Siyasette “siyasete alet etmeyelim” krizi

Her güncel kriz, siyasetteki derin kriz tarafından yutuluyor.

Siyasette “siyasete alet etmeyelim” krizi

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Eyüp Tatlıpınar

Yaz sıcağında Akdeniz ve Ege’de ormanlar yanarken; bütün ülkenin acı içinde tartıştığı, siyaset katında polemiklerin kızıştığı, yangın yeri ziyaretinde çayların fırlatıldığı, televizyon programlarında sorumluların arandığı, sosyal medyada imdat çığlıklarının yükseldiği akşamlardan birini Batı Karadeniz’den gelen sel suları bastı.

Bu haberi yazarken selde hayatını kaybeden insanların sayısı 72’ye ulaşmıştı. Ülkeyle bağlantı fişinizi çekmediyseniz biliyorsunuzdur: Felaket en ağır hasarı Kastamonu’da dere yatağına kurulmuş Bozkurt ilçesine verdi. Selin burada yarattığı yıkımın büyüklüğünün nedenini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli şaşkınlık içeren "meteorolojik olarak bakıldığında belki 50-100 yıldır yaşanmayan bir afetle karşı karşıyayız” sözleriyle iklime havale etti. Bölgeyi ziyaretteki CHP’li vekiller facia konusunda “HES’in payı çok büyük” dedi.

Burada geçen yıla; yine bir Ağustos akşamı Karadeniz’e gidelim. Sel olayı felakete dönüşmüş ve Giresun’un dere yatağına kurulu ilçeleri Dereli, Doğankent ve Yağlıdere’yi yerle bir etmişti, 11 insan hayatını kaybetmişti. Bakan Pakdemirli şaşkınlığını açıkça ifade edip “ilk defa böyle bir taşkın, böyle bir doğal afet görüyorum. Uzun yıllar Ağustos ortalamasının 1 buçuk misli bir günde yağdı” sözleriyle felaketin nedenini açıklamıştı. CHP’nin bölgeye giden heyetiyse “HES'ler, dere yatağında yapılaşma, derelerden kum çekilmesi felaketi getirdi” tespitinde bulunmuştu.

Bir yıl arayla birbirinin kopyası iki facia; dere yatağına kurulu yerleşimler, felaketi büyüten aynı nedenler, uzmanların uyarılarına rağmen siyasetçilerin bitmeyen şaşkınlıkları, sorumluluğa uzak durma çabaları…

“Şeytanla iş birliği”

Bu iki krizi ve son zamanlarda yaşadığımız bütün krizleri birbirine benzeten, konjonktürün karakterini yansıtan başka bir durum daha var: İktidarın tepkisi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum geçen yıl Giresun’daki sel felaketinin ardından kentsel dönüşüm eleştirileri hakkında konuşurken “bakın, bu siyaset üstü bir mesele diyoruz ve bu çerçevede yaklaşmamız gerekir diyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

Aradan geçen zamanda COVID-19 salgını boyunca yaşadığımız olaylar, içki ve müzik yasakları tartışmaları, Marmara’daki müsilaj faciası, mülteci meselesi, orman yangınları ve derken tekrar sel faciasında içine yuvarlandığımız krizlerde iktidar çevrelerinden hep aynı argümanı duyduk: Bu krizler siyaset üstüdür, siyasete alet etmeyin. Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 Ağustos’ta “orman yangınlarında büyük artış yaşandı, burada siyasete yer olmamalı” dedi. İlginç durumsa 31 Temmuz’da yangın yerini ziyaretinde siyaset dozu azımsanmayacak bir konuşma yapmış, dinleyenlere kürsüden çay atmış olmasıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaset üstü bakma, birlik olma çağrılarının siyaset yapmaya karıştığı açıklamalarından birinde, Bozkurt’taki sel bölgesinde “Bugüne kadar bir gramlık iş üretememiş olanlar ileri geri konuşuyorlar. Bizi üzen nedir biliyor musunuz? Böyle bir zamanda bir olmamız lazım, beraber olmamız lazım, iri olmamız lazım, diri olmamız lazım. Onlar bakıyorsunuz hâlâ gelip “Erdoğan'a ben nasıl vurayım da ona bir yerden yara vereyim, dertleri bu.” demişti.

Yaşanan krizlerde siyaset yapmama çağrılarının, muhalefeti krizleri siyasete alet etmekle suçlamaların örnekleri çok. Bazen doz da sertleşebiliyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun afet bölgesi Bozkurt’u ziyaretindeki “Buranın üzerinden siyaset yapmak şeytanla işbirliğidir.” cümlesi gibi.

Her krizi yutan derin kriz

Aslında bırakın muhalefeti, sayısız örnekte görülebileceği gibi bu krizleri siyasete alet etmemek iktidarın bile yapmadığı, yapamayacağı bir şey. COVİD-19, içki satışı ve müzik yasakları, müsilaj, göçmenler, orman yangınları, sel baskınları… Birincisi; bütün bu alandaki krizler nedenleri ve sonuçları bakımından siyasetle iç içe. İkincisi; siyaset derin bir kriz içinde. İkincisinin geçmişini (ve dolayısıyla çözüm önerinizi) Osmanlı’nın çöküşüne uzanan toplumdaki fay hatlarına da bağlayabilirsiniz, 2015’te iki seçimin ardından siyasetin düğümlenmesine de. Bu nedenlerle bu alanda çıkan her kriz, siyasetteki derin kriz tarafından anında yutuluyor. Her felaket, her çarpıcı olay kaçınılmaz biçimde anında siyasi krize dönüşüyor. Hiçbir olay siyaset üstü kalamıyor, kalamaz.

“Sandığı getirin”

Durum böyleyken iktidarın bu alanlarda yumuşak bir muhalefetle muhatap olduğu söylenebilir. Zaman zaman ofansif siyaset sergilese de iktidarın baskılarına karşılık önemli oranda savunmada kalıyor, hatta acı duyuracak biçimde siyasetsizliği seçiyor.

Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu “Çevre ve Şehircilik Bakanımızla Marmara Denizi’ndeki müsilaj konusunu siyaset üstü tutmak konusunda anlaştık” diyor ve ardından Bakan Kurum’a çağrıda bulunuyor; “Taahhüde uymayan bakan yardımcınıza müdahale edin.”

Örneğin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu COVİD-19 salgınında, pandemiyle hiçbir ilgisi olmayan müzik yasağını gece 24.00’e çekme uygulaması hakkında “Beyefendi müzik yasağını gece 24’e çekiyoruz, kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok demiş. Yasaklar ideolojik diyoruz baştan beri” tespitinde bulunuyor. Çözüm önerisiyse şu cümlede saklı: “Erdoğan; rahatsızlıktan bahsedeceksen, ülke senden rahatsız, ona ne yapacaksın? Seçimden kaçmak dışında bir şey geliyorsa aklına, haber ver.” Evet, ana muhalefet, temel bir insanlık hakkını engelleyen uygulamayı bile ancak sandığa, belirsiz bir sonuca havale ediyor. Bir iktidar daha ne ister?

Akla ister istemez şu soru geliyor; iktidarın epeyce bir oranda yumuşak, hatta bazen siyasetsiz kalan muhalefetten bile rahatsız olması neyi gösteriyor?

Daha önce yazılı basında editör ve muhabir olarak çalışan Eyüp Tatlıpınar, şu an televizyon haber programcılığı alanında çalışıyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Afetler ve siyasi krizler, cemevleri

Bugün cemevlerinin ve Aleviliğin hukuki statüsüne, kriz yönetimini zorlaştıran derin siyasi krize ve afetlerin engelli bireylerin üzerindeki orantısız etkisine odaklanıyoruz.

17 Ağu 2021

Reuters

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?