
Şimdi bir ayağa kalk ve bedeninin merkezi neresi, söyle bana desem, ne dersin? Akla hemen bedenimizin kütle merkezi geliyor olabilir ve bu şekilde ele alındığında hemen, göbek deliğimden biraz aşağıda! Diye yanıt verebilirsiniz. Evet, insan vücudunun kütle merkezi ayakta durduğumuzda göbekten yaklaşık 10 cm daha aşağıda, kalça kemiklerinin tepesine yakın bir yerdedir. Ancak bizim aradığımız merkez orası değil, daha doğrusu sadece beden merkezimiz değil. Bir bütün olarak beden, ruh ve zihin merkezimiz.
“Hara” kelimesini bir çoğunuz duymuştur. Japon kültüründe Hara’nın oldukça önemli bir yeri var. Hara da, aynen kütle merkezinde olduğu gibi, göbek deliğinin altında tarif ediliyor.
Japonca'da Hara "göbek" anlamına geliyor. “Hara no aru hito” ise, "göbeği olan kişi" anlamını taşıyor. Durun hemen gözünüzde büyük göbekli bir insan figürü canlanmasın. 'Göbekli' kişi, 'merkezi' olan kişi demek aslında, hepimiz gibi (evet zaman zaman dengemizi kaybedip dışına çıksak da, hepimizin merkezi var). Merkezin olmaması ise denge kaybına neden oluyor, fiziken ve manen.
Bir merkeze sahip olmanın, sükunet, istikrar ve yaşama karşı kesinlik ve doğru eylem getireceğine inanılıyor.
Göbek deliğinin altında ve vücudun biraz içinde yer alan Hara, ayaklara ve başa aynı mesafede. Japon kültüründe fiziksel merkez olmasının yanı sıra, titreşimin de merkezi olduğundan, aynı zamanda manevi bir merkez olarak biliniyor. Hara, doğal bir dengeleyici, düşüncelerin durduğu ve zihnin birleştiği bir yer.
Sadece Japon kültüründe değil, Çin kültüründe de bu merkezin yeri var ve bu sefer “Hara” olarak değil de, “Dan Tien” ya da “Dantian” olarak anılıyor ve aynı bölgeyi ifade ediyor. Bütüncül bir merkez olarak değerlendirdiğimiz Hara noktasının yanı sıra, kalbimizin ve beynimizin ortasında da bir merkez olduğunu söylemek mümkün. Ancak Hara en önemli merkezdir.
Pek çok Çin ve Japon dövüş sanatında, uygulayıcı dikkatini sadece enerjisini daha kolay hareket ettirmek için değil, aynı zamanda merkezden hareket edebilmek için Dantian'da tutuyor. Hareketlerin merkezden gelmesine izin vererek, daha kolay, daha fazla güce sahip oluyorlar.
Hint kültüründe ise çakralar, beden, zihin ve ruh merkezlenmesi kapsamında karşımıza çıkıyor. İkinci Çakra ya da “Sakral Çakra” olarak bilinen alan, yine Hara ve Dantian’da ifade edildiği gibi göbek deliğinin az aşağısında kalan merkez bölgeyi ifade ediyor. Hara ve Dantian ile, çakraların işlevleri tam anlamıyla benzer değil ancak spiritüel merkezden bahsedince aklına hemen çakra gelenleriniz varsa diye özellikle bunu da belirtmek istedim. Çakralar vasıtasıyla uyandırılabilmesi mümkün olan Kundalini enerjisi de, aslında Hara bölgesinde mevcut olan bir enerji diyerek, bu iki kültürdeki kavramları biraz birbirine bağlayabiliriz.
Tüm bunlara dair kısa bir bilgi verdim ki, buradan kendimizi dengede hissettiğimiz ve dengeden çıktığımız hallerimize bir göz atabilelim. Eterik bedendeki, ya da diğer bir deyişle enerji bedenindeki merkezler zihin-beden-ruh bütünlüğüne ulaşmak için önemli rol oynuyor. Farkındaysanız, sadece bedensel sıhhatimizin yerinde olmasıyla her gün iyi ve zinde hissetmek pek mümkün değil. Zihnimizdeki düşünceler, ruhumuzun halleri, hepsi bütünsel olarak günlük hayatımızdaki dengemizi etkileyen unsurlar.
Bazen sakin bir gün geçiriyor olduğunuzu düşünürsünüz, bir anda bir olay olur ve öfke patlaması yaşarsınız. Bazen bir haber gelir, üzüntüye boğulursunuz. Bazen de bir mutluluk anı yaşanır, coşar gidersiniz. Mutluluğu, neşeyi, keyfi yaşadığımız anlarda merkezimizden sapmış olmak bizi rahatsız etmez de; öfkeyi, keyifsizliği, huzursuzluğu deneyimlediğimiz her an, içinden çıkmak istediğimiz bir sürece dönüşür. Aslında olan, aşırı sevincimizde de, aşırı öfkemizde de, her durumda dengemizin bozulmuş, merkezimizin şaşmış olmasıdır. Sevincimizi daha çok arttırmak isteyebilecekken, daha fazla üzüntü yaşamak istemeyiz. Bunun için hep hatırlamalıyız ki, bizim bir merkezimiz var, bir yere çapamız var ve savrulduğumuzda o çapa bizi kopup gitmekten koruyor.
Nedir bu çapa derseniz, birincil olarak nefesimiz. Doğduğumuzdan beri bizimle olan nefesimiz. Gün içinde çoğunlukla fark etmeden alıp verdiğimiz nefesimiz. Merkezlenmek için nefese odaklanmak, her nerde olursanız olun ve ne yaşıyorsanız olun sizi o ana ve çapanıza getirerek, hizalanmanızı sağlayacaktır.
Yaptığınız bir aktivite de duruma göre çapa halini alabilir. Dikkatinizi yaptığınız işe getirmek, yemek yapıyorsanız, bir şey hazırlıyorsanız, belki bir ders veriyorsanız. Tam ve bütünüyle o aktiviteye odaklanmak (ama dalıp gitmeden, uyanık bir şekilde!), merkezinizi yeniden bulmak için bir çapa görevi görebilir.
Sadece çok zorlu zamanlarımızda değil, günlük hayatımızda da ara ara dengeden çıktığımızı fark ettiğimizde merkezimizi araştırır ve kendimize bir odak noktası bularak zihnimizi, ruhumuzu, bedenimizi o odak noktasında buluşturabilirsek, daha zor zamanlar için de merkez kasımızı geliştirmiş olacağız.
Fırtınalara kapılıp gitmeden, savrulsanız da hatırlayın; orada bir merkez var tam göbek deliğinin altında!
*Bu bölümü podcast olarak buradan dinleyebilirsin!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



