. Burayı ziyaret etmek mümkün, lakin birazcık pahalı. İlgilenirsen, websitesine bakabilirsin.
La Casa Organica dahi mimar Javier Senosiain Aguilar'ın tek eseri değil. Mexico City'nin kuzeybatısında bulunan, 11 daire ve gizli bir bahçeden oluşan El Nido de Quetzalcoatl (Quetzalcoatl'ın Yuvası) da en az La Casa Organica kadar etkileyici.
Quetzalcoatl, Azteklerin tüylü yılan Tanrısıymış. Aguilar, Quetzalcoatl'dan ilham alarak, muhteşem bir bahçe ve doğal yaşamın ortasına, rengarenk mozaikler ile kaplanmış; koridorlar, labirentler, tüneller, köprüler ve binalar inşaa etmiş. Bahçe diyip de geçmemek lazım, tamamen gezmesi neredeyse 1 gün sürüyormuş. Şimdiye kadar gördüğüm en fantastik mimari eserlerden biri. 11 tane dairesi var, ve üstelik gerçekten burada yaşayan insanlar var. Daha da bombası, dairelerden biri Airbnb'ye kayıtlı! 8 kişilik bir arkadaş grubu rahat rahat kalabilir. Günün birinde Meksika'ya gidersek, mutlaka yapmak istediğim şeyler listesinin en tepesine girdi! Gitmeye ikna olmak için, Airbnb sayfasındaki yorumları okuman yeterli.



Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa ve Dünya'nın sıra dışı ve olağanüstü güzellikte köşelerine ışınlanıyoruz!
08 May 2021

YAZARLAR

Good City Guides
Hayalperest gezginleri, oturdukları yerden seyahate çıkartacak hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


