
Önce başlıktaki soruya verilecek cevap ile başlayalım. Henüz değil. Yine de Beşiktaş’ın geçmişteki parlak günlerinin mimarı Özkaynak düzenine dönüşü, iki yıldır çok güçlü bir şekilde hissedilmeye başlandı.
1975 yılında başlayan Özkaynak dönemi özellikle Serpil Hamdi Tüzün önderliğinde, Beşiktaş’a ve Türkiye futboluna sayısız kaliteli oyuncu kazandırdı. Bu düzen, futbolun ticarileşmeye başladığı 90’lı yıllara kadar kara kartallara beş şampiyonluk getirdi ve kulübün tarihinde hep farklı yere koyulan birçok oyuncunun da yetişmesini sağladı. 90’lı yıllarda değişen dünya düzeniyle birlikte futbola özellikle paranın daha çok girmesi, kulüplerin kaliteyi kendi içlerinde aramaktansa dışarıya yönelmelerine neden oldu. Bu ilk bakışta rekabetçi olmak için makul bir değişim gibi görünse de altyapı ve yabancı oyuncu seçimleri bir türlü doğru harmanlanamadı. Tabii ki bu sorunu Türkiye’de yaşayan tek takım da Beşiktaş olmadı. Yurt dışındaki kısa dönemli başarılar dışında kulüplerimizin kendilerine ait oturmuş bir oyun kültürleri olmadığından, menajerlerin ellerine düşen yöneticilerin günü kurtaran transferleri Türkiye’de futbolu bugünlere getirdi. Aslında durum günümüzde de pek farklı değil ancak umutlu olmak için bazı sebeplerimiz olduğu da bir gerçek.
90’lı yıllar sonrası Özkaynak düzeninden A takıma Necip Uysal dışında istikrarlı bir isim çıkaramayan Beşiktaş, nihayet iki yıldır yeni Ziya, Rıza, Fikret, Feyyaz ve Ali’erini bulmuş görünüyor. Tabii ki altyapıdaki bu diriliş yerinde planlamayla doğru orantılı. Bu planlama, kaliteli oyuncuların aldıkları eğitimle A takım seviyesine henüz 20 yaşına ulaşmadan yerleşmelerini sağladı. Zaten olması gereken de bu oyuncuların 20’lerine gelmeden takımın rotasyonunda yer almaya başlamaları. Ersin Destanoğlu’nun 18 yaşında kaleyi aldığını yine Rıdvan Yılmaz’ın 18 yaşında rotasyonun bir parçası olarak alkış topladığını söylemek gerek. Bu senenin yeni Özkaynak meyveleri de önce Serdar Saatçı daha sonra da iki maçtır dikkatleri üzerinde toplayan Emirhan İlkhan oldu. Bu iki oyuncunun da henüz sırasıyla 18 ve 17 yaşında olduklarını söylemek gerek.
Şu an futbolun geldiği nokta tamamıyla altyapı oyuncularından kurulu bir düzeni hele de mutlak başarı beklenen kulüpler için mümkün kılmıyor. Ancak doğru modelin sadece transferlere dayalı bir düzenle gelemeyeceği de aşikâr. Beşiktaş bugünlerde elindeki kıymetli Özkaynak’tan yetişme oyuncularıyla fabrika ayarlarına dönme sinyallerini güçlü bir şekilde veriyor. Yine de Türkiye’deki değişken ve başarıya doğrudan endeksli futbol iklimi iki yıldır devam eden bu değişimin halen kalıcı olacağına yönelik şüphelerimizin devam etmesine neden oluyor. Her şeye rağmen sahadaki duruşları, kaliteleri ve oyun bilgileriyle Ersin Destanoğlu, Rıdvan Yılmaz, Serdar Saatçı ve Emirhan İlkhan’ın adına besteler yazılan abilerinin yerini almaları çok da uzak ihtimal değil.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


