Merih Demiral ve sporda ifade özgürlüğü üzerine: Sınır nerede?

Türkiye'ye Avrupa Kupası'nda çeyrek final biletini getiren iki gole imza atan Merih Demiral'ın gol kutlamasında yaptığı "Bozkurt işareti" tartışmalara, cezalara ve diplomatik gerilimlere sebep oldu. Kupaya veda eden Türkiye'de "Bozkurt" gündemi devam ediyor. Peki UEFA'nın cezası, bize spor müsabakalarında ifade özgürlüğü hakkında ne söylüyor?
Merih Demiral ve sporda ifade özgürlüğü üzerine: Sınır nerede?

11 Temmuz - Virtus Araştırma - Spektrum
Virtus Araştırma ile birlikte

Güvenilir veri, veri bazlı strateji: Virtus Araştırma Geçmişte karşılaştıkları raporlardan memnun kalmayan bir grup eski üst düzey siyasi danışman, özel sektör yöneticisi, sivil toplum çalışanı ve gazeteciden oluşan ekibiyle Virtus , çok yönlü tecrübesini 20 yıllık araştırma deneyimiyle birleştirerek; güvenilir veri üretiyor ve veri bazlı danışmanlık hizmeti veriyor. Neler yapıyor? Kendi ihtiyaçlarından yola çıkarak optimize ettikleri VİRTUS Aylık Araştırma Raporu ve VİRTUS Haftalık Medya Raporu ’nu abonelerine sunuyor. Aylık araştırma raporuyla toplumsal trendleri ölçüyor ve analiz ediyor. Bu iki temel ürün haricinde stratejik iletişim, kriz yönetimi, itibar yönetimi ve politika geliştirme alanlarında danışmanlık hizmeti veriyor. Müşterilerin talepleri doğrultusunda hem kantitatif hem de kalitatif metotları kullanarak spesifik konularda güvenilir veriye ulaşmalarını sağlayacak özel araştırma hizmetleri ve veri bazlı danışmanlık hizmetleri veriyor. Kurumsal abonelik detayları ve danışmanlık süreçleriyle ilgili bilgi almak için Virtus Araştırma ’yı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), 2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) son 16 turunda kazanılan Avusturya maçında bozkurt işaretiyapan A Millî Futbol takımı oyuncusu Merih Demiral'a 2 maç ceza verdi. 

UEFA, Merih Demiral hakkında UEFA Disiplin Yönetmeliği'nin 31/4 maddesi uyarınca "uygunsuz davranış" iddiasıyla soruşturma başlattığını açıklamıştı. 

Ne var ki: Bu madde yalnızca UEFA İcra Komitesi, UEFA Başkanı, UEFA Genel Sekreteri ve disiplin kurulları tarafından soruşturma açılabileceğini belirten madde. Dolayısıyla hangi gerekçeyle soruşturma açıldığını saptamak için yetersiz bir açıklamaydı. Bunun için aynı yönetmeliğin "UEFA maçlarında Düzen ve Güvenlik" başlıklı 16. maddesine bakmak gerekiyor. 

  • Maddenin 2. fıkrasına göre “Bir spor etkinliğine uygun olmayan, siyasi, ideolojik, dinî veya saldırgan nitelikte kışkırtıcı bir mesajı iletmek için jestler, kelimeler, nesneler veya diğer herhangi bir araç kullanımı” yasaklanmış durumda.

Kışkırtıcılık ve nefret söylemi kriterleri

Merih Demiral’ın hareketinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini saptarken, gözden kaçırılmaması gereken iki önemli husus var: Öncelikle, yönetmelikte adı geçen siyasi, ideolojik, dinî veya saldırgan nitelikte herhangi bir hareketin, jestin veya bu tür bir ifadenin yasak olabilmesi için mutlaka kışkırtıcı nitelikte olması gerekiyor. 

Bu madde kendi içinde tutarlı, çünkü genel bir kabul olarak ifade özgürlüğü nefret söylemlerini koruma altına almaz. Spor etkinliklerinin bu söylemlere aracı olmaması için bu yönde alınan bir önlem de bu nedenle anlaşılabilir. Ancak buradaki diğer önemli nokta, ifade özgürlüğünün ve nefret söyleminin genel tanımı konusundaki kafa karışıklığı.

Bir kesimi rencide eden, belirli kişi veya kişilerin hatta toplulukların hoşuna gitmeyen, onları kıran ve inciten ifadeler (bunu kelimelerle, jestlerle veya farklı hareketlerle gösterebilirsiniz) mutlaka yasak konusu mudur? İşte tartışmanın düğümlendiği yer burası. Çünkü, farklı nitelemelere yer verilmekle birlikte, ulusal ve ulusal-üstü mahkeme kararlarında nefret söylemi kapsamında değerlendirilen ifadeler genellikle şiddeti, kin ve düşmanlığı teşvik eden, ırkçılık ve savaş propagandası yapan, herhangi bir etnik kökeni, kültürü, dini, cinsiyeti, cinsel yönelimi veya fiziksel, zihinsel yahut ruhsal bir engeli sırf bu niteliklerinden dolayı hedef alan, ayrımcılık içeren ve bunları tahrik eden, insan onuruna saldırı niteliğindeki söylemlerdir. 

Hatta öyle ki, sizin bir ifade türünü nefret duygusuyla ifade etmiş olmanız dahi, ifadenin nefret söylemi sınıfına dahil olması için yeterli değildir. Bu önemli bir ayrımdır, çünkü aksinin kabulü, devletin, hukuki düzenlemeler aracılığıyla, kişilerin duygularını kontrol etmesinin ve değiştirmeye çalışmasının meşru ve kabul edilebilir olduğu izlenimini yaratır.

İfade özgürlüğünde istisna durumları

Bu nedenle, AİHM’den tutun ABD Federal Yüksek Mahkemesi'ne ve Türk Anayasa Mahkemesi'ne kadar, dünyadaki pek çok yüksek mahkeme ifade özgürlüğüne ilişkin davalarda açık fikirlilik, çoğulculuk ve hoşgörü temalarını öne çıkarır ve bir ifade türünün nefret söylemi olup olmadığını değerlendirirken de mutlaka ayrımcılığa, ırkçılığa, kin ve nefrete teşvik amacı taşıyıp taşımadığını denetler. Aynı kabulün pek çok uluslararası sözleşmede ve çeşitli tavsiye kararlarında yer bulduğunu da görebilirsiniz. 

  • Bu kapsamda genel kural, bir ifade türünün yasaklanmamasının asıl, yasaklanmasının ise istisna olduğudur. Hukukta istisnalar dar yorumlanır ve mutlaka ayrıntısıyla gerekçelendirilir. 
Bu yalnızca Türk hukuku için değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukuku, Anglo-Sakson hukuku ve diğer çağdaş, demokratik, çoğulcu tüm hukuk düzenleri için aynı şekilde geçerlidir. Bu nedenle demokratik toplumlarda ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamaların mutlaka acil, yakın ve gerçek bir endişeyle ilgili olması gerektiği hemen her mahkeme kararında kaleme alınır.

Dolayısıyla: İstediği kadar rahatsız edici, çarpıcı, şok edici veya kışkırtıcı olsun, ırkçılığa ve şiddete teşvik etmeyen her ifade bu güvenceden yararlanır. Düşüncelerin serbest dolaşımı da bunu gerektirir.

Pür hukuki bir değerlendirmeyle, AİHM’nin Türkiye’nin taraf olduğu muhtelif davalarda da dile getirdiği temel yaklaşımı şudur: Bir ifadenin nefret söylemi olup olmadığı saptanırken, o ifadenin “doğrudan veya dolaylı olarak şiddet çağrısında bulunup bulunmadığına, şiddetin, nefretin yahut hoşgörüsüzlüğün meşrulaştırılması olarak görülüp görülemeyeceğine, ifadenin bağlamına ve son olarak, ifadelerin ifade ediliş şekline ve zararlı bir sonuca yol açma olasılığına” bakılması gerekir. Mahkeme, bunun dışındakileri ise ifade özgürlüğünün koruması altında görür.

Katılmadığın düşüncelerin özgürlüğünü savunmak

O hâlde, Merih Demiral’ın yapmış olduğu hareket, sağ siyasi görüşü destekleyen, kimilerini—hatta itiraf edeyim beni de—rahatsız eden, belirli toplulukları rencide eden, hatta inciten, milliyetçi nitelikte bir ifade türü olabilir. Bu kabul, onun "kışkırtıcı siyasi nitelikte" bir ifade olduğu gösterir mi? Hukuk ve hatta sosyo-legal çalışmalar bu soruya "hayır" yanıtını veriyor. 

Ben, siz ve belki bunu okuyan pek çok kişi, kendini bu siyasi görüşe yakın hissetmeyebilir. O zaman yalnızca hoşumuza giden ifade türlerini mi koruyor ve destekliyoruz? Bu, savunduğumuz bütün demokratik değerleri altüst etmez mi? 

Örneğin, pek çok futbolcu sahaya çıkarken elleriyle haç işareti yapıyor ve Hıristiyanlık sembolü olan ıstavroz çıkarıyor. Mo Salah’ın gol sevinci başını secdeye götürerek göstermesi de benzer bir durum. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Peki o hâlde, başka bir maçta, bu ifade türleri o dine mensup olmayanları rahatsız ediyor diye, aynı yönetmeliğin aynı maddesine göre "dinî ve kışkırtıcı bir hareket" sayılıp yasaklanabilir mi? Oysaki bir kişinin ya da topluluğun rencide edildiğini düşünmesi gibi bireysel ve öznel tepkilerle değil, o ifadenin belirli bir gruba yönelik saldırı niteliğinde olup olmadığını değerlendirerek hareket etmek önemlidir.

Özetle söylenmesi gereken şudur: Çoğulcu demokratik ilkelere olan bağlılığınız ve güveniniz, bu ilkeler sizin katılmadığınız bir görüşe uygulandığında sınanır. Bu tartışmalar, bir nevi turnusol kağıdıdır. Bugün, siyasi parti tüzüklerinde dahi aşırı milliyetçi görüşleri savunmak demokratik ilkelere uygun kabul edilirken, bir oyunun bu tartışmalara ev sahipliği yapması ifade özgürlüğü anlamında üzücüdür.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

⚖️ Yargı paketi, seçim tartışması

Erken seçim çağrısı, ret yanıtı. Esad ile normalleşme. Srebrenitsa'nın ardından 29 yıl. Sinan Ateş cinayeti davasında ara karar. Öğretmenlik Kanunu. Açık Radyo.

11 Tem 2024

⚖️ Yargı paketi, seçim tartışması

YAZARLAR

Deniz Polat

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı'nda Dr. Öğretim Üyesi. 2020'de yayımlanan "Sanat Özgürlüğü" adlı kitabın yazarı Polat, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi'nde yardımcı editör ve İngilizce dil editörü olarak çalışmaya devam ediyor. Çalışma alanları arasında temel hak ve özgürlükler, sanat özgürlüğü, ifade özgürlüğü, sürdürülebilirlik, karşılaştırmalı anayasa hukuku, ayrımcılık yasağı, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve anayasa yargısı bulunuyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Faik Bulut

·

20 Tem 2026

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?