MLSA Raporu: ‘Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar arttı’


Otomobil sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek 'virtual influencer'ı: Alin Neyin gerçek olup olmadığına kim karar verebilir ki? Virtual influencer Alin, ilgiyle takip ettiğimiz “gerçek” influencer ’ları aratmıyor. Sosyal medyadaki kimliğinin ötesinde, ardındaki teknolojiyle de ilham veriyor. Yarattığı etkiyi düşününce, Alin’in gerçek olmadığını söylemek mümkün mü? Neler oluyor? Ne giyeceğimize, yiyip içeceğimize, izleyeceğimize ve nereyi gezip göreceğimize dair bizlere fikir verme konusunda kariyer yapan influencer ’lardan sonra şimdi de hayatlarımıza virtual influencer ’lar girdi. Tabii ki, Ford’un marka elçisi Alin’i kastediyoruz. Alin kimdir? Alin, dijital dünyanın içine doğan, zeki ve yetenekli bir virtual influencer . Teknolojiye olan ilgisi ve bireysel becerileriyle, kendi oluşturduğu sanal yüz aracılığıyla dijital ekosistemde var olmayı başardı. Motor sporları, seyahat, moda, otomobil dünyası ve teknolojiye büyük bir hayranlık duyan Alin, influencer arkadaşlarıyla biraraya gelerek içerikler de üretiyor. Ford’un marka elçisi olan Alin , bu işbirliğinin de desteğiyle daha popüler bir profile dönüştü. Motor sporları ve otomotive olan tutkusunu Ford’un etkinliklerinde ve reklam filmlerinde ortaya koyan Alin, “Yarının Zekası” teması altında düzenlenen Digital Age Summit 2024’te Ford’un sıradışı marka elçisi olarak sahne aldı. Alin, Türkiye’deki otomobil markaları arasında ilk ve tek virtual influencer olarak Ford’u temsil etmeyi sürdürüyor. Alin ile buradan tanışabilir, Ford ile çalışmalarına göz atabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye’de ifade, basın ve bilgi edinme özgürlüklerini koruma amacıyla kurulan Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), 2024 Dava İzleme Raporu’nu yayımladı. 1 Eylül 2023-20 Temmuz 2024 arasındaki dönemi kapsayan rapora göre, Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar daha da arttı. İzlenen toplam 281 davada 614 duruşma görüldü ve bu davalarda toplam 1.856 sanık yargılandı.
Yargılananlar arasında gazeteciler, aktivistler ve öğrenciler en büyük grupları oluşturdu. Yargılananların en büyük grubunu %46,31 ile aktivistler oluştururken, öğrenciler %20,25 ve gazeteciler %19,71 ile yargılananlar arasında yer aldı.
Perspektif: Bu dönemde yargılanan kişilere özellikle terör suçlamaları ve ifade özgürlüğüyle bağlantılı hakaret suçlamaları yöneltildi. En çok yöneltilen ilk üç suçlama, her biri %12,63’lük oranla, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” oldu. Bunları %9,69 ile “Kamu görevlisine hakaret” suçlaması izledi.
- “Silahlı (terör) örgütüne üye olmak” suçlamasıyla yargılanan 187 sanığın %64,2'sini, "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla yargılanan 162 sanığın %34,6’sını gazeteciler oluşturdu. “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla yargılanan 101 sanığın %37,6’sı gazeteciydi.
- Gazeteciler ayrıca, ”cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması yüzünden de yargılandı. Bu suçlamadan yargılanan 63 kişiden 24’ü gazeteci oldu. “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla yargılanan 101 sanığın 38’i yine gazeteciydi. Bu, özellikle iktidar eleştirisine karşı sıklıkla kullanılan bir yöntem olarak öne çıktı.
28 davada toplam 233 yıl hapis verildi
LGBTİ+ bireyler, farklı yaş gruplarından insanlar, öğrenciler, işçiler, insan hakları savunucuları ve çevreciler gibi çeşitli meslek ve kimlik gruplarından kişilerin içinde yer aldığı aktivistler ise en çok “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla yargılandı. Bu suçlamayla yargılanan 1.125 sanığın %63,1'ini aktivistler oluşturdu. İzleme döneminde 281 davadan 108'inde karar açıklandı, bunların 74'ünde 369 sanık beraat etti.
Ancak, 28 davada sanıklara toplamda 233 yıl 4 ay 14 gün hapis cezası verildi. Ayrıca, 5 davada 5 sanığın toplamda 88 bin lira adli para cezası ödemesine hükmedildi. Yine bu dönemde, asliye hukuk mahkemelerinde görülen davalarda sanıkların toplam 37 bin 500 lira tazminat ödemesi kararlaştırıldı.
Devlet görevlileri davaların tarafı
Bu yılki raporun önceki yıllarda hazırlanan raporlara göre ayırt edici özelliği izlenen tüm davaların şikâyetçi, mağdur veya davacıların konumuna göre analiz edilmesi oldu.
Bu dönemde izlenen 107 davada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ailesi, yüksek profilli devlet görevlileri, yargı mensupları, asker ve vali gibi mülki idare amirleriyle polisler, şikâyetçi veya davacı olarak yer aldı. Devlet yetkililerinin ve otorite figürlerinin davaların tarafı olmalarının adil yargılama ilkesine zarar verebileceği vurgulayan AİHM içtihatlarına rağmen bu 107 davada 230 kişi mahkeme karşısına çıkarıldı. Bu sanıkların 116’sını gazeteciler oluşturdu.
İzleme döneminin başladığı 1 Eylül 2023’te, Türkiye’de 30 gazeteci ve medya çalışanı, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyordu. İzleme döneminin sona erdiği 20 Temmuz 2024’e kadar üç gazeteci daha tutuklandı ve toplamda 17 gazeteci tahliye edildi. Raporun hazırlandığı Eylül ayında, 21 gazeteci hâlâ tutuklu veya hükümlü olarak cezaevlerinde tutuluyordu.
Sansür Yasası
Gazeteciler Ruşen Takva, Ahmet Kanbal, Hasan Sivri, Fırat Bulut, Rojda Oğuz, Ferit Arslan, Onur Öncü ve Tolga Şardan; basın ve meslek örgütlerinin “sansür yasası”, yasayı hazırlayan iktidar ortaklarının ise “dezenformasyon yasası” olarak nitelediği, TCK’nın 217-a maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla yargılandı. Bu davalar, aynı zamanda iktidarın ele alınmasını istemediği konuların, basın özgürlüğü üzerinde baskı oluşturacak şekilde hukuki süreçlere konu edildiğini ortaya koydu. Gazeteciler Ahmet Kanbal ve Onur Öncü ise seçim yolsuzluğu iddialarına ilişkin haber ve paylaşımları nedeniyle dava edildi.
6 Şubat depremlerinin ardından yaptıkları paylaşımlar nedeniyle gazeteci Hasan Sivri, Fırat Bulut ve Rojda Oğuz ayrı ayrı yargılandı. Gazeteci Ferit Aslan, Mardin’de bir hakimin polisle okul basıp üç öğrenciyi gözaltına aldırdığına dair yaptığı haber nedeniyle dava edildi. Gazeteci Ruşen Takva, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanı Fatih Özbek’in Hakkari’de bir kişiyi silahla yaralama olayına karıştığı iddiasını yazdığı için yargılandı. Gazeteci Tolga Şardan hakkında ise MİT'in Cumhurbaşkanlığına sunduğu “yargıda yolsuzluk” iddialarına ilişkin raporu yazdığı gerekçesiyle dava açıldı.
Kadınlara karşı polis ve yargı baskısı arttı
Aktivistlere yönelik basın ve ifade özgürlüğü davalarında, kadınlar yine hedef olmaya devam etti. Kadınlar, çeşitli eylemlerde polis şiddetiyle gözaltına alındıkları hâlde “polise direnmek” suçlamasıyla yargılandı.
İstanbul Sözleşmesi Ankara Kampanya Grubu'nun çağrısıyla, 2021’de Azra Gülendam Haytaoğlu ve Emine Gökkız cinayetini protesto ederken darp edilerek gözaltına alınan 15 kadın hakkında “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek”, “görevi yaptırmamak için direnmek”, ve “basit yaralama” suçlamalarıyla Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava bu dönemde sonuçlandı. Hâkim, 15 sanığın beraatine karar verirken, Buse Üçer ve İlay Kadiroğlu’nun ‘direnme’ suçlamasıyla cezalandırılmalarına hükmetti. Kadınlar, "Kadın cinayetleri politiktir," "Kadınları değil, katilleri yargıla," sloganlarını atmak ve "Erkek devletin faili meçhulleri olmayacağız" yazan LGBTİ+ bayraklı pankart taşımakla suçlandı.
Bununla birlikte: Şırnak’ta, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla açıklama yapmak isterken polis şiddetiyle gözaltına alınan Zeynep Durgut ve 17 kadın hakkında bu dönemde dava açıldı. Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın iddianamesinde, savcı gözaltına alınanların polisin şiddetine maruz kaldıklarını gösteren darp raporlarına ve ifadelere yer vermedi. Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nde 27 Haziran 2024’te görülen ikinci duruşmada tüm sanıklar beraat etti.
İddianamelerde yer alan deliller
Gazetecilere yönelik açılan ifade ve basın özgürlüğü davalarında en sık delil olarak gösterilen unsurlar arasında haberler, sosyal medya paylaşımları, TV konuşmaları veya programları ve çektikleri fotoğraflar yer aldı. Örneğin, bu davalarda 107 kez haberler ve köşe yazıları delil olarak sunulurken, sosyal medya paylaşımları 86 kez delil olarak gösterildi. Gazetecilerin takip ettikleri sosyal medya hesapları da aleyhlerine delil olarak kullanıldı.
Terörle ilişkili suçlamalarda ise delil olarak sunulan unsurlar daha da çeşitlilik gösterdi. Bu tür davalarda, haberler, fotoğraflar ve yazılar gibi delillerin yanısıra, kolluk fezlekesi, polis raporları, kriminal raporları, MASAK raporları, gizli veya açık tanık beyanları gibi unsurlar sıklıkla delil olarak kullanıldı. Gizli ve açık tanık beyanları 17 kez, tanık, şüpheli veya müşteki ifadeleri ise 16 kez bu davalarda delil olarak sunuldu. Örneğin, çöpte bulunan hafıza kartından haber için çekilen fotoğrafların çıkması üzerine bir gazeteci hakkında “örgüt üyeliği” ile “örgüt propagandası” iddiasıyla Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
İsrail'de Netanyahu liderliğinde toplanan güvenlik kabinesi, ABD'nin sunduğu Lübnan'da ateşkes anlaşmasını kabul etti. Bahçeli, DEM Parti'nin İmralı ile görüşmesi için çağrıda bulundu; DEM Parti, görüşme için Adalet Bakanlığına başvurdu.
27 Kas 2024

YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.





