
Nasıl ki bizler hayatımıza değer katmayı amaç edinerek hareket ediyorsak sanat ve tasarım da maddi bir bedel taşımaksızın kendi değerini yaratma çabasına girer. Bu durum sosyal yaşamın ve ekonomik sistemlerin hareketleriyle de orantılı olarak sanatta yer bulur. Sanatta ve tasarımda değer yaratmak ticari bir marka değeri oluşturma hevesinden biraz daha farklı şekilde gerçekleşir.
Her ne kadar bir marka finanasal getirilerini göz önünde bulundurarak değer yaratma emelinde olsa da tasarım ve sanat kavramları bunun ötesinde hareket eder. Bu iki alanda da ürün ya da hizmet ticari bir kaygı taşıyor olsa bile marka olaraka oluşturduğu değer topluma sorumluluklarıyla ölçülür. Burada söylemek istediğim elbette ki sanatın ya da tasarımın topluma borçlu olduğu ya da üretimini sosyal yaşama ve insanlara göre yapması gerektiği konusu değil. Aksine sanat her şeyden bağımsız bir üretim biçimi olmakla birlikte tüm sosyal yaşamı bir arada tutmayı da amaçlayan bir dal. Dolayısıyla oluşturmayı planladığı marka değeri elbette ki firmalardan daha farklı olacaktır. Çünkü her üretimin sonucu içinde bulunduğu yaşama atıfta bulunur.
Sanatın değerine geldiğimizdeyse tartışmamız gereken konu ilk etapta hangi eserlerin, galerilerin, müzelerin ya da sanatçıların yaratmak istediği değerin neyle ölçülmesi gerektiği konusu. Bugün sanıyorum ki hepimizin ortak düşündüğü bir şey vardır ki o da sanata ve üretimlerine verilecek değerin maddi açıdan bir bedelinin olmaması gerektiği. Sanatçılar da üretimlerini yaparken yaşamlarını sürdürme kaygısı gütmüyor değiller ve bu da olması gereken zaten. Dolayısıyla sanatı çok yüksek görüp ona olduğunun ötesinde anlamlar yüklemek yanlış bir bakış açısı olacaktır.
Örneğin UNESCO bir abideyi değerlendirirken kriterlerinin arasına maddi getiri ya da fiyat bulundurmaz. Diyebilirsiniz ki Roma Dönemi’nden kalan eserleri maddi olarak değerlendirme konusu zaten tartışılmaz, haklısınız. Fakat benim burada değindiğim konu bugünün eserlerinde de aslında benzer kriterlerle değerlendirilmeler yapılması gerektiği ki öyle de oluyor zaten :) Çünkü bir üretimin topluma kattığı değer, sanatsal bütünlük, kültürel anlam, eserin estetik değeri ve kalıcılık gibi konular üstünden düşünüldüğünde gerçek değerini bulmuş olacaktır.
Konu uzun olsa da özetle bizlerin esere verdiği değer de ölçülebilir değildir çoğu zaman.
Haftaya görüşmek dileğiyle hoşça kal!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR



