
İçimdeki Dünya bülteninde Nasıl? başlığı altında her sayıda nasıl yapılır, nasıl edilir, nasıl olunur sorularına cevap arıyoruz. Nasıl? köşemizin bu sayıdaki sorusu:
Nasıl Kombin Yapılır?
Erkek okurları başlıktan kaybetmeyelim, devam edin lütfen. Zira pembe rengi hangi çiçek deseniyle kombinleyelim minvalinde bir yazı olmayacak. İşimiz daha ziyade kombin yapabilmenin anlamı ve önemi.
Küçük yaşlardan beri giyimle haşır neşir olduğumu söyleyebilirim. Ortaöğretim ve lise hayatımda dahi, nispeten özgürlüğe yer veren bir okulda olduğumdan, envai çeşit kombin yapmak için fırsatım oldu. Buna ayırdığım zamanı fark eden annem sık sık çıldırdı. Ben bazen akşamlarımı, bazen sabahlarımı buna ayırdım. Neyse ki genellikle eşyalarımı geceden hazırlayan sıkıcı insanlardan olduğumdan, fazlaca kafa yorduğum bu kombin serüvenim sürdürülebilir bir şekilde hayatıma dahil oldu. Artık biraz daha sakin olduğumu söyleyebilirim bu anlamda, ama içimde yatan kombin kraliçesi sürekli bir homurdanma halinde.
Bir süredir evlerde otura otura zaten kombin hak getire, üzerimize iki birbirine uyumlu bir şey bile geçirip dışarı çıktıysak ne ala. Şahsen ben, taytıma ve spor tişörtlerime tutunmuş haldeydim. Biraz silkelenmek için gardıropların ve kombinlerin uzmanlarından Zeynep Erkan ile görüşmem gerekti, çok da işe yaradı. Bazı konularda destek almak, insanın kendisini ileriye taşıması için gerekli. Her şeyi kendimiz tek başımıza yapmak durumunda değiliz ve destek almanın önemini kendimize sık sık hatırlatırsak hayatımızdaki en küçük detaylardan en büyüklerine farklı deneyimlere de alan açmış olacağımıza eminim.
Konumuza dönelim ve başlayalım hadi. Her zamanki gibi, kendi deneyimlerimden yola çıkarak derlediğim bir Nasıl köşesidir bu da.
1. Giydiklerimizin psikolojimize etkisini fark edelim.
Öncelikle giysilerimizin psikolojimizi etkilediğinin farkına varmakla başlayalım. 2012 yılında, ABD'deki Northwestern Üniversitesi’nde araştırmacılar, belirli giysiler giymenin kişilerin psikolojisini ve performansını etkilediğine kanaat getirmiş. Kıyafetlerin sembolik bir anlamı olduğu sonucuna varmışlar. Belirli bir anlamı olan bir giysiyi giydiğimizde, bu giysiler psikolojik durumumuzu etkileyebiliyor. Buna "örtülü biliş" deniyormuş. Buradaki anlamdan kasıt, bir hatırası olan giysi, belirli hisleri çağrıştıran giysiler, yazlık/kışlık kumaş vs. olabilir. Dolayısıyla giydiğimiz kombinlerin psikolojik durumumuza etki edebileceğini bilelim ve kabul edelim.
2. Dolabımızda bulunan her şeyi aralıklarla gözümüzün önüne serelim.
İtiraf edin, o dolaplarda hiç giyilmemiş, etiketi çıkarılmamış, yıllardır yüzüne bakılmamış kaç parça eşya var? (Bunların dolaptan ayıklanması konusuna, yani detoks kısmına da başka bir bölümde geleceğiz elbet.)
Her şeyinizi gözünüzün önüne alın. Bunu ara sıra yapın. Böylece, gerçekten çok kıyafetiniz varsa bunu fark etme imkanı da doğar. Hiç giyilmemişler ortaya çıkar. Belki bu giyilmemişler potansiyel kombin fırsatlarıdır zaten. Sürekli aynı şeyleri birbiriyle eşleştirmeye başladıysanız, bunu acilen yapmanız gerektiğini söyleyebilirim. Çünkü bir süre sonra, sürekli aynı parçalar içinde dönüp durmak (Cem Yılmaz değilseniz veya tamamen minimalist giyim tarzını takip etmiyorsanız), içten içe psikolojimizi de etkiliyor ve bizi dışarı çıkmaya dahi motive etmiyor olabilir.
3. Nereye gidiyor olduğumuzu kendimize hatırlatalım.
Giydiğimiz şeyin kendimizi, kimliğimizi ve hatta nasıl hissettiğimizi ifade etmenin bir yolu olduğuna şüphe yok. Giydiklerimizle aslında, başkalarının bizi nasıl algılamasını istiyorsak ve kendimizi nasıl görüyorsak onu yansıtmaya çalışıyoruz. Peki kendimize bir soralım; dışarı çıkarken üzerime geçirdiklerim gerçekten beni yansıtıyor mu? Sporcu bir insansanız, sadece spor giyinmek zorunda da değilsiniz. Ya da iş yerinde sadece ciddi kıyafetler giyen biri, her zaman kendisini o şekilde yansıtacak diye bir şey de yok. Kendinize başlangıçta iki soru sorun: Nereye gidiyorum? Ne yansıtmak istiyorum?
4. Sizi mutlu ve keyifli hissettiren şeyler neler?
Önemli sorulardan biri de bu. Bunu genel anlamda kendinize hayat sorusu yapın derim. Çünkü gerçekten, sadece zorunluluktan yaptığımız şeyler, bir süre sonra her alanda sıkıştırmaya başlayabiliyor zihnimizi ve kalbimizi.
Bu sorunun cevabını giyecekleriniz için özenle verin. Hangi kumaşlar sizi mutlu ediyor? O kumaşları birbiriyle kombinlemek size nasıl hissettirirdi? İçinde rahat hissettiğiniz, kendiniz hissettiğiniz desenler neler? Nereye gidiyorum ve ne yansıtmak istiyorum sorusuna vereceğiniz cevapta da, her zaman kendinizi keyifli hissettiren şeylerin etkisi olması çok olağan. Bunu göz önünde bulundurun, kombinleyeceğiniz parçalara bu gözle bakın.
5. Önyargılarımızı rafa kaldıralım.
Resmen klişe bir cümle oldu ama tam bu şekilde belirtmek istedim. Kaldırın artık şunları ya. Kışın beyaz giyilmez, yazın ekose olmaz, baharda inek dağa kaçar, dağ yanar kül olur. Moda artık böyle bir şey değil. Moda aslında belki de gerçekten insanın kendine yakışanı giymesiydi ama bu da sonradan o kadar dillere pelesenk oldu ki anlamını yitirdi.
Zihin özgür, beden özgür. Bu net! Beden özgür olunca, ne istediğini daha iyi ifade ediyor. Bir kaç bocalama yaşansa da, özgür bıraktığınız yerlerden bir süre zevk fışkırmaya başlayabilir. Bu sebeple rica ediyorum, kombinlerinizi yaparken bu ön yargıları da fark edin, eğer varsa. Evet demiyorum ki Aysel Gürel gibi, aklınıza ne esiyorsa üzerinize geçirip, onun da üzerine takıp takıştırın. Hoş onun da bir tarzı var kesinlikle ama, inanın çok daha farklı zevklerimiz olabilir.
6. Dolapta nelerin eşleşebileceği konusunda bir simülasyon yapalım.
Bazen şöyle bir şey olabiliyor. Bir takım pantolonlar alınmış, bir takım etekler, şortlar alınmış, ancak bunların hepsi atıl duruyor ve kadınlar tek parça olan bir elbise, erkekler de kot-tişört ikilisine talim bir şekilde evden çıkmayı yeğliyoruz. Bunları hepsi biraz üşengeçlikten belki de. O yüzden dolaptaki altları ve dolaptaki üstleri ara ara, o sırada giymeyecek olsak bile eşleştirelim. Sonra günü geldiğinde o günkü psikolojimize hangisi uyuyorsa hoop üzerimize geçiriveririz.
7. Düz renkler, desenler, dokular birbirine karışabilir.
Genellikle 90’lar modasına hakim olan yaşıtlarım bilirler, biz resmen desenden ve karışıklıktan soğutulduk. Bir dönemin cezasını şu an çekmeyelim ve birbirine eşlenebilecek parçalara şans verelim. Çizgili bir kıyafetimizin içindeki renklerle kontrast olan başka bir desende kıyafetimiz de güzel bir kombine imkan sağlayabilir. Denemeden yargılamayın. Kombin işine yargısız bir şekilde yaklaşmak başarının anahtarı olabilir. Gerekirse fotoğraf çekin güvendiğiniz bir arkadaşınıza atın. Eğlenceli olur hem.
Sözün özü, kombin işi, modayı bilmekten ziyade, giyen kişinin psikolojisi ve giyime yaklaşımından besleniyor bana sorarsanız. Siz kendinize özelsiniz, herkes gibi. İlham almak tabiiki mükemmel bir şey. Ancak sadece ilham alarak giyindiğimizde artık o kombinler bizim olmaktan çıkarak, bir kopyalama haline dönüşüyor. Halbuki kombin yaşayan bir şey. Beş sene önceki senin kombinlerinle, beş sene sonraki sen farklı olacak muhtemelen. O yüzden hep yargısız, açık bir zihinle gidelim dolabımızın önüne. Ve eğer her gün, istemesek de benzer şeyleri giyinme üşengeçliğine düştüysek, şimdi bir daha gözden geçirelim ve soralım. Nereye gidiyorum, ne yansıtmak istiyorum, neyden keyif alıyorum?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



