Mihenk #2: Newcastle United 2011/12

Enes Yılmaz serinin ikinci bölümünde Alan Pardew'ın Newcastle United'ını inceledi.
Mihenk #2: Newcastle United 2011/12

O tarihe bir geri dönüş yaparsak; uzun süre cefa çeken Newcastle United taraftarları, Premier Lig’e dönmenin ve en üst seviyede kalıcı olmanın sevincini tamamiyle yaşayamamıştı. Alt yapıdan çıkan ve takımın iki yıllık yeniden yapılanma sürecinin poster yüzlerinden biri olan Andy Carroll devre arasında 41 euroya Liverpool’a transfer olmuştu. Alan Shearer’dan sonra yeni bir ‘bayrak adama’ sahip olma hayalleri kurdukları Carroll’ın takımdan ayrılışı, kuzeyliler yıkımdan farksızdı. 

Newcastle’da hakim olan havanın aksine, Carroll’ın ayrılışının yaklaşık 2 ay öncesinde takımın başına geçen Alan Pardew, veda eden oyunculardan dolayı endişe duymuyordu. Sezon ortasında Carroll’ı kaybeden Newcastle’da yaz ayında da önemli ayrılıklar yaşanmıştı. Sol bek Jose Enrique tıpkı Andy Carroll gibi Liverpool’un yolunu tutmuş, bir önceki sezon 12 golle takımın en skorer ismi olan Kevin Nolan ve 9 asistle en çok asist yapan Joey Barton da şehirden taşınmıştı.

Andy Carroll yerine sadece 850 bin euroya, West Ham’ın küme düşmesi durumunda çıkış maddesi bulunan Demba Ba transfer edildi. Inter’in yıllarca patlama yapmasını beklediği ‘wonderkid’ sol beki Davide Santon, Enrique’den oluşan boşluğu doldurdu. Barton ve Nolan yerine  Rennes’den bedelsiz olarak Sylvain Marveaux ve Lille’den 5 milyon euro gibi kelepir diyebileceğimiz bir fiyata Yohan Cabaye transfer edildi. 



Oluşturulan yeni ve dinamik kadro, Pardew’un tasarlamak istediği oyuna çok uygundu. Sezona Saint James’s Park’ta Arsenal’e karşı alınan 0-0’lık beraberlikle başladılar. İkinci haftada ezeli rakipleri Sunderland’i sol bek Ryan Tylor’ın harika frikik golüyle 1-0’la geçtiler ve ardından 2-1’lik Fulham galibiyeti geldi. Newcastle rüzgarı arkasına almıştı. 12. haftada Ettihad’da üçüncü olarak çıkan Saksağanların henüz bileği bükülmemişti, ta ki lidere karşı deplasmanda alınan 3-1’lik mağlubiye kadar. 

Ardından Manchester United deplasmanına çıkan Pardew’un öğrencileri bu kez 1-1’lik skorla bir puanı kurtarabildi. Art arda oynadıkları iki Manchester deplasmanın ardından kendi evlerinde Chelsea’ye 3-0 mağlup olan Newcastle’ın 11 maçlık namağlup serisi toplamda 6 maçlık kazanamama serisine dönüşmüştü. Chelsea maçının ardından Norwich ve West Brom’a kaybettiler ve Swansea’yle de berabere kaldılar. Olumsuz seri ise 2-0’lık Bolton galibiyetiyle bitti. 

Ligin 12 ve 14. haftaları arasında sırasıyla City, United, Chelsea fikstüründen geçen Newcastle’ı, ‘boxing day’de Liverpool üstü Manchester United fikstürü bekliyordu. Liverpool’a 3-1 kaybetmelerinin ardından lig ikincisi United’ı evlerinde ağırladılar. Maçın 33. dakikasında Krul’un rakip yayına doğru diktiği topu Shola Ameobi, ceza sahasına doğru indiri. 

Topu önünde bulan Demba Ba net ve sert bir tek vuruşla topu uzak köşede yan ağlarla buluşturdu. Bu gol Demba Ba’nın o sezon attığı 15. goldü. Dakikalar 47’yi gösterdiğinde sahneye Yohan Cabaye çıktı; yaklaşık 30 metreden yakın direğe kullandığı frikikte top üst direkle gol çizgi arasında sekip ağlarla kucaklaştı. 

Maçın kapanış golü 90. dakikada geldi. Tim Krul’un rakip ceza sahasına diktiği topu ters bir dokunuşla kendi ağlarına gönderen Phil Jones, skoru 3-0 olarak tayin etmiş oldu. Maç sonunda sakin bir şekilde Sir Alex Ferguson’un elini sıkan Alan Parew yıllar sonra bu sembolleşmiş maçı ‘The Coaches’ Voice’ YouTube kanalında yine sakin bir şekilde anlattı.

Bu maç Newcastle’ın sezon özeti gibiydi. Ligin ilk haftasından beri rakibini kalabalık bir şekilde bekleyen siyah-beyazlılar, uzun toplarla direkt kaleye gidiyor, seken topları hemen kanatlarda bekleyen Hatem Ben Arfa ve Jonas Gutierrez’e ulaştırıyor ve onların açtığı ortaları da Demba Ba içeride bitiriyordu. Takımın bir diğer gol opsiyonuda duran toplar ve uzaktan vurulan şutlardı. Bu noktada Yohan Cabaye sahne alıyordu. 

Devre arasında bu yapıya ‘cuk’ oturacak bir transfer daha yapıldı ve yarım sezonda 15 gol atan Demba Ba’nın yanına Papiss Demba Cisse getirildi ve Ba, ligin ilk yarısında taktığı kavuğunu Papiss Cisse’ye devretti. Devre arasında takıma katılan Senegalli ikinci yarıda 13 gol atmayı başarırken bu gollerin çoğu bir önceki paragrafta belirttiğim gibi ‘Newcastle Usulü’ orta-kafa-goldü. Lakin uzun yıllar sonra bile ismi anıldığında akıllara gelecek o gol, 34. haftada Stamford Bridge geldi. 

Londra’nın mavi yakasına. 5. olarak giden Newcastle, 6. sıradaki Chelsea’yi yenerse arasındaki farkı altıya çıkacaktı. Maçı Cisse’nin attığı 2 golle kazanan Newcastle sezon sonunda rakibinin yalnızca 1 puan önünde 4. sırada tamamladığında bu maçta alınan galibiyet daha da anlamlı hale gelecekti. 

O sezon yavaş yavaş zikredilmeye başlanan Premier Lig’in ‘Big 6’ine karşı çıktığı 12 maçta 12 puan toplayan Newcastle lige damgasını antik İngiliz futboluyla vurdu. Klasik 4-4-2 şeklinde dizilen  ve ağırlıklı olarak uzun paslar, sert ortalar ve duran toplardan gol bulan takım 1960’ların modern versiyonu gibiydi. 

Son üç maçında sıfır puan almasına rağmen ligi 65 puanla 5. sırada bitiren Newcastle, 36. haftada Wigan’a 38. haftada Everton’a kaybetmese Şampiyonlar Ligi bileti almayı başaracaktı. Yine de henüz iki sezon önce küme düşen bir takımın lige dönüşünün ikinci yılında bu denli büyük bir başarı kazanması biz futbol severlere şapka çıkarttırdı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Arsene Wenger: Büyük Ustadan Samimi Açıklamalar

Steven Gerrard, Mihenk #2: Newcastle 11/12, Arsene Wenger

12 Kas 2021

Premiercast

YAZARLAR

Enes Yılmaz

Author @This is England.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR