On parmağında on marifet Defne Kayacık

"Mizah süper bir güçtür"
On parmağında on marifet Defne Kayacık

27 Ekim - Aktif Ventures - Exante
Aktif Ventures ile birlikte

Aktif Ventures ’tan servis bankacılığı platformu Apilion Finansal teknolojilere öncülük eden bir girişim kurucu, yatırımcı, kaşif ve yenilikçi olan Aktif Ventures , girişim geliştirme stratejisini dört farklı iş modeli üzerine kuruyor: Fikir, uygulama ve geliştirme süreçlerini tamamen kendi yönettiği, yepyeni fintech’ler inşa etmek. Hâlihazırda kurulan uygulama ve servisleri satın alıp onları büyüterek yeni, inovatif fintech’lere dönüştürmek. Yenilikçi çözümler üreten fintech’lerle iş birlikleri yapmak. Yatırım yapılabilir olgunluğa gelmiş fintech’lere yatırım yaparak birlikte büyümek. Geleceğin finansal dünyasına hazır olmak için rotayı servis bankacılığına çeviren Aktif Ventures, Türkiye’nin ilk servis bankacılığı platformu olma özelliğini taşıyan Apilion ’u hayata geçirdi. Apilion nedir? Servis bankacılığı ve lisans altyapısını tek bir platformda bir araya getirip büyüme ve inşa etme hizmetleri sunmak üzere oluşturulan Apilion ; para transferi, yatırım ürünleri, krediler, banka hesabı, sanal ve fiziksel kart, dijital sigorta gibi sayısız fintech API’sini ve gerekli tüm lisansları bir arada sunuyor. Neden önemli? Apilion ile her girişimi, servis bankacılığı altyapısını kullanarak piyasaya yeni ürün ve çözümler sunmaya teşvik eden Aktif Ventures, böylece hem ekosistemi genişletiyor hem de çok daha iyi iş modellerinin ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Finansal hizmetler vermek ve ürünlerinizde benzersiz müşteri deneyimleri yaratmaya başlamak için siz de Apilion ’u buradan keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Kültür sanat alanında aranan iletişimcilerden olan Defne Kayacık hem birçok oluşumun basın ilişkilerini yönetiyor hem "comedy entertainment" alanında bir yeniliğe imza atıyor hem de pandemide aklına gelen bir fikir üzerine oluşturduğu şehir deneyim kutularını İstanbul ve Lizbon'da hayata geçiriyor. Bambaşka dallarda girişimciliği deneyimleyen Defne ile girişimciliğin eğrisini, doğrusunu ve kendi hikâyesini konuştuk.

Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz? Girişimcilik hikâyen ne zamana dayanıyor?

Ödüllü filmlerden çimentoya, 20 senedir sanırım her sektörün iletişimini yaptım. Bu süreç bazen global şirketlerin içinde oldu, bazen ajanslarda. Son 12 senedir kendi şirketim altında eğlence ve kültür & sanat ağırlıklı olarak insanları, projeleri konuşturmayı ve konuşturtmayı seviyorum.

Girişimcilik hikâyemle iş hayatım sanırım bir bütün. İletişimci olarak bir projeye çoğu zaman sıfırdan, o daha hayal ürünüyken başlıyor, onun temel yapı taşlarını inşa ediyor, büyüterek gelişimini hazırlıyorsun. Bu da beni otomatik olarak kendi girişmediğim projelerin bile girişim hikâyesine dahil olmamı sağladı.

İletişimci olarak farklı sektörlerde her projeye aynı heyecanla yaklaşmak sence mümkün mü? Yoksa, profesyonellik bir kenara, insanın bir göz ağrısı oluyor mu? Sanki senin için kültür sanat projelerinin yeri ayrı gibi…

Her proje ve sektör kendi içinde kişiyi farklı şekilde tatmin eden alanlar açabiliyor. Ama sanat ve sanatçı ile iç içe çalıştığınızda, zaten çevrenizde kaçınılmaz bir başka yaratıcı ateş daha oluyor. Onun doğasında yer alan enerjiye kapılmamak ve etkilenmemek mümkün değil. Günün sonunda parçası olduğunuz iş sırayla onları, yüzleri, binleri, hatta milyonları sonsuza kadar etkileme ve dönüştürme gücüne sahip.

Aynı anda çok fazla işle meşgul olan birisin. Bu bir girişimcinin kaçınılmaz kaderi mi, yoksa zamanla sadeleşmek mümkün mü?

Aslında aynı anda birçok farklı proje, sektör, iş tanımı ile uğraşmayı çok seviyorum, beni daha canlı tutarken farklı bakış açıları ve bilgilerimin de aktif olmasını sağlıyor. Ama bu her zaman benim için sürdürülebilir de değil, çok sıkıldığım ve üretmediğim zamanlara da yaratıcı enerji için ihtiyaç duyuyorum. Gerçekten durduğunda ve sadeleştiğinde gelen çok kuvvetli bir yaratıcılık var, ama sahada aktifken buna ulaşmak pek güç. Bu yüzden dönem dönem daha içime kapanarak üretip, bir kor inşa edip sonrasında da sahaya atılarak geçireceğim gibi görünüyor ömrümü :)

Uzun zamandır kendi işini yapan biri olarak, samimice zorlukları ve rahatlıklarını değerlendirir misin?

Dünyanın her yerinde kendi işini yapanların çektiği belirli zorluklar var; ama bir de bizde Türkiye’nin kendine has zorlukları da ekleniyor. Son 6-7 sene içerisindeki ekonomik krizler, savaşlar ve pandemi vs. her zaman a, b hatta c planı bile yapan bizleri; nerdeyse z’ye kadar önlemler-alternatifler yaratığımız süreçlere itti. Devamlı yıkıp bozup kurmak, hele kendi işini yapan; yani birçok alanda savaş veren benim gibi herkesi zorlayan bir süreçti. Her zorlanma bir yandan büyüme ve olgunlaşma da getiriyor sanırım. Bugün ne kadar halen kendi işimi yapan biri olsam da, çok daha kolektif hareket ederek, birbirini desteklemenin ve beraber hareket etmenin önemini daha iyi anladığıma inanıyorum.

Biraz da somut olarak yaptıklarından, mesela Com-ent'ten bahsedelim. "Comedy Entertainment" kulağa çok eğlenceli geliyor. Gerçekten öyle mi, yoksa işin içindeyken akla gelmeyen detaylar yüzünden stresli de oluyor mu?

Com-Ent’i “Mizah süper bir güçtür” mottosu üzerine kurduk. Gerçekten öğrenmek, değiştirmek ve dönüştürmek istediğiniz konuları eğlenerek sunduğunuzda çok güçlü bir bağ kuruyorsunuz.

Tabii, işin mutfağında her işte olan, kendine has ayrı zorlukları var; ancak pozitif yanları bana göre daha ağır basıyor. Öncelikle devamlı insanları daha iyi hissettiren bir işin parçasısın, bir yandan da çok geniş bir oyun alanın olduğu için devamlı yaratıcı enerjini besliyor, yeniliklerle iç içe oluyorsun.

Az önce birçok şeyle aynı anda ilgilendiğinden bahsetmiştik. Com-Ent süregelen tek girişimin değil. Bir de Beam Me Up To'yu mutlaka konuşmalıyız diye düşünüyorum. Bu fikir nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? Hayata geçiş aşamasında girişimcilik tecrübelerine eklediğin önemli dersler oldu mu? Bundan sonra nasıl ilerlemeyi planlıyorsun?

“Beam Me Up To” tam bir pandemi bebeği. Seyahat etmeyi, keşfetmeyi çok seven biriyim. Eve tıkanıp kaldığımız o süreçte duyuların ne kadar köreldiğini, o heyecanı nasıl aktive edebilirim diye düşünürken bu fikir çıktı. “Beam Me Up To” 5 duyunuzu da aktive ederek belirli bir lokasyonu keşfetmenizi sağlayan bir deneyim kutusu. Lizbon ve İstanbul olarak iki konsept kutu üzerinde başlayan macerası, umarım yakında birçok farklı şehrin de devreye girmesi ile oturduğunuz yerden dünyayı keşfetmenizi sağlayacak. Benim için (ve biliyorum tüm girişimciler için) en zor konulardan biri sürecin içinde yüzlerce farklı konuda çoğu zaman tek başıma ilerlemek ve çözüm aramak oldu. Dağılmadan, olabildiğince hep doğru kararları ve seçimleri yapabilmek, hele işin başında karşı bildirimi az bir motivasyon olduğunda olukça zorlayıcı.

Yakında kardeş şehir Lizbon’a doğru bir yola çıkıyor proje. Portekiz’in Startup Visa programına seçildi ve oradaki incubator’lar tarafından destekleniyor. Şimdi bütün zorluklarının yanına, bir de bambaşka, yeni bir ülkede iş yapma zorluğunu sırtlamaya hazırlanıyorum :)

Lizbon seçiminden biraz bahsedebilir miyiz? Projeyi sunarken neleri öne çıkardın, sence seçilme nedeni neydi? Bir proje sunarken, es geçilmemesi gereken kısım nedir?

Startup Portugal’ın temel seçme kriterleri, işin teknolojik ya da inovatif temelli olması ve tabii ki Portekiz ekonomisine katkıda bulunma potansiyeli. Projenin temeli her üç kriteri de karşılıyordu. Ama daha da önemlisi, bence Portekiz’in önümüzdeki 10 yıllık ekonomik stratejilerini de kapsıyordu. Mesela sürdürülebilir turizm, tasarım ve agrifood. Dolayısıyla bir projenin sadece o andaki ihtiyaçlara hitap etmesinden çok, uzun vadede beraber nereye gelebiliriz sorusunun yanıtı, bence her seçim aşamasında önemli bir kriter oluyor.

Hiç yatırım peşinde koşmamış bir girişimcisin. Tercih etmemenin özel bir nedeni var mı? İleride yatırım sürecine girmeyi düşünüyor musun?

Yatırım almanın işleri çok daha hızlandırdığı ve sana güvenilir bir alan açtığı aşikar. Kendi paranla bu oyun alanı açmaya çalıştığında özelikle ekonomik kaygılar bazen yapılması gerekeni yapmana engel oluyor. Ben bugüne kadar çoğunlukla kaçtım, bunun eksisi ve artısı da oldu. Kaçmamın temel nedenlerinden biri sanırım karar alabilme ve uygulamada aradığım özgürlüktü. Yine de uzun vadede hiçbir projeyi kendine saklamanın doğru ve işlevsel olmadığını düşünüyorum. Büyüme vakti geldiğinde doğru iş birlikleri kurmanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Thiscover MeThiscover Me

BÜLTEN SAYISI

Mizah çevresinde bir girişim, yapay zeka

🤖 "Mizah süper bir güçtür" inancıyla yola çıkan Defne Kayacık'ın girişimcilik hikâyesi, yapay zeka dosyası

30 Eki 2022

Aktif Ventures ile birlikte
Mizah çevresinde bir girişim, yapay zeka

YAZARLAR

Thiscover Me

Girişimcilik ve yatırımcılık dünyası hakkında sizi bilgilendirir.

İLGİLİ OKUMALAR