Sosyal medya düzenlemesi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçen hafta sosyal medyanın günümüz bilgi toplumunun faydalandığı yanlarını ve olası zararlarını incelemiştik. Bu hafta, detayları netleşen sosyal medya düzenlemesini ve kamuoyu endişelerini inceleyeceğiz.
- Düzenleme: Hükümetin 5651 sayılı kanunda değişiklik yapılmasını öngören teklifinin maddelerine göre:
- “Sosyal ağ sağlayıcı” tanımlanıyor: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiler.
- Kanundaki “erişimin engellenmesi” ibareleri “içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” şeklinde tadil ediliyor.
- Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye’de temsilcilik açması veya bir Türk vatandaşını temsilci olarak ataması ve iletişim bilgilerini ilan etmesi gerekiyor.
- Kişilere ihlal olduğunu düşündükleri durumlar için mahkemeler dışında sosyal ağ sağlayıcılara doğrudan başvuru hakkı veriliyor.
- Sağlayıcılara mahkeme kararı gerekliliklerini yerine getirmeleri için 24 saat, kullanıcıların kişilik hakkı başvurularına yanıt vermeleri ve gereken önlemleri almaları için 48 saat süre veriliyor.
- Sağlayıcıların Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma yönünde tedbirler almaları gerekiyor.
- Temsilci yükümlülüğünü yerine getirmeyen sağlayıcılara 5 aşamalı bir yaptırım planı öngörülüyor:
- 10 milyon Türk Lirası idari para cezası
- İlave 30 milyon Türk Lirası idari para cezası
- Türkiye’de mukim vergi mükelleflerinin ilgili sağlayıcıya reklam vermesinin yasaklanması
- Sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin %50 oranında daraltılması
- Bant genişliğinin %50’den az olmamak kaydıyla %90’a varan oranda daraltılması
- “Sosyal ağ sağlayıcı” tanımlanıyor: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiler.
- Dört ve beşinci maddeler ile ilgili platforma erişim teknik olarak tamamen yasaklanmış olmuyor, ancak kullanılamayacak kadar yavaşlatılabiliyor. Hükümet ve tasarıyı destekleyen vatandaşlar yukarıdaki maddelerin kişilik haklarının çevrim içi ortamlarda korunmasını ve hakaretin önlenmesini amaçladığını belirtiyor. Öyleyse endişelerin sebebi ne?
• Düzenlemeye dair çekinceler: Endişe duyanlar, “asla düzenlenmemelidir”den ziyade “bu düzenleme özgürlüklerin kısıtlanması, vatandaşların fişlenmesi için kullanılabilir, internette ‘bilgi ve haber temizliği’ yapılabilir” görüşünde. Anlaşılır olması için endişe duyanların argümanlarını da yine maddeler hâlinde özetleyelim:
- “Yasaya ‘içeriğin çıkarılması’ yaptırımı eklendiğinden, herhangi bir şiddet olayı, usulsüzlük, yolsuzluk veya seçim hilelerine dahlini veya infial uyandıran söylemlerini unutturmak isteyen herkes, kişilik haklarını öne sürerek sosyal medya ve haber platformlarından ilgili tüm içerik ve haberlerin kaldırılmasını talep edebilecek. Bunlar arama motorlarından da kaldırılacak. Bu da gelecek iktidarların yalnızca şimdiyi değil, geçmişi ve gelecekteki tarih yazımını da sansürlemelerini sağlayacak."
- “Bir düzenleme zaten mevcut ve hakaret edenler hâlihazırda yargı önüne çıkartılıyor. Ancak hakaretle mücadelede dahi siyasi görüş ön plana çıkıyor. Hükümete yakın isimler söz konusuysa failler hızla yakalanıp tutuklu yargılanırken muhalif isimlere hakaret edenler yakalanmıyor veya hemen serbest kalıyor. Bu düzenleme de siyasi görüşe göre kullanılabilir.”
- “Türkiye’de ifade özgürlüğü kavramı çok muğlak. Vatandaşların hangi yorumları veya parti destekleri üzerinden “suçlu”, “hain”, “terörist” olarak algılanacakları belli olmuyor veya siyasi iklime göre değişiyor. Vatandaşlar yıllar önceki, o dönem suç sayılmayan tweet'leriyle yargılanabiliyor. Batı’da, örneğin düzenleme için emsal alındığı söylenen Almanya’da rahatça ifade özgürlüğü sayılabilecek bir yorum Türkiye’de devlete/kişilere hakaret sayılabiliyor.”
