Özgürlüğün modası

Özgürlüğün modası

“Bathing is a sport

Enjoyed by great and small

In suits of any sort

Though better none at all.”

(Anonim bir 19. yüzyıl şiiri)

1800’lerin başından itibaren yüzme, plaj, kumsal üçlüsü bir eğlence türü olarak hayatımıza girmeye başladı. Fakat henüz bu çok erken tarihlerde güneşlenmek tercih edilmiyordu. Kadın bedeni üzerinden yaratılan muhafazakârlık da buna eklenince deniz kıyafetleri daha ziyade vücudu sarıp sarmalayan uzun elbiselerden ibaretti. Hatta bu elbiselerin açılmaması için eteklerine ağırlık dahi dikiliyordu. Ancak yine aynı yüzyıl deniz modasının doğuşuna da tanıklık etmişti.

Osmanlı’da ise 1800’lerin ortalarından sonra yüzme yaygınlaşmaya başlayınca bir deniz modası da doğdu. Hâlbuki daha deniz hamamlarından plaja geçiş gerçekleşmemişti bile. Bu tarihlerde kadınlar boynundan diz altına kadar inen bir elbise giyerken, erkekler de dizlerini örten bir peştemal ya da deniz donu giyiyordu. Yani özellikle kadınlar evde ya da dışarıda giydikleri kıyafetlerin aynısı ya da onlara benzer kıyafetlerle denize giriyordu.

Kadın mayosunun gelişimi


1920’li yıllarda vücudu saran, tek parça, kolları ve sırtı açıkta bırakan deniz kıyafetlerinin yaygınlaşması ve popüler olmasıyla mayo da kadın bedeni üzerinde kurulmak istenen tahakkümün araçlarından biri oldu. Belli ölçülerde mayo giyilmesine dair getirilen kural nedeniyle plaj polisleri plajlarda kadınların mayo uzunluklarını mezura ve cetvelle ölçüyor, kurala uygun uzunlukta mayo giymemiş olan kadınların daha uzun bir mayo giymesi isteniyordu. Eğer yanında daha uzun bir mayo yoksa plaj terzileri hemen orada mayosunun boyunu uzatıyor, bu da olmazsa evine dönmesi isteniyordu. İtiraz durumunda iş tutuklanmaya kadar gidiyordu.

Kadınların mayo uzunluğunu ölçen bir plaj polisi, 1922


Dünyada durum bu şekildeyken Türkiye’de ise, Cumhuriyet dönemiyle beraber modenleşme ve Batılılaşma çabalarından mayo da nasibini almıştı. 1920’lerde başlayıp 1930’lar boyunca devam eden dönemde bir yandan deniz hamamından plaja geçiş yaşanırken öte yandan elbiseden mayoya geçiliyordu. Bilhassa dönemin kadın mecmuaları bu geçişi kolaylaştırmada etkili olmuştu. Pek çok mecmua dönemin deniz modasına sık sık yer veriyor, kadınları evlerinde kendi mayolarını dikmeye teşvik ediyordu.

7Gün dergisinin 23 Temmuz 1940 tarihli sayısının kapağı


1946 yılında Fransız bir modacının iki parçalı mayoyu (bikini) piyasaya sunmasıyla deniz kıyafeti modasındaki günümüze kadar uzanan bir önemli olay daha gerçekleşti.

Kadın hakları mücadelesinin de ayrılmaz bir parçası olan mayonun yüzyıllar içinde geçirdiği değişim bir nevi özgürlüğün de mücadelesiydi. Belki de gerçekten “kara iktidardı; deniz ise özgürlük”...

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

“Deniz olmayan yerde yaşayamam!” #39

Altınkum, mayo modası, Plaj Dergisi, Osmanlı'da bira ve Pazarola Hasan Bey

19 Tem 2022

https://www.fikriyat.com/tarih/2018/06/14/tahta-perdeleri-kaldirilan-bir-tarih-osmanli-deniz-hamamlari

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR