Pişmanlık

Jamie Redknapp (JR) : Arsenal’de oynuyorken benim bu işte yeni uzmanlaşmaya başladığım dönemde söylediğin bir söz oldukça yankı uyandırıcıydı. İlk ayak bileği sakatlığındı ve senin performansın hakkında belki de pek anlayışlı davranmamıştım. Sonradan yanıma yaklaşıp bana ‘Daha iyi bilmen gerekiyor’ dedin. Bu cümle bende sıkıştı kaldı.
Jack Wilshere (JW) : Kötü bir maç geride bırakırsam maçın ardından sorumluluk alıp ellerimi kaldıran ilk isim ben olurum. Sizin pozisyonunuzdaki insanlar bir fikir belirtmek için ücret almaktalar. Bunu hak ediyorsanız sorun yok ama o zaman sakatlıktan henüz yeni çıkmıştım. Geri dönmek için elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırsınız ancak bunun için çok erken olduğunu idrak edersiniz.
JR: Kesinlikle bunu bilmek gerekir. Liverpool’da oynarken menisküs sakatlığımdan 10 gün sonra idmana başlamıştım ki bu büyük bir saçmalık. Çok erkendi.
JW: Arsenal’deki ilk senemde takım fizyoterapistleri ile kurduğum diyalogları hatırlıyorum. Bana ‘Bak, çok fazla oynuyorsun...’ dediklerinde onlara ‘Oynamak istiyorum’ diyordum.
Rüyayı yaşıyordum. 19 yaşında Arsenal’deydim. Premier League ve Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ediyorduk. Kimse bana dinlenmeye ihtiyacım olduğunu söylemeyecekti. Bu, benim en büyük pişmanlıklarımdan biri. Keşke fizyoterapistleri daha fazla dinleyip vücudum hakkında bilgi sahibi olsaydım. Hâlâ böyle oynamaya çalışıyorum.
Ama şimdi geriye dönüp baktığımda bir şeyleri değiştirme fırsatım olsaydı oyunu daha iyi idare etmek, kendimi daha iyi idare etmek ister, fizyoterapistleri daha çok dinlerdim. Şimdi söylemesi tabii ki daha kolay.
JR: 2011’de seni Barcelona’ya karşı oynarken izlemek inanılmazdı. 19 yaşında Xavi-Iniesta orta sahasına karşıydın. Gördüğüm en iyi performanslardan biriydi. Geriye dönüp baktığında, neredeyse prime’ında mıydın?
JW: Micheal Owen hakkında okuduklarımı hatırlıyorum, genç yaşında nasıl prime dönemini geçirdiğini... Bana şunu düşündürtmüştü: ‘Benim böyle olmamı istemiyorum.’
Vücudumda herhangi bir sorun yaşamama açısından prime dönemim olduğu doğru. Ondan birkaç sezon geçtikten sonra da iyi hissettiğim olmuştu. Bu Barcelona zaferini herkes hatırlar çünkü bu galibiyet son 20 yılın en iyi orta sahasına karşı kazanılmıştı.
Kuralar çekildiğinde şans verilmez bir konumdaydık. Tünelde maç öncesi Lionel Messi’nin yanında beklediğinizde ‘Uzun bir gece olacak’ diye düşünüyorsunuz. Topa 20 dakikalık bir sürede dokunduğumuzu hatırlamıyorum!
Büyük bir mücadele sonucunda Iniesta’dan topu kapıp onu ekarte ettim. Bu, herkesi ayağa kaldırıyordu. Şimdi bile böyle anları düşünüyorum.
Daha sonralarda Samir Nasri’nin yanıma oturup bana şöyle dediğini hatırlıyorum: ‘Oyununu başka bir seviyeye taşıdın ve bu seviyede kalmalısın’. Harika bir geceydi. Pik noktam olarak söyleyebileceğimden emin değilim.
JR: Pik noktan olduğunu saygısız bir yolla söylemek istemedim. Arsenal için Norwich golü gibi hiçbirimizin unutamayacağı büyüleyici işlere imza attın. Ama o zamanlar çok gençtin. Barcelona’nın harika okulundan eğitimini almış İngiliz bir çocuk... Capello bile İngiliz futbolunun geleceği olduğunu söylüyordu.
JW: Öyle görünüyordu. O yaşta ‘top’ seviye kulüplerden birinde oynayan tek İngiliz oyuncu bendim. Şimdi çok oyuncu mevcut. Uzun yıllardır Phil Foden’ı sevdiğimi söylüyorum. Yıllar önce en iyi arkadaşım Benny’e (Benik Afobe) ‘Foden’ı izlemelisin’ dedim.
Foden bana Messi’nin dengesini kullanarak topu sürükleme şeklini hatırlatıyor ve bu oldukça büyük bir iltifat. İri ve güçlü değil ancak dar alanlardan topla beraber çıkabiliyor. Topu manipüle edebiliyor. İngiltere’nin menajeri olsaydım, takım kurgumdaki ilk düşüneceğim isimlerden biri olurdu. Grealish ve Maddison'ı da izlemeyi seviyorum. Farklı oyuncular ve bu Gareth Southgate için oldukça tatlı bir problem. Hepsi topla çok rahat hissediyorlar.
10 yıl öncesine dönersek, insanlar benim farklı olduğumu söylüyorlardı ve biz buna aşırı derecede gereksinim duyar haldeydik. Şimdi bunu yapacak 4-5 futbolcumuz var. Neler yapabileceğimi hatırlamak ve güvenimi geri kazanmak için eski kliplerimi açıp izliyorum.
JR: Dizim, daha çok sayıda olabilecek Uluslararası maçıma mâl oldu. İngiltere formasını en son giydiğim yıl 1999’du, 26 yaşındaydım. ‘Ya olmasaydı?’ diye düşünmemek zor. Pişmanlığın var mı?
JW: Milli takımda geçirdiğim çok güzel seneler oldu. Son maçım, Euro 2016’da İzlanda’ya karşı turnuva dışı kaldığımız maç oldu. Birisi yanıma gelip bunun İngiltere’deki son maçı olduğumu söyleseydi ‘İmkanı yok!’ derdim.
Sinir bozucu ancak geride kalan yıllara bakıp neler yaptığınıza bakmalısınız. Ülkem için 34 maça çıktım. Avrupa Kupalarına gittim, Dünya Kupası’na gittim. Geriye dönüp bakınca ‘Sakatlıklar olmasaydı hala İngiltere için oynuyor olabilirdim’ diyebilirsiniz ancak duruma böyle yaklaşamazsınız.
Şimdilerde yeni bir meydan okumam var. 10 sene önce biri bana ‘Championship’te oynayacağını düşünüyor musun?’ sorusuyla gelse ona ‘Hayır’ derdim. Ancak şartlar değişebilir ve kontrol edemeyeceğiniz şeyler olur. Bu şeylerle beraber devam etmeli ve yolculuğun tadını çıkarmaya bakmalısınız. Pes etmek istemiyor, oynamak istiyorum. Premier League, MLS, Championship veya her neresi olursa. Oynayabildiğim kadar oynamak istiyorum. Her maçta, her dakikada. Oynamadığım zaman menajerle konuşup ona ‘Neden?’ olduğunu soruyorum.
-Wilshere 2008 yılında 16 yıl 256 gün ile Arsenal’in ligde forma giyen en genç oyuncusu unvanına sahip oldu. 10 yıl sonra sözleşmesi sona erdiğinde kulüpten ayrıldı. Bu kısımda, Wenger’in kendi çıkışını yapmadan önce nasıl onun takımında devam etmek için hazır halde kaldığını anlatıyor.
JW: 2016’da kiralık olarak Bournemouth’a katıldım ve o sezonun sonlarına doğru bacağımı kırdım. 2017’de Arsenal’e döndüğümde kontratımın bitmesine 1 yıl kalmıştı. Arsene ile oturduk ve bana: ‘Kulüp sana yeni teklif yapmayacak. Başka bir yerden bir teklif gelirse değerlendirebilirsin.’
Sakatlanmıştım, bu yüzden hiç teklif alamadım ama takıma baktım ve kendimi destekledim. Düşündüm ki; bana güvenen bir menajere karşı kendimi zinde tuttuğumu gösterirsem bir şansım olur. Bunu yaptım. EFL Kupası ve Avrupa Ligi’nde oynadıktan sonra Premier League kadrosuna geri döndüm.
2018 Şubat’ında kulüp bana yeni bir teklif yaptı. Pazarlık esnasında Arsene’in ayrıldığını ve bana gelen teklifin teşvik temelli olduğunu öğrendim, yani oynamak zorundaydım. Bir sonraki menajerin kim olacağını görmek için beklemek istedim çünkü yeni patron benimle oynamayacaksa, oynamak zorunda olduğum bir kontratı imzalamanın ne anlamı vardı ki?
Unai Emery ile konuştum ve planlarında yerim olmadığını belirtti. Kulüple olan bağlarım ayrılma aşamasını zor bir karar haline getirdi ama oynamayacağımı bilmek süreci kolaylaştırdı.
JR: Ve sonra West Ham’a gittin.
JW: Kolay bir karardı. West Ham taraftarı olarak büyüyen biri olduğumdan, onlar için oynamak benim hayalimdi. Bu şansa sahip olduğum ve oradaki insanları tanıdığım için minnettarım. Tabii ki işler keşke daha farklı şekilde gelişseydi. Sakatlıklarım beni yine öldürdü ve geçmişimden ders almadım. İlk 5 hafta çok abartmıştım.
Yeni bir kulüpte olmanın ne demek olduğunu bilirsin. Her gün çocuklarla idman yapıp olabildiğince çok oynamak istiyorsun. David Moyes bana karşı çok dürüst davrandı ve bu her oyuncunun isteyeceği tek şey.
-Wilshere artık tamamen fit. Noel öncesi herkes evine çekilmişken köpeği ile yerel parklarında koşu yapıyor. Aileler gezintilerine devam ediyorlardı ancak Wilshere kulüpsüzdü. Fit kalmak zorundaydı.
JW: Belki de bir futbolcu olarak sahip olduğum imtiyazlardan dolayı her zaman durumu hafife almıştım. Birdenbire bir bilinmeyenin içindeydim. Geri dönme isteği bana açlığı beraberinde getirdi.
Asla kendime inancımı kaybetmedim, asla ‘Bu son olabilir’ düşüncesine kapılmadım. Jason Tindall’ı aramak için telefonu elime aldığımda sadece antrenman yapmak için gelmek istediğimi söyledim. Ancak kapıdan içeriye girer girmez bu ‘doğal’ hissettirdi.
JR: Belki de bu seni temellere geri götürdü. Çocukluğumuzun, futbolcu olmak hayaliyle dövüşmesi gibi. Şimdilerde ne zaman bir Nike malzemesi görürsem, onları oğlum için alışveriş sepetime ekliyorum! Küçükken babam bana yeni bir çift krampon için gazete dağıtıcılığı yapmamı söylerdi.
JW: 10 yaşındayken Arsenal ile birlikte bir turnuvaya gittiğimizi hatırlıyorum. Gidiş yolunda babam durdu ve bana bir çift Vapor (Nike) satın aldı. Onları hatırlıyor musun? 140 pound değerindeydi! ‘Annene söyleme’ der gibiydi. Hollanda’daki ilk maçımıza 10 dakika sonra çıkıyorum... Kabarcıklı, güçlü... Annem de oradaydı. Babamla bir hafta konuşmadı.
JR: Babam (Harry Redknapp) bildiğiniz gibi Bournemouth’a yardımcı oluyor. Sky’da Deadline Day sırasında söyledikleri için ona idman sonrası teşekkür edeceğini söylemek için beni aradı. Bournemouth’un çok ayrıntılı bir transfer piyasasına girmeden seni havada kaptığını belirtti. Şu an yaza kadar kontratlı durumdasın, peki sıradaki ne?
JW: Bu çok sıkıcı bir cevap olacak ama odaklandığım şeyler önemli. Oynamaya ihtiyacım var ve bu kulübü Premier League’e geri döndürmemiz gerekiyor. Daha sonra sezon sonu menajerim ve kulüple oturup neler olacağına bakarız. Yurtdışında oynamaya da açığım ama şu anda yalnızca oynamak istiyorum. Her zaman kendimi kanıtlamaya çalışıyorum. Kendimi oyunun dışında görmek istemiyorum. Koçluk sertifikalarımı aldım. Umarım birkaç yılım daha kalmıştır ama bıraktıktan sonra bu işi yapmak da planlarım arasında.
JR: Jonathan Woodgate sezonun geri kalanında Bournemouth menajeri olarak devam edecek ama bir dönem bu görev Thierry Henry ile ilişkilendirilmişti. Garip miydi?
JW: Çok garipti. Herkes bana ‘O geliyor mu?’ diye soruyordu. Bilmiyorduk. Bir şey söylemekten kaçınıyordum, daha sonra da gerçekleşmedi. Woodgate benim için harika oldu.
Sheffield Wednesday maçını 2-1 kaybettik ve devre arasında maçı yarıda bıraktım. Beni ofisine çağırıp ‘Ben de o haldeydim, sakatlandım, kariyerin için savaştığını biliyorum. Sana yardım edeceğim. Planlarım arasındasın.’ Bunu duymak size güven verir.
JR: Kariyerimin son altı ayını Southampton’da geçirdim. Oynadığım esnada biri dizime bir bıçak saplamış gibi hissettim ama babam menajerimizdi. Ona yardımcı olmak istedim.
Artık zayıf görünüyorsun Jack, vücudun ne durumda?
JW: Geçmişte çok fazla acıyla beraber oynamaya çalıştım. Bu acılar seni geride tutuyor. Sadece ondan kurtulmak istediğin için oyuna da odaklanamıyorsun. Kendine adaleti sağlayamıyorsun.
Artık ağrım yok. Bunu Birmingham maçında, George Friend bana çarptığında öğrendim. Muhtemelen kaburgam kırıldı ama tüm mesele bundan ibaretti. Championship’in neye benzediği konusunda bir fikriniz var ancak içinde yer almadığınız zaman bunu fark edemezsiniz. Yüzde yüzünle kendini adamazsan, hayatta kalamazsın.
-Wilshere futbolseverlerin beklentilerini belli koşullardan dolayı karşılayamasa da savaşmaya devam etmesi hepimiz için büyük bir örnek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ada basınında geçtiğimiz haftanın öne çıkan haberleri.
02 Mar 2021

YAZARLAR

Umut Öztürk
Premiercast.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