- “Türkiye’de bugün 300.000’i aşkın siteye erişim engeli kararı bulunuyor. YouTube’u, Twitter’ı ve Wikipedia’yı yıllarca kapatan kararlar çok hızlı alınıyor, ancak Wikipedia’nın Anayasa Mahkemesi sürecinde görüldüğü üzere bu kararların kaldırılması/telafisi zor oluyor, çok uzun sürüyor. Yaptırımların itiraz mekanizmaları pratikte işlemiyor.”
- “Kullanıcı verilerinin Türkiye’de tutulması, vatandaş verilerinin Türkiye’deki yetkili kişi ve kurumlarca çok kolay erişilebilir olması anlamına geliyor”. Bu, (şirketin kullanıcıları hakkında tuttuğu verilere bağlı olarak) kişilerin alışveriş tercihleri gibi masum verilerden siyasi görüşlerine, mesajlarına, cinsel yönelim ve ilgi alanlarından ekonomiye dair yorumlarına kadar geniş bir yelpazede fişlenmesi, yaftalanması riski doğuruyor. Profilleri gizli/kilitli olanlar, anonim isimli hesaplar dâhil.
- Yazarın yorumu: Yukarıdakiler düzenlemeyle gelen hak ve yaptırımlar ile tartışmalarda kullanılan argümanların özeti. Henüz pek tartışılmayan nokta ise düzenlemenin kapsamı. “İnternet ortamında yapılan yayınları” düzenleyen yasanın haber sitelerini ve Twitter, Facebook, Instagram’ı kapsadığı aşikâr. Ancak getirilen “sosyal ağ sağlayıcı” tanımına bakıldığında WhatsApp, Slack, hatta Apple iMessage platformlarının da günlük 1 milyondan fazla kullanıcı tarafından erişilen, “metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına” izin veren ortamlar oldukları düşünülebilir. Bu doğruysa, Facebook’un Türkiye’de tutması gereken veriler arasında WhatsApp kullanıcı verileri de olacak mı? Apple, Türkiye’nin talepleri karşısında Çin’deki gibi devletle uyum içinde mi çalışacak yoksa ABD’deki gibi kullanıcı gizliliğinden yana mı taraf olacak? Uçtan uca şifreli olmayan, örneğin Instagram ve Twitter mesajlaşmalarının Türkiye’de tutulurkenki akıbetleri ne olacak? Bu soruların yanıtlarını yaşayarak alacağız.
- Toplumların algıları, psikolojileri, seçimleri üzerinde bu kadar etkili olan, çeşitli ülke ve gruplarca silah gibi kullanılmaya başlanmış platformların düzenlenmek istenmesi doğaldır. Fakat bu düzenleme verilerin teknolojik silahlar hâline gelmesini engellemeyi amaçlamıyor. Gerçek hayatta suç teşkil eden fiillerin sanal dünyada cezasız kalması tabii ki çok abes. Ancak sosyal medya platformlarının çoğu hâlihazırda zaten taciz, çocuk istismarı, şiddet, nefret suçları gibi konularda gelen şikayetleri dikkate alıyor ve hızla harekete geçiyor. Tüm bunlara, düzenlemenin olası getirileri ile götürülerine baktığımızda, yapılmak istenen düzenleme kaş yaparken göz çıkarabilir gibi duruyor.
- Bir yapının güvenilirliği ve değişen koşullara dayanması için sağlam temeller atmak gerekir. Sağlam temeller olmadan, ileride eklenecek payandaların, yamaların, tekrar tekrar yapılan badanaların bir manası olmuyor. Sanıyorum böyle bir düzenleme inşa etmeden evvel de düzenleme içeriğini sağlam ifade hürriyeti ve bağımsız bir yargı temeline oturtmak gerekir. Endişelerin salt düzenlemeden değil, düzenleme içinde bu iki temelin yokluğundan kaynaklandığını görüyorum. Hükümetin düzenleme hususunda örnek aldığını belirttiği devletlerin, bu gibi “tartışmalı” yasalarını bu iki temele oturttuklarını gözlemliyorum. Örnek alındığı belirtilen devletlerin her konuda mükemmel olduklarını asla iddia edemeyiz. Lakin bu iki konuda haklarını teslim etmemiz, örnek alacaksak örneği tam ve kırpmadan almamız ve meşakkatli bir inşaata girişmeden evvel öncelikle sağlam temeller atmamız gerektiğini düşünüyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Spektrum'un dördüncü sayısından merhaba. Bugün İstanbul Sözleşmesi'ne dair tartışmalara, petrol krizine ve sosyal medya düzenlemesine odaklanıyoruz.
23 Tem 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



