
Basın bülteninde belirtildiği üzere Vizyon, Misyon, Değerler sergisi; sistem içindeki aktörlerin tüketim alışkanlıkları, Paul Lafargue’ın 1883’te yayımlanan Tembellik Hakkı adlı eserinde ele aldığı çalışma dogması kavramı, ev ekonomisi, stres yönetimi gibi düzlemlerde ters yüz olan değer ve algıları üzerinden bir anlatı oluşturuyor.
Sergide yer alan yapıtlar mevcut ekonomik krizler karşısında bireylerin yaşam standartlarının dengesizliğine, gelir dağılımı eşitsizliğine, psikolojik zırhların mecburi geçirgenliğine ve krizlerden çok boyutlu etkilenen kurumsal hayatın sorgulanmasına dair tespitler ve öneriler sunuyor.
Sergiden görünüm
Neredeyse her gün, her yerde, her haberde karşımıza çıkan başlıklardan ve bilhassa çok keskin virajlarla deneyimlediğimiz ekonomik kriz meselesini ele alan bu sergiyle ilk karşılaştığımda izleyiciye nasıl bir alan tanıyacağını epey merak etmiştim. Malumunuz, söz hakkımızın görmezden gelindiği bir konu bu. Bu merak duygusuyla adımımı içeriye attığım an yapıtları dinleyip onlarla konuştuğum karşılıklı bir diyalog halinin içinde buldum kendimi. Serginin künye, afiş ve görsel tasarımının bile söylemek istediği bir söz ve ardında yatan bir hikâye vardı (şanslıyız ki bu gibi küratöryal detayları Melis röportaj bölümünde bizlerle paylaştı).
Vizyon, Misyon, Değerler sergisine ironik, trajikomik ve zıt kutupların birbirini çektiği bir hava hakimdi. Toplamda 6 sanatçının yer aldığı sergideki yapıtlar arasında birbirine göndermeler yapan bir domino etkisi vardı. İlgili yapıt, ortak noktada bir alan oluşmasını sağlıyor ve yeni bir söz söylemek üzere topu diğer yapıta atıyordu. Sergi eleştirisini sunduğu değerleri sorgulama halini, bir nevi kendine misyon edinmişti. Yapıtlar hem kendileriyle hem de izleyici tarafından sorgulanmayı bekleyen dogmalarla paslaşıyorlardı.
Neriman Polat, Boş Filenin Düşüşü, 2022
Pasların ilkini, ziyaretçileri karşılayan öncül yapıt olarak Neriman Polat’ın Boş Filenin Düşüşü adlı çalışması üstleniyor. İhtiyacın / alışverişin / tüketimin ve dolayısıyla ekonomi alanının bir temsili sayılabilecek file imgesinin, çalışmanın fonundaki karanlık atmosferle hemhal olması, mevcut durumların “iyi bir havada” olmayışını yansıtıyor. Gündelik işlevini gerçekleştirmeyen içi boş fileler karanlık bir boşlukta süzülmeye devam ederken aklımda zıt yönlü iki düşüncenin belirmesine yol açıyor: Filelerin boş olmasıyla yokluk durumu ekonomik krizin öncül sonucunu hatırlatırken, yapıtta tekrar edilmeleriyle çokluk durumu ise aşırı tüketim alışkanlıklarımızı gündeme getirmiş oluyor.
Sena Başöz, Yeryüzü Cenneti, 2022-2023
Yüzyılın şüphesiz en temel sorunlarından biri olan “aşırı tüketim çılgınlığı”nın bir tasviri sergide Sena Başöz’ün Yeryüzü Cenneti başlıklı fotoğraf serisinde meta bolluğu fikri ile karşılık buluyor. Popüler kültürün meta ürünlerinden biri olan AVM’lerin, mevcut gezegenin sınırları ötesinde cennetin bir parçası olarak sunulması ironik bir dili beraberinde getiriyor. Başöz, görsel anlatısına ek olarak sorunun altını kalınca çizmekten çekinmiyor:
“Acaba tüketim arzusu her istenilen anında ulaşılabildiği anlatılan nihai yerde, cennette, doyurulabilir mi?”
Memed Erdener, Kafanın İçindeki Hariç Hiç Bir Şey Sana Ait Değil, 2014
Sergideki çalışmalar ele aldığı ana konulara karşılık gelecek imgesel özneler atıyor ve böylece çalışmalar arasında ortak bir iletişim doğuyor. Adını, George Orwell’in distopik romanı 1984’te geçen bir cümleden alan Memed Erdener’in Kafanın İçindeki Hariç Hiç Bir Şey Sana Ait Değil başlıklı çalışması, izleyiciyi bu öznelerin bir yenisiyle daha tanıştırıyor. Sanatçının madeni paraları, piramit formunu andıran heykelin en alt tabanına konumlandırması bu nesnenin manevi değeri hakkında düşündürürken, kapitalist düzenlerde ona atfedilen yüce değeri de tersyüz etmiş oluyor.
Memed Erdener, Hırsız Harfler, 2022
Erdener, Hırsız Harfler adını verdiği sergideki diğer çalışmasında ise ilk bakışta illüzyon hissiyatı uyandıran bir harf oyunu kurguluyor: Çalışmadaki her harf kendinden önceki harfe bir parça kaptırır ve her harf, kendinden sonraki harften bir parça çalar. Kelimeye uzunca bakakaldığımı ve o an aklımdan geçenleri anımsıyorum: “Hırsız kime denir? Yalnızca maddi değeri olan bir malı çalan kişi midir hırsız?” Erdener’in Hırsız Harfler’i dahili olduğu serginin evreninde belli ki bu yerleşik maddi tanımın ötesine geçmemizi istiyor bizden: Mevcut düzenlerin bireylerin hayatları üzerindeki tahakkümü de bir çeşit sömürü değil midir? Özellikle kurumsal literatürün ABC’sini oluşturan “vizyon, visyon, değer” ölçütleri ise bu sömürünün çekirdeğini oluşturuyor.
Burak Delier, Kriz ve Kontrol, 2013
Burak Delier’in Kriz ve Kontrol adını taşıyan videosundan elde edilen fotoğraf serisi serginin varmak istediği anayollardan bir diğerine geçit açıyor: Kurumsal ve kişisel hayatın muğlaklığı meselesi. Esasında video olan yapıtta, bir şirketin ofisinde çalışmakta olan altı beyaz yakalı, fiziksel ve zihinsel sağlığı iyileştirmek adına yapılan yoga egzersizlerinin eşliğinde kariyer planlarına, iş hayatındaki rekabete, strese, sorunlu ilişkilere değin tecrübe ve fikirlerini aktarıyorlar. Eğer videoyu izleyecek olursanız muhtemelen bir müddet sonra gülmeye başlayacaksınız. Fakat muhtemelen gülümseme nedeniniz içeriğin komikliğinden değil, trajedisinden doğardı. Kriz ve Kontrol’de çağdaş kapitalizmin dayattığı kurallar sistemi içinde kuşandığımız zırhların beyhudeliği, bu trajediyi besleyen temel parçaydı.
Sena Başöz, Ayaklar, 2018
Bültende yer verdiğimden daha fazla yapıtı görebileceğiniz sergide son olarak Sena Başöz’ün “Ayaklar” isimli çalışmasını izliyorum: Su dolu bir kabın yüzeyinde öylece duran strafordan yapılmış bir çift ayak heykeli. Tüm bu gel-git kuvveti yoğun kriz atmosferinde, maddi ve manevi varlığımızı sürdürmek için ona teslim olmamızı usanmazca talep eden akış hali içinde.
Fakat Tanpınar’ın şiirinden ilhamla sormak istiyorum: Böylesi hafif bir varoluş türünde “bir adımız kalır mı geriye?”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Unagi.
Okuyucularına çağdaş ve güncel sanatı yalın anlatımlarla sunmayı hedefleyen sanat bülteni. Her ayın birinci ve üçüncü pazar günü yayımda.
İLGİLİ OKUMALAR



