Örtük önyargıların toplumsal sonuçları

Örtük önyargılar kişileri ten rengi, milliyet, aksan, yaş, cinsiyet vb. gruplara ayırır. Bu ayrımlar, genellikle temelsiz olup kişinin karar verme mekanizmasında bozulmalara yol açar.
Örtük önyargıların toplumsal sonuçları

(Foto: Getty)

Beyin, günlük hayatımızda sayısız uyarana tepki üretir. Bilinçsiz bir zihin, bilinçli zihinden çok daha fazla sayıda bilgi işler ve dış dünyanın algılanmasını kolaylaştırmak için onları kategorize eder. Bilinçsiz zihnin bilgiyi işleme ve kategorize etme yöntemi kişinin sosyo-kültürel arka planı ve kişisel deneyimlerine dayalıdır. Bireysel deneyimleri baz alan bu tepki/karar verme süreci objektif olamayacağı gibi; içinde önyargılar da barındırır. Bu deneyimler, belirli kişi ve gruplara yönelik varsayımlar içerdiği takdirde günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ayrımcılık sorununa yol açmaktadır.

Örtük/Bilinçsiz önyargılar (implicit bias) kişileri ten rengi, milliyet, aksan, yaş, cinsiyet, kıyafet vb. gruplara ayırır. Bu ayrımlar, genellikle temelsiz varsayımlardan oluşup kişinin karar verme mekanizmasında bozulmalara sebep olur. Bu alanda dönüm noktası sayılan araştırmalardan birine göre bilinçsiz ya da örtük önyargılar toplumun %90 ila %95’ini etkilemektedir.

Bu sorun iş dünyasındaki hatırı sayılır etkisiyle de kendini gösterir. Yapılan araştırmalar yöneticilerin genellikle kendilerine benzeyen insanları işe aldığını ve onları terfi ettirmeye daha yatkın olduklarını gösteriyor. Bu konuda kendisi siyah olan Kameshia Washington ve beyaz erkek arkadaşı, işe alımlardaki ayrımcılığı gözler önüne seren bir sosyal deneye imza attı. Fotoğraflar ve isimler dışında tamamen aynı olan özgeçmişler kullanarak, LinkedIn üzerinden 30 farklı şirkete başvuru yaptılar. Sonuç ise çarpıcı oldu: Washington’ın 30 başvurusundan sadece 4’ü değerlendirmeye alınırken, erkek arkadaşının 21 başvurusu değerlendirmeye alındı. İş dünyasındaki bir diğer ayrımcılık ise LGBTİ’lere yöneliktir. Bir çalışmaya göre gay erkekler, heteroseksüel hemcinslerine göre daha az maaş almaktadır. Bir istisna olarak bazı eşcinsel kadınlar, erkek egemen iş dünyasında heteroseksüel kadınlara göre daha erkeksi algılandıkları için, hemcinslerine nazaran daha yüksek maaşlar almaktadır.

Bir başka araştırmada ise 2014’te, Oakland polisi incelenmiştir. Genel kontroller çerçevesinde arabası durdurulan sürücülerin %60’ı siyah olmasına rağmen şehir nüfusunun sadece %28’i siyah insanlardan oluşmaktaydı. Araştırmanın bir diğer sonucu ise, polislerin siyah sürücüler ile kaba konuşmayı tercih ederken, beyaz sürücüler ile daha saygılı konuşmaya yatkın olduklarıdır.

Son olarak, kadınlar ile farklı ırk gruplarına mensup hastalara, daha az isabetli teşhisler koyulduğu ve tedavilerinde daha az hassas davranıldığı dolayısıyla daha kötü klinik sonuçlar elde edildiği gözlemlenmiştir. Pittsburgh Üniversitesi’nde görevli doktorlar tarafından yapılan bir çalışmada, sağlık çalışanları tarafından acıya daha dayanıklı oldukları varsayılan siyah çocukların, beyaz çocuklara nazaran daha az şefkatle tedavi edildikleri öne sürülmüştür.

Örtük önyargılar sosyo-kültürel bilinçdışı süreçleri ile yakından ilişkilidir. Geniş kesimler tarafından toplumsal bir gerçek şeklinde kabul gördüğü için fark edilmeleri nispeten zor. Yine de bu sorun giderilemez değildir. Örnek mi? Örtük önyargılar hakkında farkındalık yaratmaya yönelik eğitimler, aralarında Sephora, Google ve Starbucks’ın da bulunduğu kurumsal şirketler tarafından çalışanlarına verilmeye başlandı bile...

Sarp Kantar

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR