Songdo: Ütopya mı Distopya mı?

Akıllı şehirler tasarlanırken sundukları amaçlara hizmet edebiliyorlar mı?
Songdo: Ütopya mı Distopya mı?

Suudi Arabistan'ın "The Line" adlı akıllı ve fütürist şehir projesinin yankıları sürerken başka bir akıllı şehir projesini –benim de Güney Kore'deyken deneyimlediğim– ve proje hakkındaki fikirlerimi sizlerle paylaşıyorum. "Severance" adlı dizinin de etkisiyle hem Songdo'ya hem de ondan yola çıkarak diğer akıllı şehirlere değineceğim.

Dünyanın ilk akıllı şehirlerinden biri olan "Songdo International Business District" Güney Kore'nin Incheon bölgesinde, havalimanına olan yakınlığını da avantaja çevirmeyi hedefleyerek planlanmış. Seul'un sadece 30 km uzağında, sıfırdan inşa edilen şehir aynı zamanda da tarihte inşa edilmiş en büyük özel mülk projesi. 2015 yılında inşası biterek, 80.000 daireden, 5.000,000m2'lik ofis alanından ve 900.000m2'lik alışveriş merkezlerinden oluşması planlansa da proje henüz tamamlanamadı. Bu alanların dışında bisiklet yollarına, geniş caddelere, bir sürü de parka ev sahipliği yapan bu şehir adeta bir şehir ütopyası. 

Ayrıca sürdürülebilirlik açısından da ilkleri gerçekleştiren şehir, 106 LEED sertifikalı binaya ev sahipliği yapıyor ve şehrin 40%'ı bu konuda tescilli. Şehirde doğal olarak çöp görmek de mümkün değil, çünkü çöpler binaların içindeki özel borularla doğrudan atık olarak ya da geri dönüşüm olarak ayrıştırılabiliyor. Şehrin akıllı olduğu ücretsiz Wi-Fi sistemi ve binaların içinde bulunan elektronik sistemlerle bir kez daha kendini belli ediyor. Evlere giriş kartla ya da şifreyle olurken evlerdeki ekranlar sayesinde odaların sıcaklığı, lambalar vs. her şey kontrol edilebiliyor. Bana en garip gelen şeylerden biri ise sokakta sürekli müzik çalmasıydı. Uzun süren trafik ışığını bekleyen yayaların büyük şemsiyelerle hem güneşten korunmaları hem de bu süreçte biraz da olsa eğlenmeleri hedefleniyor gibi gelmişti.

Peki bu akıllı şehir bana ne hissettirdi? Seul'un kaosunu bir yana bırakıp, geleceğin akıllı ve düzenli şehrini yaratmak isteyen Kore'nin bu projesi ilk başta mantıklı gelse de zamanla bu ütopya distopyaya dönüşecek gibi görünüyor -ve hatta dönüşüyor da. Aşırı steril ve düzenli olan bu şehir, büyük ve temiz bir alışveriş merkezi hissinden bir türlü çıkamıyor. Ayrıca ev fiyatlarının hızlı yükselişiyle birçok insanın karşılayacağı bir yer de değil. Şu an nüfusu 167.000 civarlarında olan kentte, talepten çok bina inşa edildiği ve de edilmeye devam ettiği de bir gerçek. Boş caddeleri ve parkları, arz talep arasındaki orantısızlığın adeta bir yansıması. Bu boşluğu düşününce kendime sormadan edemiyorum: Akıllı ve sürdürülebilir bir şehir, insanlar tarafından tercih edilmediği sürece ne kadar geleceğin şehri olabilir ki? İşe yakın olmak isteyenlerin ve Seul'un kaosundan kaçan ailelerin tercih ettiği bir yer olan bu şehir, yaşayanların birbirlerinden bir haber olduğu, 7/24 her yerdeki kameralarla izlenen bir Panoptikon'dan ne kadar farklı?

Geleceğin akıllı şehirleri planlanırken fazla politik doğruculuk ve akıllılık göz önünde bulundurulurken, sanırım insan elementi ve değerleri gözardı ediliyor. Sadece akıllı, düzenli ve güvenli olması planlanan bu yerlerde, mekanın ruhu tasarım sürecine sanırım hiç dahil edilmiyor bile. Şehrin kaosundan kaçan insanların sığınmak istediği yerler de bana kalırsa ütopya görünümlü distopyalar şeklinde tasarlanan, çok akıllı ama aynı zamanda da hayalet şehirler haline geliyorlar. Ruh emiciler tarafından istilaya uğramış gibi görünen akıllı şehirler yerine, insanların gerçekten bulunmak isteyeceği "yeteri" kadar akıllı şehirler inşa etmek, geleceğin mimarlarının en büyük imtihanı gibi gözüküyor.

*Fotoğraflar: Nebi Bekiri


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Akıllı Şehirler: Ütopya mı Distopya mı?

Akıllı şehirler tasarlanırken sundukları amaca hizmet edebiliyorlar mı?

19 Ağu 2022

Akıllı Şehirler: Ütopya mı Distopya mı?

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR