ODTÜ’de Bahar Şenlikleri Yasaklara Rağmen Kutlandı

Öğrencilerin gelenek haline gelen şenliklerin yasaklanmasını barışçıl bir şekilde protesto düzenlemesi ve fikirlerini ifade etmesi, liberal demokrasinin temel unsurlarından biridir. Bu tür eylemler, toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurabilmesi ve demokratik süreçlerin işlerliğinin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Sonuç olarak, ODTÜ'de yaşanan protesto, üniversitelerin özgürlüğü, akademik özerklik ve liberal demokratik değerler açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Üniversitelerin özgürlüğünün korunması, sadece akademik başarı için değil, aynı zamanda demokratik değerlerin yaşatılması ve toplumun ilerlemesi için de hayati öneme sahiptir.
ODTÜ’de Bahar Şenlikleri Yasaklara Rağmen Kutlandı

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) rektörü Verşan Kök 34 yıldır düzenlenen, bir gelenek haline gelmiş olan Bahar Şenlikleri’nin yasakladı. Öğrenci toplulukları arasında büyük tepki çeken bu karara karşı öğrenciler rektörlük binası önünde toplanarak sloganlar attı ve kararın geri çekilmesini talep etti. Yasağa riayet etmeyeceğini ifade eden öğrencilere disiplin soruşturmaları açıldı ve konu ulusal kamuoyunun gündemine taşındı. ODTÜ öğrencilerinin bu eylemine siyasilerden de destek geldi. Başta CHP olmak üzere siyasi partiler ve milletvekilleri, öğrencilerin yanında olduklarını ve üniversitelerin geleneklerinin ve özgürlüğünün korunması gerektiğini dile getirdiler. Öğrenciler şenliklerin organize edilmesi konusunda alternatif yollar aradılar. Rektörlüğün talimatı ile ses ve ışık sistemlerinin kampüse girişi yasaklandı. Neyse ki CHP Milletvekili Deniz Demir, dokunulmazlığının verdiği güvence ile, direksiyon başına geçip bu sistemleri kampüs içine sokabildi ve öğrencilerin alternatif kutlamalarını mümkün kıldı. 

İlk olarak, bahar şenlikleri gibi etkinliklerin üniversite kültürünün önemli bir parçası olduğunu belirtmek gerekir. Bu tür etkinlikler sayesinde öğrenciler eğlenir, kaynaşır, zorlu final haftası öncesinde bir nefes almak ister. E tabii iktidarın duymak istemeyeceği sloganlar da atılabilir bu şenliklerde. Bu da geleneğin bir parçası haline geldi yıllar içinde. Öğrenciler açısından, kampüs alanı siyasi fikirlerini göstermek, iktidarın kararlarını protesto etmek için göreli bir özerklik alanı sağlıyor neticede. Geçtiğimiz yıllarda ODTÜ mezuniyet törenlerindeki pankartların kampüs dışında açılması tahayyül bile edilemezdi. Fakat öğrencilerin, mezuniyetleri ile ilişkili olmasa da mezuniyet töreninin onlara sağladığı göreli özgürlük alanında bunu yapabilmesi iktidar tarafında, ülke genelinde halihazırda yok edilen gösteri ve yürüyüş hakkının kampüslerde de yok edilmesi eğilimi doğurdu. 

Tabii bu kararın salt rektörün inisiyatifiyle mi yoksa yukarıdan gelen bir talimat doğrultusunda mı alındığını bilemiyoruz. İki senaryo da olabilir ve ikisi de aslında özerk olması gereken kurumların işleyişi konusunda büyük bir problemi gözler önüne seriyor. Rektörün kendi başına aldığı bir karar ise bu, rektör kendi üniversitesinin markasına, geleneğine zarar vermiş, soruşturma açarak kendi öğrencilerini sindirmeye çalışmış demektir. Yine, rektörün kendi başına aldığı bir karar ise bu, iktidarın ülke genelinde yürüttüğü hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı kararlarını kampüs içine taşıyarak, rektör olarak önerilen üç kişi arasından Cumhurbaşkanı tarafından neden özellikle onun atandığını göstermiştir. Rektör Kök “yukarıdan” talimat ile bu spesifik kararı aldıysa, zaten bunun üzerine konuşacak bir şey yok. Başka üniversitelerin başına gelenlerden biliyoruz ki, AKP kendi iradesinden özerk hiçbir kurumu, o kurum içindeki kendisine “aykırı (!)” gelen gelenekleri yaşatmak istemiyor. ODTÜ de bundan nasibini aldı, tıpkı Boğaziçi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi gibi. 

Son olarak, üniversiteler, özgür düşüncenin ve akademik özgürlüğün beşiği olarak kabul edilir. Akademik özgürlük, bilimsel araştırmaların ve entelektüel faaliyetlerin baskıdan uzak bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar. Bu bağlamda, ODTÜ'de yaşanan protesto, üniversitelerin bu temel ilkelerden sapmaması gerektiğini hatırlatmaktadır. Öğrencilerin demokratik haklarını kullanarak rektörlüğün kararını protesto etmesi, üniversitelerin sadece eğitim ve araştırma kurumları değil, aynı zamanda demokratik değerlerin yaşatıldığı alanlar olduğunu da göstermektedir. Zira liberal demokratik değerler, ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı gibi temel hakları içerir. ODTÜ'deki olay, bu değerlerin korunması ve savunulması gerektiğini ortaya koyuyor.

Öğrencilerin gelenek haline gelen şenliklerin yasaklanmasını barışçıl bir şekilde protesto düzenlemesi ve fikirlerini ifade etmesi, liberal demokrasinin temel unsurlarından biridir. Bu tür eylemler, toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurabilmesi ve demokratik süreçlerin işlerliğinin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Sonuç olarak, ODTÜ'de yaşanan protesto, üniversitelerin özgürlüğü, akademik özerklik ve liberal demokratik değerler açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Üniversitelerin özgürlüğünün korunması, sadece akademik başarı için değil, aynı zamanda demokratik değerlerin yaşatılması ve toplumun ilerlemesi için de hayati öneme sahiptir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR