Şehirler ve döngüsel ekonomi - 2

Şehirleri bu hafta gıda ve ürün/hizmet sistemleri üzerinden inceliyoruz
Şehirler ve döngüsel ekonomi - 2

Herkese merhaba. Geçen hafta bizim için biraz yoğun geçti. Dünya Ekonomik Forumunun gençlik inisiyatifi olan Global Shapers Ankara Hub tarafından düzenlenen Davos Lab Türkiye, Akıllı Şehirler panelinde moderatörlük yapma şansına ulaştık ve çok değerli konuşmacılarla Akıllı Şehirleri belediyeler, sürdürülebilirlik ve finansman alanlarından farklı tartışmaya çalıştık. Elbette döngüsel ekonomiyi de tartışmanın merkezine oturttuk😊 İlgili paneli buradan izleyebilirsiniz.

Gelelim bu haftaki yazımıza. Geçen hafta başladığımız şehirler ve döngüsel ekonomi yazımızda hatırlarsanız bina ve ulaşım sistemlerine odaklanmıştık. Bu hafta ise yine önceden belirttiğimiz gibi, gıda sistemlerine ek olarak, ürün/hizmet sistemlerine odaklanarak iki bölümlük yazı dizimizi tamamlayacağız. Biz bu tarz detaya inmemiz gereken yazıları bölümlere ayırdığımızda daha net anlaşıldığını düşünmekteyiz. Bu konu ile ilgili görüş ve önerileriniz var ise lütfen bizimle paylaşın.

Hadi başlayalım…


Gıda sistemleri
Globalde tüketilebilir gıda ürünlerinin 3’te 1’i çöpe gitmekte. Bunu çoğunuz duymuşsunuzdur. Bunun yanında, bu çöpe giden tüketilebilir ürünlerle, dünyada açlık sınırı altında yaşayan 800 milyondan fazla insanı 4 kez doyurmak mümkün! Tüketilebilir taze gıda ürününe ulaşmak bu kadar zorken, şehirlerde daha fazla tüketip daha fazla israf etmeye devam ediyoruz. Lineer ekonominin bir getirisi olarak, atık yönetim süreçlerimiz atıklara gerekli önemi vermiyor ve israf çok daha fazla artıyor.

Bunu önlemek için elimizde yine çok güçlü bir silah var. Döngüsel ekonomi konsepti sayesinde, sistem içerisinde yeniden tasarım sürecine girerek, gıda sistemlerinde üretimden tüketime kadar geçen süreçte ortaya çıkan atıkları azaltmak mümkün. Bunun yanında elbette, oluşan atıkların da farklı alanlarda kaynak olarak kullanılması için inovatif çözümler, teknolojinin yardımı ile daha da gerçekçi duruyor. Önceki haftalarda bahsettiğimiz gıda atıklarından farklı biyo yakıt üretmek, ya da israfı önleyecek tedarik zinciri çözümleri sunmak döngüsel ekonominin sistem için yenilik adına sunmaya başladığı basit örneklerden. Bu örneklerden biri olan Bionova projesi ile ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Gıda sistemlerimiz lineer ekonomiyi destekler şekilde tasarlandığı için, devamlı büyüyen popülasyon ve tüketim ihtiyaçları odaklı geliştirildi. Fakat kaynaklar artık bu ihtiyaçlar için yeterli değil. Talebi karşılamak için toprakların daha çok kullanılması elbette verimsizliği arttırıyor. Yüksek verimli arazilerin, hayvancılıkta kullanılacak arpa gibi basit ürünler üretilmek için kullanılması, daha değerli ürünlerin üretimini engelliyor ve toprakları verimsizleştiriyor. Bu konu ile alakalı geçtiğimiz haftalarda yazdığımız Döngüsel Gıda Sistemi yazısında bu konuyu daha detaylı tartışmıştık. Yazıyı buradan ulaşabilirsiniz.

Hatırlayacağınız gibi şehirlerimizin döngüsel ekonomi için bir kuluçka merkezi olarak tanımlanabileceğinden bahsetmiştik. İşte bu nedenle teknoloji ve inovasyonu sistemlerin temeline alarak, yeni iş modelleri ve üretim süreçleri ile döngüsel gıda sistemlerine geçişi başlatabiliriz. Şehirlere yakın ‘urban farming’, Türkçede kullandığımız şekli ile ‘kentsel tarım’ alanlarını arttırmak bunun ilk adımı olacaktır. Tarım alanlarının şehirlere uzak olması lojistik süreçlerinde sorunlara yol açmakta bu nedenle de ürünler tüketiciye gelene kadar atık haline dönüşebilmekte.

Gıda sisteminde yapılacak inovatif değişiklikler ne kadar önemli olsa da konu gıda tüketimi olunca bireylerin kişisel aksiyonları çok daha önemli olmakta. Tüketim alışkanlıklarımız, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin 12.maddesi olan Sorumlu Üretim ve Tüketim hedefi doğrultusunda yenilenmeli ve geleceğimiz için bilinçlenmeliyiz. Tüm sorumluluğu teknolojiye bırakmak gezegenimize haksızlık olacaktır.

Ürün ve Hizmet Sistemleri
Günümüz dünyasında kullanılan ürün ve hizmet sistemleri artık hayatımızın vazgeçilmezi. Telefonlar bunun en güzel örneği elbette. Fakat bu ürünleri kullanırken çevreye olan zararını hiç hesaba katmıyoruz ne yazık ki. Örneğin;
-kentsel katı atıkların %75’i kullanılmayan tüketici ürünlerinden oluşmakta,
-bu atıkların %80 ise yakılarak, toprağa gömülerek ya da çöp yığınları halinde bırakılarak gezegene zarar veriyor,
-evlerimizde kullandığımız basit ürünlerin %80’i de ayda sadece 1 kere kullanılarak atık haline geliyor.

Yukarıdaki sayılar, tüketici ürün ve hizmetlerinin etkilerini bir kez daha gösteriyor.

Peki neleri değiştirebiliriz?
Geleceğin döngüsel sistemleri mevcut ürün ve hizmetleri daha yaratıcı şekillerde ve daha yüksek standartlarda kullanmamıza olanak tanıyacak. Bu imkânı sunarken de bu ürün ve hizmetleri kullanmamız sırasında veya sonrasında ortaya çıkan sorunları da önleyecektir. Atık oluşumunu, hava kirliliğini ve atıkların doğaya verdikleri zararı önlemek için yapmamız gereken şeyi ise artık biliyoruz.

Bir ürünün sürdürülebilir olması, uzun bir kullanım ömrüne sahip olması ve döngüsel ekonomiye uygun olarak üretilmesi için ilk olarak tasarım süreçlerine odaklanmalıyız. Bir ürünün atık oluşumunu önlemek için atılan adımların %80’i tasarım süreçlerinde gerçekleşiyor. Zaten bu nedenle bugüne kadar yazdığımız tüm yazılarda, sosyal medyada paylaştığımız tüm içeriklerde tasarımın önemine dikkat çekiyoruz.

Sahip olmak için değil, ürünleri sadece ihtiyaçlarımız için kullanarak, paylaşım ekonomisine uygun hizmetleri tercih ederek bu süreçlere destek olabiliriz. Tüketiciler ne kadar fazla bu tarz ürünlere talep gösterirse, üreticiler de o kadar fazla yenilikçi iş modelleri üretecektir.

Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz bir dizüstü bilgisayar örneği vardı hatırlarsanız. Tasarımı sayesinde bu bilgisayar tamamen kullanıcının söküp takabileceği şekilde üretiliyor ve performans sorunu yaşandığında ya da kırılma gibi bir parçaya zarar geldiğinde kullanıcılar kolayca temin edebilecekleri yeni parçalarla bilgisayarlarını yenileyebiliyorlar. Bu ne demek? Yeni bir bilgisayar almadan, küçük yeniliklerle bu ürünün kullanım ömrünü en yükseğe taşımak demek.

Sonuç olarak
Hepimiz döngüsel ekonomiye geçişin çok uzun ve zor bir yolculuk olduğunu biliyoruz. Yıllardır alışılagelmiş süreçlerin bir günde değişmesi özellikle sosyal, ekonomi ve kültürel etkilerini düşününce çok zor. Fakat bu alanda tüm paydaşların ortak şekilde sorumluluk alması ve çalışması ile imkânsız değil. Şehirlerimiz değişimin öncüsü olacak, bu nokta herkes tarafından onaylanacaktır sanıyorum. Düşüncemizin temeline ‘şehirlerimizi insanlara bırakmayı’ oturtmalıyız. Ulaşım ve bina sistemlerimizi tasarlarken, gezegenimiz ve doğayı önemsemeli, gıda ve ürün/hizmet sistemlerimizi buna göre yenilemeliyiz. Tek başınıza bir şeyi değiştiremeyeceğinizi düşündüğünüz her an 7,5 milyar insanın tek başına bir şeyi değiştirmeye karar verdiğini düşünün😊 motivasyon bu zor süreçte en önemli silahımız!

Herkese iyi haftalar. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Şehirler ve döngüsel ekonomi - 2

Gıda ve ürün/hizmet sistemlerini inceliyoruz

15 Nis 2021

Şehirler ve döngüsel ekonomi - 2

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR