
Okumayı kolaylaştırmak adına bir not eklemek isterim. Önce yazar ismiyle birlikte Nobel komitesi tarafından ödülün "neden" o yazara verildiğini açıkladığı cümleyi paylaşacağım, sonra da seçkiye eklediğim eserini.
✒️ Romain Rolland, "edebi eserlerindeki yüce idealizm ile çeşitli insan tiplerini betimlerken ortaya koyduğu duygudaşlık ve hakikat aşkı için."
📖 "Jean Christophe"
Fransalı yazar Rolland'ın 1904'te başlayıp 1912'de tamamlanan Jean Christophe serisi 10 kitaptan oluşan -bizde üç cilt hâlinde YKY'den çıkıyor- bir nehir roman. Rolland yetenekli ve dahi bir müzisyen olan Jean'ın doğumundan ölümüne kadar olan süreci, savaşı, burjuva toplumunu, paranın tüm sanat dallarına ve hayata olan egemenliğini eleştirerek ve çok sarsıcı bir şekilde anlatır bize.

✒️ Thomas Mann, "çağdaş edebiyatın klasik eserlerinden biri olarak giderek daha çok tanınan büyük romanı Buddenbrooklar için."
📖 "Buddenbrooklar/Bir Ailenin Çöküşü"
Bu kitabı seçmemin sebebi hem aile romanı anlamında bir öncü olması hem de bir klasik eserden beklenen tüm edebî zevki vermesi. Yine Mann'ın, 1900 yılında 25 yaşındayken yaşındayken bu kadar olgun bir eser yazmış olması da hayranlık verici bir durum. Üç kuşak boyunca orta sınıfta yer alan burjuva bir Alman ailenin yaşadıklarını, nesiller ve toplum yapısı değiştikçe hayatlarının nasıl da değiştiğini çok çok güzel anlatır Thomas Mann.

✒️ Albert Camus, "günümüzün birey vicdanının sorunlarını samimi bir ileri görüşlülükle aydınlatan önemli edebi üretimi için."
📖 "Yabancı"
Camus, çok yönlü ve özellikle Yabancı'sı ile belki de her birimizin hayatında önemli yeri olan biri. Yabancı romanı; Mersault karakterinin annesinin ölmesiyle açılır ve roman boyunca onun kayıtsızlığı, toplumun ondan beklentileriyle çatışması, toplumla olan uyumsuzluğu anlatılır.
"Romanı bitirdikten sonra Meursault'ya karşı karışık hisler beslesek de dünyanın iyi bir yer olmadığına ve değişmesi gerektiğine inanırız.”
Mario Vargas Llosa

✒️ John Steinbeck, "duygudaşlık yoluyla yarattığı mizah ve keskin bir toplumsal anlayışla bir araya getirdiği gerçekçi ve yaratıcı üslubu için.”
📖 "Fareler ve İnsanlar"
Steinbeck'in her bir romanı, anısı başlı başına birer kült eser. Fareler ve İnsanlar'ı seçme sebebim Steinbeck dünyasına dair temel olan her şeyi yansıtan bir kitap olması. Zor çiftçilik koşulları, büyük hayaller peşinde günlük küçük umutları kovalayan sıradan insanlar, işçi hayatı, ekmek kavgası, en alt tabakanın birbirine olan zulmü, bunların hepsi ve daha fazlası. Steinbeck okumak her yaşta ve çağda çok güzel.

✒️ Mihail Şolohov, "epik eseri Don'da Rus halkının yaşayışının belli bir dönemini sanatsal gücü ve bütünlüğüyle anlattığı için"
📖 "Durgun Don"
Sovyet edebiyatını okumayı çok sevdiğim için midir bilmem Durgun Don heyecanla hatırladığım çok güzel bir destan. Şehir hayatlarını ya da burjuvazisini diğer büyük yazarlarından okuduğumuz Rus halkının Kazaklarını, köy hayatını anlatıyor bu seri. Savaş öncesini, Birinci Dünya Savaşını, Ekim Devrimini ve devrim sonrasını sırayla okuyoruz. Harika bir dönem hikâyesi.

✒️ Aleksandr Soljenitsin, "Rus edebiyatının vazgeçilmez geleneklerinin peşinden koştuğu ahlaki kuvvet için"
📖 "İvan Denisoviç’in Bir Günü"
Dilimize çok az yapıtı çevrildiği için tam olarak okuyamadığımız bir yazar Soljenitsin ama İvan Denisoviç'in Bir Günü mutlaka okunmasını düşündüğüm bir başyapıt. Sovyet rejiminin ısrarlı bir karşıtı olan yazar bu eserinde toplama kamplarındaki ağır yaşam koşullarında bir mahkumun 24 saatini çok çarpıcı ve çok güçlü bir şekilde anlatıyor.

✒️ Heinrich Böll, "zamanına dair geniş bir bakış açısı ve nitelendirmedeki hassas becerisinin birleşimiyle Alman edebiyatının yenilenmesine katkıda bulunduğu yazımı için."
📖 "Dokuz Buçukta Bilardo"
Böll'ün çok kıymetli bir yazar olduğunu düşünüyorum. Palyaço en bilinen eseri ancak Dokuz Buçukta Bilardo'nun o tüm Alman yaşamını anlatan net, sade, dakik ve çarpıcı hâli, İkinci Dünya Savaşı'nın bıraktığı izleri anlatma tarzı unutulmaz. Diğer eserlerindeki gibi burada da dinle olan mücadelesi var. 24 saati anlatıyormuş gibi görünür ama sürekli geriye gidişlerle bir Alman ailesinin portresini çizer.

✒️ Gabriel García Márquez, "bir kıtanın yaşam ve çatışmalarını yansıtan, hayal ve gerçeğin, zengin bir imgelem dünyasında kaynaştığı roman ve öyküleri için."
📖 "Kırmızı Pazartesi"
Latin Amerika'nın tamamında Gabo olarak anılan büyük yazarın kendisinin de en sevdiğim eserim dediği Kırmızı Pazartesi'yi seçmek istedim. İşleneceğini herkesin en başından beri bildiği ve yine de kimsenin hiçbir şey yapmadığı bir cinayeti anlatıyor. Kısacık bu eserde Gabo'nun tüm dehası, o müthiş kurgulama yeteneği, gerçeküstü anlatımı ve toplumun sorgulanmaya ihtiyaç duyan tüm organizmalarını anlatması ve çok dahası var.

✒️ José Saramago, "bir kıtanın yaşam ve çatışmalarını yansıtan, hayal ve gerçeğin, zengin bir imgelem dünyasında kaynaştığı roman ve öyküleri için."
📖 "Körlük"
Noktalama işaretleri ve paragraflar olmadan ucu bucağı yokmuş gibi görünen bir metni okumak dışarıdan bakınca zor ama Saramago evreninde zor değil. Bu kitapta bir körlük salgını yaşanıyor. Yaşayabileceğimiz bir felakette/salgında toplumla olan ilişkimizin hangi uç sınırlara dayanabileceği ama yine de dayanışmanın önemi, bir kişi nedir ki derken iki kere düşünmemiz gerektiğini çok güzel anlattığını düşünüyorum Saramago'nun. Ve kesinlikle didaktik bir biçimde değil, o kendine has tarzıyla.

✒️ Elfriede Jelinek, "romanları ve oyunlarındaki sesler ve karşı seslerin müzikal akışı, dile ait olağanüstü bir coşkuyla toplumsal klişelerin saçmalığını ve baskıcı kuvvetini açığa çıkardığı için."
📖 "Aşık Kadınlar"
Jelinek çok sert, kısa, net ve acımasız cümlelerle derdini anlatıyor. Bu anlatımı da alıştığımız cümle formunda akıp gitmiyor. Aşık Kadınlar; aşk, evlilik -özellikle de evlilik-, ilişkiler, işçi sınıfı, ekonominin politiği, kadınlara biçilen rollerle ilgili çok net bir roman.

✒️ Alice Munro, "çağdaş kısa öykünün ustası."
📖 "Gençlik Arkadaşım"
Munro'ya verilen ödülün açıklaması çok hoşuma gitti. Eserleri gibi kısa ve güzel. Gençlik Arkadaşım; ilişkileri didikleyen, Amerikan edebiyatını sevenlerin özellikle beğenebileceği çok çok güzel öykülerden oluşuyor. Öyküye uzak olanların da bir bakabileceğini düşünüyorum.

✒️ Kazuo Ishiguro, "büyük duygusal güce sahip romanlarında dünya ile hayali algı arasındaki uçurumu ortaya çıkardığı için."
📖 "Günden Kalanlar"
İngiliz malikanelerinde yaşayan bir baş uşağın hayatı var Günden Kalanlar'da. Çok hoşuma giden orjinal isminde sanki anlamı daha da ortaya çıkıyor "Remains of the Day"- Ishiguro'nun tarzını ve yazım gücünü çok iyi gösteren bir eser bence. Durağan, bir baş uşağın tekdüze geçen zamanının sonuna yaklaşırken geriye ne kalıyor?

Kaynaklar: Nobel Edebiyat Ödülü Sahipleri listesi ve Nobel Ödülleri resmî sitesi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


