Pandemi sonrası sosyal buhran: Nasıl yeniden güvenle sosyalleşeceğiz?

"Yapmam gereken bu yeni normal yaşama bir şekilde kendi kurallarımla dahil olmaktı. Ama nasıl?"
Pandemi sonrası sosyal buhran: Nasıl yeniden güvenle sosyalleşeceğiz?

Yazı: Bensu Cangüler

Görsel: Gökçen Gökten

Son 1 yılımın konusu pandemide yaşamaya alışmanın yanı sıra sosyal yaşamımı da yeniden kurmayı öğrenmekti. Eski sosyal hayatımı geri getirmeye çalışmıyordum çünkü bu 2020 ve 2021’de geliştirdiğim tüm yeni özelliklerime hakaret olurdu. Yapmam gereken bu yeni  normal yaşama bir şekilde kendi kurallarımla dahil olmaktı. Ama nasıl?

Bu soruyu inanın çok düşündüm. Uzun uzun yürüdüm, sonra biraz daha düşündüm. Sonuç olarak önce çevremdekilerle sosyalleşmeye karar verdim. Çünkü tüm değişimler küçük küçük başlar değil mi? Birkaç sanal sohbet  uygulaması indirdim. Dünyanın farklı yerlerinden insanlara fiziksel mektuplar gönderdim. Her gün postaneye yürümek yeni sosyallik anlayışım olmuştu ve bundan hoşlanmıştım. Ama İnternetten sosyalleşmenin yeni normalim olduğunu kabullenemedim. Çünkü alıştığım o samimiyet, bir kafede oturup yüksek seslerin içinde konuşmaya çalışmak ve aniden yükselen kahkahalarımı özlüyordum. 

İnternet arkadaşlıklarına bir süre ara verip bu sefer kendimle sosyalleşmeye karar verdim. Önce bir insan olarak kendimi anlamaya çalıştım. Hangimiz kendini anlamak için zaman harcıyor? dedim ve yeni kitaplardan tutun, tarot ve astroloji danışmanlıklarına kadar birçok şey aldım. Bu da yeni çağın getirdiği sosyalleşmelerden biriydi.. Mindfulness (bilinçli farkındalık) yürüyüşlerine çıktım. Mini videolar çektim. Sosyal medyaya koyacağım, şunun gibi, yeni somut anılar yarattım. Bunlara rağmen kendimle yeterince zaman geçirmiyordum. Kendimden bir şekilde kaçıyordum. Bu yüzden eskiden olduğu gibi yeni mekanlar aramaya başladım. Bu sefer uzaklarda değil, çok yakınlarda. Zihnimin içinde yeni odacıklar keşfettim. Korkularım, sevinçlerim, heyecanlarım hepsine yürüyerek daha da çok yaklaştım. Sonra yeni normalimin aslında bu olduğunu anladım.

İllüstrasyon: Gökçen Gökten


Pandemiden önce nasıl sosyalleşiyorduk sahi?

Bir çoğumuz için çok zorlu geçen 1,5 sene içerisinde sosyallik ayarlarımızın da sıfırlandığını düşünüyorum. Bir nevi makine ayarlarına dönmek gibi, hiç sorgulamadığımız ve yapmadığımız, kendimizi ortamlardan eksik hissettiğimiz bir yolun son dönemecine gelmiştik. Buradan sonra gidecek başka yer yoktu.

Pandemiden önce pek çoğumuzun kalıplaşmış hatta oturmuş bir sosyal yaşamı vardı. Belirli yerlerde buluşur, aynı trend yerlere giderdik. Yeni açılan bir mekanı deneyimleyebilmek için uzun kuyruklarda beklemeyi göze alabilirdik. Çoğu sosyal alışkanlığımız bize ‘’yapılması gerekli’ birer sosyal uyum davranışıymış gibi gözükürdü. O zaman farkına varamasam bile artık anlıyorum. Bu sosyal uyum davranışlarının kendim için olan versiyonunda, aşırı sosyal gözükmek çabası vardı. Belli alışkanlıkları devam ettirmenin şu anda da kusurlu bir tarafı yok. Fakat yeni normalimden eski sosyal yaşamıma bakarken gözümden kaçan bir detaya sahibim. Zamanın kalitesi.

Diğer yaşıtlarım gibi akşamları dışarıya çıkmadığım için garip, herkesle aynı modayı takip etmediğim için yetersiz ya da belli mekanlarda fotoğraf çektirmediğim için uyumsuz hissetmemem gerektiğini biliyorum. Sosyal açıdan uyumsuz hissetmenin aslında ne kadar demode bir şey olduğunun farkına varıyorum. Herkesle benzer sosyalleşme güdülerine sahip olmayı da farklı kaynaklardan edindiğimizi yavaş yavaş öğreniyorum. Artık bir açılıp bir kapanan sosyal özgürlüklerimize daha sıkı sahip çıkıyorum. Eskiden bir görev olarak görülen iletişimler artarken, sosyal çevrelerimiz sadece en sevdiğimiz insanları kapsayacak şekilde daralıyor. Bu yenilikler de bize daha kaliteli iletişimler olarak geri dönüyor.

Sydney Üniversitesi'nde yalnızlık araştırmacısı olan Dr. Marlee Bower ve Wollongong Üniversitesi'nden sosyolog Dr. Roger Patulny olmak üzere iki akademisyenin ortak projesinde, Bower katılımcıların verdiği açık uçlu cevapları birleştirerek pandemi süresince pek çok kişinin sosyal ağlarını daraltmaya başladığını söyledi. Araştırma insanların eski sosyal yaşamlarındaki çemberleri daraltarak daha küçük alt gruplar halinde sosyalleşmeye başladığını kanıtlar nitelikteydi.

Kademeli sosyalleşmeyle yeni bir varoluş alanı yaratmak

Çeşitli karantina ve pandemi önlemleriyle birlikte sosyalleşme alanlarımızın değişmeye zorlanması hatta bir nevi yıkılmasıyla, kimliklerimizi de gözden geçirmek zorunda kaldık. Evlerimize sıkıştığımız karantinalar  bizi sosyalleşme alışkanlıklarımız hakkında düşünmeye zorladı. Kendimizle baş başa kalınca vaktimizi verimli kullanma düzenimiz değişti. Ve yavaşlamak terimi hayatımıza girdi.

Bbc Work Life’ın haberinde bilişsel paslanmaya dikkat çekilerek, yeniden  güvenli bir sosyal alan yaratmak üzerinde duruluyor. Pandemi döneminde çoğumuz sosyal izolasyonla gelen yalnızlık hissini deneyimlediğimiz için bilişsel faaliyetlerimizde adeta bir ‘’paslanma’’ meydana geldi. Bu da sosyal kimliklerimizin eriyerek asosyalleşme eğilimlerimizin ortaya çıkmasına neden oldu. Pandemiden korunmak çerçevesinde koyulan kurallara uyarak yine de pek çoğumuz evlerimizin içinde ya da dışında kendimizi yeniden var etmenin çeşitli yollarını bulduk. Santiago Üniversitesinde Biyolog olan Daniela Rivera izolasyon stresini hafifletmek için bisiklete binmek gibi fiziksel, beyin jimnastiği gibi bilişsel ve terapi almak gibi duygusal alanlarda olmak üzere farklı çevresel sosyalleşme türleri önerirken, sosyal kaygı koçu Marla Genova, insanları birkaç gün birden üst üste izolasyonda kalmamaya teşvik ediyor.

Sosyalleşme süreçlerimiz yavaş da olsa bizi yeniden yüzyüze olmanın nasıl bir değer olduğunu öğretecekmiş gibi duruyor. 1 senedir görüşmediğim arkadaşıma beceriksizce sarıldığımda da, kalabalık bir ortamdan telaşlı bir şekilde maskeme sarılarak geçtiğimde de benzer duyguları içime çektim. Bir zamanlar tanıdık olanın şimdi verdiği o tarifsiz his, daha önce yaşadığım hiçbir duyguya benzemiyordu. Bu da beni yeniden kendimle kurduğum anlamlı ve şükür dolu bağlantıya getirdi.

Pandemi hala devam ederken, bazen kendi zihnimizde bazen ise başkalarının zihninden ilham alarak kendi yeni normalimizi yaratmaya devam ediyoruz. Süreç devam ederken sosyal yaşantımızdan umudumuzu kesmeden, kendi çevremizde daha anlamlı sosyal olanaklar  yaratıyoruz. Birbirimize iyi gelen ortak alanları buluyoruz. En yakınlarımızla bile aynı odada nasıl oturacağımızı yeniden öğrendiğimiz bu zamanlarda, yeni normale uyumlamaya çalıştığımız mikro sosyal alanlarımıza geri dönüyoruz. Bu tabii ki kolay olmayacaktır. Fiziksel ve sosyolojik olarak da seçici olduğumuz bu dönemden geçerken herkesin benzer asosyallik duygusunu yaşadığını aklımızda bulundurarak yola devam etmeliyiz. Washington Post’un makale başlığında bahsettiği gibi, her birimizin artık bir ölçüde sosyal açıdan garip olduğunu da unutmamalıyız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Sosyal Bülten

FOMO, sosyalleşme ve KALBEN

02 Ara 2021

marion barraud

YAZARLAR

Bensu Cangüler

Yazar - 20lik

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR