Neden Popüler Oldu: Kuantum mekaniği, nükleer fizik ve daha fazlası

Netflix’in yeni dizisi 3 Body Problem, Christopher Nolan’ın Oppenheimer'ı gibi yapımların popülaritesi, doğa bilimleri üzerine kurguların geniş kitlelere nasıl hitap edebileceğinin mükemmel örnekleri. Peki nükleer fizik, astrofizik veya kara delikler gibi karmaşık konular, izleyicilerin ilgisini çekmeyi nasıl başarıyor?
Neden Popüler Oldu: Kuantum mekaniği, nükleer fizik ve daha fazlası

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Neden Popüler Oldu’nun 43. bölümünde bu diyarlarda popüler kültürden yola çıkarak gündemin dinamiklerini yorumlamaya devam ediyoruz. 

Bugün, bilim ve teknolojinin popüler kültürle kesişimine, bu ilişki sonucunda STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarının daha erişilebilir ve “ilgi çekici” hâle gelmesine odaklanıyoruz. Doğa bilimleri, özellikle 2010’lardan beri, sadece akademik çevrelerde değil, TikTok ve YouTube gibi mecralarda ve Netflix gibi streaming platformlarında da kendine geniş bir yer buluyor.

Popüler bilime odaklanan influencer’ların sayısı artmaya devam ediyor. John ve Hank Green gibi içerik üreticileri, CrashCourse gibi YouTube kanalları aracığıyla alanı daha geniş kitlelere ulaştırmanın yeni yolları keşfediliyor. Bu esnada, Netflix’in yeni dizisi 3 Body Problem, Christopher Nolan’ın 2023 yılının ödül sezonuna damga vuran filmi Oppenheimer ve Interstellar ile Denis Villeneuve’ün filmi Arrival gibi yapımların popülaritesi, doğa bilimleri temelli kurguların nasıl geniş kitlelere hitap edebileceğinin mükemmel örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Peki nükleer fizik, astrofizik veya kara delikler gibi karmaşık ve niş konular, izleyici tarafından nasıl bu kadar ilgi görebiliyor? Fizik, neden ve nasıl bu kadar popüler olabiliyor?

3 Body Problem

3 Body Problem, 2024

21. yüzyılda yaşayan bir editör olarak, uzmanı olmayanlar için karmakarışık görülebilecek konuları, ilgi çekici bir şekilde aktarabilmenin çok saygı duyulacak bir iş olduğunu düşünüyorum. Oysa bilimsel araştırmaları, genel okuyucu kitlesine açmak yeni icat edilmiş bir alan değil. 

Oppenheimer, 2023

Bilim ne zaman popülerleşti?: M.Ö. 4. yüzyıldan bugüne

“Popüler bilim” demişken, bu süreci açıklamak için milattan öncesine gideceğiz: Orijinal işleri günümüze ulaşmayan astronom Eudoxus’un bulgularına ulaşabilmemizin sebebi, Hipparchus’un didaktik şiiri Phenomena’ymış. Eğer bu şiir olmasaydı döneminin karmaşık bilimsel verileri muhtemelen kaybolup gidecekti.

Bilgi paylaşımında form seçimi: Phenomena, bilimsel bulguları didaktik bir üslup yerine lirik bir formla aktaran tek çalışma değil. 18. yüzyılda, Erasmus Darwin de The Botanic Garden (1791) isimli iki uzun şiiriyle genel okuyucu ve dinleyici kitlesini botanik alanında bilgilendirmiş. Bilgi paylaşımını şiirle yapmak, kulağa çok çekici geliyor. Bugünlerde şiir yerine video makaleler daha yaygın: Örneğin, YouTube üzerinden Arrival’daki dilbilimsel teorileri açıklayan içerik üreticileri var.

Bilimin popülerleştirilmesi: Bu anlatı tarzının popülerleşmeye nasıl devam ettiğini incelemek kıymetli. 17. yüzyılda, Galileo’nun ve Robert Hooke’un eserleri hem bilim insanları hem de halk tarafından okunabilirken, modern fiziğin temelini oluşturan Newton’ın Principia’sı çoğu okur için “anlaşılması imkansız” olarak betimleniyormuş. Bu nedenle, Newton’ın fikirlerinin bilim çevreleri dışındaki okurlara yönelik basımları da popülerleşmeye başlamış. Yani bilim popülerleştirilmiş. Aslında bunun da bugün Oppenheimer’ı izleyenler için nükleer fizikteki gelişmeler üzerine TikTok çeken bir içerik üreticisinden pek de bir farkı yok gibi.

Popüler bilimin resmîleşmesi: Bu “popülerleştirme” ihtiyacının akabinde, popüler bilim yazıları yaygınlaşmaya devam etmiş. Örneğin Fransa’da bu tarz baya ilgi çekmiş; astronomik bulguları ve Kopernik günmerkezliliğini diyaloglar üzerinden anlatan Conversations on the Plurality of the Worlds kitabı “en çok satanlar” listesine girmiş. 19. yüzyılda Britanya’da okur-yazarlık oranı arttıkça, bilimsel konuları işleyen kitaplara ilgi de artmaya devam etmiş. İş o kadar ilerlemiş ki Mary Somerville’in popüler bilim kitabı On the Connexion of the Physical Sciences, en baştan yaygın akım için kaleme alınmış ve dönemine göre oldukça da iyi satmış; 1859’da Charles Darwin’in Türlerin Kökeni kitabı çıkana kadar yayıncısının “en popüler bilim kitabı” olarak betimleniyormuş.

Kısacası doğa bilimlerinin neredeyse herkes tarafından anlaşılabilir hâle getirilmesi yeni bir şey değil. Bilgiyi lirik formlar aracılığıyla paylaşmanın, daha geniş kitlelere ulaşmanın yaratıcı bir yolu olması gibi. Yani aslında cevap oldukça basit: “İnsanlar çevrelerindeki dünyayı, onun nasıl işlediğini ve kendilerinin ona nasıl uyum sağladığını öğrenmek istediler ve hâlâ da istiyorlar.”

Popüler kültürle anlamaya çalışmak: Astrofizik, aerodinamik ve daha fazlası

Günümüz dünyasında bilimin daha erişilebilir hâle gelmesinin birçok yolu var. Bazı yemek kitapları, malzemelerin birbiriyle etkileşime geçişini kimyayla anlatıyor; içerik üreticileri ve internet kullanıcıları, Amerikan futbolundaki bir sayıyı fizikten yararlanarak açıklıyor veya Harry Potter’daki Quidditch oyununu aerodinamik üzerinden anlatıyor. Bu, bilimi popülerleştirmeye yardımcı oluyor.

Astrofizik: Popüler bilim anlatısının sinemada yankı bulduğu filmlerden Interstellar ise astrofiziği popüler bir izleyici kitlesi için hem erişilebilir hem de heyecan verici hâle getirebilmesiyle övgü toplamıştı. Görelilik, solucan delikleri ve kara deliklere odaklanan bilimsel teorileri ilgi çekici kılmak, Nolan tarzı bir şiir: “Interstellar, incelendiğinde daha karmaşık kavramları ortaya çıkarıyor ve bu detaylar, insanlığın geleceğine bakma fikrini geliştirerek popüler kültürü etkiliyor.”

Interstellar, 2014

İklim krizini ve bu alanda çalışan bilim insanlarını konu alan Don’t Look Up, Netflix’in en çok izlenen filmlerinden biri olmuştu. Bu durum da bilim ve teknolojinin kamusal iletişim ve popüler kültürde nasıl çerçevelendiğine dair bir örnek. Bir bilimkurgu olan Arrival ise heptapodlarla (kurgudaki uzaylılar) iletişim kurmaya çalışan bilim insanlarını konu alıyordu. Senaryonun dilbilime değinmesi, popüler bilime bir ilgi alanı olarak yaklaşmıştı aslında: “(Film), bir dil üzerinde farklı hipotezleri deneme, genellemeler yapma ve bunları test etme tasviri bağlamında çok yerindeydi. Yeni bir dil üzerinde saha çalışması yapmanın heyecanının yanı sıra bazı hayal kırıklıklarını da iyi bir şekilde hissettirdi."

Popüler bilim anlatıları dışında, popüler kültürün çeşitli gizemleri veya fenomenleri anlama çabasını, dünya dışı varlıkları konu alan X-Files gibi dizilerin popülerliğinden de anlayabiliyoruz. Etrafımızdakileri anlamlandırma çabamız, bu yapımları popüler kılıyor. O hâlde Mart 2024’e damga vuran 3 Body Problem da kuantum mekaniğini popülerleştirirken, insanın evrenin temel yasalarını anlama arayışını özetliyor demek mümkün. Dizi, hem insanlık deneyimini özetlediği hem de “karmaşık” bilimsel teorileri ilgi çekici bir hikaye anlatıcılığıyla verdiği için popüler.

Arrival, 2016

Özetle, bilimsel bilgiyi daha geniş bir okuyucu kitlesi için erişilebilir kılan yapımlar uzun zamandır mevcut. Karmaşık bilgileri daha anlaşılabilir hâle getirmek, şu an kısa video formatları üzerinden devam ediyor; yüksek bütçeli prodüksiyonlar da karmakarışık görünen konuları, ihtişamlı bir şekilde anlatabiliyorlar: “Bilim, etrafımızda olup biten her şeyin parçası. Bu nedenle bu karmaşık fenomenler için erişilebilir açıklamaların elimizin altında olduğunu bilmek güzel.”

Söylemeden geçemeyeceğim: Popüler bilimcileri “düşük kalite” bulan kariyer bilimcilerini de popüler bilimin sosyal bilimlere sırt çevirişini de sıkıcı buluyorum. Somerville’in 1834 tarihli popüler bilim kitabı olmasaydı, bilimsel veriler halka ulaşmayacaktı; modern popüler bilim yayıldı, bu sayede Oppenheimer’ı izleyip nükleer fizik uzmanı olmadan bir filmden keyif almak mümkün hâle geldi. Amerikan kültürünün veya genel izleyici kitlesinin neden Hiroşima’da yaşananların dehşetinden çok J. Robert Oppenheimer’a odaklandığı ise tamamen bambaşka bir konu.

Haftaya görüşürüz!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Alara Demirel

Editor in Chief @ Universal Friend Publishing

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta