Memur başından savmak istiyor: Bizde 30 kuruşa adam çalıştırılır; başka yerde iş ara!

(6)
Röportajı yapan: Neriman
Kapıcı fazla bir şey sormadı.. Yahut sormak istediklerinden, yüreğinin yufkalığı yüzünden vazgeçmiş olacaktı. Başını gene açık duran kapıdan yana sallayarak:
— Haydi, dedi, bir defa sor bakalım, belki de işçiye ihtiyaçları vardır.
Odaya doğruldum. Masa başına oturan, sırtına beyaz bir iş gömleği geçişmiş bayın yanına yaklaştım.
Meşguldü.. Benim yanına sokulduğumun farkına bile varmadı. Bir yandan sırtı bana dönük bir vaziyette sandalyede oturan birisiyle konuşuyor, bir yandan da elindeki kurşun kalemiyle bir takım işaretler yapıyordu.
Biraz daha yaklaştım.. Azıcık bekledim. Hafif öksürür gibi yaptım. Nafile... Bir türlü mevcudiyetimin farkında olmuyor. Nihayet dayanamadım:
— Bana bir iş verir misiniz? İş istiyorum, dedim.
Ne yazık ki söylediklerimi de duymamıştı. Bense, sesime büyük bir hüzün karıştırarak söylemiştim... Acaba, aynı tonla, aynı tavırla bu isteğimi bir daha tekrarlayabilecek miydim?
Beyaz iş gömlekli genç neden sonra oracıkta durduğumu sezebildi ve:
— Ne istiyorsun? der gibi yüzüme baktı...
Boynumu büktüm ve sesime daha mahzun bir tavır vermeye uğraşarak:
— Çalışmak istiyorum. Bana bir iş verir misiniz? dedim.
Bunu birincisinden daha iyi söylemiştim.. Âdeta sesim titremiş ve omuzlarım çökmüştü.
Bütün ümit kapılarımı daha ilk sözüyle kapadı:
— Yok kızım... Bizde iş yok... İşçilerimiz tamam, dedi.
Onun bu cevabı karşısında hakiki iş isteyenin yapacağı şey; boynunu bükerek kapıdan çıkmaktan başka bir şey olamazdı.
Çünkü sözü o kadar kat'i, o kadar kestirmeydi... Ben bunu yapamazdım... Kovuluncıya kadar bu isteğimde ısrar edecektim. Evvelâ duraladım... Ne diyeceğimi şaşırdım. Tereddüdüm geçtikten sonra, ona yalvarırcasına:
— Ne olur, dedim, beni de alın!..
— Yok. İş yok.. İş olmadıktan sonra yaratamam ya bunu?!..
Beni hâlâ karşısında kıpırdamadan durur görünce başından savmak yolunu başka dilde aradı:
— Hem, dedi, bizde 30 kuruşa adam çalıştırılır. Git, başka yerde ara kendine iş..
— Zararı yok, dedim. Ben de çalışırım, beni de alın..
— İş olsa ne diye almıyayım? Bir başka gün gene gel... Belki adama ihtiyacımız olur, seni de alırız.
Fazla ısrarım, bu kapıyı yüzüme büsbütün kapayacağını anlıyordum. Başka bir şey söylemedim..
Yalnız başımı öne eğdim.. Ağlıyormuş gibi, dudaklarımı ısırdım. Hıçkırığımı güç zapteden bir yaslı halinde geri döndüm.
Buradan hemen ayrılmamalıyım. Hiç olmazsa tekrar baş vurabilecek bir vaziyet yaratmalıydım. Kapıdan çıkmazdan önce:
— Tekrar ne zaman gelebilirim? diye sordum.
— İşin ne zaman olacağı belli olmaz kızım.. Yolun düştükçe uğra..
Dışarıya çıktığım zaman hâlâ boynum bükük, omuzlarım çöküktü...
Kapıcı beni de bu halde görünce, bayağı mahzun oldu.
— Ne oldu? diye sordu..
Sesime daha acıklı bir ton verdim:
— Beni işe almıyorlar! İş yok dediler!...
Bu sözlerim kendimde ummadığım bir tesir yaptı. Gözlerim yaşardı. Büsbütün burnumun direği sızladı. O kadar acınacak bir hal almış olacaktım ki, iyi kalbli kapıcı dayanamadı:
— Kızım, dedi, böyle müteessir olmıya lüzum yok. Allah büyüktür? Burada iş bulamazsan kısmetini başka yerden verir. Hemen ümitsizliğe kapılma..
O bunları söylerken ben mendilimi çıkarmış, sonu gelmiyen göz yaşlarımı gûya kurulamıya çalışıyordum. Gene sesim titrek bir halde:
— Günler var ki iş arıyorum. Nereye gitsem kapıları duvar buldum. Kimse yalvarmalarıma kulak vermedi.. Neredeyse dilenmiye çıkacağım. Evdeki ihtiyar ninem, her gün benden bir şey bekliyor... Satacak yorgandan başka bir şeyimiz kalmadı. Nasıl ağlamıyayım?
Mendili tekrar gözüme götürdüm... Hıçkırır gibi yaptım.. Bu sırada kapıcı bana yaklaşıyordu. Bense olduğum yerde sanki düşüp bayılacakmışım gibi sendeliyordum.
Kapıcının merhametli sesi, bugün bile kulaklarımda çınlıyor:
— Dur ağlama! Hele bir varayım, ona ben de söyliyeyim. Belki seni buraya alırız. Birazdan paydos olacak. Bekle şurada... Fukaralık ayıp değil, insan namuslu, edebli olduktan sonra her yere girer, her yerde iş bulur, üzülme...
Demek kapıcı bana şefaat edecek, beni işe aldırmıya çalışacaktı. Kendisine gene hıçkırıklar arasında cevap verdim:
— Allah senden razı olsun..
O benden biraz uzaklaştı, sonra birdenbire durarak geri döndü. Tâ yanıma kadar sokularak eliyle omuzumu tuttu; Sesinde biraz evvelki tessür yerine bir ciddîlik belirmişti:
— Ha! Bak hele... dedi. Buralarda gece işi de vardır. İşbaşı akşam 7,30 da başlar 5,30 da biter. Seni gece işçisi olarak almak belki daha kolay olur. Ne dersin? böyle iş olursa çalışabilir misin?
Birdenbire nasıl cevap vereceğimi kestiremedim. Biraz durakladıktan sonra:
(devamı var)
Kaynak: Haber (Akşam Postası), 25 İkinciteşrin 1937, Sayfa 11.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Sıra numaram: 500'dü. Ne bir eksik ne bir fazla. Tam 500. Artık ben bu fabrikanın bir malı, bu fabrikanın bir işçisi olmuştum.
21 Eki 2022

YAZARLAR

Kupür
Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.
İLGİLİ OKUMALAR


