Osmanlı Aşiret Mektebi’nde Gündelik Hayat

1892 yılında II. Abdülhamid’in emri ile kurulan Aşiret Mektebi, saygın Arap aşireti reislerinin çocuklarının eğitimini hedefleyen özel bir okul konumundaydı. Başlangıçta sadece Arap aşiret reislerinin çocuklarının tahsili için açılmışsa da daha sonraki yıllarda önemli Kürt ve Arnavut aşireti reislerinin çocukları da öğrenci olarak alınmıştır.

Yazı: Tutku Akın

Bu yazının amacı, İstanbul’a oldukça uzak vilayetlerden gelen aşiret reisi çocuklarının çeşitli disiplin mekanizmaları ile şekillendirilen okul ortamına uyum sağlama yolunda yaşadığı sorunlara, İstanbul’daki gündelik hayat deneyimlerine odaklanarak Aşiret Mektebi’ni salt bir eğitim kurumu olmaktan öte çeşitli öğrenci yaşanmışlıklarının bulunduğu sosyal bir mekân olarak ele almaktır. Okuldaki yaşam nasıldı sorusuna cevap arayan bu yaklaşım, II. Abdülhamid’in siyasi amaçları doğrultusunda aşiret reislerinin çocukları üzerinde kurmaya çalıştığı denetim ve gözetimini daha görünür kılarak Aşiret Mektebi öğrencilerinin bu yolda neler deneyimlediklerini ortaya serecektir.

Osmanlı eğitim tarihi literatüründe Aşiret Mektebi, güçlü Müslüman aşiretlerinin reislerinin çocuklarını Osmanlı idari yapısına entegre etmeyi amaçlayan bir sosyal mühendislik projesi olarak tanımlanır. Aşiret Mektebi’nin sadece belirli siyasi amaçlara hizmet ettiğini belirten salt bir kurumsal tarih yaklaşımının ve her öğrencinin aynı şekilde deneyimlediği kolektif bir ortam olarak ele alınmasının okuldaki öğrenci yaşanmışlıklarını göz ardı ediyor olduğu kanısındayım. Aşiret Mektebi öğrencilerinin okuldaki gündelik hayatlarının incelenmesi bakımından Osmanlı eğitim tarihi literatüründe önemli bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluğu doldurabilmek adına, Osmanlı arşiv belgeleri aracılığıyla 1892-1899 yılları arasındaki olaylar üzerinden aşiret reislerinin çocuklarının okuldaki günlük hayat deneyimlerine odaklanacağım.

Aşiret Mektebi’nde öğrenci hayatı nasıldı sorusu ile yola çıkarak öğrenci yaşanmışlıklarına odaklanmanın denetim ve gözetim kurma amacıyla eğitim kurumlarına sirayet eden siyasi gücün, Osmanlı eğitim tarihi literatüründe idealize edilenin aksine, okuldaki kriz anlarında nasıl kristalize olduğunu ortaya koyacağı kanısındayım. Diğer bir deyişle, Aşiret Mektebi öğrencilerinin gündelik hayat deneyimlerinin, II. Abdülhamid’in eğitim vasıtasıyla aşiretlere nüfuz etmeye çalışan siyasi iktidarının öğrencilerin tepkileri ve sorunları karşısındaki kırılganlığını göstereceği inancındayım.

Aşiret Mektebi (1892-1983) ABD Kongre Kütüphanesi, II. Abdülhamid Koleksiyonu, LC-USZ62-81454


Aşiret Mektebi ve Abdülhamid Dönemi Eğitimi

1892 yılında II. Abdülhamid’in emri ile kurulan Aşiret Mektebi, saygın Arap aşireti reislerinin çocuklarının eğitimini hedefleyen özel bir okul konumundaydı. Başlangıçta sadece Arap aşiret reislerinin çocuklarının tahsili için açılmışsa da daha sonraki yıllarda önemli Kürt ve Arnavut aşireti reislerinin çocukları da öğrenci olarak alınmıştır. Beş yıllık yatılı bir eğitim programına sahip olan okula 12-16 yaş arası Müslüman aşiret reislerinin çocukları kabul edilmiştir. Ders programında Kuran, ilmihal, lügat, hesap, imla, Arapça, Osmanlı Türkçesi, Fransızca, Hat, İslam tarihi, Osmanlı coğrafyası ve tarih dersleri bulunmaktadır. İlk iki sene İstanbul Kabataş’ta bugünkü Kabataş Meslek Lisesi’nin bulunduğu binada faaliyet gösteren okul, 1894 yılında Beşiktaş’ta bulunan Esma Sultan Yalısı’na taşınmıştır. Aşiret Mektebi Şubat 1907 tarihinde net olarak bilinmeyen bir sebeple kapatılmıştır. Pek çok kaynakta öğrencilerin verilen yemekleri beğenmeyerek mektep yönetimine isyan etmeleri kapanış gerekçesi olarak gösterilse de bazı tarihçilere göre okulun kapatılmasının gerçek nedeni o günkü siyasi fikir akımlarının etkisine girmesi ve II. Abdülhamid tarafından hedeflenen gayelere hizmet edemez hale gelmesidir.

Aşiret Mektebi özelinde Alişan Akpınar ve Eugene Rogan’ın çalışmaları dikkate değerdir. İmparatorluğun Berlin Antlaşması’ndan sonraki Müslüman ağırlıklı yapısına dikkat çeken Akpınar, Arap aşiretlerinin ise Osmanlı yönetiminden ayrılma tehlikesi arz eden en önemli Müslüman kesim olduğunu belirtir.(1) Akpınar’a göre Aşiret Mektebi, II. Abdülhamid’in imparatorluğu bir arada tutma yolunda Müslüman aşiretlere karşı yürüttüğü politikanın bir uzantısı olmuştur. Aşiret Mektebi’ni bir sosyal mühendislik projesi olarak nitelendiren Eugene Rogan ise, sosyal ve politik bir organizasyona sahip aşiretlerin kendi aralarında bir bağlılık sağlayarak belirli bir davranış kuralları bütünü, bir tahkim ve adalet sistemi oluşturduğuna yani merkezi Osmanlı yönetiminin kendisi için iddia ettiği ne varsa sağlayan yapısına karşı önemli bir tehdit teşkil ettiğine dikkat çeker. Aşiret Mektebi’ni bu yönetimsel ikiliği yıkmaya çalışan ve aşiretlerin kendi yönetim mekanizmaları yerine merkezi Osmanlı idaresini yerleştirmeye çalışan bir girişim olarak değerlendirir.(2) Akpınar ve Rogan’ın çalışmalarının, okul ile ilgili temel hususları detaylı olarak ortaya koymakla beraber, Aşiret Mektebi’ni güçlü Müslüman aşiretlerini merkezi otoriteye bağlamayı hedefleyen salt bir kurum olarak değerlendiriyor olduğu kanısındayım. Oysaki, Aşiret Mektebi, farklı coğrafyalardan İstanbul’a ilk kez gelmiş, çoğunluğu 12-16 yaş arası çocukların yeni bir hayata uyum sağ-lama yolunda yaşadığı zorlukları ve günlük hayat deneyimlerini barındıran sosyal bir mekânı da teşkil ediyor.

Aşiret Mektebi, ana hatları ile merkezi otoriteyi hâkim kılmaya çalışan, öğrenciler üzerinde disiplin ve denetim mekanizmaları kurmayı hedefleyen, İslami birlik vurgusunun baskın olduğu II. Abdülhamid dönemi eğitim politikasının da önemli bir yansımasıdır. 19.yüzyıl Osmanlı eğitim konusunu; İslam, otorite ve disiplin ekseninden elen alan Selçuk Akşin Somel, 1830’lardan itibaren Osmanlı yönetiminin okulları sosyal bir İslami disiplin sağlama yolunda kurumsal bir araç olarak kullandığını belirterek, II. Abdülhamid döneminde bu durumun zirveye ulaştığını savunur.(3) II. Abdülhamid dönemi eğitim meselesini merkezi yönetimin vilayetleri düzenleyerek siyasi otoriteyi tesis edebilmek gibi amaçları üzerinden inceleyen Emine Evered ise Osmanlı eğitim politikalarını, imparatorluğun etnik çoğulluğunu sürdürmeye çalışırken aynı zamanda kişilere II. Abdülhamid yönetimine karşı bağlılık ideolojileri dayatmaya çalışan bir yönetim aracı olarak değerlendirir.(4)

Bir grup Aşiret Mektebi öğrencisi ABD Kongre Kütüphanesi, II. Abdülhamid Koleksiyonu, LC-USZ62-81986

Aşiret Mektebi öğrencileri. ABD Kongre Kütüphanesi, II. Abdülhamid Koleksiyonu, LC-USZ62-81469

Aşiret Mektebi öğrencisi. ABD Kongre Kütüphanesi, II. Abdülhamid Koleksiyonu, LC-USZ62-81457


Osmanlı eğitim tarihi literatürünün önemli isimlerinden Benjamin Fortna, II. Abdülhamid dönemi eğitim kurumlarına içinde öğrencilerin hayatlarını sürdürdüğü, farklı öğrenci deneyimlerini ve sorunlarını barındıran mekanlar olarak yaklaşır.(5) Bu bağlamda Fortna, Osmanlı eğitim kurumlarının tek biçimli ve mekanik bir işlevi olduğunu belirten çalışmaları eleştirerek II. Abdülhamid dönemi eğitim kurumlarının öğrencilerin siyasi otoriteye ve onun dayatmalarına karşı farklı tepkilerini barındırdığını öne sürer. Benjamin Fortna ile benzer bir yaklaşımla, Aşiret Mektebi’ni farklı öğrenci deneyimlerini, sorunlarını ve disiplin mekanizmalarına karşı öğrenci tepkilerini barındıran sosyal bir ortam olarak ele almaya çalışacağım.

Öğrencilerin Fiziksel ve Psikolojik Rahatsızlıkları

Arşiv belgeleri incelendiğinde Aşiret Mektebi öğrencilerinin sık sık çeşitli hastalıklarını dile getirdikleri görülür. Öğrencilerin günlük hayatlarını zorlaştıran bu hastalıkların farklı nedenleri olduğu söylenebilir. Öğrenciler İstanbul’un iklimine ve okulun fiziksel şartlarına uyum sağlayamıyorlardı. Kimi öğrenciler için ise ailelerinden ve memleketlerinden uzakta olmak birtakım psikolojik sorunlar doğuruyordu. Bazı öğrenciler için bu hastalıklar memleketlerine dönebilme yolunda birer bahane oluyordu. Hastalık durumlarında okul yönetimi öğrenciler için farklı kararlar almıştır. Okul yöneticileri bazı öğrencileri eğitime devam edemeyeceği gerçeğini kabullenip bir süreliğine de olsa memleketlerine göndermek zorunda kalırken kimi öğrenciler İstanbul’da tedavi altına alınmıştır.

Öğrencilerin, fiziksel rahatsızlıklarının önemli bir bölümünü okulun Kabataş’taki binasında eğitim-öğretim yaptığı 1892-1894 yılları arasında yaşadığı söylenebilir. Okul yöneticilerinin raporlarında da görüldüğü gibi, Kabataş’ta bulunan bu bina eğitim öğretim için uygun değildi. Özellikle okulun rutubetli ortamı birçok öğrencinin hastalanmasına neden olmuştu. Öğrencilerin okulun fiziki şartlarından ötürü hastalanarak eğitime devam edemez hala geldiğini belirten Sadrazam Abdülkerim, okulun acilen başka bir binaya taşınması gerektiğini söyler.(6) Bu dönem yokuştan dolayı yalıyı kullanmakta zorlanan Esma Sultan’a başka bir yalı tesis eden Abdülhamid, Esma Sultan Yalısı’nın satın alınarak okulun buraya taşınması kararını verir. Böylelikle okul 1894 yılından itibaren Esma Sultan Yalısı’nda faaliyet göstermeye başlar.

Aşiret Mektebi 3. sınıf öğrencisi Trablusgarplı Mehmet Efendi, okulun ilk yıllarından beri ağzında ve yüzünde belirlen çeşitli yaralarla mücadele ediyordu.(7) Birçok kez tedavi altına alınan Mehmet Efendi’nin hastalığı İstanbul’un iklim şartlarından ötürü ilerlemişti. Yaraların tüm vücuda sıçraması derslere devam etmesinin önünde de engel oluşturuyordu. Hastalığın daha da ciddi boyutlara ulaşacağını düşünen okul doktoru, Mehmet Efendi’nin daha fazla İstanbul’da kalmamasını, hava değişimi için memleketine gönderilmesi gerektiğini söyler.

Okul doktorunun raporu ile yetinmeyen Aşiret Mektebi yönetimi ilk başta öğrenciyi memleketine gönderme fikrine sıcak bakmaz ve Mehmet Efendi’nin durumunun bir de Mekteb-i Tıbbiye doktorlarından oluşan bir heyet tarafından incelenmesi gerektiğini söyler. Mehmet Efendi’nin cilt hastalığının İstanbul’un fiziki koşulları tarafından tetiklendiğini belirten heyet de hastalığın hafifleyebilmesi için öğrencinin memleketine gönderilmesi gerektiği sonucuna varır. Hastalığın ciddiyetinin fark edilmesiyle Mehmet Efendi iki ay süre ile memleketine gönderilir.

Van’daki Seyyid aşiretinden gelen Ali Efendi’nin durumu incelemeye değer bir başka örnek teşkil ediyor.(8) Okulun 359 numaralı 2. sınıf öğrencisi Ali Efendi, ailesini ve memleketini çok özlediğini ve artık aşiretine dönmek istediğini söyler. Gün içerisinde bir iki kez bayılan öğrenci eğitime devam edemeyecek hale gelir. Bir hafta içerisinde her gün bayılan ve bu bayılmaları uzun süren Ali Efendi, kayıtlara göre Sevda-yı Vatan hastalığına tutulmuştur. Durumu kötüleşen Ali Efendi’nin Aşiret Mektebi yönetimi için endişe teşkil etmeye başlamasıyla Ali Efendi hem ailesiyle hasret gidermesi hem de hava değişimi için bir ay süre ile memleketine gönderilir.

Ali Efendi’nin rahatsızlığının gerçekten psikolojik kaynaklı çeşitli fiziksel semptomlar gösteren bir hastalık mı yoksa memleketine gidebilme yolunda bayılma gösterileri mi olduğu net olarak bilinmese de pek çok öğrencinin okuldaki günlük hayatlarını zorlaştıran birtakım fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşadığı yadsınamaz bir gerçek.

Öğrenciler Geri Dönmek İstiyor

Aşiret Mektebi öğrencilerinden bazıları okula uyum sağlayamadıklarını, burada kalmak istemeyerek memleketlerine, ailelerinin yanına dönmeyi arzu ettiklerini belirten dilekçeler yazmışlardır. Bu öğrencilerden biri Şazeli Efendi’dir.(9) Birinci sınıf öğrencisi Şazeli Efendi okuldaki yaşam şartlarının ve derslerin kendisini çok zorladığını, bu yüzden memleketine, ailesine ve alışkın olduğu yaşama dönmek istediğini söyler. Şazeli Efendi’nin dilekçesi okul yönetimini bir hayli kızdırmış olacak ki okul müdürü Ali Nazima böyle bir isteği öğrencilerin cahiliyetinin ve barbarlığının dışa vurumu olarak nitelendirir. Okul yönetiminden gelen cevapta bu isteğinin kesinlikle kabul edilemeyeceği, Şazeli Efendi’nin eğitimine büyük bir özenle devam etmesi gerektiği belirtilir.

Öğrencilere Kahvehane Yasağı

1897 yılında öğrencilerden birkaçının Beyoğlu ve Beşiktaş cihetlerindeki kahvehanelere gittiğini fark eden okul müdürü Ali Nazima, Maarif Nezaretine yazdığı mektupta Aşiret Mektebi öğrencilerinin kahvehanelere gitmelerinin acilen yasaklanması ve öğrencilerin tatil günlerinde İstanbul’da vakit geçirdiği mekanların sıkı bir denetim altına alınması gerektiğini belirtir.(10) Böyle bir olayın sık sık yaşanmadığını iddia eden okul müdürü, Mustafa isimli bir öğrencinin teşviki ile diğerlerinin de kahvehanelere gittiğini söyler. Mustafa ve Seyit dışında birkaç öğrencinin daha bu mekanlara girip çıktığını tespit eder. Diğer öğrencilere bir uyarı teşkil etmesi için Mustafa’nın yıllık memleket izni iptal edilirken Seyit ve diğer öğrencilerin üç hafta süre ile tatil günlerinde okul dışına çıkmamalarına karar verilir. Ali Nazima, Aşiret Mektebi öğrencilerinin kahvehanelere gitmelerinin yasaklanması gerektiğini de defaatle belirtir.

Aşiret Rüesasının Aşiret Mektebi’ndeki evlatları, 1892
İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, (II.Abdülhamid Görsel Arşivi)

Aşiret Mektebi öğrencisi. ABD Kongre Kütüphanesi, II. Abdülhamid Koleksiyonu, LC-USZ62-81457


Aşiret çocuklarını İstanbul’un, öğrencilerin ahlaki gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek ortamlarından korumayı amaçlayan II. Abdülhamid özel olarak verdiği emir ile Aşiret Mektebi öğrencilerinin Beyoğlu’na gitmekten tamamen menedilmelerini, Beşiktaş cihetinde ise kahvehanelere gitmelerinin yasaklanmasını ve öğrencilerin tatil günlerinde gittiği yerlerin okul yönetiminin sıkı denetimine alınmasını buyurur.

Fendi Efendi Annesine Gitmek İstiyor

Okul yönetiminin, öğrencilerin günlük hayatları üzerindeki kontrolü İstanbul ile sınırlı kalmamış, öğrenciler izin dönemlerinde memleketlerinde iken dahi denetim ve gözetim devam etmiştir. Fendi Efendi’nin başından geçen olay bu durumun net bir örneğidir.(11) Aşiret Mektebi ikinci sınıf öğrencilerinden Fendi, izin döneminde memleketi Amara’ya (Irak) gider. Fendi Efendi’nin annesi ise bu ziyareti sırasında farklı bir bölgede bulunmaktadır. Arşiv kayıtları gösteriyor ki, annesini ziyarete gitmek isteyen Fendi Efendi bulunduğu bölge dışına çıkabilmek için memleketinde kendisinden sorumlu kumandandan izin almak zorundadır. Aşiret Mektebi öğrencileri okulun tatil döneminde memleketlerinde iken bölgelerinde onlardan sorumlu olarak bulunan kumandan, öğrenciler üzerindeki kontrol ve denetiminin İstanbul dışına olan bir uzantısı olarak yorumlanabilir. Kumandan öncelikle İstanbul’a durumu anlatan bir yazı gönderir. Okul yönetimi Fendi’nin kumandanı eşliğinde olması şartıyla annesinin bulunduğu bölgeye gitmesine izin verir.

Öğrenciler Dersleri Boykot Ediyor

Aşiret Mektebi öğrencilerinin okuldaki hayatları incelendiğinde öğrencilerin okul yönetiminin gittikçe arttığı gözlenen kontrol ve disiplin mekanizmalarına karşı sessiz kalmayarak çeşitli tepkiler verdikleri görülür. Bunlardan en önemlisi öğrencilerin 1898 senesinde dersleri boykot etmesidir.(12) Okul müdürü Ali Nazima’nın Maarif Nezareti’ne yazdığı raporda öğrencilerin derslere girmedikleri belirtilir. Memleketlerine izine gidebilmeleri için öğrencilerin böyle bir boykota giriştiğini söyleyen Ali Nazima, okulda eğitim-öğretime devam edilemediğini ve sorunun acilen çözülmesi gerektiğini yazar.

Maarif Nezareti bu olaya ehemmiyet vermiş olacak ki okula durumu incelemeleri için iki memur gönderir. Hasib Efendi ve Azmi Bey’in okuldaki incelemeleri sırasında neler yaşandığını yine Ali Nazima’nın raporundan öğreniyoruz. Boykotun başlatılmasında okul yönetiminin herhangi bir suçu olmadığını iddia eden Ali Nazima, Kuran dersi sınavlarının yapılabilmesi için öğrenci izinlerini bir ay süre ile iptal etmek zorunda kaldıklarını belirtir. Bu sebeple başlatılan boykota Hasib Efendi ve Azmi Bey derhal müdahale etmişlerse de öğrenciler derslere girmemek konusunda ısrarcıdır. Kendilerini okul bahçesine kilitleyen öğrenciler hiçbir öğretmenin de içeriye girmesine müsaade etmez. Bahçeden çıkmaya ikna edilemeyen öğrenciler bununla yetinmeyip çığlıklar ata ata ağlamaya başlar. Hatta ağlamaları ve bağırmaları öyle şiddetlidir ki sesleri Yıldız Sarayı’na kadar ulaşır ve neler olduğunu merak eden II. Abdülhamid, durumu öğrenmesi için okula derhal bir memur gönderir. Okulda bulunan üç memur da ilk başta öğrencilere zarar vermemek için yaklaşmaya cesaret edemez, onlara nasihatler vermekle yetinirler. Öğrencilerin ağlamalarının ve çığlıklarının şiddetli bir şekilde devam etmesiyle Azmi Bey, bahçeye zorla girer ve öğrencilerden birkaçını tokatlar. Azmi Bey’in tavrından korkmuş olacaklar ki bazı öğrenciler okula girmeye ikna olurken diğerleri bahçede ders boykotuna devam eder.

Kağıthane’de verilen bir ziyafette Aşiret Mektebi öğrencileri, 1891 İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, (II.Abdülhamid Görsel Arşivi)


Azmi Bey’in okuldaki incelemeleri sonucu Maarif Nezareti’ne yazdığı rapor Aşiret Mektebi öğrencilerinin profilleri ve okuldaki hayatları hakkında önemli izlenimler sunuyor. Bazı aşiret çocuklarının okul disiplini ve kontrolü altında eğitime tabii tutulmak için yaşlarının büyük olduğunu belirten Azmi Bey, bu öğrencilerin evli ve hatta çocuk sahibi olduklarını söyler. Memleketlerinde bulunan eşlerine ve çocuklarına kavuşmak isteyen öğrenciler böyle bir boykotun başlamasına neden olmuşlardır. Okul yönetiminin bu gibi öğrenciler hakkındaki endişelerini de belirten Azmi Bey, bu öğrencilere izin verilmesi durumunda okula geri dönmeme ihtimallerinin yüksek olduğunu söyler. Memleketlerine gidebilmek için izin alamayan öğrencilerin okul yönetimine karşı olan ders boykotu bir hafta sürer ve çeşitli memurlar, kimi zaman da şiddet aracılığıyla sona erdirilir.

Okul Yönetimi İçin Bir Büyük Problem: Abdüsselam Efendi

Ders boykotu olayından anlaşılıyor ki Aşiret Mektebi öğrencileri farklı profillere sahiptir. Okul tamamen 12-16 yaş arası aşiret çocuklarından oluşmayıp aynı zamanda yaşları böylesi bir disiplin ve denetim altında eğitim görmek için geç olan bazı öğrenciler de bulunmaktadır. Hatta bazı öğrenciler evli ve çocuk sahibidir. Abdüsselam Efendi de bu öğrencilerden birisi. 20 yaşında olup memleketinde eşleri ve çocukları olan Abdüsselam Efendi, okul kurallarını devamlı ihlal ederek Aşiret Mektebi yöneticilerine çeşitli sorunlar yaşatır.

Trablusgarp’tan Aşiret Mektebi’ne gelen Abdüsselam Efendi için memleketinde bıraktığı eşleri ve çocukları eğitimi önünde büyük bir engeldir. Çeşitli kurallarla ve disiplin mekanizmaları ile şekillenen okulun günlük hayatına bir türlü uyum sağlamayan Abdüsselam Efendi, okul yöneticilerinin Maarif Nezareti’ne bildirdiği raporlarda görüldüğü gibi diğer öğrencilerin de ahlak ve terbiyeleri için kötü bir örnek teşkil eder.(13) Okula geldiği ilk günlerden beri ahlaka mugayir hareketlerde bulunarak okul kurallarını çiğneyen Abdüsselam Efendi, okul yönetimi tarafından birçok kez affedilir. Abdüsselam Efendi’nin ahlaka aykırı davranışlarına ısrarla devam ettiğini belirten Ali Nazima, bu öğrencinin okuldaki varlığının diğer öğrencilerin terbiyeleri ve ahlaki gelişimleri üzerinde tehlike arz ettiğini söyler. Okul yöneticileri için Abdüsselam Efendi’nin bu hareketleri sadece okulun huzur ortamını bozmakla kalmıyor aynı zamanda öğrencilerin sultana bağlılıklarını sağlayabilme yolunda da önemli bir engel oluşturuyordu.

Aşiret Mektebi öğrencileri için herhangi bir kötü örnek teşkil edecek etkenin derhal ortadan kaldırılmasına büyük bir önem veren okul yönetimi ve çeşitli siyasi yöneticiler Abdüsselam Efendi’nin okuldan uzaklaştırılması gerektiği konusunda hemfikirdir. Konuyla yakından ilgilenen Sadrazam Ekrem’in yazdığı rapordan anlaşılıyor ki Abdüsselam Efendi okul huzuru için ciddi bir sorundur.(14) Akşam saatlerinde yapmış olduğu bazı anlamsız ve ahlaka mugayir hareketleriyle okulda gürültüye neden olan Abdüsselam Efendi, diğer öğrencileri de bu şekilde davranmaya teşvik eder. Abdüsselam Efendi tarafından kışkırtılan bazı öğrenciler gece yarısı bahçe kapısından çıkarak okuldan kaçarlar. Okul müdürünün Beşiktaş polisine haber vermesiyle okuldan kaçan bu öğrenciler Abdüsselam Efendi ile yakalanırlar.

Okul yönetimi için ciddi bir sorun, öğrencilerin davranışları ve terbiyeleri üzerinde ise önemli bir tehdit arz eden Abdüsselam Efendi okuldan bir an önce uzaklaştırılmalıydı. Bununla birlikte, Sadrazam Ekrem ve okul müdürü Ali Nazima’nın dikkat etmesi gereken bir nokta daha vardı. Eğer Abdüsselam Efendi birtakım gayrı ahlaki hareketlerinden ötürü okuldan uzaklaştırılıp memleketine gönderilirse bu bazı öğrenciler için kötü örnek teşkil edebilir hatta memleketine gönderilmesi bir ödül olarak bile algılanabilirdi. Okulda kalmak istemeyerek memleketine dönmek isteyen öğrenciler okuldan atılabilmek için bu tarz davranışlara başvurabilirdi. Böyle bir ortamda huzuru sağlayıp eğitim-öğretime devam edebilmek ise okul yönetimi için çok zor olurdu.

Kağıthane ziyafetinde Aşiret Mektebi öğrencileri, 1891 İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, (II.Abdülhamid Görsel Arşivi)

Aşiret Mektebi Muallim ve Şakirdanları,1891 İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, (II. Abdülhamid Görsel Arşivi)


Tüm bu endişelerle davranan okul yönetimi çareyi Abdüsselam Efendi’nin Mekteb-i Harbiye’ye nakledilip orada birkaç ay kaldıktan sonra Aşiret Mektebi öğrencilerinin haberi olmadan memleketine gönderilmesinde bulur. Fakat Abdüsselam Efendi’nin başka bir okula gönderilmesi okul yönetiminin sandığı gibi bir çözüm olmamıştır. Kısa bir süre sonra Ali Nazima’nın Maarif Nezareti’ne yazdığı raporda Abdüsselam Efendi’nin gece gündüz Beşiktaş cihetinde dolandığı ve Aşiret Mektebi öğrencileri ile iletişimini hala devam ettirdiği anlaşılır.(15) Abdüsselam Efendi, Aşiret Mektebi’nde kalıyorken yaptığı gibi, yine öğrencileri birtakım kötü davranışlar sergilemek yolunda kışkırtmaya devam eder. Öğ rencilerin huzuru ve ahlaki gelişimleri için Abdüsselam Efendi’nin tamamen uzaklaştırılması artık şart olmuştur. Çaresiz kalan Maarif Nezareti, Abdüsselam Efendi’yi, bir ay Mekteb-i Harbiye’de kaldıktan sonra memleketi Trablusgarp’a göndermeye mecbur kalmıştır.

Sonuç

Bu yazıda, Aşiret Mektebi’nde öğrenci hayatı nasıldı sorusuna cevap aramaya çalıştım. Aşiret Mektebi öğrencilerinin yaşanmışlıklarına odaklanmanın bu zamana kadar Osmanlı eğitim tarihi literatüründe ele alınanın aksine, Aşiret Mektebi’ni sadece birtakım siyasi amaçlara hizmet eden salt bir kurum olarak değil; aynı zamanda uzak vilayetlerden gelmiş aşiret reislerinin çocuklarının günlük yaşamlarını, farklı sorunlarını ve tepkilerini barındıran sosyal bir ortam olarak öne çıkardığı inancındayım. Öğrencilerin günlük hayat deneyimleri, ana akım literatürde anlatılanın aksine, aşiret reisi çocuklarına eğitim vasıtasıyla çeşitli denetim ve gözetim mekanizmaları kurularak sirayet ettirilmeye çalışılan siyasi gücün bu amacında her zaman başarılı olamadığını ve çeşitli kriz anlarında kırılmalar yaşadığını göstermiştir.

TUTKU AKIN - BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

Yazının dipnotlarına buradan ulaşabilirsiniz.

* Değerli hocam Nadir Özbek’in ufuk açıcı dersleri ile şekillenen yüksek lisans tez çalışmamın bir parçası olan bu makale, kendisinin sonsuz yardım ve desteği olmadan ortaya çıkamazdı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Toplumsal TarihToplumsal Tarih

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Osmanlı Mektepleri

Toplumsal Tarih'in 333. sayısından Osmanlı Aşiret Mektebi ve Osmanlı çocuk şarkıları.

27 Oca 2023

Osmanlı Mektepleri

YAZARLAR

Toplumsal Tarih

Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.

İLGİLİ OKUMALAR