
Döngüsel ekonomi konusunun içerisine girdikçe konu tüketimden üretime, etkiden sistem yaratmaya doğru ilerliyor. Bu aşamada ise, kırmak istediğimiz sistemi temsil eden gücün yerini alacak yeni ifade şekillerinin arayışı başlıyor.

Post modern tüketim ve bireyin kendini bu akımla oluşturma arzusu toplum içerisinde kişisel güç ve konumumuzu belirlerken, yaklaşımımızın opsiyonlarını aşağıdaki gibi değerlendirebiliriz:
-Gücünü ve konumunu tüketimle kuvvetlendirmek
-Fazladan bir aksiyon olmadan pasif bir şekilde kendini ifade etmeye devam etmek
-Sana bahşedilen kaynakları bütünün dengesi için kullanmak
Peki siz, hangisini yapıyorsunuz? Hangi koşullarda hangisine yaklaşıyorsunuz? Evde, işyerinde, doğada, afette, sosyal bir ortamda, tatilde?
Biz, insanlar olarak bu yaklaşımlarımızı değiştirebiliyorken, her mevsim, her yıl aynı kalan kiraz ağacının döngüsüne yakından bakacağız.

Bu kısa döngüye girmeden önce “beşikten mezara” ve “beşikten beşiğe” kavramlarının farkına konsantre olmanızı rica ediyoruz. Hatırlamak isteyenler için haftalık bültenlerimizin Ayrıntı bölümünde haftalar önce yer verdiğimiz ‘Cradle-To-Cradle’ teorisi için bülten linkimizi buraya bırakıyoruz.
Döngüsel ekonomide sıkça adı geçen “closed loop” konseptinde atığın aslında bizim konumlandırdığımız şekilde “atık” olmadığını, onun sistemde bir besleyici olduğunun farkındayız.
Peki kiraz ağacı bunu bize nasıl anlatıyor?
Kiraz ağaçları her sene milyonlarca çiçek üretir. Bu üretilen çiçeklerin çok büyük bir kısmı yeni kiraz ağacı üretimine katkı sağlamaz fakat belki de ondan daha fazlası için işe yararlar. Toprağı besleyen, tazeleyen bu çiçekler sayesinde mantar, bitki ve böcekler gelişir ve yaşamaya devam ederler. Ağacın üzerinde güzel bir şekilde açmış çiçeğe hayranlıkla bakarken, estetik algımızda artık atığa dönmüş halini takdir etmeyiz.
Sistemdeki eksik ve bizim de içinde bulunduğumuz yanılgı belki tam olarak buradadır. Kiraz ağacının sadece güzel bir şekilde açmış çiçeklerine odaklanırız, onlar doğanın gezegenimize verdiği tek şey gibi davranırız. Ağacın altında, yerlerde yatan binlerce çürümeye yakın kirazı veya çiçeği fark etmeyiz. Döngüsel ekonomi tam olarak bu göz ardı ettiğimiz ‘atıkların’ değerini gösteriyor aslında. O çürümüş kirazlar başka bir kiraz ağacının tohumu olmanın yanında bir hayvanın gıdası veya toprağın minerali de olabilir. Kiraz ağacı belki ilk bakışta müsrif(!) görünüyor, ama sistemi bir bütün olarak incelediğimizde aslında her şeyin birbirine bağlı, her maddenin bir şekilde sisteme yeniden alındığı bu sistem müsriflikten çok uzak…
Kiraz ağacına bu şekilde yaklaşımımızı sadece bakış açımız için değil, kendi atığının sisteme katkısını, mevcut üretim alanlarımıza kopyalayabilmek için de kullanabiliriz. Bir fabrikada atık suyun arıtılarak daha da temiz hale getirilmesi, kullanılmış lastik ayakkabı tabanlarının tekrar ayakkabı üreticilerine verilerek tekrar o “atık” lastiklerden ayakkabı yapılması gibi.
Son bir haftadır ülkemizde ve dünyada yaşanan doğa olaylarında öfkemizi ara ara insanlıktan çıkarıp kendimizi doğadan ayırıyoruz. Çözümün daha aza gitmek olduğunu düşünüyoruz. Birleşmiş Milletler’in 2020’de açıkladığı 7.8 milyar olan dünya nüfusunun 2100’de 10.9 milyar olması beklenirken, daha çok nüfus için sürdürülebilir sistemler üretmek zorundayız. Bunu yaparken de yeni sistemlerimiz doğaya uyumlu olmalı ve ondan beslenerek şekillenmeli.
Müsrif Kiraz Ağacı hikayesini, yazarlar Mimar William McDonough ve Kimyacı Michael Braungart’ın kitabı olan “Beşikten Beşiğe”de bulabilir, üretimde doğanın döngülerini nasıl uygulayabileceğimize dair yaklaşımlarını öğrenebilirsiniz.
Not: Bu yazı İzmir Yakaköy’de her yıl kiraz ağaçlarının bakımını üstlenen Ali Oturmazer ve onunla birlikte çalışan kadın emekçilere adanmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR



