Ortodoks Politikalarda İkinci Aşama

2021 yılının son aylarından itibaren hızla artan ve Türkiye ekonomisinin bir numaralı gündemi haline gelen enflasyon ortodoks iktisadi politikaların uygulanmaya başlamasıyla birlikte düşme eğilimi göstermeye başladı. Ancak, bu düşüş eğilimine rağmen enflasyonun mevcut seviyesi hâlâ oldukça yüksek ve beklentilerin oldukça üzerinde. Beklentilerin gerçekleşmemesi, Merkez Bankası yönetimi tarafından da sıklıkla kabul edilmekte ve zamanla daha iyi sonuçlar elde edileceği vurgulanmakta. Bununla birlikte, geçen haftadan itibaren Merkez Bankası’nın artık yeni bir aşamaya geçeceğine dair tartışmalar giderek alevlendi. Bu tartışmaların fitilini ateşleyen ise Merkez Bankası’nın geçen hafta yaptığı toplantı sonrası faizi sabit tutarken faiz kararına ilişkin bültende verdiği sinyaller oldu. Piyasa, artık önümüzdeki aydan itibaren faizlerin düşme sürecinin başlamasını bekliyor.
Merkez Bankası yönetimi enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcılığını net şekilde görene kadar sıkı para politikası uygulayacağını çok uzun süre önce deklare etmişti. Burada özellikle Şubat ayında iddialı bir yönlendirme yapılmıştı: “Yılın ilk yarısında, mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyonun ortalama olarak yüzde 4’ün altında, ocak hariç ise yüzde 3 civarında seyredeceğini öngörüyoruz. Mayıs sonrasında, yıllık manşet enflasyonda hızlı bir düşüş göreceğimiz, dezenflasyon dönemine gireceğiz. Böylelikle, mevsimsellikten arındırılmış ortalama aylık enflasyonun önce yüzde 2,5’in altına, yılın son çeyreğinde ise yüzde 1,5 civarına gerileyeceğini öngörüyoruz”. Merkez Bankası, bu yönlendirme ile aylık enflasyonun belirli seviyelere ulaşması durumunda faiz indirim sürecinin başlayabileceğini ima etmişti. Yaz aylarında bu seviyelere ilk kez yaklaşılsa da enflasyon %2,5 seviyesinin altına indirilemedi. Ancak, ekim ayı enflasyonu yüksek gerçekleşmesine rağmen, mevsimsel etkilerden arındırıldığında %2,5 seviyesinin altına ilk kez inmiş oldu. Mevsimsellikten arındırılmış enflasyonun bu seviyeye gerilemesiyle birlikte, gözler geçen hafta Merkez Bankası'nın vereceği faiz indirimi sinyallerine çevrildi. Merkez Bankası, faizi sabit tutarken, faiz indiriminin Aralık ayında başlayabileceğine yönelik sinyaller verdi. Böylece, piyasalar uzun bir aradan sonra bir faiz indirim sürecinin başlamasını beklemeye başladı.
Aralık ayı indirimi kesin mi?
Her ne kadar birçok iktisatçı, Merkez Bankası'nın Aralık ayı için net mesaj verdiğini düşünse de, bu konuda kesin bir şey söylemek için henüz erken olabilir. Bu belirsizliğin iki önemli nedeni bulunmaktadır. İlk neden, Aralık ayı faiz kararı öncesinde açıklanacak olan Kasım ayı enflasyonudur. Eğer Kasım ayı enflasyonu yüksek gelirse, faiz indirimi bir süre ertelenebilir. Ayrıca, yılın son çeyreğinde enflasyonun %1,5 seviyesine gerilemesi beklenirken, bu halâ ulaşılma ihtimali düşük bir hedef olarak görünüyor. Mevcut durumda, enflasyon ancak %2,5 seviyesinin altına inebilmiş durumda. Ne %1,5 seviyesi görülmüş durumda, ne de gelecek ay bu seviyeye inileceğine dair beklentiler mevcut.
İkinci neden ise yılbaşı ve öncesindeki fiyat artışlarının, enflasyonun yüksek seviyelerde kalmasına yol açma ihtimalidir. Özellikle kamu tarafından yönetilen ve yönlendirilen fiyatların nasıl belirleneceği henüz netleşmedi. Mehmet Şimşek, bu fiyatların hedeflenen enflasyona göre düzenleneceğini ifade etse de henüz somut bir adım atılmadı. Yeni bir karar alınmaması durumunda, yeniden değerleme %43,94 oranında gerçekleşecek. Bu durum, kamu gelirlerinden fedakârlık yapılmadan hanehalkı gelirlerinin baskı altına alınmasına yol açabilir ki bu, enflasyonla mücadeleye ciddi bir darbe vuracaktır. Ayrıca, yurtiçi ve yurtdışı piyasalar enflasyonla mücadeleyi asgari ücret zammını yakından takip ederek değerlendirmektedir. Eğer asgari ücret zammı yüksek olursa, Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelesi daha da zorlaşacaktır. Özel sektörün yılbaşı zamlarının hedeflenen enflasyona ne ölçüde yaklaşacağı veya hedeften ne kadar sapacağı da belirsizliğini korumaktadır.
Tüm bu enflasyonu yukarı doğru artırabilecek riskler varken, Merkez Bankası'nın Aralık ayında faiz indirimine gitmesi verdiği mesajlara rağmen eski söylemleriyle çelişkili bir durum olur. Faiz indirimi başladıktan sonra fiyat artışlarının hızlanması durumunda, yeniden faiz artırımı yapmak da oldukça maliyetlidir ve Merkez Bankası'nın kredibilitesini zedeleyebilecektir. Bu nedenle, Merkez Bankası'nın ihtiyatlı bir yaklaşım sergilemesini beklemek durumundayız. Enflasyonu etkileyen bu faktörlerin net sonuçlarının görülmesi için, acele edilmemesi ve faiz indiriminin Ocak veya Şubat 2025’e bırakılması daha doğru bir strateji olacaktır.
Dr. Caner Gerek
[1] Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024. Şuradan erişilebilir: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2020/23093
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
AYM’nin ‘’Yargılamanın Doğrudanlığı’’na İlişkin Kararı, Ortodoks Politikalarda İkinci Aşama, Belediyelerin Kreşlerine Müdahale.
03 Ara 2024

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR


