Popülerliğin Popülerliği

Popülerliğin popüler olması…Şöyle bir durup düşünelim. Ne ifade ediyor olabilir?
Popülerliğin Popülerliği

Şu an muhtemelen toparlaması aşırı zor olan bir konuya sağ ayağımla giriş yapıyorum. Eleştirileri iletirsiniz, sonra beraber değerlendiririz :)

Popülerliğin popüler olması…Şöyle bir durup düşünelim. Ne ifade ediyor olabilir? 

Öncelikle TDK’nın popüler tanımını paylaşmak istiyorum: 

1. Halkın arasında yaşayan motiflere, ögelere yer veren, onlardan yararlanan, halkın zevkine uygun, halk tarafından tutulan.

2. Herkesçe tanınan, bilinen.

Bu haliyle baktığımızda, “popüler” bir sıfat. Kısaca POP diye de bildik. “Halk”, “herkes” ana kavamları. Yani bir genel-geçer olma hali. Peki popülerlik nasıl hayatımıza girdi ve şu an popüler olan neden daha da popülerleşiyor? Popülerleşme arttığı oranda, kalite artmadığı için, kalitenin popülerle ilişikisi olmadığını söylemek mümkünse, kalitesiz olması muhtemelen (kesin değil ancak muhtemel) öğelerin popülerleşmesi bizi nereye götürür?  Bu anlamda, her popüler olan şey kalitesiz olmadığı gibi, her kaliteli şey de popüler olmuyor. Bu bilgimizi bir kenara koyalım.

Akademisyen Nedim Karaduman, “Popüler Kültürün Oluşmasında ve Aktarılmasında Sosyal Medya’nın Rolü”  başlıklı makalesinde şöyle diyor: 

Ortaya çıkışı daha eskilere dayanmakla birlikte, bugün popüler kültürün medyanın etkisinde kaldığı ve bu sayede daha fazla insana ulaşma imkânına sahip olduğu hemen her kaynakta anlatılmaktadır. Popüler kültürün çoğunluğun ulaşabildiği bir kültür olması onu medyanın alanına koymaktadır. Özellikle ceplerimize kadar giren ve gündelik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya, popüler kültürün oluşmasında ve aktarılmasında önemli etkiler yaratmaktadır.

Eskiden popülerlik belki sadece ergenlikte ortaokul sıralarında hayatımıza girmeye başlayan bir kavramken, şu anda sosyal medyanın önlenemez etkisiyle, eli akıllı telefon tutan her bireyin zihnine çok erken zamanlarda nüfuz etmeye başlıyor. Karaduman'ın makalesinde yer alan ifadeye göre: 

Popüler kültür sosyal medya aracılığıyla toplumsal bünyeye daha kolay girmekte ve bu şekilde olayları, toplumsal koşulları, hayatı anlamlandırmayı etkilemekte ve yeni yaşam tarzlarını şekillendirmektedir. Sosyal medyanın insanlar için kaçınılmaz ve vazgeçilmez bir hale geldiği günümüzde her yaştan kullanıcılar bu araçlarla içeriğin hem üreticisi hem de tüketicisi olarak popüler kültürün oluşturulması ve aktarılması bağlamında önemli bir rol oynamaktadırlar.

Bunu hepimiz çok yakından gözlemliyor ve birebir içinde de yer alıyoruz. Popüler şeyleri hem üretiyor, hem tüketiyoruz. Peki ne oluyor da, popüler olan şeyler iyice popülerleşme eğilimi gösterebiliyor? 

Psikolog Jesse Marczyk Ph.D.,  bu konuya ilişkin olarak “Matta Etkisi”nden bahsediyor.

Matta etkisi/Matthew Effect (veya"birikmiş üstünlük"), sosyolojide "zenginin daha zengin fakirin daha da fakir" olduğu duruma deniyor. Bu etkiye göre, ekonomik veya sosyal kapital güce sahip olanlar bu kaynaklarla daha fazla güç veya sermaye kazanabiliyor. Bu terim sosyolog Robert K. Merton tarafından 1968 yılında ortaya atılıyor ve ismini İncil'deki Matta bölümünden alıyor: 

“…kimde varsa ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. ancak kimde yoksa kendisinde olan da elinden alınacak.” 

Psikolog Marczyk bu anlamda şöyle bir çıkarım yapıyor: “Kültürel ürünler açısından çerçevelenen ilke, bir şey - bir kitap, şarkı veya başka bir şey - popüler hale geldiğinde, bu popülerlik nedeniyle daha popüler hale geleceğidir. Açıkçası bu, kültürel bir ürünün başarısını tahmin etmeye çalışan herkes için bir sorun haline gelir, çünkü işe başladıklarında bu anahtar değişken kolaylıkla çok fazla kesinlik ile değerlendirilemez; bu, ürünün kendisinin doğal özelliklerinden biri değildir. Ürünün kendisi ölçülebilir her açıdan sağlam olsa bile, bu bir başarı garantisi değildir.

Burada yukarda bahsettiğim kalitenin popülerliği arttırmadığı noktasına geri gelmek istiyorum. Beğendiğiniz şeyleri dürüstlükle bir düşünün; bunların arasında sadece popüler olduğu için “o” paraya değeceğini düşündüğünüz nice ürün ve hizmet bulacağınıza eminim. Kişisel olarak bu konu üzerine düşünmeye ilk kez, “çok popüler” bir yerel markanın ürünlerine göz gezdirip, cazibesine kapılırken başlamıştım. Lokal üretimi desteklemek için bir şeyler almak istiyorum. Tonla para vermem gereken bir ürün. Pek sevilmiş, popüler olmuş. Ürün içeriğine bir bakıyorum; %100 polyester. Kafam bulanıyor. Neden piyasada yüzbinlerce polyester ürün varken, bu ürün bu kadar favori oldu? 

Sonra fark ediyorum kendimde de kaçınılmaz olan popüler sevdasını ve desteklediğim bu popülerin popülerliğe hizmetini. Buradan popülerliğe karşı olduğum anlaşılmasın, zira pop kültürü ve popüler şeyleri çoğunlukla keyifli ve eğlenceli bulduğum olur, hayatıma katarım. Yine de kendimi sorgulamaktan alıkoyamadığım durumlar yaşadığımda şapkayı önüme koyup şöyle bir değerlendiriyorum “prim verdiğim” durumları ve şeyleri. 

En basit örnek olarak, “New York Times Best Seller” listesini ve bu listeye giren kitapların üzerindeki işaretleri, zihninizin bu damgalara verdiği reaksiyonları düşünün. Burada bir beğenilmişlik garantisi var değil mi? Beğenenler kim? İçerik nedir? O sırada buna ihtiyacım var mı? Bu soruları sorana kadar zihnimize giden “beni seç, beni seç” baskısı o kadar yüksek oluyor ki, tonla kitabın bulunduğu diğer reyonların arasında gezip, arka kapakları ve içerikleri inceleyip seçim yapmaya çalışmaktansa, “seçilmişleri” tercih etmek haklı bir karar mı yoksa işimizi kolaylaştırmak mı, ayrıştırması zor. Burada bir gerçek var ki, insanlık olarak "beğenileni beğeniyoruz”. Ayrıca çok kesin başka bir gerçek var ki, “beğenilmeyi seviyoruz”.

İşte bu noktada ince bir ipin üzerinde yürümeye başlıyoruz. Popüler olanın popülerliğinin durmaksızın artacağına inançla, değerlerimiz ve beğenilerimizi popüler olanla örtüşecek şekilde şekillendirmeye başladığımızda, otantikliğimiz yitip gittiği gibi,  başkalarının kıyafetlerini üzerimize giydiğimizi fark etmeksizin podyumda bulabiliyoruz kendimizi. Takip edilmenin büyüsüyle, takip edilenleri örnek alıp kendi yolumuzu yaşamaktan mahrum kalabiliyoruz. Benlik algımız ne kadar gerçekliğinin içinde kalmaya devam edebiliyor, ya da popülerlik aslında popülerliği aslında benlik algımızı şekillendiren bir role mi sahip oluyor? Yani gerçek benliğimiz popülerliğe şapka çıkaran bir hale mi bürünüyor? 

Bu sorularla İçimden bölümündeki sayıklamalarımı yorumlarınıza ve paylaşımlarınıza açık olarak burada bırakıyorum, daha sonraki sayıklamalarda buralara dönmeye devam edeceğiz. İçimdeki popüler sevgisi, içinizdeki pop öğeleri sevgiyle kucaklar. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İçimdeki Dünyaİçimdeki Dünya

BÜLTEN SAYISI

EYLÜL ' 2

Bin bir kaplanın sırtına, dal şu kuytu pembe ormana...

22 Eyl 2021

EYLÜL ' 2

YAZARLAR

İçimdeki Dünya

İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR