
Yazı: Yağız Genç
İllüstrasyon: Selman Hoşgör
Tasarım ve sanat kavramları altında tanımlanmış onlarca disiplin var. Mimarlık, grafik tasarım, resim, animasyon gibi her disiplinin eğitim kurumlarında ayrı bölümleri, iş dünyasında ayrı sektörleri, yayıncılıkta ayrı kaynakları var. Ancak son dönemde tasarım ve sanat dünyasında fark yaratan çalışmalara baktığınızda bu çalışmaların multidisipliner bir yaklaşımla ortaya konulduğunu görüyoruz.
Multidisiplinerlik tanım olarak farklı branşların bir arada olması anlamını taşıyor. Örneğin bir binanın tasarımı için mimar, iç mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı gibi farklı disiplinlerden temsilcilerin bir arada çalışması en temel multidisiplinerlik örneklerindendir. Ancak günümüzde fark yaratan işlerin ortaya çıkmasını sağlayan, multidisiplinerliğin bazı projelerde o işin doğası gereği farklı disiplinlerin bir arada yürüttüğü bir takım çalışması olmasının ötesinde, beklenmedik disiplinlerin bakış açılarının da katılmasıdır. Bina örneği üzerinden düşündüğümüzde mimar, iç mimar, inşaat mühendisi gibi disiplinlerin haricinde biyo-tasarım disiplini de sürece dahil olduğunda, organik örüntülerin tasarıma yansıması, doğayla uyumlanma ve dünyadaki ayak izini minimuma indirme hatta insanlar haricinde farklı canlıların ihtiyaçlarını da gözetme gibi ek değerler ortaya çıkabilir ve son tasarım pek çok alanda fark yaratıp ilham verebilir.
Yeni medya sanatçısı Refik Anadol’un dünya çapında ses getiren çalışmaları da multidisipliner üretime ilham verici birer örnek. Fark yaratan işlerini ne mezunu olduğu fotoğraf ve video disiplinleriyle, ne de yüksek lisans eğitimi aldığı görsel iletişim tasarımı disipliniyle sınırlayabiliriz. Eğitimini aldığı bu disiplinlere ek olarak görselleştirmede kullandığı görsel, işitsel veya sayısal verileri bir algoritma ile işlemesi ve mapping tekniğini uyguladığı eserlerinde ortaya koyduğu mekânsal tasarım, farklı disiplinlere işaret eder. Ortaya çıkan eserlerin etkileyiciliği ve derinliği de farklı disiplinlerin bir arada kullanılması yani multidisiplinerlik yaklaşımından geliyor.
Tasarımı geliştirme sürecini destekleyen en önemli faktörlerden biri ürüne farklı bakış açılarıyla yaklaşmak, farklı sorular sormaktır. Daha önce düşünülmeyen boyutları düşünmek her tasarıma farklı derinlikler, tasarımcıya da yeni bir ufuk kazandırır. İllüstratör Meltem Şahin’in uzun zamandır üzerinde çalıştığı Instagram filtre tasarımları tam da bu yaklaşımın bir sonucudur. Hem tasarımcıların hem de kullanıcıların hayatına çok hızlı giren bu alanda üretim yapmak Meltem’i ve bu alanda çalışan pek çok tasarımcıyı yepyeni sorular sormaya itmiştir. Filtreler birer sanat eseri midir, bir tasarımcı teknolojik araçları kullanarak sanatını nasıl herkese ulaştırır gibi sorular bu yaklaşım sayesinde Meltem’in tasarım sürecine dahil olurken diğer yandan da bu yeni yolda yeni sorularla karşılaşır ve kendi disiplininin ötesinde bir öğrenme ve keşfetme deneyimine başlar. Bu türde deneyimler multidisiplinerliğin vazgeçilmezi ve en büyük tetikleyicisidir.
Günümüz üretimlerinin multidisipliner bir anlayışla ortaya konmasını şart koşan bir diğer konu da farkındalığımızın geri dönülemez bir biçimde artması. On yıllar önce kurulan pek çok düzenin hem çevresel hem de toplumsal olarak neden olduğu zararların geniş kitleler tarafından algılanması maalesef yeni yeni gerçekleşiyor. Fabrikasyon sistemlerinin yarattığı çevresel zararlar, çeşitli sistemlerin bireylerin hayatlarında yarattığı uzun vadeli zararlar ve çok daha fazlasına dair yıllar önce öngörülen sonuçlarla yüzleştiğimiz günümüzde bu hataları yeniden tekrarlamamak için farkındalığımızı geliştirmeye başladık. Bunun tasarıma yansıması ise her yeni üretimin sürecinde bu üretimden etkilenecek farklı alanlar da gözetilerek multidisipliner bir bakış açısı geliştirmek şeklinde oldu.
Günümüzden uzun zaman önce, insanlık tarihi için çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yaşamış ve bu dönemden adını almış bir grup insan da multidisiplinerliğin bilinen temsilcilerindendir. Rönesans insanları adı verilen bu insanlar pek çok branşta aynı anda çalışmalar yürüten çok yönlü isimlerdir. Filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, anatomist, müzisyen, heykeltıraş, botanist, jeolog, kartograf, yazar ve ressam kimliklerini bir arada taşıyan Leonardo Da Vinci en tanınan Rönesans insanıdır. Rönesans döneminde farklı alanlarda çalışmalar yapmak ve çok yönlülük teşvik edilirken günümüze yaklaştıkça uzmanlaşma adına disiplinler birbirinden gittikçe ayrılmış ve netleşen sınırlar multidisiplinerliğin hızını kesmiş.
Köklü ekoller branşların sınırlarını belirgin bir şekilde çizmeyi teşvik ederken, yeni nesil geliştirdiği yeni düşünce yapılarıyla ve farkındalığı yüksek dünya görüşleriyle bu sınırları her geçen gün daha da bulanıklaştırıyor. Günümüzde iş hayatı-özel hayat, kadın-erkek gibi kavramlar bulanıklaşıp kalıpların dışına çıkılırken hali hazırda aynı kökenden gelen tasarım ve sanat disiplinlerinin sınırlarının yok olması da şaşırtıcı değil. Hayata bakışından başlayan sınırsız yaklaşımını üretimlerine taşıyan bu topluluk artık dünyayı şekillendiriyor, bu multidisipliner nesil daha iyisi için tasarlamayı ve üretmeyi sürdürüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
PREMIUM'A ÖZEL
Yapay zeka ve sanatın izdüşümünde nultidisipliner nesil ve Refik Anadol
20 Kas 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

