Şampiyonların Çarpışması

Eşleşmenin konuşmaya değer pek çok tarafı var elbette ancak büyük bir takım ve efsane bir koçun kapışmasının diğer tüm parametrelerin önünde yer alacağı kesin. Zeljko Obradovic kariyerinin büyük bölümünü yıldızlarla dolu takımları yöneterek geçirdi. En büyük başarıları en iyi takımların kazanacağının pek tabii garantisi yok ancak Obradovic’in yönettiği en iyi takımların bunu garanti edebildiği dönemleri tarih sayfaları çokça yazdı. Eşleşmenin diğer tarafındaki Real Madrid ise modern dönem olarak kabul edebileceğimiz 1992 sonrası sadece üç şampiyonluğa ulaşabilse de tüm zamanlarda 10 şampiyonlukla kupayı en çok kazanan takımlar listesinin başında yer alıyor.
Biraz daha yakın geçmişe uzanalım. Real Madrid, son on yılda kadro kalitesiyle sürekli Avrupa’nın zirvesine oynayan bir takım olmaya başardı. Geride bıraktığımız on yıllık periyodun yedisinde dörtlü finallere uzanan İspanyol temsilcisi buradan beş final çıkarmayı başarmıştı. Avrupa’nın zirve ligine 13 sene sonra dönen basketbolcu fabrikası Partizan ise bu ara sonrası ilk yılında playoff biletini cebine koydu
Sezon başı tahminlerinde, geçmiş 10 yılda olduğu gibi Real Madrid’in bu yıl da ligi ilk üçte bitirmeye en yakın takımların başında olduğu kadro kalitesiyle net şekilde ortadaydı. Bu tahminler boşa çıkmadı ve sezon boyu zirvenin dişli takipçilerinden Real Madrid, playoff biletini ev sahibi avantajıyla aldı. Partizan içinse Obradovic faktörüne rağmen playoff ihtimali pek de gerçekçi görünmüyordu. Kadroda ana parçayı oluşturan bazı oyuncuların Euroleague seviyesinde olmadığı ve ana bir top yönlendirici eksikliği hep konuşulan konuların başındaydı. Her ne kadar ligin ilk yarısı Partizan için inişli çıkışlı geçse de ikinci yarı da adeta şahlanan takım altıncı sıradan playoff biletini almayı başardı.
25 Nisan’da başlayacak playoff’ta serinin ilk iki maçı Madrid’de oynanacak diğer iki maç içinse Belgrad’daki Stark Arena’ya gidilecek. Normal sezondaki iki karşılaşma da yüksek tempoya sahne olmuş, iki takımda kendi evlerindeki maçları 100 sayının üstüne çıkarak kazanmıştı.
Sezon boyu kendi evinde iyi görünen iki takım da bu eşleşmede kalelerini korumaya çalışacak. Tabii ki bu kaleler korunduğu sürece playoff biletini alacak takımın Real Madrid olacağını matematik bize söylüyor. Peki Partizan’ın Real Madrid’i yenmek için ihtiyacı olan ne? Ligde sezon boyu görüldü ki Real Madrid’i yenmek istiyorsanız onları durdurmak yerine tempo girdabına sokmalısınız. Real’in bu sezon evinde kaybettiği dört maçta da rakipler 85 sayı ve üzerini buldu. Dolayısıyla tempo, geçiş hücumları ve doğru seçilmiş atışlar Partizan’ın Madrid’den bir galibiyet getirmesinin anahtarı gibi görünüyor. Partizan’ın oyun kimliği de bu belirttiğimiz parametrelere son derece yatkın.
Peki Stark Arena’da bizi neler bekliyor? Avrupa’nın en ateşli ve klasik tabirle basketbolu en iyi bilen topluluğu önünde oynamak adınız Real Madrid olsa bile hayli zor. Tempo üzerinden oynayan ve aradığı ritmi bulduğunda bir çığ gibi büyüyen Obradoviç’in Partizan’ı bu girdaba rakibi soktuğunda sonuç kaçınılmaz oluyor. Evinde 80 sayı üstünü gördüğü maçlardan sadece ikisini kaybeden Partizan için bu sayılara çıkacak tempoyu yakalamak önemli. Real Madrid’in de deplasman istatistikleri Partizan’ın elini güçlendiren cinsten. Madrid’in deplasmanda kaybettiği yedi maçın beşinde 80 sayı ve üstü yediğini belirtelim. Partizan’ın Madrid deplasmanında kazanmak için nasıl tempoya ihtiyacı olacaksa, Real Madrid’in de Belgrad’da kazanmak için tempoyu düşürmeye ihtiyacı olacak.
Oyunculara gelecek olursak; Real Madrid’e geçtiğimiz yaz bazı soru işaretleriyle transfer edilen Dzanan Musa sezon boyunca Chus Mateo’nun en güvendiği el oldu. Yine bu yıl takıma katılan Mario Hezonja ligin sonu yaklaştıkça forma girdi ve playoff serisinde x-factor olabileceğini gösterdi. Komple bir paket olan Gabriel Deck, hem savunma sertliği hem de hücumdaki geniş repertuarıyla Real için eşsiz bir oyuncu. Tavares ve apandisit ameliyatı sonrası seriye yetişeceği düşünülen Vincent Poirier gibi iki kule ile tüm takımları kıskandıran Real’in kadrosunda buraları oynamayı ezberlemiş Fabian Causeur ve Rudy Fernandes de mutlaka faktör olacaktır.
Partizan’da Eurocup oyuncusuyken sezon boyu gösterdikleriyle değerli bir Euroleague oyuncusu olduğunu tescilleyen Kevin Punter en dikkat çekici isim. Özellikle birebirde kendi şutunu yaratabilen Punter, top yönlendirme becerisini sezon içinde oldukça geliştirdi. Bu takım bir araç olsa motoru herhalde Dante Exum ve Aleksa Avramovic olurdu. Çok yoğun bir oyuna sahip bu ikili, savunmada aktif oldukları gibi geçiş hücumlarında ve sete sette patlayacılıklarıyla çembere doğrudan giderek Partizan hücumuna çeşitlilik katıyor. Sezon boyunca Kevin Punter gibi ışıl ışıl parlayan bir diğer isim de Matthias Lessort oldu. Çember altındaki pis işler ondan sorulduğu gibi, hücumda da iyi bir bitirici olarak dikkat çekiyor. Dört ve beş numarada dış şutuyla oyunu açan Zach LeDay de Lessort ile çok uyumlu bir ikili olduğunu tüm yıl net bir şekilde gösterdi.
Planlar ve oyuncular tabii ki belirleyici olacak ancak kenarda maça etki edecek antrenör koltuğunda bir yanda Euroleague tarihinin en iyi antrenörü ve bu kupada çıktığı 21 playoff eşleşmesinin 20’sinden galip ayrılan Obradovic, diğer yanda gerçek anlamda ilk kez böylesine büyük bir camia ile baş antrenör olarak ilk playoff serüvenine başlayacak Mateo var. Baskı, playoff çaylağının üzerindeyken Obradovic ise alışmadığı şekilde baskı hissetmeden bir eşleşmede yer alacak. Mateo için ilk yılında tercih edeceği bir eşleşme mi olurdu bilinmez ancak acı çekeceği bu sınav belki de sonraları kariyerinde dönüm noktalarından biri olarak anılacak.
Tahmin: Real Madrid 3-2 Partizan
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


