Seçiciler Kurulu ve Salıncak Eyaletler: ABD'de demokrasinin darboğazları

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD temsili demokrasisinin en tartışmalı kurumlarından biri The Electoral College; yani, Seçiciler Kurulu’dur. Seçiciler Kurulu, seçmen ile seçilmişler arasında teoride bir bariyer işlevi görür. ABD anayasasının mimarı olan The Founding Fathers esası gereğince bu kurumu, federal hükümeti kitlesel demokrasinin ve olası popülist dalgaların gelgeç etkilerinden korumak amacıyla oluşturmuştu. Ancak Seçiciler Kurulu, günümüz pratiğinde elitist bir bariyer olmaktan teamülen çıkıp, Başkanlık Seçimleri gibi büyük bir kitlesel oylamayı ABD gibi devasa bir ülkenin coğrafi, demografik ve siyasi kırılımlarına göre sonuçlandıran bir filtreye dönüştü. Önümüzdeki hafta gerçekleşecek 2020 Başkanlık Seçimleri’nde Donald Trump ile Joe Biden arasındaki yarışı kimin kazanacağı da Seçiciler Kurulu’nun anayasal matematiğine bağlı.

- Nereden geliyor? 1787’de Philadelphia’da toplanan Anayasal Kongre’de James Madison’un anayasa taslağı niteliğinde hazırladığı Virginia Planı’nda yer alan ve Başkan’ın Kongre tarafından seçilmesini öngören demokratik sürecin güçler ayrılığı ilkesini ihlal ettiği itirazlarının üstüne James Wilson bir seçiciler kurulu fikrini ortaya attı. Pek çok çekinceye rağmen yürürlüğe konan Seçiciler Kurulu için daha sonradan Madison ve Wilson’un da aralarında bulunduğu pek çok delege bu kurumun her şeyden önce demokrasiyi hizipçilikten, yolsuzluktan ve kitlelere yönelik demagojiden koruduğunu savundu. Ancak belki de daha önemlisi, Seçiciler Kurulu’nun Kuzey ve Güney eyaletleri arasında bir uzlaşı sağlanmasını mümkün kılan bir federal kurum olmasıydı. Seçme hakkı, şehirleşen ve sanayileşen Kuzey eyaletlerinde daha yaygındı. Güney eyaletlerinde ise feodal tarım ekonomisi ve kölelik hakimdi. Doğrudan kitlesel oylama hâlinde Kuzey ve Güney coğrafyaları arasındaki seçmen sayısı ve niteliğindeki asimetri, zaten zor olan siyasi uzlaşıyı ve federal yapıyı daha da zor hâle getirirdi.
- Güncel mekanizma: ABD’de bir seçmen, Başkanlık Seçimleri’nde oy kullandığında aslında adayların partisinden temsilci bir seçici için oy kullanıyor. Maine ve Nebraska hariç her eyalette en çok oyu alan adayın partisi eyaletin tüm seçici üyelerini sahip oluyor. Seçmenden yetki alan 538 seçicinin oluşturduğu kurula Seçiciler Kurulu deniyor. Bir kişinin ABD Başkanı olabilmesi için Seçiciler Kurulu’ndaki 538 seçici delegeden en az 270’inin oyunu alması gerekli. Her eyaletin seçicileri kasım ayındaki seçimi takip eden aralık ayının ikinci çarşambası eyaletin başkentinde toplanarak pratikte zaten belli olan oylarına bireysel olarak resmiyet kazandırıyor. Birleşik Devletler Başkanı, bu oylamaların Washington DC’de tecelli eden toplamı neticesinde belirleniyor.
- Temsilde eşitsizlik: Eyaletler, Seçiciler Kurulu’nda nüfuslarına orantılı olarak temsil edilseler de eyalet başına asgari 3 seçici delegenin bulunması zorunluluğu her eyalette seçmen başına düşen seçici delege sayısını göreceli hâle getiriyor. Bir başka deyişle; Kaliforniya gibi nüfusça büyük eyaletlerdeki seçmenler bireysel olarak yetersiz, Wyoming gibi nüfusça küçük eyaletlerdeki seçmenler ise bireysel olarak aşırı temsil hakkı buluyor. Çünkü Kaliforniya’dan gelen 55 seçici delegenin her biri 600 binden fazla seçmeni temsil ediyorken Wyoming’den gelen 3 seçici delegenin her biri 200 bin civarında seçmeni temsil ediyor ve de ABD Başkanı'nı belirlemek için kullandıkları oylar eşit güce sahip.
- Kamuoyu ne düşünüyor? Pew Araştırma Merkezi’nin 2018 yılındaki kamuoyu araştırmasına göre ABD’de seçmenin %55’i Anayasa’nın Seçiciler Kurulu’nun feshedileceği ve daha fazla oy alan adayın Başkan seçileceği şekilde değiştirilmesine destek veriyor. Ancak kamuoyu eğilimi iki ana akım siyasi parti seçmenleri arasında farklılık gösteriyor. Demokratların %75’i bu yönde bir anayasa değişikliğine destek verirken Cumhuriyetçi Parti seçmenlerinde bu oran yalnızca %32.
- Seçiciler Kurulu’na karşıt argümanlar:
- Temsilde eşitsizliğe yol açıyor,
- Büyük salıncak eyaletler aşırı önem kazanıyor,
- Geçen hafta Akasha Coral’ın Spektrum ABD Özel Bülteni’nde yazdığı gibi gerrymandering isimli bir nevi kısır döngüye yol açıyor,
- Bireysel oyların ağırlığının göreceli olması sebebiyle sonucu baştan belli pek çok eyalette seçime katılım oranı düşüyor.
- Seçiciler kurulu’nu destekleyici argümanlar:
- ABD'nin federal yapısını koruyor,
- Azınlıkların statüsünü koruyor.
- Seçiciler Kurulu’na karşıt argümanlar:
- George W. Bush ve Donald Trump, 2000 ve 2016 yıllarındaki seçimlerde Demokrat rakipleri Al Gore ve Hillary Clinton’dan toplamda sırasıyla 500 bin ve 3 milyon oy daha az almalarına rağmen Seçiciler Kurulu’nda daha fazla seçici delegeden oy alarak ABD Başkanı seçildiler.
- Kimin lehine? ABD’nin iki partili seçim sistemi, 21. yüzyılda giderek belirginleşen kentli ve banliyölü seçmenler arasındaki kutuplaşmanın üzerinden cereyan ediyor. Kuzeydoğu ve Batı yakasında gelişmiş ekonomilere sahip ve nüfusun şehirlerde yoğunlaştığı büyük eyaletlerdeki seçmenler liberal eğilimleriyle çoğunlukla Demokrat Parti’den yana tercih kullanırken Güney ve Ortabatı’daki az nüfus yoğunluklu ve küresel ekonomiden görece daha izole eyaletlerdeki banliyölü seçmenler muhafazakâr eğilimleriyle çoğunlukla tercihlerini Cumhuriyetçi Parti’den yana kullanıyor. Seçiciler Kurulu, az nüfuslu eyaletlere sağladığı aşırı temsil kanalıyla Cumhuriyetçi Parti’ye demografik bir avantaj sunuyor. Öte yandan asıl avantaj her zaman seçmenin büyük çoğunluğunun iki partiden birine yönelik tercihlerinin neredeyse baştan belirli olduğu eyaletlerden ziyade, seçmen tercihinin değişken veya neredeyse eşit olduğu eyaletlerde yatıyor. Bunlara da malum cephe veya salıncak eyaletler (bkz. battleground/swing states) deniyor. Seçimin bu seçim bölgelerindeki dar bir seçmen kitlesinin tercihine endekslenmesi de seçimleri dış etkilere ve manipülasyona daha açık bir hâle getiriyor.
- Yine ve yeniden salıncak eyaletler, 2020 seçiminin düğümü olacak. Anketlerde 10 puan civarı önde görünen Demokrat Parti adayı Joe Biden için CNN’in Seçiciler Kurulu simülasyonuna göre de seçilmek neredeyse garanti. Ancak 2016’da da anketlerin Hillary Clinton lehine olduğunu unutmamak gerekli. Biden ve Trump için Nebraska, Iowa, Ohio, Kuzey Karolina, Georgia ve Florida hâlen salıncak eyalet konumunda ve her an iki taraftan birine kayabilir. Ancak hepsi Trump lehine dönse bile yetmez. Trump’ın tüm salıncak eyaletlerin yanı sıra Biden’ın nispeten az farklarla önde götürdüğü Nevada, Arizona, Colorado, Minnesota, Wisconsin, Michigan, Pensilvanya ve New Hampshire gibi Demokrat-eğilimli eyaletlerden en az dördünü daha kendi lehine çevirmesi gerekli. Donald Trump, saydığımız eyaletlerden 10 tanesindeki seçici üyeleri kıl payı bir oy farkıyla da olsa topluca lehine çevirmesi hâlinde, toplam ulusal oy oranında geride olsa dahi 2016’da olduğu gibi yeniden seçilebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayıda salıncak eyaletler ve Seçiciler Kurulu'nu anlatan, son münazarada yaşananları konu alan hikâyelerimizin yanı sıra son anket ve gelişmeleri bulacaksınız.
27 Eki 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



