Şehrin yeni hayvanı: Otomobil

Türkiye'de otomobiller ile ilgili ilk düzenlemede at arabası hızını geçmeleri yasaklandı.

Nedir otomobil?
Modernizmin simgesi? Üst tabakaya geçmenin göstergesi? Bireyin statü teşhiri? Toplumu avareliğe özendiren bir araç? Yoksa bir ihtiyaç?

1924 yılında Türkiye’de yaklaşık 3500 otomobil varken bunların çok azı ihtiyaca dairdi.
Ayağının altındaki pedala yüklenince mekanlar arası zamanı kısaltması ile dinamizm, motor sesinin alışık olmadık kulaklarda bıraktığı korku ile şiddet gösterisi, o güne kadar görülmemiş hızlara çıkabilen bir aracın kontrolünü sağlamanın verdiği haz ile iktidardı, çağdaşlaşmanın fetişizmiydi.  

Otomobil şehrin yeni sesiydi. Yaklaştığı sokaklarda gözlerin ona dönmesini sağlayan, yanından geçtiği atları korkutan motor sesiydi. Otomobil, doğadan kopmaktan olan şehrin yabanıl hayvanıydı. Kükreyerek dolaşan yaklaşık bir tonluk bu hayvandan korkan halk, direksiyondakinin gülümseyen bakışları arasında sağa sola koşuşturmaya başlıyordu. 

Otomobil gören gazeteci bunu mutlaka köşesine taşıyor, otomobilin rüzgar gibi gittiğinden bahsediyordu. Rüzgar gibi… 

1920’li yıllar, Tarabya, hız sınırı 12 km/saat

24 Aralık 1913 tarihli, belediye zabıtasının görevlerine dair nizamnamede hız kuralları yayımlanmıştı:
* Otomobiller kent içinde 10 kilometreyi geçemeyecektir.
* Dar ve kalabalık yerlerde bu hız at arabalarıyla eşit olacaktır.
* Kent dışında otomobillerin hızı saatte 30 kilometreyi geçmeyecektir. 

Bu sınırlama ile otomobillerin hızından “rüzgar” diye bahsetmek pek mümkün değil, olsa olsa hafif bir esinti… Ancak bu tanımlamalar dönemin hız algısına dair ipuçları taşıyor. Her yere yürüyerek giden, çoğu zaman yürüyerek gittiği yere tramvaydan daha önce varan insanlara göre otomobil, gürültüsüyle, kütlesiyle ve hızıyla bir rüzgar. 

Tabii ki bu hız kurallarına harfiyen uyulduğunu iddia edemeyiz. Yurt dışından sipariş edilerek getirilen şahsi otomobillerin sahipleri, kuralları hiçe sayarak şovlarını yapmaya devam ediyordu. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Tram tram: Rüzgar gibi... #7

Tatavla'dan Kurtuluş'a, İstanbul-Prag hattı, rüzgar gibi geçen otomobiller, kürkü için çalınan kediler

30 Kas 2021

https://mobile.twitter.com/ietttr/status/730749364998709248

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR