

Paribu , Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması’nın üçüncüsünü yayınladı
Alanında en kapsamlı niteliği taşıyan Kripto Para Bilinirlik ve Algı Araştırması , Türkiye’de kripto para bilinirliğini, algısını ve kripto paralara dair yaklaşımları tespit etmek amacıyla Paribu ve Akademetre iş birliğiyle…
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Klasik ve kalıcı söylem solun değişmez amacının sosyalizm olduğudur. Bu amacın nasıl gerçekleşeceği, gerçekleştirilebileceği konusunda farklı ülkelerin, bölgelerin deneyimleri yardımcı olsa da nedeni ve sonucu belli gibi görünen yanıtlar yanıltıcı olur.
Devrimci parti ve hareketler, iktidarı hedefleyen programlarını, stratejilerini, örgütledikleri ve içinde örgütlendikleri, eğitildikleri kitleler olmaksızın gerçekleşmeyeceğinin bilinciyle oluştururlar; eylemlerini ona göre planlar, yürütürler.
İnsanların tarihi kendilerinin yapacakları ama verili koşullar içinde gerçekleştirebileceklerini söyleyen Marx da determinizme kapı aralamamış, devrimin gerçekleşmesine ilişkin bir reçete verilemeyeceğini aralıksız geliştirdiği teori ve eylemleriyle göstermiştir.
Genel olarak köklü bir değişim hedefine ulaşabilmek için reformist değil, biçim ve içeriği en genel hatlarıyla çizilen sosyalizmi gözden yitirmeyen mücadele literatürde özellikle vurgulanmıştır. Diğer yandan, tarihsel gelişmenin sunacağı olanakların önceden kestirilemezliği, durumun her adımda yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılar.
Devrimci eylemin önemli bir diğer özelliği de geçmişin tutuculuğundan sıyrılabilmektir. Bu olguyu da Marx 18 Brumaire’de “Ölmüş kuşakların geleneği yaşayanların beyinlerine bir kâbus gibi çöker” diye tarif etmiş, devrimci mücadeleyi yeni bir dil öğrenmek metaforuyla anlatarak, başlangıçta yeni dili sürekli olarak anadile çeviren öğrencinin ancak "yeni dili içselleştirdiğinde, o dilde serbestçe üretimde bulunduğu dili kullanırken eskisini hatırlamadığı ve atalarına ait dili unuttuğu anda mümkün olur" demiştir.
Kuşkusuz bu yol gösterici metafor, geçmişin deneyimlerini bir yana bırakmak anlamına gelmiyor, ama değişen koşulların, yeni engellerin ve olanakların dikkate alınması gerektiğinin altını çiziyor.
Peki, Türkiye’nin devrimcileri nasıl bir yol izlemeli?
- Devrimci bir stratejinin pratikte nasıl şekilleneceği konusunda belirli bir fikrimiz olmasa bile, sosyalizm hedefinin unutulmaması öncelikli olandır. Bu hedef gözden yitirilirse uygulanacak stratejiler, programlar güncel görevler konusunda ne kadar yaratıcı olursa olsun siyasal hareketi sisteme, dahası rejime gizli açık boyun eğmeye zorlar. Hedefi gözden yitirmeden hazırlanacak stratejik hedefler ve uygulanacak programlar hamasi sosyalizm söylemiyle örtülmemeli, ama atılacak adımlar geleceği hazırlamanın pratiği, somut olarak her koşulda kendini göstermelidir.
- Daha somutlamak gerekirse, Türkiye’de sınıf mücadelesinin zayıflıklarını sınıfların siyasi mücadeleye katılmalarındaki önemli ve aşılması zor eksiklikleri bilerek, gerçekçi adımlar atmak gerekiyor. Bu da geniş kesimlerin birlikte mücadelesinin yollarını aramayı, bulmayı zorunlu kılar. Halkta, tabanda gelişen birlikte mücadele eğiliminin siyaset düzeyinde de hızla gerçekleştirilebilmesi bu nedenle yaşamsaldır. Türkiye’de ekonomik, politik ve toplumsal psikoloji açısından koşullar, iktidardaki koalisyonun erki koruyabilecek gücü yitirdiğini gösteriyor. Ana muhalefeti oluşturan, solun ve HDP'nin içinde yer almadığı partiler koalisyonu ise değişimin radikal bir değişim olması konusundan çok uzaktırlar. Yine de önümüzdeki seçimlerin öncü değil öndeki gücünü siyasal iktidarı değiştirmekle sınırlı bir programı olan altı partiden oluşan muhalefet bloku oluşturuyor.
- Sol bu koşullarda ne yapabilir, değişim fırsatını nasıl değerlendirebilir? Hayalci olmamak, gerçekleşebilir hedefleri gözeterek adım atmak mümkündür. Eksiksiz sol parti ve hareketlerin Kürt siyasi hareketi ile birlikte oluşturacakları blok, ana muhalefet blokunu daha doğru bir stratejiye yönlendirebilir, muhtemel tehlike ve tehditler konusunda uyarabilir. İktidar blokunun son bir yıl içinde attığı adımlar, seçimlerin özgür bir ortamda gizli oy açık sayım ilkesine uygun bir şekilde yapılacağı konusundaki kuşkuları artırdı. İktidar blokunun tüm devlet imkânlarını açık ve sınırsız bir şekilde kullandığı ve kullanacağı ortadadır. Bu nedenle halkın seçimlere sahip çıkmasını sağlamak, ana muhalefetin "oy ver yeter" anlayışının yetersizliğinin, oldu bittilerin kabul görmeyeceğinin seçimlere seçimlerden önce de örgütlü halk hareketiyle sahip çıkılabileceğinin gösterilmesi büyük önem taşıyor.
- Ve nihayet, seçimlerin sonuçları ne olursa olsun, ister iktidar, ister ana muhalefet bloku kazansın parlamentoda güçlü, gücünü işçi sınıfından, örgütlenmiş halk kesimlerinden kadın, gençlik, iklim ve çevre hareketlerinden, demokratik kitle ve meslek örgütlerinden alan bir sol blokun oluşması bu dönemin ana hedefi olmalıdır.
Çünkü sık sık söylendiği gibi gelecek ertesi günden ibaret değildir; "gelecek uzundur."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Salman Rüşdi, ABD'de uğradığı saldırıda boynundan bıçaklandı. Zeytinli Rock Festivali kamu güvenliği gerekçesiyle iptal edildi. Devlet Denetleme Kurulu, KPSS soruşturmasının kapsamını genişletti.
13 Ağu 2022

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.



