Minik Kuşun Anatomisi

Garrincha yani “Minik Kuş” çocukluğundan beri fizyolojik olarak sıkıntılı olmasına karşın en iyi olduğu şey futbol sahasında cambazlık yaparak hayata tutundu.
Minik Kuşun Anatomisi

Garrincha’nın omurgasındaki yamukluk, bacaklarının anormal derecede sola kayık olması ve hatta bir bacağının diğerinden 6 cm kısa olması kendi kaderini yazmasına engel olamayacaktı. Aynı zamanda çok zeki biri de değildi. Arkadaşları ona aptal anlamına gelen “Mane” şeklinde seslenirdi. Hatta zekâsının oldukça geri olduğu da bazı testler sonucunda ortaya çıktı ama belki bu hayata karşı olan vurdumduymazlığının sonucunda o testleri ciddiye almamış olmasından da kaynaklanmış olabilirdi. Çalışmayı ve zora gelmeyi çocukluğundan beri pek sevmezdi. Ama nasıl olacak da bu kadar dezavantaja sahip birisi Brezilya’nın belki de dünyanın en büyük saf dripling yeteneğine sahip oyuncusu olarak milyonları peşinden sürükleyecekti.

Futbolu bile belki sadece saha içinde umursardı, gerçi bazen rakibin kim olduğunu bilmeden maça çıktığı bile rivayet edilirdi. O sadece eğlenmek ve hayattan zevk almak için yaşardı. Sahada da rakibini küçümsemeyi zerre düşünmeden eğlenir, eğlendirirdi. Bir oyuncu bazen üst üste 5 çalım atar yetmez döner bir daha çalım atardı. Gol çizgisinde rakiplerinin gelmesini bekleyerek topu kaleye yollar ve onları sinir nöbetlerine sokardı.

Düşkün olduğu bir diğer şey de kadınlardı. Oynayacağı maç isterse Dünya Kupası Finali olsun hiç umursamaz yine de kadınların peşinden koşardı. Meşru ve gayr-i meşru toplam 13 çocuğunun olması da şaşırtıcı değildi. Antrenmanlara gelmez, sürekli alkol tüketir ve kendi eğlencesinin peşinden giderdi. Ama sahaya çıktığında kimse ona sert bir çelme takmadan topu alamazdı hatta bazen bunu yapsalar bile alamazlardı. Bazen dört kişi onu sıkıştırdığında bile mucizevi bir şekilde aralarından çıkardı. Henüz 19 yaşındayken sonradan takım arkadaşı olacağı geçilmez Nilton Santos’a deneme maçında attığı beşik çalımı Garrincha efsanesinin belki de başlangıcı olmuştu.

Oynayacağı maçın önemi ve gerginliği ne kadar yüksek olursa olsun o sanki favelalarda herhangi bir mahalle maçı yapıyor gibi rahat ve keyifle oynardı. Pek çok Brezilyalı yıldızın bu favela maçlarından ötürü hem yüksek bir çalım yeteneği hem de yüksek bir oyun görüşü olduğu da yıllardır üzerinde konuşulan bir sosyolojik tezdi. O da bu tezin kanlı canlı örneği olarak Brezilya futboluna yıllarca damga vurdu.

Pele kariyerinin 18 yılını Santos’da, Garrincha ise 12 yılını Botafogo’da geçirdi. Dönemin Brezilya’sında neredeyse milli servet sayıldıkları için devlet kanalının da baskısıyla hiç Avrupa’ya transfer olma şansları olmadı. Yani dönemin şartlarında televizyonun dahi daha gelişmemiş olduğunu da düşündüğümüzde onların futbol yaşamına en çok Brezilya halkı şahitlik etti. Dünyanın kalanı ise Dünya Kupası’nda onları yakından izleme fırsatı bularak daha yakından tanıdı. Medya Pele’yi ön plana çıkarsa da Garrincha adeta futbolun temelleri ve rakipleriyle dalga geçer gibi olan çalım yeteneği ile Brezilya halkının çoktan sevgilisi oldu. İnsanlar stresli yaşamlarında bir nebze uzaklaşmak için izlediği futbol maçlarında Garrincha’nın onlara sunduğu eğlenceli anlara hayran olmuştu bir kere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR