Semih Durası ile Soru-Cevap: Nisan Nasıl Geçti?

Şampiyonluk yarışında son durum, Ruben Selles, Vincent Kompany'nin heyecanı...
Semih Durası ile Soru-Cevap: Nisan Nasıl Geçti?

Bu hafta içi oynanan Manchester City-Arsenal maçı kuşkusuz ayın en öne çıkan eşleşmesiydi ve son şampiyon, rakibini ezici bir üstünlükle mağlup ederek avantajlı konuma geldi. Bu maçta Pep Guardiola'dan farklı gördüğün hamleler nelerdi? Erling Haaland'ın en iyi maçı mıydı?

- Manchester City neden Avrupa'nın en formda takımı olduğunu bir kez daha gösterdi. Oyuncu performansları çok üst düzeyde. Oyuncular, Guardiola'nın fikir ve görevlendirmelerini yansıtmak için neler yapmaları gerektiğini tamamıyla anlamış durumdalar. Guardiola'nın her maçı maçtan önce kafasında simüle ettiğini, onlarca farklı senaryo geliştirdiğini biliyoruz. Haaland'ın sezonun ilk bölümünde söylediği; "Guardiola maçtan bir gün önce bize neler olacağını söylüyor, ertesi gün aynen öyle oluyor, bu delilik." cümlesinin yansıması gibiydi karşılaşma.

Maçı çözen etken Guardiola'nın maça özel görevlendirmeleriydi. Normalde çift 8 numarayla oynayan Guardiola, bu kez çift pivotla oynadı. Savunma önü yoğunluğu alan paylaşımıyla arttırıldığı gibi, Thomas Partey veya Granit Xhaka pres yapmaya geldiği anda da Kevin De Bruyne'nin boşluğu kullanma becerisi devreye sokuldu. Arsenal yapısı gereği önde presi uygulamak istedi ancak presi yapan oyuncunun boşalttığı alana takım halinde kaymalar göstermezseniz, açılacak boşluk işlenecektir. William Saliba'nın yokluğuyla Rob Holding'in bu alanları dolduramaması, De Bruyne ve Haaland'ın deliciliklerini göstermesine yol açtı. Mikel Arteta'nın pres ısrarı da sürdüğünden o bölgeyi doldurabilecek şablona geçilemedi. 2-0 tamamlanan devre sonrası maçın en iyisi Aaron Ramsdale oluyorsa Arteta'nın kendini sorgulaması gerekiyor ki buna yaptığına eminim.

Görsel: MARCA


Thierry Henry'nin geçmişte Haaland hakkındaki en büyük eleştirisi boşluklara yeterince iyi hareketlenememesi, arkadaşlarına kanal açmakta başarılı olamamasıydı. Guardiola'nın Haaland'ı pas dağıtıcı ve hareketlenici olarak en efektif kullandığı maçlardandı. Manchester United maçındaki 5 gole katkı sağladığı performansını hala 1 numaraya yazarım, inanılmazdı. United'ı tek başına dağıtmıştı. Bu kez oyun katkısı odağıyla ve De Bruyne desteğiyle en iyi 2. maçı olduğunu düşünüyorum Premier Lig özelinde. Guardiola'nın; Haaland'ı Holding ile eşleştirmesi, Bernardo'yu sol stoper Gabriel ve Partey üstünden oynatmak isteyerek merkezi De Bruyne ile Haaland'a açmak istemesi maçın çözümlerinden oldu. Zinchenko'nun merkeze kayıp o alanı kapatmak istediğini gördük ama diğer tehditler bunu engelledi. Burada Rodri etkisinden de bahsetmek gerekiyor. Boğucu City baskısında seken topları toplayarak geriye koşuları engellediği gibi hem arkadaşlarına pas bağlantıları yarattı hem de Arsenal'in pres hattını kıran etkenlerden oldu. Guardiola onun hakkında; "Rodri bizim için olmazsa olmaz oyuncu." demişti. Sebeplerini her maçta görüyoruz. Son olarak Grealish'in iki yönde de yüksek yoğunluklu fiziksel oyununun övülmesi gerekiyor, bek desteğini muhteşem vererek Arsenal'in kanat etkinliğini zayıflatmaya çalıştı. Guardiola, Arsenal'in en büyük zaafının üstüne en ustaca şekilde gitti. Usta-çırak buluşmasında usta, çırağına ancak bu kadar değerli bir ders verebilirdi.

Arsenal'ın nisan ayı karnesinde 1 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyet görüyoruz ki bu dönemde maç başı 2.4 oranında gol yediler. Bununla birlikte takımın oyun gücünde düşüş yaşadığı bazı istatistiklerle de kanıtlanıyor. Bunu yalnızca Saliba'nın denklem dışında kalmasıyla açıklayabilir miyiz?

- Bazı oyuncular, bazı takımlar için bir oyuncudan fazlasıdır. Takımdaki oyunculara liderlik eden, tutkuyu kazandıran, özgüven getiren oyuncuların varlığı diğer oyuncuların daha rahat sahaya çıkmasını sağlar. Bu oyuncu Manchester United için Casemiro olduğu gibi, Arsenal için ise William Saliba. Arsenal 6 maçtır kalesinde gol görüyor. Gollerin büyük çoğunluğuysa yerleşim hatası, oyuncu takibi ya da dikkatsizlikle gelen goller. Saliba Arsenal savunmasına tam da bunu kazandırıyordu. Takımın odağının üst düzey olmasını sağlıyordu. Saliba ile 27 maçta 6 kez puan kaybı yaşayan Arsenal, Saliba yokken 6 maçta 4 kez kayıp yaşadı. Ve yerine koyduğunuz oyuncu da Saliba'dan 2-3 seviye aşağıda oyuncu olunca ister istemez rakiplerin hücum etmesi için motivasyon aracı oluyorsunuz. İstenen skorların alınamamasının bir diğer sebebi ise takım yoğunluğunun, maç içerisindeki reaksiyonların eski dönemden çok uzak olması. Arteta'nın Southampton maçı sonrası "Bu golleri görürseniz ligi kazanmanız zor." demesi itiraf gibiydi. Arsenal gardı düşmüş ve halsizlik yaşayan bir boksör gibi. Yeni darbe gelmeden önce çözüm üretmek zorunda, aksi halde kabullenilmiş çaresizliğe doğru ilerliyoruz.

Wolverhampton'ın çelmesini bir kenara bırakırsak, nisan ayına damga vuran menajerlerden biri de Roy Hodgson'dı. Kısa vadede böyle bir etki bekliyor muydun? Hodgson yönetiminde performansı en çok artan Palace oyuncusu sence kimdi?

Roy Hodgson denildiğinde aklıma Palace'tan ayrıldığında kutlama yapan taraftarlar geliyor. Tekrar gelmesi beklenmediği gibi tekrar gelip bu kadar yüksekten performans göstermesi beklenmedik bir şeydi. Yeni gelen hocaların genellikle takıma yeni bir hava kazandırdığı, motivasyonu arttırdığı görülür. Burada kıstas ise yeni hocanın takımdan ne alacağını bilmesi, oyunculara o özgüveni verebilmesidir. Bunun en somut örneklerinden oldu Roy Hodgson. İyi sonuçlarından ardından geleceği sorulduğundaysa da ne kadar iyi bir yönetici olduğunu, "Mayıs'ı Mayıs'ta konuşalım." diyerek, maç maç bakarak, güne odaklanarak gösterdi.

Görsel: Newsday


En çok gelişimin Eberechi Eze'de olduğunu söyleyebilirim. Eze kariyerinde ilk kez Premier Lig seviyesinde 2 maç üst üste toplam 3 gol katkısı yaptı. Bunu daha önce başardığında 2019'da Championship'te QPR forması giyiyordu. Bu sezon istikrarsız Palace'ta hücumun her bölgesinde oynadı, istediği katkıyı veremedi. Hodgson ile sağ çizgide ve zaman zaman solda oynayarak daha netleşen rolünün yansımasını gösterdi.

Ruben Selles, sezon başında Ralph Hasenhüttl'in ekibine katıldığında da büyük yankı uyanmıştı. Geçici bir menajer olarak, sence ligden düşmesine kesin gözüyle bakılan Soton'a e seviye atlattı mi? Sürpriz olmama ihtimalinde, bir sonraki sezon Championship'te Soton'dan neler bekliyorsun?

Ruben Selles hala genç ve potansiyelli bir isim. Premier Lig dışından gelip çok hızlı şekilde lige adapte olabilmek kolay değil hocalar açısından. 10 maçta 9 mağlubiyet alan takımı alıp 10 maçta 5 mağlubiyet aldı. İlk 6 maçında sadece 2 mağlubiyet aldığını da unutmamak gerekiyor. Arsenal, City, Spurs, United, Chelsea bulunduran bu fikstür içinden beklenenden daha iyi çıktığını söylemek yanlış olmaz. Selles, Arsenal maçı sonrasında Her takımla rekabet edebileceklerini, iyi bir savaş verdiklerini söyledi. Kalan maçlarda mucizeyi başarmaları kolay gözükmese de son ana kadar çabalayacaklar. Selles'in takımda kalmasını, düştükten sonra alacakları bütçe ile takımı yeniden yapılandırarak 2. sırayı hedeflemelerini bekliyorum. Selles & Soton birlikteliği 2 sezon sonra tekrardan Premier Lig'de olabilir.

Chelsea, bu ayın Southampton'la birlikte en az puan toplayan takımı ve Frank Lampard krizden çıkmanın formülünü bulamıyor gibi gözüküyor. Bu dağınıklığı toparlamanın anahtarı Pochettino'da mi?

Chelsea'de değişmesi gereken ilk şey mantalite. Todd Boehly'nin futbol aklı olmadan yola çıkması ve bu işin bu kadar kolay olmadığının farkında olmaması; Chelsea'nin dağılan, kimliksiz, hangi yöne gittiği bilinmeyen takıma dönüşmesine sebep oldu.

Kulüp yapılarında önce idare direktör, sportif direktör ya da futbol direktörü göreve getirilir. Bu kişiler yapının en güçlü halkası olarak hoca seçimini yaparlar. Göreve getirilen hoca ise kulüp felsefesine uygun oyun yapısına sahiptir. Yeni yansıtılacak oyun şablonuna göre transferler yapılarak kadro oluşturulur. Sahip Todd Boehly sonrasında en yetkili isimler Paul Winstanley ve Laurence Stewart göreve başlayalı henüz 7 ay dahi olmadı. Winstanley 6 aydır, Stewart 2 aydır görevde. Boehly yeni sezon planlamasında doğru adımları atamadığı için geçirilen 2 transfer dönemi hamleleri de boşa çıkmış oldu. Winstanley ve Stewart'ın sezon başında gelip, takıma uygun hoca kararını vererek onun istekleri doğrultusunda takımı şekillendirmesi gerekirdi. Graham Potter'a sonuna kadar destek sözü verip yardımcı ekibini Chelsea'ye kazandırdıktan sonra, kötü performans sonrası göndermek ve yardımcıların kulüpte kalması; Çaresizlikten Lampard'ı geçiş hocası olarak düşünmek ama Lampard'ın bu görev için hiçbir yeterliliğinin olmaması Chelsea'nin ne kadar kötü yönetildiğinin özeti. Lampard hocalık kariyerinin son 19 maçının yalnızca 1'ini kazanırken, Chelsea'deki yeni döneminde geleceğe dair hiçbir umut sunmuyor. 5 maçta atılan 1 gol ve bu felaket performans Lampard'ın yeni iş bulmasını engelleyecek türden, onun geleceğini ne yazık ki parlak göremiyorum. Bu performans üstüne Frank Lampard’ın Pro Lisansı olmadığı için Chelsea'nin her maç Lampard için cezai ücret ödemesi işin absürt kısmı oldu.

Görsel: Football365


Pochettino Chelsea için doğru isim olabilir ancak tüm anahtarın Pochettino'ya teslim edilmesi gerekiyor. Yola bu şekilde çıkılmazsa Chelsea saplandığı bu bataklıktan kolay çıkamayabilir. Antrenör ekibinin yenilenmesi, kadronun darlaştırılmasıyla daha net hamlelerin yapılması gerekiyor. Boehly elit potansiyele sahip bir hoca bularak onunla süreç yaşama fikrine sıcak baktı Arteta örneği gibi ama Potter o doğru isim değildi. Şimdi yapılması gereken şey, elit hoca seviyesinde bir isimle anlaşarak geleceğin inşa etmek ve Chelsea'nin yeniden rekabetçi takıma dönüşmesini sağlamak.

Vincent Kompany ve Burnley, Premier Lig'de iz bırakabilir ve kalıcı olabilir mi?

Kompany yeni nesil hocalar arasında en heyecan veren isimlerden. Beni heyecanlandırmasındaki temel sebep Xavi ve Arteta'da olduğu gibi Guardiola tedrisatından geçmiş olması. Sadece bu da değil, Kompany büyük bir liderlik sergiliyor ve mümkün olan tüm vaktini kendini geliştirmeye odaklanarak geçiriyor. Avrupa'nın en çalışkan hocalarından.

Kompany, City'deki son dönemlerinde hocalığına hazırlık yaptı. Arteta ve Guardiola'dan öğrendikleriyle kendi hocalık kariyeri için notlar aldı. Onlarla taktikler, fikirler hakkında konuştu, kendi fikirlerini oluşturdu. Kompany günde 14 saati futbolu düşünerek geçirdiğini söylüyor. Burnley'de başardıkları çok etkileyici. 187 gün ligde liderlik koltuğunda oturdular, sezonu domine ettiler. Topla oynamada, kalelerini gole kapatmada Championship lideri oldular. Bir takım Premier Lig'e ancak bu kadar gövde gösterisi yaparak çıkabilir. Kompany ilk kez bunu yaşayacağından Premier Lig'e tutunmak hiç kolay olmayacak ama Burnley'in en büyük güvencesi, yeni nesil hocaların en potansiyellilerinden Kompany ile çalışmak olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Nisan Acımasız Bir Zamandır

Premier Lig ve WSL'de ay nasıl geçti?

29 Nis 2023

Nisan Acımasız Bir Zamandır

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR