Öğrencilerin omuzlarında bir hayat: 'Proje okulu' uygulaması Mustafa öğretmenin kalbini nasıl yordu?


Kırtasiyenin en işlevsel ve estetik hali: 30 Kağıt İşleri Kağıt kalemle düşünmek, not almak, fikirlerinizi gerçeğe dönüştürmenin ilk adımı. 30 Kağıt İşleri , yazma deneyiminizi özel tasarımlı özgün ürünlerle kişiselleştiriyor, geleneksel baskı teknikleriyle modern uygulamaları buluşturuyor. Neler var? Kişiye özel işlenmiş defterler, özgün suluboya çizimleriyle tasarlanan tematik ajandalar, takvimler, 30 Kağıt İşleri’nin tasarım stüdyosundan çıkan kurumsal hediye setleri ve özel gün davetiyeleri tasarımın inceliğini masanıza getiriyor. 30 Kağıt İşleri ile buradan tanışabilir; kendinize, sevdiklerinize veya tüm ofise özel bir hediye verebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye, evlatlarını en çok kalbinden vuruyor. Kimi hayal kırıklığıyla kenara çekiliyor kimi üzüntüden hasta oluyor kimi kahrından ölüyor.
Cağaloğlu Anadolu Lisesi'ndeki çok sevdiği öğrencilerinin seslenişiyle “tüm hayatını doğduğu andan itibaren güzel günler göreceği inancıyla yaşayan” edebiyat öğretmeni Mustafa Turgut’un kalbi de 6 Şubat 2017 tarihinde durdu.
Bugün lise öğrencilerini isyan ettiren “proje okulu” uygulaması, Mustafa öğretmeni 19 yıllık yuvasından sürgün etmişti.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2014 yılının Mart ayında çıkardığı yasayla Türkiye’nin en gözde 170 lisesi "proje okulu" ilan edildi. Söz konusu uygulama ile öğretmenlerin görev süreleri sınırlandırıldı ve bu okullarda çalışanlar tayin sisteminden çıkarıldı. Atamaları bakanlık tarafından yapılmaya başlandı.
Belirli kriterlerin olmadığı atama süreçleri şeffaf yürütülmedi. Eğitim-Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Barış Uluocak, asıl amacın “okulların kimyasını değiştirmek” olduğu kanaatinde. Meraklı, yaratıcı, biat etmeyen gençlerin varlığından rahatsız olanların akıl ettiği bir uygulama…
Öğretmenler, bu uygulamadan sonra keyfî kararlarla öğrencilerinden ayrı düşmeye başladı. Öğretmenlere "sözde" tercih yapma zorunluluğu getirdiler. İstanbul Cağaloğlu Anadolu Lisesi edebiyat öğretmenlerinden Mustafa Turgut ise uygulamayı protesto etmek amacıyla tercih yapmaktan imtina etti.
Mustafa öğretmeni evinden kilometrelerce uzakta bir imam hatip lisesine "sürdüler". Gerçi o, kendisini tanıyan öğrencilerinin hayran olduğu öğretmenlik pratiğinden yeni okulunda da ödün vermedi. Bazı sohbetlerde, “İmam hatipte okuyan öğrenci, öğrenci değil mi?” demişti.
Ancak dillendirmese de "yuvam" dediği okulundan koparılmak kalbini kırmıştı bir kere. Gününün çoğu trafikte geçiyordu. Zamanını yollarda tüketmekten mutsuzdu. Ölümünden kısa süre önce eski öğrencilerinden Furkan Karasoy, Sultanahmet’te hafif eğimli bir yolu tırmanırken zorlandığını anlatıyor. Furkan, “Sen de iyice yaşlandın” diye takılmış kendisine ama okul mesaisi haricinde de nefes almadan elinin uzandığı her yere koşturan öğretmeninin ne kadar yorulduğunu da fark etmiş.
Nam-ı diğer “Mutu”, sürgün edildikten üç ay sonra okuldan evine dönerken otobüste kalp krizi geçirdi. Gözlerini sonsuza yumduğunda 57 yaşındaydı.
Cenazesine sadece yıllarını verdiği Cağaloğlu liseliler değil, üç ayını birlikte geçirdiği imam hatip lisesinden öğrencileri de geldi. Birbirlerini tanımayan çocuklar hep beraber ağladılar. Hepsi candan sevdikleri öğretmenlerini kaybettikleri, bir kısmı da geç bulup erken kaybettikleri için…
Akademisyen İsmet Akça’ya göre, Mustafa abisi, “devrimci öğretmen” geleneğinin mükemmel bir temsilcisiydi. ÖDP ve Eğitim-Sen vesilesiyle tanıdığı Turgut’un gençleri çok ciddiye aldığına şahit. Tam da bu nedenle zamanını öğrencilerini anlamak, onlarla birarada olmak ve onların önünü açmak için kullanmış.
“Devrimciliği sadece siyasal alanla sınırlı değildi, hayatın her alanında o duruşu içselleştirdiğini görürdünüz.”
Eğitim-Sen üyesi akademisyen Görkem Doğan da Mustafa Turgut’u sendikal mücadeleden tanıyor. “Çırağı olduk” dediği Mustafa öğretmenin, bütün hayatının öğrencileri ve sendika olduğunu, sağlığının listede hep gerilerde yer aldığını, sürgün edilmesini içine attığını anlatıyor.
Öğrencilerinin 'Mutu'su, nasıl bir öğretmendi?
Basmakalıp öğrenci-öğretmen ilişkisi kurmayan, hiyerarşiye inanmayan,
her meslektaşının tatlı bir kıskançlıkla seyrettiği, her daim muktedirin karşısında ve mağdurun yanında duran, herkesi eşit ve her fikri aynı ölçüde değerli gören biri.
Başkasının derdiyle dertlenen, bu dertlerden hiç yakınmayan, dert denileni mücadele alanına çevirmesini bilen bir devrimci.
Öğrencilerinin endişesini de neşesini de paylaşan, cebindeki parayı öğrencileriyle paylaşan, hayatını paylaşarak eşit ilişkiler kuran biri.
“Bir şey” olmaya çabalamadığı, gerçekten de “öyle olduğu” için en çok “sahici” kelimesinin yakıştığı bir öğretmen.
Onu tanıyanların aktardığına göre, müfredatın yanı sıra hayatın içinden meseleleri konuşmaya da teşvik ediciydi. En önemli dersleri hayatın ta kendisinin verdiğinin ve bu derslere de en az müfredat kadar ihtiyaç olduğunun farkında olarak öğreten biri.
Öğretirken öğrenenlerdendi. Öğrencileri, laubalilik ile samimiyet arasındaki ince çizgiyi ona duydukları sonsuz sevgiden kaynaklı saygıdan olsa gerek, hiçbir zaman geçmediler.
Öğrencilerinden Eylül Görmüş’ün de tecrübe ettiği gibi, elini omzuna koyduğu çocukların hayatla, iktidarla, otoriteyle ilgili fikirlerini baştan aşağı dönüştüren, “unutulmaz bir insan”. Eylül, “kısacık boylu, yumuşacık sesli, kocaman gülümseyen” edebiyat hocasını kamp ateşinin etrafına dizilmiş gibi oturan öğrencilerinin ortasında ders anlatırken hatırlıyor:
“O bize ders anlatırdı, biz masal dinler gibi dinlerdik.”
Onu tanıyan herkes tarafından masal kahramanı gibi anlatılsa da, masal kahramanı olamayacak kadar gerçekti.
“Mutu”yu kaybeden öğrencileri, ardından kaleme aldıkları metinde ona “ağabey, kardeş, sırdaş, yoldaş, devrimci” diye hitap ederken, bir dizeyle çok şey anlattılar:
“Öğretmenlerin, olmak istediği öğretmendi.”

Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ndeki son gününde her öğretmene nasip olmayacak şekilde öğrencilerinin omuzlarında uğurlandı. Gençler kısa süreliğine de olsa göklere çıkardılar öğretmenlerini. Cenazesini de aynı gençler omuzladı. Furkan'ın öğretmeninin yorgunluğu gibi, fark ettiği bir başka durum daha vardı:
“Onu gördüğüm çoğu fotoğrafta omuzlarda. Sadece vedasına özel bir şey değildi. İnsanlar onu öyle seviyordu ki, istemsiz omzunda taşımak istiyordu herhalde.”
Anlatılanlara göre, Gezi eylemleri sırasında Mustafa öğretmenin bu ülkeye dair umutları canlanmıştı. Bugün her yaştan öğrencinin geleceğine sahip çıkmak için çıkardığı sesleri duysaydı her şeyin mümkün olduğunu bir kere daha hatırlar, mutlu olurdu.
“En mutlu günlerim burada, öğrencilerimle geçti. Burası benim hayatım olmuştu. Hayatım boyunca unutmayacağım bir yer olarak kalacak” demişti 19 yıllık yuvasına veda etmeden önce.
Belki de en güzel günlerini yaşamıştı ama bu hoyrat düzen daha fazlasına izin vermedi. Fikret Kızılok’un geçirdiği kalp rahatsızlığından sonra yazdığı gibi:
“Sevdin olmadı
Bir dünya istedin kardeşçe
Olamadı…”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
CHP'ye kayyum atanacağı iddialarını ortaya atan Rasim Ozan Kütahyalı kısa süreliğine gözaltına alındı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Ukrayna'da barışı görüşmek üzere ABD Dışişleri Bakanı Rubio ve Trump'ın özel temsilcisi Witkoff'u ağırladı.
18 Nis 2025

YAZARLAR

Burcu Karakaş
Gazeteci. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün ardından uluslararası ilişkiler ve gazetecilik üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini Boston Üniversitesi’nde tamamladı. Sırasıyla Milliyet, Deutsche Welle Türkçe ve Reuters Haber Ajansı’nda çalıştı. “Erkeklik Ofsayta Düşünce: Futbol, Eşcinsellik ve Halil İbrahim Dinçdağ’ın Hikâyesi”; “Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90’lı Yıllarda Gazetecilik”, “Yalan Dünya: Reytingler, Tıklar ve Şimdi Reklamlar!”, “Biz Her Şeyiz” Diyanet’in İşleri, “Ne Olmuş Güldüysek: Evrim Alataş Kitabı” kitaplarının yazarı. 2015 ve 2019 Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik Ödülü, İstanbul Tabip Odası Yazılı Basın Haber Ödülü, Musa Anter Jüri Özel Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Röportaj Ödülü, Halkevleri Dayanışma Ödülü sahibi. Logan Nonfiction Fellowship Programı 2019 bursiyeri.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





