Mutlu sonların ötesinde: Aşkın labirentlerinde dolaşan romanlar


Takvimlere not: Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter’de Arter ’in 2020 yılında İstanbul’a kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , bizleri karşılamaya hazırlandığı beşinci edisyonunda da konser ve performanslardan oluşan dört günlük programıyla çok yönlü bir keşif alanı yaratacak. Nedir? Müzik festivali . Yeni müzik alanında üretim yapan isimleri geçmiş yıllarda Arter’in performans salonlarında, pandemi süresince ise çevrimiçi ortamda ağırlayan Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , öncü ses çalışmaları ve seçili eserlerin prömiyerlerinin yanı sıra atölyelere ve mecralararası performanslara da ev sahipliği yapacak. Ne zaman ve nerede? 22 - 25 Şubat tarihlerinde Arter ’de. Kimler var? Sanat yönetmenliğini Matthias Osterwold’ün üstlendiği dört günlük festivalde Gedik Filarmoni Solistleri, Onur Türkmen, Nicolas Collins, Juliet Fraser Mark Knoop, Mieko Suzuki Claudia Rohrmoser, Cevdet Erek, Raed Yassin ve Hezarfen Ensemble, ajandamıza not düştüğümüz ilk isimler arasında. Dikkat dikkat: Programdan haberler için gözümüz henüz yollarda. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali ’nin bu yılki edisyonundan gelişmeler için Arter ’i buradan ve sosyal medya kanallarından takip etmekte fayda var.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Şubat ayı okumaları dediğimizde aklımıza ilk gelen aşka dair kitaplar. Aşk temalı kitaplar, aslında bize farklı farklı ilişki portreleri sunuyor. Hem başkasıyla hem de kendimizle olan ilişkimize dair kesitler… O yüzden hepsinin içinde biraz sevgi, biraz arzu, biraz kıskançlık var ve sonları çoğu zaman yıkımla bitiyor.
Bu hafta, idealleştirilen aşk hikayelerinden uzak, yaşadığımız duyguların ne denli çeşitli olduğu gösteren bir seçki hazırladım. Ayrıca bunlara ek olarak, bir ilişkinin tüm evrelerini açıklıkla anlatan İle, aşkın da mevsimler gibi değişken olduğunu vurgulayan İklimler, yıkıcı aşkı ele alan Uğultulu Tepeler ve saplantıya yaklaşan duygularla örülen Masumiyet Müzesi'nde de aşkın başka başka hislere açılan kapılarını okuyabilirsiniz.
Sandor Marai’den İşin Aslı, Judit ve Sonrası
Sandor Marai'nin İşin Aslı, Judit ve Sonrası kitabı, aşkı tüm karmaşasıyla anlatan en özel romanlardan biri bence. Marai, karakterlerinin iç dünyasını ve duygusal çatışmalarını inceleyerek aşkın farklı yönlerini gözler önüne seriyor. Bu kitabı bu kadar etkileyici kılan ise üç kişinin dahil olduğu ilişkiyi her bölümde farklı birinin gözünden göstermesi. Değişen bakış açılarıyla ilişki de oradan oraya savruluyor. Marai, aşk temasını karakterlerinin kişisel yolculukları ve içsel çatışmaları üzerinden işliyor ve aşkın hem yıkıcı hem de dönüştürücü gücünü bize hissettiriyor.
Judit; evliliğinde mutsuz, tutkulu bir aşk arayışı içinde bir kadın. Karakter bu arayışın etrafında dönerken hikaye de onun dönüşümünü ve kendini keşfetme sürecini takip ediyor. Marai, Judit’in hikayesi üzerinden aşkın içindeki tutku, sadakat, ihanet ve özgürlük arayışını ele alıyor.
Karşımıza çıkan farklı aşk portreleri, aşkın çokyönlülüğü üzerine düşündürüyor: Tutkulu aşk, platonik aşk, yasak aşk ve fedakarlık... Sonunda karakterlerin aşk deneyimleri; kimliklerini ve hayat amaçlarını sorgulamalarına ve dönüştürmelerine kapı açıyor.

Fotoğraf: Duygu Özdemir
Natalia Ginzburg’dan İşte Böyle Oldu
Natalia Ginzburg’un İşte Böyle Oldu romanı, yazarın karakter odaklı anlatım tarzının ve insan ilişkilerindeki çelişkileri vurgulama biçiminin aynası gibi. Hikayenin gerçekliği, kitabın açılış cümlesi ve çizdiği kadın karakter o kadar etkileyici ki...
Roman, baş karakterinin ilişkilerini ve evliliğini sorgulaması üzerinden ilerliyor. Aşk, burada bireyin kimliği ve özgürlüğüyle ilişkisi bağlamında ele alınırken Ginzburg, karakterlerin duygusal durumlarını ve ilişkilerdeki güç dinamiklerini de mercek altına alıyor. Ayrıca toplumsal beklentiler, bireysel arzular ve ahlaki değerler arasındaki gerilimin aşka bakışımızı nasıl etkilediğini de sorguluyor.
Roman boyunca kadın karakterin hayata bakışındaki evrimi yakından takip ediyoruz. Çok klasik bir aşk ve aldatma hikayesi gibi başlayan hikaye, ilerledikçe karakterin iç dünyasındaki çatışmalar baş gösteriyor. Romanın sonuna doğru karakter, duygusal olarak olgunlaşıyor; kim olduğunu, zaaflarını ve güçlü yanlarını daha iyi anlamaya başlıyor. Bu yolculuk bizi de karaktere adım adım yaklaştırıyor. Dönemin İtalyası'nın sosyo-kültürel değerleri çerçevesinde kadınların toplumdaki yeri ve bireysel özgürlük arayışları da hikayeye yansıyor. Ve ortaya fazlasıyla etkileyici bir kendini bulma hikayesi çıkıyor.
Annie Ernaux’dan Yalın Tutku
Ernaux’nun aşkı, arzuyu, ilişkileri ele alırken kullandığı dilin berraklığını ve açıklığını çok seviyorum. Sanki gizli günlüklerimize yazdığımız cümleler bunlar. O kadar içten... Aynı hisse Leila Slimani’nin Gulyabaninin Bahçesi kitabını okurken de kapılmıştım. Aşkın arzuya dönüştüğü anları tüm cesaretleriyle anlatan kadınlar…
Annie Ernaux’nun Yalın Tutku kitabında aşkı ele alış biçimi de oldukça özgün ve çarpıcı. Ernaux’nun karakteristik tarzını yansıtan ve otobiyografik unsurlar taşıyan, kısa ama yoğun bu roman, karakterin sosyo-kültürel olarak kendisinden oldukça farklı bir adamla yaşadığı tutkulu ve karmaşık ilişkiyi anlatıyor. Ernaux, bu eserde aşkı, bireyin iç dünyasında yarattığı değişimler, takıntılar ve duygusal dalgalanmalar üzerinden ele alıyor. Aşkın getirdiği yoğunluğun, karakterin yaşamını ve düşünce yapısını nasıl altüst ettiğini de gösteriyor. Aşkın ve arzunun zaman algısını nasıl değiştirdiğiyle bizi yüzleştirirken aşkın, bireyin kendi sınırlarını zorlamasına yol açan bir güç olduğunu hissettiriyor.

Fotoğraf: Duygu Özdemir
John Fowles’tan Koleksiyoncu
Saplantı da aşka dair midir? Aşkı tüm karanlığıyla resmeden John Fowles’un Koleksiyoncu romanı, bu sorunun cevabını arıyor. Kitap, sanat öğrencisi Miranda Grey’e duyduğu saplantı nedeniyle onu bodrumunda hapseden Frederick Clegg’in etrafında şekilleniyor.
Frederick, Miranda’ya karşı hissettiği duyguları "aşk" olarak adlandırsa da bu ilişki, tek taraflı bir takıntı ve kontrolcü bir sahiplenme üzerine kurulu. Frederick, aşkının nesnesinin özgürlüğünü ve kişisel haklarını hiçe sayarken Fowles da idealize ve romantize edilmiş aşk temsillerinin karşısına aşkın tehlikeli hâlini koyuyor. Buna Miranda'nın perspektifi ve Frederick’e karşı geliştirdiği hisler de eklenince ilişkinin çetrefilliği kafamızı daha da karıştırıyor.
Frederick'in kelebek koleksiyonu, romanı analiz etmek için önemli bir anahtar. Kahramanın kelebek toplama tutkusu, aynı zamanda onun kontrol arzusunun da bir göstergesi. Kelebeklerin yok sayılan doğal yaşam döngüleri ve özgürlükleri, Frederick'in Miranda'ya karşı tutumunun da bir yansıması. Frederick'in Miranda’ya karşı hissettikleri de onun kişiliğine ve iç dünyasına dair gerçek bir ilgiden ziyade, bir obje olarak gördüğü kadına sahip olma arzusu üzerine kurulu. Miranda içinse aşk, tam tersine, özgürlükle bağlantılı olmalıdır.
Roman boyunca çatışma, aşka dair bu iki farklı bakış açısı etrafında örülüyor. Bu karşıtlık, kitabın bir gerilim hikayesinin ötesinde insan ilişkileri ve aşkın doğası üzerine derin bir sorgulama olduğunu da hissettiriyor.
Amin Maalouf’tan Doğu'nun Limanları
Maalouf; incitmeyen, nazik kalemiyle duyguları karşı tarafa en güzel geçiren yazarlardan. Doğu'nun Limanları'nda hikayenin temel öğelerinden biri olan aşk da bunun istisnası değil.
Roman, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden 2. Dünya Savaşı’na uzanan zaman diliminde geçiyor. Hikaye, İsyan Kitabdar adında bir adamın etrafında gelişiyor; kahramanın kişisel tarihi, ailesinin geçmişi ve Ortadoğu’nun politik iklimiyle iç içe geçiyor. Bu çalkantılı dönemi arka plana alan bir yasak aşk hikayesi okuyacağınızı düşünün!
İsyan'ın Clara adında Yahudi bir kadına âşık olması, dönemin politik ve toplumsal gerilimleri içinde, farklı etnik kökenlerden ve dinlerden gelen iki insan arasında aşkın nasıl kabuğuna çekilip kendini koruyabileceğini de gösteriyor.
Bu hikayede aşk; kişisel kimlik, aidiyet, sadakat ve ihanet gibi temalarla kesişiyor. Maalouf, karakterlerinin duygusal yolculuklarını, tarihsel ve toplumsal çerçeveler içinde ele alıyor. Çatışan kimlikler ve toplumsal baskılar karşısında aşkın bir direnişe dönüşme hikayesi, ona olan inancımızı tazelemiyor mu?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Miley Cyrus’ın bu akşam düzenlenecek 2024 Grammy Ödülleri’nde hit teklisi "Flowers" ile sahne alacağı açıklandı. Yazar Mario Levi, 66 yaşında aramızdan ayrıldı.
04 Şub 2024

YAZARLAR

Duygu Özdemir
Kitap ve mekan kaşifi. Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Bölümü’nde yüksek lisansını bitiren Özdemir, gittiği her mekanın kendine has havası, değisik sunumları ve tatlarını edebiyata olan tutkusu ile birleştirerek 1kitap1mekan’ı kurdu.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR



