'Roman' Bitti Artık Yeni Hikaye Vakti

Tuchel koleksiyonuna uluslararası arenada kupalar eklese de Premier League'de dağılmayı önleyemedi.
'Roman' Bitti Artık Yeni Hikaye Vakti

Geçen sezonda Şampiyonlar Ligi şampiyonu apoletini takan ve bu sezona da büyük umutlarla giriş yapan Chelsea için özellikle sezonun ikinci yarısı hiç de beklenilen seviyede geçmedi. Gerek sakatlıklar gerekse de takımın devredilme süreci tüm camiayı derinden etkiledi ve bu da sahada alınan sonuçlara yansıdı. Üzerine Lukaku ve sözleşme krizleri eklenenince takımın ivmesi bir anda aşağıya doğru kaydı. Bu duruma rağmen sezonu iki kupayla tamamlayan Maviler, ligde ise 3. sıradaki yerini korumayı başardı. 

2021/2022 sezonunun ilk günlerinde birçok otorite Chelsea’nin mutlak suretle şampiyonluk için yarışacağını, azımsanmayacak bir kesim de Manchester City'nin en büyük rakibi olacağını düşünüyordu. Onları bu düşünceye sevk eden belki de yegâne faktör o dönem dünyanın en iyi 9 numaraları sınıfına dahil olan Romelu Lukaku’nun rekor bonservis bedelle takıma katılması oldu. Bu transferin üzerine bir de sezonun ilk lig maçından önce kazanılan UEFA Süper Kupası eklenince gerek taraftarlar gerekse de futbol kamuoyu bu sezonun Chelsea’nin sezonu olacağından emin olmaya başlamışlardı. 

Görsel: EL PAIS


Sezon içerisinde yanıldıklarını anlamaları çok da geç olmadı.

Sezonun ilk altı maçının dördünü ‘Büyük Altılı’ ile yapan Chelsea bu süreçte 13 puan toplayarak liderlik yarışında kalıcılaşacağının sinyallerini verdi. Bu süreçteki Anfield deplasmanında maçın ikinci yarısının tamamını 10 kişi oynayan Chelsea, berabere kalarak kolay lokma olmadığını kanıtladı. 7. haftada liderliği eline alan Maviler, zirvede sadece 7 hafta kalabildi. İşte tam bu noktada Chelsea’nin düşüşü başladı.

Şampiyonlar Liginin grup mücadelesinde Juventus’u 4-0 ile geçen Chelsea, ne yazık ki Chilwell’i sezonun sonuna kadar sürecek olan bir sakatlığa kurban verdi. Chelsea’nin oyununda beklerin ne denli etkili olduğunu düşünürsek Ocak ayında Reece James’i de 6 haftalığına kaybeden Chelsea’de düşüş kaçınılmazdı.

Görsel: We Ain't Got No History


Devre arasının gelmesiyle beraber başlayan can sıkıcı kontrat görüşmeleri de Chelsea’nin sakatlık sorununun sosu oldu. Tuchel'in yönetimi altında en büyük çıkışı yakalayan oyuncu olan Rudiger ile beraber Christensen ve Azpilicueta'yla da sözleşme yenileyemeyen kulüpte iç huzursuzluk başladı. Ancak huzursuzlukların en büyüğü henüz sahne almamıştı.  

İç sahadaki Brighton maçının ardından yayınlanan Lukaku’nun talihsiz röportajı taraftarı küplere bindirdi. Gol yollarında adeta donan ve Tuchel’in sistemine hiç uyum sağlayamayan Belçikalı üstüne bir de Inter’e dönmek istediğini ekleyince Tuchel’in çözmesi gereken konuları sahanın dışına taşımış oldu. Ancak yine de bu sorunlar olumlu skorlarla birlikte aşılır nitelikte görünüyordu. 

Dünya Kulüpler Şampiyonluğu Chelsea'nin müzesindeki tek eksik parçayı tamamlarken kulüp başına geleceklerden büyük oranda habersizdi. Bazı problemlerin çözümü için ise skorlar veya kupaların bir önemi yoktu. Şubat ayında patlak veren Rusya-Ukrayna savaşının kulüp sahibi Roman Abramovich’i ve dolayısıyla Chelsea’yi etkilenmeyeceğini düşünmek biraz fazla hayalcilik olurdu. 

Rusya'ya ve Ruslar'a karşı yaptırımların bir getirisi olarak Abramovich’in İngiltere’deki tüm varlığına el konulunca kulüp de bu krizden ciddi derecede nasibin aldı. Önce kulübün resmi mağazalarındaki forma ve ürün satışlarıyla durduruldu. Ardından iç saha maçlarına bilet satışları da yasaklandı. İngiliz hükümeti Chelsea’yi o kadar günah keçisi ilan etmeye çalıştı ki bir ara kulübün otobüsüne benzin bile alamayacağına dair haberler basına yansıdı. Lille ile oynanacak Şampiyonlar Ligi son 16 turu maçından önce Tuchel’e basın toplantısında sorulan soru da kendisi gerekirse oyuncuları arabayla deplasmana kendisinin götüreceğini dair bir cevap verdi. 

City ve Liverpool'un kayıpsız ilerlemesiyle birlikte zirveden tamamen uzaklaşan Chelsea, Liverpool ile oynanan her iki yerel düzeydeki final maçında da penaltılarla kupanın bir adım uzağında kaldı. Ukrayna-Rusya krizinin arifesinde oynanan League Cup finalini penaltılarla kaybeden takım, mayıs ayında dejavu yaşayarak bir kez daha Liverpool’a FA Cup’ı kendi elleriyle teslim etti. Böylesine kaotik bir iklimde oyuncuların final oynayabilmeleri de alkışlanacak bir başarıydı. Herkes elinden gelenin en iyisini vermek için ter döküyordu. Bunun en önemli örneği ise, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Santiago Bernabeu’da harika bir geri dönüşe imza atan takımın muhtemelen bu sene Ballon D’or ödülünü kazanacak Benzema’ya takılmış olmasıydı.

Görsel: BeFoot


Sezon sonu geldiğinde Chelsea’yi dünyanın en büyük kulüplerinden birine dönüştüren patronun artık olmayacağı tüm taraftarlarda derin bir üzüntü yarattı. Abramovich’in 19 yılında gelen 23 kupa Chelsea’nin gerek İngiliz gerekse de dünya futboluna adını altın harflerle kazıdığını gösteriyor. Böylesine karizmatik bir kulüp sahibinden sonra sancılı geçen devredilme sürecinin sonunda zaferle ayrılan isim de kulübü daha önce 2019’da da almaya çalışan Todd Boehly oldu. Yeni sezonda Tuchel-Boehly ikilisi çerçevesinde Chelsea’de ciddi bir değişim rüzgarları esecek gibi duruyor. 2003'ten bu yana kulüp başkanlığı görevini sürdüren Bruce Buck'tan sonra Abramovich'in en önemli yardımcılarından Marina Granovskaia ile de bu ay içerisinde yollar ayrıldı ve bu yazının kaleme alındığı gün Petr Cech'in de danışmanlık görevinden ayrıldığı duyuruldu. Takip etmek eğlenceli olacak.

Kırılma Anı

Geride kalan 19 takıma olduğu gibi Chelsea adına da sezonun içerisinde birçok kırılma anı yaşandı. Sakatlıklar silsilesi, kontrat uzatma krizleri ve Lukaku sorununu bir kenara bırakırsak belki de Chelsea’de en büyük dönüm noktası Abramovich’e uygulanan yaptırımlar ve bu doğrultuda kulübün satış işlemi oldu. Chelsea, Rusya-Ukrayna krizi öncesi gerek şampiyonluk yarışının hala içinde olması gerekse de yarıştığı tüm kulvarlarda finale çıkmasıyla bir 'hedef takımı' hüviyetindeydi ancak Roman’ın üzerine kara bulutlar çökünce takım rotadan saptı ve kulübün işleyişi bir anda tepetaklak oldu. 2003 yılında Abramovich bu kulübü satın aldığında sadece 1955 yılında lig şampiyonluğunu tadan taraftarlar belki de şu anda hayatta değiller ancak dünya futbol literatüründe Chelsea’nin adının en tepelerde bir yerlerde yazıyor olduğuna emin olabilirler.

Menajere Not

Thomas Tuchel 6/10

Alman menajer geçen sezon devre arasında geldiğinden beri önce kulübe Conte döneminden aşina olduğu üçlü savunma sistemini adapte etti. Sonrasında ise 2017 yılından beri takımda bulunan Rudiger’e belki bir değil iki gömlek attırdı. Sezonun yarısında hali hazırda elinde UEFA Süper Kupası ve Dünya Kulüpler Şampiyonası bulunan kulübe tekrardan kazanma kültürünü de aşıladığı yadsınamaz bir gerçek gibi duruyor. Ancak hem sezon içerisinde yaşadığı yıpranmalar hem de Lukaku’yu kendisinin istemesine rağmen bir türlü sistemine oturtup ritmini yakalatamamasından dolayı hocanın transferler seçimlerini biraz olsun sorgulamamız gerektiğini düşündürüyor. 

Görsel: Sports Illustrated


Bir de menajerin kendi özel hayatında yaşadığı sorunlar gün yüzüne çıkınca Chelsea bir ara üçüncülükten bile olabilecek bir duruma geldi. Tüm bunları göz önüne alırsak ben yine de hocanın Chilwell’in yokluğunda Alonso kullanımı ve Rüdiger’in yanında Chalobah ve hatta Loftus-Cheek gibi oyunculara seviye atlatmasından ötürü 6 puanı hakettiğini düşünüyorum.

Sezonun Oyuncusu: Mason Mount

Mason, Chelsea’deki üçüncü sezonunda ikinci defa resmi olarak yılın oyuncusu seçildi. Sezon içerisinde birkaç çıkış yakalayan futbolcu görsek de Mason’ın skor tabelasında yaptıklarını düşünürsek onun üzerine bir isim yazmamız pek de mümkün değil. Geçen sezon 54 maçta 9 gol 9 asistle ‘double-double’ performansını son anda kaçıran Mount, bu sezon o barajın üstüne 13 gol 16 asistle çıktı hem de bunu 53 maça çıkarak başardı. Kritik maçlarda da fitili ateşleyen oyuncuların başında gelen Cobham’ın son ürünlerinin en iyisi olan Mount, seneye orta saha rotasyonuna eklenecek olan bir başka genç yıldız adayı Conor Gallagher’la beraber merkezdeki makinenin en önemli dişlilerinden biri olmayı yine başaracaktır.

Beklentiler: 2022/2023 Sezonu

XG değerlerini baz alırsak geçtiğimiz sezon 67.2 gol beklentisi oluşturan ve kendi kalesinde 36 gol beklentisi oluşturan Chelsea ligin her iki alanında en iyi üçüncü takımı oldu. Belki de sezonu üçüncü bitirmeleri pek de tesadüfi değildir. Ancak bu noktada gelecek sezondan ne beklendiği büyük önem arz ediyor. 

Tuchel’le beraber her geçen yol üzerine koyan takım bu sene çok ciddi türbülanslar yaşamış olsa da Premier Lig’in şampiyonluk yarışında olan takımlarından biri olmak istiyorsa bu sefer Saul veya Lukaku gibi büyük hayal kırıklığı yaratan transfer karavanalarını minimize etmek durumunda. Ayrıca geçen sezonkinin bir benzeri kontrat görüşmelerini halihazırda kontratı bu sezon sonunda bitecek Jorginho gibi bir oyuncuyla yaşamamak adına yazın bu görüşmeleri tamamlamak zorundalar. 

Son olarak taze kulüp sahibi Boehly’nin de kulislerde 200 milyon Euro üzerinde bir transfer bütçesi ayıracağı konuşuluyor. Bu para nokta atışı transferlere ayrılırsa Chelsea gelecek sene için çekirdek kadrosunu tamamlayabilir ve yarışta ben de varım diyebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Nasıl Geçti?: Tottenham, Chelsea

Paratici'nin hayal kırıklığı neydi? Chelsea'nin sezonu nasıl darmadağın oldu?

28 Haz 2022

Nasıl Geçti?: Tottenham, Chelsea

YAZARLAR

Emrecan Yıldız

https://aposto.com

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR