
NBA Playoff’ları basketbol adına her şeyi ve daha fazlasını vermeye devam ediyor. Sertlik, gerilim, tartışma ve tabii ki en üst seviye basketbol. Dört yarı final serisini şu ana kadar işte bu hikayeler şekillendirdi.
Sen Yoksan Her Şey Eksik, Sen Varsan Her Şey Tamam
Miami-Philadelphia serisine damga vuran isim hem varlığıyla hem de yokluğuyla Joel Embiid oldu. İlk iki maçı sakatlığı sebebiyle kaçıran süperstar pivotun yokluğunda Sixers, Heat karşısında her iki maçta da bölüm bölüm iyi performans sergilese de sonuçta Miami iki rahat galibiyetle Philadelphia’ya gitti. Embiid üçüncü maçta sahaya dönse de de yüzde yüzünde olmadığı çok açık şekilde belli oluyor. Normal şartlarda, özellikle playoff sahnesinde, agresif oyunuyla tanıdığımız Embiid bu iki maçta o görüntüsünden çok uzaktı. Ancak sadece sahada olması bile hem savunma hem de hücumda Philadelphia adına pek çok şeyi olumlu yönde değiştiriyor. Onun yokluğunda Sixers’ın hem çember savunma hem de ribaund konusunda ne kadar büyük problem yaşadığını ilk iki maçta gördük. Bu iki maçta ortalama 23,5 sayı ve 10,5 ribaundluk ortalamalarla oynayan Heat pivotu Bam Adebayo tam anlamıyla boyalı alanda at koşturdu. Embiid döndükten sonraki iki maçta ise ortalamaları 15 sayı ve 5 ribaunda düştü. Eğer Embiid sakatlık sorunlarını geride bırakabilir ve James Harden dördüncü maçta sergilediği skor performansını istikrarlı hale getirebilirse Philadelphia’nın, bu seriyi geçmek bir tarafa, şampiyonluğu kazanması dahi sürpriz olmaz.
Yasak Sokaklar
“Kıran kırana” tabiri sanki Celtics-Bucks eşleşmesi için söylenmiş. Bütün serilerde ortalama hücum reytingi 110’un üstündeyken, bu seri yaklaşık 101,5’lik bir ofansif verimlilikle oynanıyor. İki takımın da müthiş savunma yaptığı seride şu ana kadar belirleyici olansa Milwaukee’nin yaptığı savunma. Savunma stratejisi öncelikle boyalı alanı kapatmak olan, bu uğurda orta mesafe ve hatta bazı üçlükleri riske eden Milwaukee, bu seride aynı stratejiyi uygulamaya devam ediyor. Celtics, boyalı alana girdiğinde karşısında Brook Lopez ve Giannis Antetokounmpo’yu bulduğu için ilk üç maçta sırasıyla 50,43 ve 33 üçlük kullanmak zorunda kaldı. Celtics iyi bir şut takımı olsa da, elit seviyede bir şut takımı değil. Ancak drive and kick’leri doğru kullandıkları ikinci maçta elit seviyeye çıkabileceklerini gösterdiler ve üç sayılık atışlarının %47’sinde isabet buldular. Tabii ki bu oldukça yüksek bir oran ve her maç böyle atamayacaklar. Nitekim üçüncü maçta 33 atışta sadece dokuz isabet bulabildiler. Boston bu düşük yüzdeye, takımın bir numaralı skoreri Jayson Tatum’un kötü oyununa (4/19 şut, 10 sayı) ve Antetokounmpo’nun olağanüstü performansına (42 sayı-12 ribaund-8 asist) rağmen maçı kazanacak noktaya getirdi. Bucks 2-1 önde olmasına rağmen serinin anahtarları hala Celtics’in elinde. Bu anahtarlar da drive and kick’te doğru şutörü bulmak ve daha fazla orta mesafe kullanmak.
Chris Bey Ne Yapıyorsunuz?
Batı Konferansı’nda Phoenix-Dallas serisi, hem Chris Paul’un karakter dışı performansı, hem de Dallas’ın Luka Doncic dışındaki oyuncuları, özellikle de Jalen Brunson’ı, devreye sokmasıyla 2-0’dan 2-2’ye geldi. İlk iki maçı harika oynayan, özellikle ikinci maçın son çeyreğinde 14 sayı atarak maçı kıran ve takımını 2-0’lık üstünlüğe taşıyan Chris Paul, Dallas’ta oynanan maçlarda kendisinden görmeye hiç alışkın olmadığımız şekilde kötü oynadı. Üçüncü maçı yedi top kaybıyla tamamlayan “Point God”, dördüncü maçtaysa henüz dördüncü çeyreğin başında altı faul alarak oyun dışında kaldı ve sadece 23 dakika sahada kalabildi. Paul’un karakter dışı performansının durumun 2-2’ye gelmesinde önemli rolü olsa da, tek sebebin bu olduğunu söylemek kesinlikle doğru olmaz. İlk iki maçta 45 ve 35 sayı atan Doncic’in müthiş bireysel performansları Dallas adına galibiyet getirmemişti. Sonraki iki maçta Doncic 26’şar sayı atmasına rağmen Mavs durumu 2-2’ye getirdi. Bunda, Dallas’ın diğer oyuncuları devreye sokması en önemli etkendi. Bu sezon takımın en önemli ikinci oyuncusu konumuna yükselen ve ilk turda Utah karşısında Doncic’in yokluğunda takımı sırtlayan Brunson, ilk iki maçta hiç devreye girememiş özellikle ikinci maçta faul probleminin de etkisiyle sadece 9 sayıda kalmıştı. Üçüncü ve dördüncü maçta Doncic’in hücumu tek başına domine etmemesi ve Brunson’la hücumun ana karar vericisi rolünü bir miktar paylaşması hem Dallas hücumlarını daha efektif hale getirdi, hem de Sloven süper yıldızın omuzlarındaki yükü hafifletti. Serinin bundan sonraki bölümünde hamle yapması gereken taraf Phoenix olacak. Chris Paul son iki maçtaki gibi oynamayacak, Suns hücumda DeAndre Ayton üzerinden daha fazla hücum kurgulayacaktır. Giderek dengelerin oturmaya başladığı seride bir yedinci maç olasılığı hiç uzak değil.
Polemik, Basitlik, Skandal
Warriors-Grizzlies serisi sahadaki basketboldan çok flagrant fauller, basketbol dışı hareketler ve iki tarafın birbirini suçlayıcı açıklamaları ve atışmalarıyla konuşuldu ve NBA Twitter’ına bol bol malzeme verdi. İlk maçta Warriors’tan Draymond Green, ikinci maçta da Grizzlies’ten Dillon Brooks flagrant 2 faullerle oyundan atılırken, Golden State koçu Steve Kerr ikinci maçın çeyrek arası röportajında Brooks’un hareketinin sert değil, basketbolun kodlarına aykırı olduğunu (“broke the code”) söyledi. Üçüncü maçtaysa şu ana kadar harika bir seri geçiren Memphis’in genç yıldızı Ja Morant şanssız bir şekilde dizinden sakatlandı ve hem Morant hem de Grizzlies taraftarları sakatlığın Jordan Poole’un darbesi sonucu gerçekleştiği konusunda ısrarcıydılar. Her ne kadar görüntüler Morant’in ve Memphis tarafının maçın sıcaklığı ve sakatlığın yarattığı hayal kırıklığıyla Poole’u suçladığını gösterse de, Morant maçtan sonra “broke the code” yazarak Steve Kerr’e mesajını göndermeyi ihmal etmedi. Bütün polemikler bir yana, Grizzlies Morant’in dördüncü maçta oynamayacağını açıkladı. Kendileri için neredeyse ölüm-kalım maçı sayılabilecek bu maçı Morant’in yokluğunda Memphis kaybederse skor 3-1’e gelecek ve NBA tarihinde bu skordan geri dönüp seri kazanan takım sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Serinin kalan bölümünde umalım ki kavga-gürültüden çok sahadaki basketbol konuşulsun. Ancak ilk üç maçın hikayesinin serinin kalanına yansımayacağını düşünmek hayalcilik olur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




