
Tanışarak başlayalım. Tasarlayanlar kimdir? Aposto!’da ne anlatır?
Tasarlayanlar, tasarım alanında yaratıcı işlere yer veren bağımsız bir çevrim içi dergi. Türkiye'de tasarım kültürünü desteklemek için ana dilimizde içerik üretmemiz lazım düşüncesiyle üç sene evvel yola çıktık. Kurulma amacımız tasarım alanında iş yapan, yerli ve yabancı sanatçı ve tasarımcıların sesini duyurmak ve okuyuculara dünyada neler olduğunu gösterip ilham verecek bir platform oluşturmak. Mottomuz şu: Tasarımı seviyor, tasarlayanları destekliyoruz!
Son bir aydır da Aposto! üzerinden materyalden, renklere, deneyim tasarımına ve tasarım dünyasında görünür olmaya birçok önemli konuyu konuşuyor, anlatıyor, tartışıyoruz.
Söylediklerinizden ve isminizdeki çoğul ekinden anladığımız kadarıyla Tasarlayanlar kolektif bir ekip ve yine bir grup insana sesleniyor. Yaratıcı endüstrilerde böyle birlikteliklerin, kolektif üretimlerin önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Neden?
Evet, Tasarlayanlar olarak beraber olmanın ve değer yaratmanın önemine gönülden inanıyoruz. Tasarlayanlar ekibi farklı alanlarda uzmanlaşmış genç ve dinamik yazarlardan oluşuyor. Yaratıcı endüstrilerin beraber üreterek, konuşarak, paylaşarak geliştiğine inanıyoruz.
Doğrusu tasarım biraz çerçeve bir kavram, her şeyin sonuna ekleyebiliyoruz: Şehir tasarımı, ürün tasarımı, deneyim tasarımı, etkinlik tasarımı… Bu durum tasarımın etki alanını bir hayli genişletiyor. Sizce tasarım üzerine daha çok düşünmek dünyanın ve toplumun geleceği için ne gibi anlamlara gelebilir? Tüm bu alt disiplinler üzerinde düşünebiliriz…
Çok farkında olmasak da şu anda etrafımızda olan, günlük hayatımızda kullandığımız bütün objeler birileri tarafından tasarlanmış ürünler. Bu objeler deneyimlere sebep oluyor ve deneyimler birikerek toplumu ve çevremizi etkilemeye başlıyor. Aslında alınan tasarım kararları, basit görünse de bütün insanları etkiliyor. Bu ögelerin ve deneyimlerin tasarımını düşünüp geliştirebilirsek o zaman toplumum ve dünyanın geleceğini pozitif yönde etkileyebiliriz.
“Kullanıcı deneyimi”, “deneyim tasarımı”, “design thinking” gibi kavramlar son yıllarda oldukça popüler desek yanlış olmaz. Bu konuda bir yorumunuz olur mu?
Her birey yaratıcı doğuyor aslında. Bunu yaratıcılığı yoğurma şekliniz, tasarım prensiplerini ve metodolojilerini öğrenmeniz, kendinizi geliştimeniz ve uygulamaya başlamanız ile tasarımcılık mesleğe dönüşüyor. Bu prensip ve metodolojilerin kurallara dönüştürülmüş hâli "design thinking", adım adım tasarım sürecinin patikasını çiziyor. Yeni başlayanlar için tasarım uygulama kılavuzu olarak düşünebilirsiniz.
Deneyim tasarımı da "önce kullanıcı" demeye başladığımızda popüler olmaya başladı. Aslında geç bile kaldı. Yani ister ürün olsun, ister dijital uygulama ya da bina, kullanıcının deneyimini öne koyup bunu gözeterek tasarlanıyor. Bir paketi açarken çıkan ses, bir müzeyi gezerken oluşturduğu hissiyat ya da bir uygulamayı açarken ne kadar beklediğimiz, bunların hepsi birer deneyim. Tasarımcıların görevi bu deneyimleri iyileştiren ürünler ortaya koymak.
Çağrışımları seviyoruz. Üç maddeye, üç kısa çağrışım yanıtı bekliyoruz:
- Monobloc: Döküm, malzeme, kalıp, üretim.
- Mekân: İlk aklıma stüdyo geliyor. Fakat mekân kavramımız kalmadı son günlerde. Hepimiz, ayrı yerlerden yazıyoruz. Aynı mekânda olmadan beraber üretiyoruz.
- Wes Anderson: 'The Grand Budapest Hotel Pembesi', haftanın rengi olarak bir sonraki bültene ekleyebiliriz :)
Tasarlayanlar'a buradan kayıt olabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'daki yeni yayıncılar ve editörlerin favori bültenleri burada 👆
20 Mar 2021

YAZARLAR

Editörün Seçkisi
Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.
İLGİLİ OKUMALAR


