Şiirden Liriğe, Ozandan MC'ye Türkçe Rap'in Sesleri

I
Şarkılarınızı nasıl yazıyorsunuz, nelerden besleniyorsunuz? Yaptığınız müziği şiir ve edebiyatla ilişkilendiriyor musunuz? Dönüp dolaşıp etkisini hissettiğiniz yerler, sanatçılar, durumlar neler?
II
Türkçe rap ve şarkılarınız günceli ne kadar anlatıyor? Gündelik dille, popüler kültürle, gündemdeki olaylarla ilişkiniz yaptığınız müziği nasıl etkiliyor veya besliyor?
III
Şairlerin topluluklardaki ilk işlevlerinden biri insanlara “İşte benim hissettiğim şey bu” dedirtmek, duygularını anlamlandırmalarını sağlamaktır. Şimdi bunu genç kitleler için yapan rapçiler mi? Yaptığınız müziğin dinleyicilerde ve kamusal alanda nasıl bir karşılığı var sizce?
FUAT
Fotoğraf: Burak Bulut Yıldırım
I
Rap’lerimi yazmadan evvel bir altyapı seçiyorum. Beat’in bana verdiği hissiyat doğrultusunda yazmaya başlıyorum. Bazen hiç müzik olmadan bir şarkının şekli ve konusu kafamda oluşuyor. Etrafımda ve dünyada olan her şey bana ilham verebiliyor. İlham konusunda sıkıntı yaşamıyorum. Beslendiğim insanların fikirlerini çalmadan yazarım. Annem ve babam çok keskin zekâlı insanlardı. Onların hazırcevap olmalarından ve espri anlayışlarından türettim yolumu diyebilirim. İlk Türkçe sözlü rap’imi yazarken ne denli bakir ve balta girmemiş bir ormanla karşı karşıya olduğumu fark ettim. Hayatın ta kendisi gibi dürüstçe, uç noktalarda ve cesurca yazmak, yeni ufuklara yelken açmak beni son derece mutlu etti. Lirik yazıyorum yıllardır fakat hip hop kültürünün hakir görülüp ciddiye alınmaması edebiyatla ilişkilendirilmesinin önüne taş koydu. Analiz edilebilir sözler yazıyorum. Yazdıklarımın ciddi bilgi birikimi olmayan insanlara saçma gelmesi beni her daim tasdik etmiştir. Küfür duymak da insanları rahatsız ediyor fakat pamuklara sarılmış nağmelerin ve sözlerin, kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi pazarlayan şahısların ne olduğu gayet ortada. İlk yaptığım albümün ismini Hassickdir? koydum çünkü bana önyargıyla yaklaşan herkese “hassickdir” demek istedim. Kurulan bu çarpık, adaletsiz düzene “hassickdir” demek istedim ve bu şekilde söyledim. Salvador Dalí, Hieronymus Bosch, Schopenhauer, İslam öncesi Türk kafasından girip 90’lar başı hip hop bakış açısıyla pekiştirdiğim bu kafa Che Guevara’yla dahi harmanlandı diyebilirim. Yazmaya başladığım günden bu yana sistemi yıkamadım elbette ama bu sistemden rahatsız olan ve artık değişmesini isteyen birçok insanla yollarım kesişti. Belki yıkıldığını göremem ama yıkılması için atılacak adımlara benim de katkıda bulunmam kararlı bir şekilde kendimi geliştirmemi sağladı. Bulunduğumuz süreç (pandemi) inşa ettiğimiz düzenin ne denli kof ve işe yaramaz olduğunu kanıtladı. Çok radikal kararlar alınmazsa gezegeni yaşanmaz hale sokacak olan bu sisteme tabiat dur dedi. İnsan haddini doğaya karşı gelerek aştı. Doğa insanlara, Hepiniz mutlu olamayacaksanız, hiçbiriniz mutlu olamayacak, dedi. Bizi yaşatan doğayla iletişimi yitirdik. Benim kafam, ilhamım işte buralarda.
II
Yirmi sene evvel yazdığım rap’ler ya da bugün kalemimden çıkanlar aynı yaralara tuz basıyor. Bu denli çok aşk şarkısı yapılması insanların sevgiye ve şefkate ne denli aç olduğunun kanıtı. Para kazanmak müzik yapmanın amacı olamaz. Eğer sevdiğin bir şeyden ekmeğini çıkarabiliyorsan ne mutlu. Fakat sanatçı diye ortalıkta gezenler gereksiz kaprisleriyle kan kusturan fertler; ayrıca ne söz yazabiliyorlar ne beste yapabiliyorlar. Playback yaparak kukla gibi oynatılıyorlar. Saçma sapan anlaşmalara imza atıp şöhret budalalığı ile samimiyetsizlik arasında mekik dokuyorlar. İnsanların ne istediği önemli değil benim için, ticari emellere peşkeş çekmedim kendimi. Kendimi ikna etmem gerekti en başta. Kaypak ve cahil sürüden ayrılmak istedim, önüne ne konuyorsa beğenen biri olmaktan uzak durdum. Popüler kültürün ne denli samimiyetsiz olduğunu, günde yirmi defa radyo ve televizyonda çıkan şarkıların otomatikman iyi olmadığını anladım genç yaşta. Bir nevi antikacı kafası. Kıymetli malın müşterisi azdır diye bildim hep. Yıllar içinde beni anlayan ve sevenlerin giderek artması perçinledi kafamı.
III
Son yıllarda müziğimizin kamusal alanda eskisine oranla daha da fazla karşılık bulduğunu hissedebiliyoruz tabii. Daha geniş kitlelere ulaştı rap müzik. Belki de “kabul gördü” demek daha doğru, çünkü Türk dilinde rap’in tarihi otuz yılı aşıyor. Bu kabul görme dünyada da popüler olan rap’in bir türü olan trap sayesinde oldu. Trap bütün dünyayı sarınca Türkiye’ye de sirayet etti. Gençlerin sosyal medyada kullandıkları dile ve bakış açılarına yakın bir dil sundu. Ayrıca sosyal medyanın insanları ele geçirdiği bir dünyada her şey hızla akarken “rap” stil olarak gençler için ideal bir anlatım biçimi haline geldi. Bütün bunların iyi ve kötü yanları var tabii. Örneğin sanatsal bakış açısı olmayanlar için başarı tıklanma sayılarıyla ölçülüyor. Bu da esasen gençlerin özgün, kendilerini keşfederek müzik üretmek yerine çok tıklanmak için uçucu işler üretmelerine sebep oluyor.
KAYRA

Fotoğraf: Duygu Erdoğan
I
Yazmayı planladığım şarkının yapısına göre değişiyor yazma şeklim. Kafamda kurduğum şarkıda ön planda olmasını istediğim şeye göre farklılık gösterebiliyor. Hikâye anlatan bir şarkı planlıyorsam ve hikâyeye dair detaylardan bahsetmek istiyorsam mutlaka önceden notlar biriktiriyorum. Ya da şarkıda genel olarak atmosfere odaklanıyorsam o planladığım atmosfere uygun kelimeler biriktirmeye başlıyorum. Bazen de sadece oturup yazıyorum. Hepsinin kendine göre bir yapısı var. Bir rap şarkısının sözleri şiirle, edebiyatla dirsek teması halindedir bana göre ama bu temas belirli bir seviyeyi geçince ne olduğu belirsiz, özgünlükten uzak işler ortaya çıkabilir. Kendi şiirini oluşturduğu zaman rap’in eşsiz bir tadı oluyor. Ben Güney Amerikalı yazarların oluşturduğu atmosferden ve dilden çok etkilendim son yıllarda. Gabriel García Márquez, Carlos Fuentes, Mario Vargas Llosa gibi yazarların kurdukları dünya ve oluşturdukları dil esin kaynağı oldu. Türkiye’den de aynı sebeplerle Vüs’at O. Bener ve Latife Tekin’i sayabilirim.
II
Türkçe Rap günceli çok hızlı ve çok kolay yakalıyor. Günceli ne kadar iyi anlatabildiği tartışılır ama olan bitene karşı ânında reaksiyon gösterme durumu özellikle son yıllarda çok gelişti. Gündelik dili şarkı sözlerine taşımanın ötesine geçip gündelik dile yeni bir şeyler sunmaya başladı Türkçe Rap şarkıları. Tüm bunların niteliği tartışılır ama hiç olmadığı kadar tesiri yüksek bir etki alanı oluşturmaya başladığı da aşikâr.
Gündelik dil şarkı sözleriyle bambaşka anlamlar ifade edebilir hale geliyor. Senelerdir duyduğumuz, kullandığımız bir laf rap’in kendine has özellikleriyle çok başka bir şey simgeleyebilir. Burnumuzun dibindeki laflar, her gün kullanıp zerre fark etmediğimiz kalıplar rap’in içerisinde daha önce hiç görmediğimiz şekilde parlayabilir. Bu da rap müziğin en önemli güçlerinden biri.
III
Bunu sadece rapçiler yapıyor diyemem ama bir süredir rapçilerin yaptığını görmeye başladık. Aslında bu işler sadece yeraltındayken de rapçilerin anlattıklarının ciddi bir karşılığı vardı ama bilen biliyordu. Şimdi her şey çok daha göz önünde yaşanıyor. Hem Türkçe rap üretenler hem de dinleyiciler o kadar farklı sınıflardan ve sosyal çevrelerden geliyorlar ki gerçekten hepsini buluşturan temel şey müzik oluyor. Bir de birçok farklı jenerasyondan insanın hem üreten hem dinleyen olarak işin içine girdiğini düşününce cümbüş iyice hareketleniyor. Evet, çoğunlukla gençler bu müziği takip ediyor ve her anlamda çok daha aktifler. Fakat sadece gençler dinliyor gibi bir durum da yok. Rap’in alt türleri gün geçtikçe kendine daha geniş hareket alanları buluyor ve böylece birçok farklı jenerasyona hitap edebiliyor bu müzik. Bu da müziğin ve şarkı sözlerinin çeşitlenmesini sağlamakla birlikte hareket alanını da genişletiyor. Akla hayale gelmeyecek kişileri buluşturan bir müzik olup çıkıyor rap bir yerden sonra. İlerleyen zamanlarda ne olur bilinmez ama artık toplumun her kesimi bir şekilde bu müzikten haberdar ve birçoğu da rap’te kendinden bir şeyler buluyor mutlaka.
ÇAĞRI SİNCİ

Fotoğraf: Berkay Öktem
I
Açıkçası şarkılarımı şu şekilde yazıyorum diyebileceğim bir yöntem ya da duygu durumu yok. Günün herhangi bir saatinde, rastgele bir ortamda da şarkı yazdığım olmuştur. En rahat nasıl yazdığımı sorarsanız, tek başımayken ve genelde kâğıt kalem kullanarak diyebilirim, dijital ortamlarda söz yazmaya alışamadım.
Nelerden beslendiğime gelirsem, bunun daha net bir cevabı var, kendimden. İki üç yılda bir değişen bir şey bu. Eskiden politik gündemden ya da iletişimde olduğum topluluklar ve onların yaşantılarından da beslenirdim. Şimdilerde ise bunların hiçbiri ilgimi çekmiyor. Sadece kendi hissiyat dünyamdan ve deneyimlerimden beslenebiliyorum.
Müziğin kendisinin bir edebiyat formu olduğunu düşünüyorum. İlişkilendirmemem mümkün değil. Fakat bu beni yazar ya da şair yapar mı? Sanmıyorum.
Hem müzikte hem edebiyatta farklı isimler ve oluşumlar, ne kadar farklı arayışlara girsem de nihayetinde beni hep yeniden yakalamıştır. Hangi şarkılarımı Camus okuduktan sonra yazdığımı anlayabiliyorum. Ya da hangi altyapıları Non Phixion dinledikten sonra yaptığımı. Aklıma ilk gelen bu isimler oldu. Okuduklarım ve dinlediklerim sadece müziğimin biçimini ve içeriğini değil, günlük yaşantımdaki etkileşimlere verdiğim tepkileri dahi değiştirebiliyor. Sanattan biraz fazla etkilendiğimi söyleyebilirim.
Yılda birkaç kez daha önce hiç deneyimlemediğim bir duygu durumuna giriyorum. Bunun sebebi berrak bir zihinle ilk kez deneyimlediğim yaşantılar oluyor. İlk kez anlamlandırabildiğim ya da anlamlandıramadığım... Bana sıradışı gelen bu tecrübelerim hep bir şarkıyla ödüllendirilmiştir; “Bebek”, “Lobotomi” ve “Kartopu” şarkıları bu tanımı yapınca ilk aklıma gelenler.
II
Türkçe Rap günlük hayatta yeri olan her konuya temas ediyor. Doğru ya da yanlış, kabul görmüş ya da reddedilmiş her fikir rap yaparak ifade edilebilir. Açıkça söylenebilir ya da kelimelerin arasına gizlenebilir. Daha sık maruz kaldığımız şarkıların genelde pahalı markalardan bahsediyor oluşu sizi yanıltmasın. Vicdani retten, dövülerek öldürülen eylemciden, kendini yakan işçiden bahseden rap şarkıları da var.
Benim popüler kültürle pek ilişkim yok, en azından ülkemizdeki pop kültürüyle istesem de ilişki kuramıyorum. Sanırım beceremiyorum. Gündemdeki olaylar derseniz, gündemde o kadar çok olağandışı olay var ki bir noktada değinmek kaçınılmaz.
Gündelik dil, üretim dilimi doğrudan değilse de dolaylı olarak etkiliyor. Gündelik dille kurulan iyi cümlelerin ağdalı bir dille kurulmuş, karmaşık denklemler ihtiva eden ifadelerden daha etkileyici olabileceğini düşünüyorum.
III
Benim rap müzikten anladığım, kelimelerin ve müziğin ötesinde yoğun hissiyat aktarımı olmuştur. Fakat şairlerle MC’lerin bu benzer işlevi bizim şairlerin yerini aldığımız anlamına gelmez. Aynı şeyi benzer ama farklı şekillerde yapmaya çalışıyoruz.
Ayrıca rap müziği yalnızca genç kitlelere göre diye tanımlamak pek doğru değil. Bu bana özel bir durum mu bilmiyorum ama 40+ dinleyicilerimin sayısı oldukça fazla.
Gözlemleyebildiğim kadarıyla benim müziğimin dinleyicilerdeki karşılığı zamansızlık ve eskimezlik durumu. “Hit” üretme konusunda maharetli değilim. Fakat yaptığım şarkılar üç beş sene sonra da aynı –hatta belki daha da yoğun– şekilde dinleniyor. Bu kısa vadede yıpratıcı olsa da, bir ömürden ötesini düşündüğünüzde oldukça mutluluk verici.
AĞAÇKAKAN

Fotoğraf: Ogün Akgül
I
Aklıma gelen şeyleri düşünmeye çalışırken notlar alıyorum. Sonra bu notları kesip parçalayıp birleştiriyor ve ritmin üzerine okunacak hale getirmeye çalışıyorum, o kadar. Hikâyenin nereye evrilmesi gerektiğine de önceden değil, bilakis o anda yazarken karar veriyorum. Edebiyatla muhakkak bir dirsek teması vardır, kim bilir belki de teğet geçiyordur, buna ben karar verecek değilim. Yazma eylemindeyim, gerisini çok düşünmüyorum.
II
Güncel yaşantıyla ilgisi olsa da gündelik dilin pek esamisi okunmuyor. Tırnak içinde “trend” olan şeylerden modası geçtiğinde haberim oluyor çoğu zaman. Fakat kuşağımın dilini, anlatısını yakalamak gibi bir gayem olmasa da şimdiki zamanda cereyan eden olaylar ve nadiren kıvılcımlanan fikirler muhakkak sirayet ediyor yazdıklarıma. Ânın gazeteciliğini zamanlar üstü bir yerden yapmaya çalışıyorum.
III
Eğer öyleyse herkes birbiriyle aynı şeyi hissediyor olmalı. Herkes aynı dertten aynı şekilde mustarip ki anlatılar neredeyse birbirlerinin izdüşümü hüviyetinde karşımıza çıkıyor. Sanırım tam da bu sebepten yalnızca 21. yüzyılın kamusal alanı internette kendine bir karşılık bulabiliyor. Her ne kadar sürat çağında duygular dakikalar içinde değişmeye yazgılıysa da şiirin anlamla da, bir dediği bir dediğini tutmayan duygularla da hiçbir işi olmayabilir.
DA POET

Fotoğraf: Cem Gültepe
I
Açıkçası bazen aylarca şarkı yazmadığım/yazamadığım oluyor fakat o an geldiğinde şarkılarımı oldukça kısa sürede, bilinçakışıyla yazıyorum. Genelde günlük hayattan, toplumdan ve kendi hayatımdaki hezeyanlardan çok besleniyorum. Son zamanlarda daha çok bilimkurgu diyebileceğimiz bir alana da yöneldim: yaşanmamış, yaşanması mümkün olmayan şeyler. Keşfettiğim her yöntem ve tarz yeni bir heyecan getiriyor. Benim etkisini hissetmeden edemediğim şeyler genelde müzikaldir, minör melodiler, ritimlere paralel atmosferler... Tabii ki göndermeler bakımından yazdıklarım edebiyatla ilişkili. Öte yandan rap’i şiirden veya edebi yazıdan ayıran şey müzikle olan çok kuvvetli bağı. Rap’ler yazı ya da şiir olarak bir anlam ifade edebilse de ben –kendimin ya da başkalarının– rap verse’lerini asla kâğıt üzerinde değerlendirmem. Çünkü rap MC’nin sesinde ve altyapısında, atmosferinde kendi anlamını bulur, kendini var eder.
II
Gündem, sokak ya da toplumsal hareketler (politik veya değil) mutlaka yazarı da dinleyiciye de etkiliyor. Benim verse’lerimde, söz kolajlarımda mutlaka son zamanların ruhuna dair bir şeyler kendine yer bulur. Bu genellikle bilinçli yapılmış bir şey olmaz. Zihnim etrafımda olanları sünger gibi içine çeker ve ben kendimi ifade etmek istediğimde bunlar söze, sese dökülür. Gözlemleyebildiğim kadarıyla gündemdeki rap’ler de şiirsel nitelik bakımından başarılı sayılamasalar da mümkün olduğunca herkesin anlayabileceği dille yazılıyor. Bundan elli sene sonra bu şarkılara bakmak bugünü anlamak adına oldukça aydınlatıcı olacaktır.
III
Popülerlik bakımından nasıl ki internet mizahı şu an basılı mizahın ciddi oranda yerini almış gibi görünüyorsa, rap de internet aracılığıyla yazılı veya basılı şiirin yerini almış, insanların kendi duygularına tercüman olma işlevi üstlenmiş görünüyor. Çoksesliliği, kolay yapılabiliyor oluşu, çok derinlik ve birikim gerektirmeyişi –bu bir yanılgı maalesef– üretimi ciddi ölçüde artırıyor. Nüfusu çok genç bir coğrafyada yaşıyoruz. Ekonomik ve sosyal anlamda kendini var edemeyen milyonlarca genç var. Bu insanların kendini ifade etme arayışına ya da bazen sınıfsal olarak hızla basamak atlama ihtiyacına rap hızlı ve net bir karşılık veriyor.
ETHNIQUE PUNCH

Fotoğraf: Gizem Karakaş
I
Bir dizi eğretileme içerisinde, gerçeklikten beslenen ama gerçekliğin dışında olan durumlara işaret ediyorum. Dilin zenginliği ve esnekliği açısından çok şanslıyız, dolayısıyla ben de argoyu, spesifik jargonları ve tedavülden kalkmış sözleri elimden geldiğince kullanarak bu durumdan istifade etmeye çalışıyorum. Oluşturduğum zincir içerisindeki kimi tümceleri, noktalamaları eksiltiyorum ki bir anlam bulantısı oluşturabilsinler. Halihazırda müzikal bir ritim ve notasyon ölçüsünde yazıldığı ve vokalle icra edildiği için ses, icra edenin tonlamalarıyla ve arkasındaki müzikle bir enstrümana dönüşüyor anlatı içinde. Noktalamaları eksilterek kelimeleri vurgudan azat edip sadece şarkı sözlerini okuyanlara da kendimce bir sinyal yolluyorum. Okuyup etkilendiğim edebi eserlerden de benzer feyzler aldığımdan, mana karşısında yazıyla keşfedilebilecek yerleri kovalıyorum. Yazma-söyleme eylemi de bu etkinin ışığında kendi gölgemi bulabilme uğraşı. Ahmet Uluçay gibi mecnunlardan kuvvet alıyorum. Mevcudiyetimizde bulunanın ötesinde kudretli kişilerden ruhani yönden etkileniyorum.
II
Benim çalışmalarım Türkçe Rap’in genelinden biraz ayrı bir kefede sanırım. Yani sırf Türkçe ve de rap formunda diye aynı şeylerden, aynı şekillerde bahsediyor değil, öz-biçim uyumlarında temel farklılıklar var. Rap çevresinden ziyade farklı disiplinlerle ortaklık kurmaya gayret ediyorum. Popüler kültür çok katmanlı bir başlık fakat ana akımı kastediyorsanız bir alakam olduğunu düşünmüyorum. Yine de çalışmalarım dinleyicisine ulaşıyor bir ölçüde. Müziğim popülarite veya promosyon aracından ziyade ruh ve varlık oryantasyonlu bir ritüel. Ezcümle, motivasyon gündemi yansıtmak değil, onu da diğer figürler arasında bir figür olarak işlemek. Tekillikte kapana tutulmuş bir zaman yörüngesinin ötesinden öğeleri kaynaştırmak, yani bireysel hafızanın erişemediği yerlerden bir şeyler yakalamaya çalışmak daha merak uyandırıcı bu bağlamda. Tabii o yörüngeye bizden önce yapılanların mirasından hareketle gitmekte fayda olduğunu düşünüyorum.
III
Doğrudan veya dolaylı olarak insana dair durumlar işlendiği için belli bir karşılık buluyor doğal olarak. Ayrıca ritmik de olsa serbest nazım da olsa şiirler kirli çıkıdır, slogan saklarlar keselerinde. Kurgu içinde özenle tasarlanarak yazılan ve anafikri tulumbalayan nakaratlardan da, uzun metnin içinden cımbızlamayla da pek çok slogan çıkarılabilir kimi şarkılardan. Kaldı ki beat ve rap tekniğinde sample ve alıntılama ilkel güdülerin başında gelir. Halk müziğimizde de bu böyle. Sanıyorum ki rap’le birlikte teknik, içerik ve icra olarak daha kapsayıcı bir türkü formu bulmuş olduk. Tabii evrensel boyuttaki pazarlama ağının da etkisi büyük. Somut veya hayali minvalde kurulmuş aksiyonları yine hayal gıdıklayan melodilerle ve kelimelerle anlatabilmek, yani bir türkü yapabilmek yeterince tatmin edici benim filtremde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Fuat, Kayra, Çağrı Sinci, Ağaçkakan, Da Poet, Ethnique Punch ile söyleşi
18 Tem 2023

YAZARLAR

Notos Dergi
Uzun ömürlü ve bilinirliği yüksek, dinamik, günü yakalayan edebiyat dergisi Notos'tan özel seçilmiş makaleler iki haftada bir salı günü 17.00'de Aposto'da yayımda.
İLGİLİ OKUMALAR


