Sosyo-ekonomik Adaptasyon ve Döngüsel Ekonomi

Beklenmedik pandemi şoku dolayısı ile ortaya çıkan işsizlik ve buna bağlı artan gelir eşitsizliği, mevcut lineer süreçlerimizin ne kadar kırılgan olduğunu ve acilen değiştirilmesi gerektiğini bizlere tekrar gösterdi. Buna bağlı olarak da çeşitli global oyuncular dünya düzenini sıfırlamamız gerektiği konusunda yayınlar yapmaya başladı bile. Bill Gates’in yeni düzenimizi artık daha sık yaşanabilecek salgın senaryolarını da düşünerek hazırlamamız gerektiği, ya da Dünya Ekonomi Forumunun 2021 yılını “Great Reset” yani “büyük sıfırlama” olarak adlandırması, bu yenilenecek dünya düzeni önerilerinden yalnızca iki tanesi.
Bu öneriler ışığında hazırladığımız yazımızda ‘resilience’ ve döngüsel ekonomiye arasındaki ilişkiye detaylı bakmadan önce kelime anlamına hızlıca bakalım istiyorum. “Resilience” ilk anlam olarak dilimize ‘çabuk iyileşme kabiliyeti’ olarak çevriliyor. Yaşadığımız doğaya baktığımızda, her sistemin hayatta kalma savaşı içinde çabuk iyileşme kabiliyeti ile donatıldığını görebiliriz. Doğa, tüm felaketlere rağmen ayakta kalacak ve zarar görse bile kendini hızlıca yenileyecek şekilde tasarlanmış ve aslında bizlerin de bu tasarımdan öğreneceği çok şey var.
Çabuk iyileşme kabiliyeti ya da çabuk uyum sağlamayı dört ana başlıkta ayırarak temelde ne işlevi olduğunu özetlemeden önce, uzun uzun yazmamak adına bundan sonra “resilience” kelimesini, tam anlamı ifade ettiğini düşünmesem de sizleri çok yormamak adına, adaptasyon olarak kullanacağımı belirtmek istiyorum.
Bireysel adaptasyon kişinin yaşadığı tüm olumsuzluklara, krizlere ve stres anlarına karşın hızlı iyileşmesini ve uyum sağlamasını anlatıyor. Gün içinde devamlı yaşadığımız sorunlara karşı geliştirdiğimiz savunma mekanizmaları ve daha sonrasındaki toparlanma hızımız bireysel adaptasyonumuzun bir parçası.
Örgütsel adaptasyonu özel bir organizasyonun, dilerseniz bir şirket, bir topluluk vs. olarak düşünebilirsiniz, yaşanılan doğal afetlere, kriz durumlarına ve yolunda gitmeyen süreçlere hızlı uyum sağlamasını anlatan bir adaptasyon süreci olarak düşünebiliriz.
Sosyal adaptasyon, tahmin edebileceğiniz gibi biraz daha büyük bir topluluğu kapsamakta. Buna bir ülke veya bir bölge halkını örnek gösterebiliriz. Ülkelerin ekonomik krizler yaşaması veya deprem gibi doğal afetler sonucu bir toplumun tamamen şok edici bir değişime maruz kalması ve bu değişimlere çabuk uyum sağlama özelliklerine sahip olup olmaması buna bir örnek olarak sunulabilir.
Ekolojik adaptasyon ise, aslında doğanın milyonlarca yıldır yaptığı gibi, yaşanılan her felakete rağmen kendi kendini yeniden yapılandırması ve buna o sistem içinde yaşayan her yapının uyum sağlaması olarak düşünülebilir.
Adaptasyonun farklı noktalarını gördükten sonra, Circle Economy kuruluşunun hazırlamış olduğu “Resilience & Circular Economy” raporunda da bahsi geçen, döngüsel ekonomiye uygulanabilecek yedi adaptasyon fırsatını incelemeye geçebiliriz.
1-Çeşitliliği devamlı kılmak ve ihtiyaç fazlası kullanımı azaltmak ilk adımımız. Aynı işlevde kullanılabilecek her türlü şeyi kendi süreçlerimize dahil etmemiz, tüm kaynaklarımızın daha verimli ve sürdürülebilir kullanımına olanak sağlayacaktır. Bu da oluşabilecek tüm felaketlere karşı bizlere yedek alternatifleri kullanma imkânı sağlayacaktır.
2-Birbiri ile bağlantılı, iletişimin hiç bitmediği sistemler kurulması. Burada amaçlanan aslında tüm felaketleri ve oluşabilecek problemleri daha önceden fark etmek adına tüm sistemlerimizin birbirine mükemmel şekilde bağlandığı ve bu sayede hızlı iletişimin mümkün kılındığı süreçler. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta, çok spesifik şekillerde yapılacak bağlantıların, bu bağlantıların dışında oluşabilecek felaket senaryolarına uyum sağlayamayacağı gerçeği. Bu nedenle bağlantıları kapsayıcı şekilde tasarlamak önemli.
3-Sistem içerisindeki “yavaş” değişkenlerin kontrolü ve bunların geribildirim döngülerinin sağlanması. Buradaki amaç, ekosistem içerisindeki değişkenlerin kontrolü. Bu ne demek? Sosyo-ekolojik sistemlerde hızlı ve yavaş değişkenler mevcut. Bunlardan hızlı değişkenleri ekin üretimi, yavaş değişkenleri ise bir toprağın verimliliği olarak düşünmemiz gerekiyor. Verdiğimiz örnekten ilerleyerek, etki olarak tüm ekin sürecini etkileyecek olan toprak verimliliği yavaş değişkenlerin kontrolü noktasında bizlere yol gösteriyor. Yani sırf daha çok tüketim için sürdürülebilir olmayan çözümlerle toprak verimliliğini azaltmak yerine, daha uzun vadeli düşünerek yavaş değişkenlerin verimliliğini kontrol altında tutmamız gerektiği vurgulanıyor.
4-Karmaşık adaptasyon sistemlerinin önceden tasarlanması. Yazının başında örnek verdiğim, Bill Gates’in daha sık karşılaşılacak salgınlar için global adaptasyon çözümleri aranması gerektiğine dair tavsiyesi bu maddenin tam karşılığı. Karmaşık, aklımıza gelmeyecek felaket senaryoları üzerinden ilerleyerek, daha içinden çıkılmaz felaketlere ön hazırlık yapılması ve bunlara uygun adaptasyon yol haritaları hazırlanması belki de yaşanan pandemi sebebi ile en dikkat çekici madde diyebiliriz.
5-Bu madde sadece adaptasyon değil, her şeyin temeli olan eğitim! Çeşitliliğin, sürdürülebilirliğin, adapte olmanın eğitimi küçük yaşlarda başlanacak bir yapı ile gelecek nesillerin kişiliklerine etki edecek şekilde verilmeli. ‘Aman sorun yaşamasın’, ‘tüm olumsuzlukları önleyelim’ bakış açısı ile çocuk yetiştirmek gelecek nesillere yapılacak en büyük kötülük. Bu nedenle felaketlerle, büyük değişiklerle küçük yaşta hazırlanmak, bu konularda eğitilmek ve tecrübe kazanmak gezegenimizin de geleceği için çok önemli.
6-Tüm paydaşların katılımı ile oluşturulacak sistemler. Döngüsel Ekonomi 101 takipçilerinin bildiği gibi, bu platformda döngüsel ekonominin sadece devletler ve büyük şirketler tarafından ele alınan bir yapı olmaması adına, bireylere farkındalık kazandırmak için uğraşıyoruz. Bu madde aslında bizim örneğimize çok uygun. Üzerinde yaşadığımız gezegende her birimize büyük sorumluluk düşüyor, bu nedenle de herkesin elini taşın altına koyması ve değişen sistemlere adaptasyon için birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bunu da anca tüm paydaşların ortak katılımı ile yapabiliriz.
7-Çok merkezli yönetim, aslında bir önceki maddeye benziyor. Fakat daha detaylı incelediğimizde, sadece devletlerin veya büyük özel şirketlerin yönetiminde değil, tüm paydaşların yönetimde olduğu bir anlayış ile, şu anki resmi süreçlerin felaket senaryolarında işlevsiz kalmasının önüne geçebilir.
Döngüsel ekonomi ile çabuk adaptasyon yapısının birlikte düşünülmesi, içinde bulunduğumuz lineer sistemlerden, döngüsel sistemlere geçiş süreci için de destek niteliği taşımakta. Fakat dikkat edilmesi noktalar elbette var. Kelimenin gücü olarak “resilience”ın ne kadar etki yaratabilecek bir kelime olduğundan bahsetmiştik. Bu etki gücünü doğru dengede tutmazsak, döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde iyileştirmeler yapacağız diye düşünürken, lineer süreçleri daha da büyütecek yanlış adımlar atabiliriz. Bunları önlemek adına döngüsel ekonomi ve “resilience” arasındaki bağlantıları, hangi noktalarda daha verimli, hangi noktalarda biraz daha dikkatli kullanılmaları gerektiğine dair detaylı incelemeler yapmak gerekiyor.
Hammadde kaynaklarının verimli kullanılmasında adaptasyonu yüksek çözümler ile fark yaratabileceğimizi biliyoruz. Bunun yanında sistemlerin tasarlanması sırasında merkeziyeti bırakarak tüm paydaşları karar vermek noktasına dahil etmeyi amaçlayan bir sistemi geliştirmeyi desteklememiz gerekiyor. Fakat burada döngüsel ekonominin sosyolojik etkilerinin şu ana kadar göz ardı edildiğini de belirtmekte fayda var. Yalnızca ekonomik ve çevresel etkileri üzerinden tanımlanan ve yaratacağı sosyal ve kültürel etkilerin çok da fazla dikkate alınmadığı döngüsel ekonomi, eğer ki sosyolojik etkileri üzerinden tartışılmaya başlanmaz ve olası toplumsal etkileri üzerinde fikir yürütülmez ise, beklenildiği gibi, uzun vadeli bir ekonomik yapıya dönüşemeyebilir. Tüm ekonomik sistemin değiştirilmesi sadece üretim süreçleri veya doğaya olan zararı olarak değerlendirilemez elbette. Bu nedenle toplumların nasıl etkileneceğini öngörmek değişimin kendisini de değiştirecek ve değişimi de felaketlere adaptasyon gücü yüksek şekilde geliştirecektir.
Değişime uyum sağlamak için illaki mutasyona uğramamıza ya da daha özel güçlere sahip olmamıza gerek yok. Değişimin farkında olmak uyumun da ilk adımı olacaktır!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Döngüsel ekonomi ve sosyo-ekonomik adaptasyon fırsatları
04 Şub 2021

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR


