Onlar Hep Aynı

Onlar Hep Aynı

Neredeyse bir asırlık köklü bir geçmişe sahip olan Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın ilk edisyonlarına, bugün halen bu oyunun saygıyla anılan ülkeleri damga vurmuştu.


Avrupa Basketbol Şampiyonası, ilk kez 1935 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlendi. Şampiyona, 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda resmi olarak görücüye çıkacak bu spor dalının önemli bir provası niteliğindeydi.

Eurobasket 1935, lojistik ve maddi gerekçeler nedeniyle 10 takımın katılımıyla yapılabildi. İspanya ve Letonya bütçeyi son anda denkleştirerek şampiyonaya katılmalarına rağmen final oynamayı başaran takımlar olmuştu. Letonya’nın zaferinde aslan payı, takımın antrenörü Valdemārs Baumanis’e aitti. Efsanevi koç, Letonya’nın 1924’te oynadığı ilk milli maçın oyuncularındandı ve 1930’dan bu yana ülkenin en önemli kulübü Riga ASK’ı çalıştırıyordu. 1935 yılında bu şampiyona için Letonya’nın başına getirildi ve oluşturduğu takımla ülke tarihine geçmeyi başardı. Yıllar sonra Baumanis ve öğrencilerinin başarıları Letonya yapımı “Dream Team 1935” isimli filmle ölümsüzleştirildi.

1935 sonrası basketbol, Avrupa’da giderek popüler olmuştu. İlk Avrupa Basketbol Şampiyonası ve 1936 Berlin Olimpiyatları ilgiyi giderek artırmıştı. Turnuvanın formatı gereği bir sonraki şampiyona son şampiyon tarafından düzenleniyordu. Hal böyle olunca Letonya, Eurobasket 1937’nin ev sahibi oldu. Şampiyonanın bu ikinci edisyonunda ilk kez takımlar iki gruba ayrıldı ve tek devreli lig usulüyle birbirlerine üstünlük kurmaya çalıştı. Grubunu ilk iki sırada bitiren takımların yarı finale çıkıp şampiyonluk kovaladığı organizasyona Litvanya damga vurdu. Yıllar önce Amerika’ya giden Litvanyalı göçmenlerin çocukları, fiziksel yapıları ve yeteneklerini Amerika’daki elverişli koşullarla birleştirerek o dönem için Avrupa’daki oyuncu kalitesinin epey ötesinde geçmişlerdi. Takımın hem koçu hem de oyuncusu olan Feliksas Kriaučiūnas ve en önemli skoreri Pranas Talzūnas önde gelen isimlerdi. Takımın yıldızı Talzūnas, uzun boylu bir oyuncu olamamasına rağmen çember altında elit bir bitiriciydi ve çengel atışı kusursuza yakın yapıyordu. Üstelik oldukça çabuk ve atletikti. Yıldız oyuncu, Litvanya’nın İtalya’yı yenerek şampiyon bitirdiği bu ikinci edisyonda en değerli oyuncu seçilmeyi başarmıştı.

FIBA

1939’da Avrupa Şampiyonası’nın üçüncüsü organize edilirken kıta son hız İkinci Dünya Savaşı’na sürükleniyordu. Son şampiyon ve yeni ev sahibi Litvanya’da ise büyük bir heyecan vardı. İlk iki şampiyona, değişik işlevler için kullanılan kapalı alanların basketbol salonuna çevrildiği yerlerde oynanmıştı. Litvanya, farklı bir adım attı ve bu şampiyona için Kaunas’ta yeni bir salon inşa etti. Turnuvaya şehirde büyük bir ilgi vardı. Davet mektubu iletilen ülkelerden 17’si bu çağrıya olumlu yanıt verse de artan savaş iklimi dokuz ülkeyi geri adım atmaya zorladı. Son durumda sekiz ülkenin katılımıyla tek devreli lig usulü olarak oynanan şampiyonada, ev sahibi Litvanya rüzgarı esmiş, yedi maçını da kazanan ülke şampiyon olmuştu. Belki Talzūnas yoktu ama Litvanya’nın oyuncu havuzu birçok takımı kıskandıracak kadar genişti. Bu oyunculardan biri de Mykolas Ruzgys’ti. Şampiyonadan bir sene önce Amerika’dan Litvanya’ya gelen 1.88’lik basketbolcu, turnuvanın en değerli oyuncusu olarak Litvanya’yı zirveye taşıdı. Bu zaferde Ruzgys’in en büyük destekçisi bir önceki şampiyonada takımın koçluğunu da yapan Feliksas Kriaučiūnas’tan başkası değildi. Bu kez sadece oyuncu şapkasıyla sahadaydı ve antrenörlük görevini Pranas Lubinas’a bırakmıştı.

Namıdiğer Frank John Lubin, yani Pranas Lubinas, Amerika’dan atalarının doğduğu topraklara gelirken Olimpiyat altın madalyalı bir sporcuydu. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Amerika Birleşik Devletleri takımıyla bu onura ulaşmıştı. 1939’da ise hem antrenör hem de oyuncu olarak Litvanya’yı temsil etti. 2.01’lik boyuyla o zamanlar için diğer oyuncuların yanında önemli bir boy avantajına sahipti. 1920’lerin sonunda UCLA ile Amerika’da nitelikli bir kolej eğitimi de almıştı. Litvanya’nın bu kusursuz zaferinde, kuşku yok ki, onun varlığının payı büyüktü.

Savaşın başlamasıyla dünyadaki tüm önemli spor organizasyonları gibi Avrupa Basketbol Şampiyonası da durdu ve 1946’ya kadar hiçbir şampiyona düzenlenmedi. Başlangıç edisyonlarına damga vuran Letonya ve Litvanya ise artık bağımsız ülkeler değildi. İlk yıllarda ismini Avrupa basketbol sahnesinde duyuran Baltık ülkelerinin pek çok yıldızı yeniden Amerika’ya kaçsa da bu topraklarda yaşayan halen önemli yıldızlar vardı. Artık yeni dünya düzeninde bu ülkeler Sovyetler Birliği toprağıydı ve uzun yıllar sürecek Sovyet basketbol hanedanlığına büyük katkıları oldu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş