Serbest Kürsü | Konformist bir millîleştirme: Azmanbüs ve Adalar

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
2019 yılında yaşanan Ruam salgını sonrası toplumdan yükselen itirazlar sonucunda, 2020 Şubat ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), faaliyette olan toplam 277 faytonu, bedelini ödeyerek plaka sahiplerinden satın aldı ve Adalar atsızlaştırıldı. Yılda 400 atın hayatını kaybettiği, korkunç bir ulaşım sömürü düzeni, böylece yoğun tartışmalar altında sona ermiş oldu. Satın alınan atların yaşam ve bakım koşulları gündemi meşgul etmeye devam ederken "Adalar ve kriz" algısı da hayatımızdaki yerini korudu.
2020 yaz döneminde ise Adalılar, İETT hizmeti olan 3 kişilik Adamini (taksi) ve 13 kişilik Adabüs (minibüs) ile tanıştılar. Böylece Adalar’da toplu taşıma resmen başlamış oldu. Dört adada da yaşanan kaçak kişisel akülü araç kullanımı, korsan taşımacılık ve sonrasında kazaların da artması sonucu bu iki farklı boyda araç kısmen kabul gördü.
UKOME kararları gereğince 65 yaş üstüne özel izinle verilmesi gereken akülü araç kullanımının denetimsizliği, plakasız yüzlerce akülü aracın ilçeye sokulması, sokakların hızlı araç kullanım sonucu yarış pistine dönmesi ve ciddi yaralanmalı kazaların sonrasında ilçenin bu toplu taşımayı kabullenmesi uzun sürmedi. Bugün halen akülü bireysel araçlanma durumunun devam ettiğini, bu konuda kolluk kuvvetleri ve belediye tarafından (dönem dönem anlık uygulamalar olsa da) rutin bir denetim ve özellikle ceza mekanizmasının işletilmediğini de belirtmek gerekir.
- Peki İBB ve İETT yetkilileri 4 senedir kısmen kabul görmüş bu iki farklı araç filosuyla neden yetinmiyor?
Politik ve ekonomik arka planda bu araçların yetkisiz (tescilsiz) olarak daha fazla kullanılmaya devam edilemeyeceği gerek Adalar Belediyesi gerekse İBB tarafından yapılan halk toplantılarında dile getirildi. "Azmanbüs" olarak anılan minibüslerin adaların ekolojik yapısına uygun ve sıfır emisyonlu olarak seçileceği de son dönemde altı çizilen teknik ama önemli bir detaydı. Bu süreçte kendisi de Adalı olan, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat’ın Adalı Dergisi’nden Nevin Sungur ile Nisan ayında yaptığı röportajda söylediği şu cümleler ise oldukça çarpıcı:
"Öncelikle şunu söylemek istiyorum, o planlama sürecinin hiçbir aşamasında ben yoktum. Geçenlerde bu araçların tanıtımı vardı, oraya da gitmedim. Ben adada bulunan kamu araçlarının sayısının çokluğuna bile karşıyken bunu yapamam. Ekrem Bey’e de adadaki ihtiyaca doğru bir aracın seçilmesi konusundaki durumu izah ettim. Bu araçlara karşı olduğumu İETT Genel Müdürü İrfan Bey’e de söyledim. Ekrem Bey de Adalar'da ulaşım sorunu yaşanmasın istiyor, özellikle bu akülü araç sorunundan o da rahatsız. Kendisinin söz konusu bu araçları getirme ısrarı da yok ama meseleye bir çözüm bulma uğraşı içinde. Yoksa Büyükşehir Belediyesi istemeyerek bu kararı verdi. Bu araçların ne zaman geleceği konusu ise henüz net değil.
Ekrem Başkan’la tabii ki büyük desteklerle uyum içinde çalışacağız ama sizlere de çağrım şu: gelin bu sesi beraber çıkaralım. Doğru aracın seçilmesi için bir kamuoyu oluşturmak adına da girişimlerde bulunacağım. Bu konuda çok samimiyim. Herkesin taşın altına elini koyması lazım. Gelin bu mücadeleyi birlikte verelim. Ben de arabanın önüne yatarım. Hiç sorun değil. Benim arzum burayı beraber güzelleştirelim. Önyargılı olmayalım."
Yerel yönetimin bir parçası olmayı, kolektif yerel yönetim süreçlerine katılım göstererek sorgulamayı önemseyen Adalıların süreci yakından takip etmesi ve sorgulaması sonucunda yapılan bu açıklamalar sonrasında yaşanan iletişimsizlik, polisin sert tavrı, İETT yetkililerinin Ada halkını hedef göstermesi ve tüm bu olağanüstü hâl durumunda bile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve ona paralel konumlanan Adalar Belediye Başkanı’nın sessizliği Ada halkının güvensizliğini artırıyor.
Bu konuda haksız da sayılmaz Ada halkı. Zira 2022 yılı sonlarında Ada sokaklarında boy gösteren minibüse tepki verilmesi sonrasında Kasım 2022 tarihinde Adalar Belediyesi Instagram hesabından şu açıklama yapıldı:
"İstanbul Büyükşehir Belediyesi İETT Müdürlüğü tarafından getirilen görseldeki elektrikli minibüs, performans ölçümü için test amaçlı getirilmiş olup Ada içi ulaşım sisteminde kullanılması söz konusu değildir."
Genel ve yerel yönetim düzeyinde Adalar özelinde yürütülen tek taraflı iletişim ve soruların yanıtsız kalması, bilinçli bir şekilde konunun manipüle edilmesi ve halkın sürecin içinde tutuluyor gibi gösterilmesine karşın kararların hep tepeden iniyor ve sorgulanamıyor oluşu, ulaşım krizinden de öte bir stratejinin Adalar ilçesi için yürürlükte olduğunun göstergesi. İmara açılan, işletmelere devredilen ve asla paylaşılamayan Adalar’ın savunmasızlığını gördükçe Adalar’da gösterilen yüksek toplum bilincini takdir etmemek imkansız.
Yerel yönetimin ısrarla geri adım atmadığı Azmanbüs krizinin sebebi, kimilerine göre atsızlaştırma politikalarının bir sonucu, kimilerine göre de adaların sosyo-kültürel doğasının bilinçli bir şekilde değiştirilmesi. Ada halkının tepkileri sonucunda toplanan 4.000 civarı imzanın temsiliyet oranının yüksekliği ise konunun önemini gözler önüne seriyor.
Adalılar ne istiyor, ne istemiyor?
Adalılar, İstanbul gibi kirliliğin, gürültünün ve kaosun dünyadaki en önemli temsilcilerinden olan bir şehrin hemen dibinde yer alan ve kendi sosyo-kültürel dokusuna sahip yaşam alanlarının talan edilmesini istemiyorlar. Altyapısal olarak yeterli olmadığı bilinmesine rağmen on binlerce insanın her bayram ücretsiz bir şekilde evlerine, adalarına devlet eliyle akın ettirilmesini istemiyorlar. Umumi tuvaletlerin yetersizliği nedeniyle kimselerin evlerinin bahçesini bu amaçla kullanmasını istemiyorlar.
Küçük ve sessiz kalmak istiyorlar. Sessiz ve sakin.
Çok mu zor?
Her yerde toplu taşımanın olmaması çok mu zor?
Yılda belki bir kez gideceğimiz bir yerin kendi kurallarına ve ekolojik dengesine uymamız, saygı göstermemiz bu kadar mı zor? Hemen mi çıkmalıyız mesela Kalpazankaya’ya? 3 dakikada varabilmeli miyiz mesela Aya Yorgi’ye? O topraklarda yaşayan insanların düşüncelerinin, evlerinde nasıl yaşamak istediklerinin bizler için hiç mi önemi yok?
Yok.
Tıkış tıkış minibüslerle çıkmalıyız tüm adaların en tepesine. Bir tane bile boş masa görmemeliyiz. Tek bir tane bankı bile boş bırakmamalıyız Büyük Tur yolunda. Minibüs sıralarında kavgalar etmeli, "oraları da buralara" benzetmeliyiz.
Ne demek ki zaten Madam Martha koyu? Derhal yerel işletmelerimiz tarafından işletmeye çevrilmeli; duş alanı, uygun fiyatlı bir büfe ve plastik şezlonglar ile ele geçirmeliyiz o koyu da. Neymiş, yağmur suyunu biriktirir ve denize girermiş Madam. Geçti o günler, çok eskide kaldı. Artık yollarda Martha’lar dans edemez, ya arkadan gelen akülü bir araç çarpar ya da Azmanbüs’ün kornasıyla irkilir ve yoldan çekilir.
Ünlü bestekar Ergüder Yoldaş’ın Büyükada’nın tepelerinde geçirdiği yılların hikayesini dinlemek ister misiniz mesela? Bence istemezsiniz, yakında da hiç isteyemeyeceksiniz. Çünkü zaten ne tepe kalacak ne de kulübe inşa edip inzivaya çekilebilecek bir toprak parçası Ada’da.
Artık kimse hikayeler dinlemek istemiyor.
Yok öyle şehrin göbeğinde sessiz, doğa ile barışık yaşamak. Yaya yolu olan tek yer imiş, SİT alanı imiş falan…
Bizim olmayan huzur, barış ve doğa ile barışık yaşam sizin de olmayacak…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Diamond Tema hakkında yakalama kararı ya da kim, kime, neyi söyleyebilir tartışması. Sinan Ateş cinayeti davası. Adalar'da minibüs protestosuna polis şiddeti. Harç pulu.
20 Haz 2024

YAZARLAR

Uraz Kaspar
Öğretim görevlisi ve yayıncı. 2011’de Yeditepe Üniversitesi ve 2021’den itibaren Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümü bünyesinde öğretim görevlisi olan Kaspar, Podfresh’in ortak kurucusu. IFJ (International Federation of Journalists) ve IPI (International Press Institute) Türkiye’de Komite Üyesi olarak çalışmalarına devam ediyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



