Sözleşme Süreçleri Kanatlanıyor: Jetlexa

Hukuku teknolojiyle buluşturan girişimcilerle söyleşilerimize, Jetlexa şirketinin kurucularından Bensu Aydın ile devam ediyoruz.
Sözleşme Süreçleri Kanatlanıyor: Jetlexa

Merhabalar, öncelikle sizi tanıyalım. Kendinizden, eğitimizden bahseder misiniz?

İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Koç Lisesi, üzerine Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2013 yılında mezun oldum. Aslında lise hayatım boyunca hep teknolojiyle ilgiliydim. Lisede de bilgi teknolojileri üzerine dersler aldım. Öyle olunca hukuk mu okusam yoksa mühendislik mi, hep çok aradaydım. Ama matematiğim iyi değildi ve bütün ailem avukat. “Hukuk okursan geleceğin hazır.” şeklinde yaklaştılar.                       

Bilgi Hukuk’ta okurken “Dört Artı Bir” diye bir program vardı, yüksek lisans derslerini alabiliyordunuz lisans öğrencisiyken. O sayede Bilgi ve İletişim Teknolojileri Yüksek Lisans Programı derslerinden iki tanesini aldım ve hoşuma gitti. Sonra mezun oldum, iş bulmam lazım, para kazanmam lazım. Gün Hukuk Bürosu’nda çalışmaya başladım çünkü fikri mülkiyet, lisans, teknoloji gibi konular daha yakın geliyordu bana. Çalışırken bir yandan da yüksek lisans programı derslerini bitirdim.

Orada üç buçuk yıl çalıştım. Çok güzel giden bir kariyerim vardı. Yani böyle “ilerde ortak olurum, yaşlanır emekli olurum.” diye düşünüyordum. Ama bir yandan da bir açlığım vardı. “Hukukla teknolojiyi nasıl bir araya getireceğiz, hala neden çok eski teknolojiler kullanıyoruz, hiç etkin değil, zamanımız çalınıyor” gibi. Bu açlıkla şirket içinde birtakım inisiyatifler alarak yeni programlar önermeye başladım. Öyle olunca o tarafım hep canlı kaldı, bir de onun üzerine büroda bir ICT - “Information Communication Telecommunication” - birimi kuruldu, ben de kurulmasına yardımcı oldum. Bununla birlikte müvekkillerimizin yapısı da biraz teknoloji şirketlerine döndü.

Orada çok sevdiğim bir ekiple çalışırken müvekkillerimden bir tanesi Bankalararası Kart Merkezi'ydi. Bir ihtiyaç olunca oraya şirket avukatı olarak geçtim. Dışarıdan bankalar gibi duruyor ama içerisi tam bir teknoloji şirketi aslında. Blokzincire heyecan duymaya başladım, şirket içi blokzinciri nasıl gerçekten etkili kullanabiliriz, kredi kartı bilgilerini nasıl gizleyebiliriz ve blokzincirde tutabiliriz gibi. Sözleşmelerle olan yakınlığım da burada başladı. Çünkü Bankalararası Kart Merkezi’nde sözleşmelerden sorumlu avukattım. Hantal bir sözleşme yönetimi sistemi olduğunu gördüm. Sözleşmeler e-postayla geliyor, bizim bir excel listemiz var, kim ne zaman onay vermiş ne olmuş oradan takip ediyoruz. İmza sirkülerine "buna kim imza atacak" diye bakıyoruz. Sonra onun üzerinden kağıda damgayı basıyoruz, o sözleşme gidiyor kağıt halinde, imzalanıyor, taranıyor. Hiç verimli bir süreç değil ve aslında bunun için kullanabileceğimiz teknolojiler var ama BKM aynı zamanda bankalar tarafından kurulmuş bir şirket. O yüzden "hadi şunu yapalım, şöyle kullanalım" demek kolay değil. BDDK’ya, Merkez Bankası’na raporlama yapıyoruz, denetim altındayız, buna rağmen hala excelde veri tutuyoruz.

Bunlar benim kafamı biraz kurcalıyordu o sırada. Ama oradaki çalışmam altı ay sürdü, çünkü Amerika'da teknoloji ve hukukla ilgili programlara başvurmuştum. Açıkcası kabul alacağımı düşünmüyordum. En çok istediğim aslında Cornell’deki Cornell Tech programıydı Bu program hukuk teknolojisi ve girişimcilik programı olarak geçiyor. Gerçekten de vizyonumu ve dünyamı değiştiren bir program oldu. Bir kısmı hukuk dersleri, tamamen teknoloji şirketlerine vereceğiniz hukuk hizmetlerinin dersleri. Diğer kısmı da stüdyo, sizi hukuk işletme, MBA ve mühendislik okullarından ekiplere koyuyorlar. Ve mezun olmanız için aslında sizden bir ürün geliştirmenizi bekliyorlar. Tez yerine start-up geliştirmeniz lazım. O süreçte inanılmaz insanlarla tanıştım. Okuldan çıkan herkes Amazon, Google, Uber gibi yerlerdeler. Böyle insanlarla çalışınca, aslında "bir teknoloji nasıl üretilir, asgari düzeyde çalışan bir ürün nasıl geliştirilir, bu ürüne gerekli özellikler nasıl eklenir, kullanıcı deneyimleri nasıl bulunur, pazarlama ne şekilde yapılır," öğrendim. Bunların eğitimini profesyonel olarak orada aldım. Google Maps’in kullanıcı arayüzü hocasından ders alıyordum. Twitter’ın kurucularından biri hocamdı. Bu insanlar da sıfırdan başlamış insanlar, “doğup Twitteri kuracağım” diye gelmiş insanlar değiller. Öyle olunca biraz da hevesleniyorsunuz, daha güveniyorsunuz kendinize. Oradan mezun olduğumda "burada mı avukat olacağım, avukatlığa devam edecek miyim, nasıl bir avukatlık yapacağım" gibi kafamda bin bir soru.

Ne zaman oluyor bu? Hangi yıl mezun oldunuz Cornell'den?
Cornell’e 2017 ağustosta başladım, 2018 mayısta mezun oldum. 2018-2019 yılları arası.

Belli bir planla, kafada çok net bir şey olmadan yapılan bir yolculuk değil mi?
Evet biraz kendimi atma gibi bir yolculuktu. Çünkü Türkiye’de yolum biraz belliydi. Avukat olacağım. Güzel bir büroda çalışacağım, ortak olacağım. Böyle bir hayatım olacaktı.

Peki bu kötü bir şey mi?
Hayır. Bu hayat benim ailemin de yaşadığı hayattı. Abim de aynısını yaptı, abimin eşi de. Kesinlikle kötü bir şey değil, sadece bu beni “onların yolundan mı gitmeliyim yoksa kendi yolumu mu oluşturmalıyım” gibi bir motivasyona itti.

Bu "legal engineering" kavramı Türkiye'de pek kullanılan bir şey değil, öyle değil mi?
Evet, değil. Yaklaşık bir buçuk senedir Amerika’da, sadece girişimlere hizmet veren bir hukuk bürosunda çalışıyorum, legal engineering kavramı da geçtiğimiz bir yılda sıklıkla kullanılmaya başladı. Bu kavramı Türkiye’ye aşılamak benim vizyonum. Peki nedir bu? Sizin müvekkilinizin bir takım hukuk teknolojilerine ihtiyacı vardır ve müvekkiliniz bu dönüşüme hazırdır veya hazır olmasına yardımcı olursunuz. Hazır olduktan sonra bu hukuk teknolojisini aldığında alıştırma, uygulama, yapısal düzenleme, kurulum gibi birtakım öncelikli, ürünü daha kullanmadan önce ihtiyacı olan hizmetler var. Bu hizmet yazılım hizmetiyse, yani bulut tabanlı bir hizmetse, genelde bulut tabanlı hizmet veren şirketler bu tür profesyonel hizmetleri vermek istemez. Çünkü bu tamamen profesyonel bir hizmet ve bu şirketlerin yapmak istedikleri şey ürünlerini satmak, profesyonel hiz- met vermek değil. O yüzden, bunun için müşteri hizmetleri ekibi kurmaları lazım ya da bu ekip yerine dışarıdan hizmet almaları lazım. Dışardan bu tür hizmetleri veren şirketlere “Legal Engineer” denmeye başladı burada.                           

Peki bu süreçte ne yapılıyor? Jetlexa’da olduğu için sözleşme yöntemi üzerinden örnek vereyim. İçerde "kim, kimden nasıl onay almalı", bir imza sirküleri hazırlanırken aslında müvekkilinizle Türkiye'de, onun arkasında bir mantık var, bu mantığı nasıl dijitalleştirebiliriz. Sözleşmelerinizde hangi riskler önemli, bu risklerin hangilerini işaretlemeliyiz ki yarın bir gün bir birleşme devralma veya halka açılmadan geçerken ya da Rekabet Kurumu, KVKK gibi denetimlerden geçerken hop bir tuşla bütün riskleri öngörebilin, size bir tablo hemen çıkarabilsin. Aslında müşterinin profili ve müşterinin ihtiyaçlarına göre bu sorulara cevaplar da değişiyor. Bu yüzden legal engineer öncelikle bunu anlar, bunu sağlar. Ürün hazır olduğunda bu ürünü kullanacak herkese eğitimini verir. Sözleşmelerinizi dijitalleşmeye uygun hale getirir. Eğitimden sonra da sürdürülebilirliğini sağlar. Şirket büyüyebilir, ihtiyaçları değişebilir, o ürünlerde bazı değişiklikler olması gerekir. Şirketle birlikte o ürünün yapısının da değişmesi gerekir. Bir de bunda yardımcı olur.

Bunların çoğu hukuk firması değil mi? Yani hukuk bürosunun verdiği hizmetlerden bir tanesi de aslında bir yazılımsal bir program hizmeti. Benzer bir şey Türkiye'de mümkün mü?
Hukuk bürosu değil hukuk teknolojisi şirketleri. Bu tam bir hukuk hizmeti değil, bir hukuk yan hizmeti sayılabilir. Siz danışmanlık vermiyorsunuz ama bunun içine çok kolay danışmanlık da girebilir. Nasıl girebilir? Mesela sizin sözleşmenize eklemek istediğiniz standart maddeleriniz vardır. O maddeleri sonuçta bir avukat yazar, bu bir hukuk hizmeti. Siz o maddeleri yazar hale gelip aynı anda bir ürün üzerinde düzenliyorsanız, kodluyorsanız bu hukuk hizmetine benzer bir teknik hizmet.

Aslında çok bulanık bir alan. Eğer Jetlexa olarak ben hukuk bürolarıyla iletişime geçeceksem, burada bir avukata iş götürme yasağı gibi bir durum var. Ancak biz Jetlexa olarak, ürünümüzü bilen, ürünümüze hakim olan hukuk büroları bunlardır, bizim ürünümüzü satın alıyorsanız, istiyorsanız bizden hizmet alabilirsiniz demek istiyorum. Ki bu da aslında reklam yasağına girebilir. Ama bunların hepsi Amerika'da mümkün olan şeyler. Örneğin, şu an çalıştığım büro birtakım ürünlerin ortağı durumda. Bir de burada bir topluluk var, bu şekilde hukuk teknolojilerinden anlayan avukatlar arasında yer alıyorsunuz. Eğer bir avukat arıyorsanız iş ilanı verebiliyorsunuz. Türkiye'deki yasal düzenlemelerden dolayı önümüze çıkan engellerin biraz daha hafiflediği dönemde çok daha fazla iş olanağı olacak.

Biz Jetlexa olarak şu an belki sözleşme yönetimi konusunda SaaS hizmet veren ve bu işe sadece yazılım üretmek olarak bakmayan tek şirket olabilir. "Çünkü çok fazla rakibimiz yok, sözleşme yönetimi ürünleri sunan rakiplerimiz var ama bu düşünce sistemine sahip olan yok." Ama olacak, olduğu zaman müşteriler avukatının da buna hakim olmasını isteyecek. "Biz böyle bir sistem kullanıyoruz, size gönderdim oradan" dediğinde avukatın böyle kitlenip bakmaması lazım, fikir üretiyor olabilmesi lazım. O yüzden böyle geleceğin avukatları gibi, teknolojiyle bir arada çalışmaya daha uyum sağlamış avukatlar gibi bir vizyonum var Türkiye için.

Hukukun geleceğinin önemli bir kısmı sizin yaptığınız işlerden geçiyor gerçekten. Türkiye'deki faaliyetlerde, Jetlexa olarak biraz yol almış durumdasınız, değil mi?
Biraz yol almış durumdayız, çünkü "biz hukuk hizmeti vermiyoruz, teknoloji hizmeti veriyoruz" noktasını vurguluyoruz. Sadece konusu hukukla bağdaşan bir şeyin teknoloji hizmetini veriyoruz. Jetlexa

olarak konumumuz çok net, böyle net olunca da aslında önümüzü kapayan çok bir şey yok. Netlik olmayan kısım avukatlardan alacağımız yardım. Ben şu an nasıl dışardayım, bir avukat olarak bu tür şeylere hizmet veriyorum; Türkiye’de de Jetlexa konumundayım ve bu tür avukatlara ihtiyacım var aslında. Jetlexa’nın var olmasında barolar açısından, regülasyon açısından hiçbir engel yok ama Jetlexa’nın hukuk bürolarıyla olan iletişiminde ya da avukatlarla çalışmak istediğindeki iletişiminde bu tür sorunlar karşınıza çıkacak. Bu da aslında Jetlexa ne kadar büyür ve ne kadar sağlam büyürse o zaman bizim elimizde de daha sağlam bir koz olacak ki o zaman biz baroya gidelim ve “bakın bir hukuk hizmeti değil bu ama doğası gereği bir hukukçuya ihtiyaç olacak, bunu kullanan müşterilerin avukatları var.” diyelim. Yani benim platformumda sözleşme hazırlayan bir kişi “şurayı nasıl değiştire-
biliriz?”
dediğinde tabii ki bana soruyor. Ben de diyorum ki “ben avukat değilim kendi avukatınla çalış.” “Bu avukatlarla çalışabilirsin” dememe engel olunuyor şu an. Ama engel olunamayacak bir dünyaya geleceğiz diye düşünüyorum. Çünkü reklam yasağının kaldırılmasından bahsediliyor. Böyle değişik adımlar atılacağını da umuyorum. Ve de bunları destekliyorum.

Jetlexa ismi nereden geliyor?
"Lex" aslında Latince “kurallar”, hepimizin bildiği. “Jet” de hızlı ve etkili anlamın- da, ikisinin birleşimiyle Jetlexa oluyor.

Siz Türkiye'de, avukat bürolarından çok doğrudan şirketlere satış yapıyorsunuz, onlar sizin müşteriniz değil mi?
Doğru, orta ve büyük ölçekli şirketler.

Peki hukuk bürosu müşteriniz var mı?
Ortaklık yaptığımız bir büromuz var ama bizim hukuk bürolarına hizmet vermemiz tamamen onların müvekkil yapısına ulaşmamızla ilgili. Hukuk büroları asıl hedef kitlemiz değil. O modeli henüz oturtmadık çünkü hukuk bürolarına satmak değil amacımız. Önce şirketlere satmak.

Ama sözleşme alanında çalışan bürolar için aslında belli bir standart oluşturmak açısından çok iyi bir program gibi görünüyor.
Arada "siz bizim işimizi mi elimizden alacaksınız?" gibi yaklaşımlarla da karşılaşıyoruz. Ama anlatınca anlıyorlar, biz de memnun oluyoruz.

Tabii, hukukla teknolojinin birleştiği her yerde aslında normalde bir avukatın yapacağı işi bir programa yaptırtıyorsunuz. Uzun vadede bunun gideceği yer neresi olabilir, nasıl bakıyorsunuz buna?
Avukatın en iyi yaptığı iş olan hukuki analiz ve ona göre bir hukuku tavsiye, danışmanlık verme işini, daha da iyi yapması için bütün bu araçlar. Sizin profesyonel olarak vermek istediğiniz işi kolaylaştırıyoruz aslında. Bu aşamada cevabım bu, ama ilerleyen aşamalar için buradaki birtakım başarılı rakiplerimizde kullanılan yapay zeka konusu devreye giriyor.

Sanırım henüz kullanmıyorsunuz?
Şu an TUBİTAK BİGG3 hibesi için başvurduğumuz bir projemiz var, ürünümüzün bir kısmını oluşturmasını amaçlıyoruz. Bu kapsamda Türkçe sözleşmelerin yapay zeka yardımıyla okunduğu, sözleşme maddelerinin konularına göre ayrıştırıldığı, her bir şirketin korumak istediği risk profiline göre belirlediği önemli maddelerin içerdiği risklerin hesaplandığı ve sözleşme risklerinin ölçülerek filtre görevi görerek “Sözleşmeniz belirlediğiniz kriterlere göre %60 risklidir.” çıktısının verildiği, yine şirket tarafından belirlenen parametrelere göre sözleşme inceleme sürecine avukatınızın otomatik dahil edildiği bir yazılım geliştiriyoruz.

Yapay zekanın tehlike olarak algılanması konusunda ise, bir on yıl sonra artık sözleşmeye avukatın bakmaya ihtiyacı olmadığı durumda tehlike olabilir ama bu tehlikenin şartlara göre yine değişeceğini düşünüyorum. Çünkü bir hukukçunun analiz yeteneğinin bir yapay zeka tarafından karşılanması çok zor. Araştırmalar da bunun çok zor olduğunu gösteriyor. Ama şu kolay bir sözleşmeyi yapay zekaya okuttuğunuzda “şu cümleler bana riskli görünüyor” diyerek size bir rapor çıkaracak ve sizin sözleşmeyi okumanıza belki de gerek kalmayacak ve sadece o riskli yerlere bakıp yorum yapacaksınız. Bu demektir ki saatlik ücret alan bir avukatsanız, saat düşecek ama sizinki düşerken herkesinki düşecek. O yüzden geride kalırsanız fiyatlarınız yüksek kalacak ve bu sefer müvekkil bulamamaya başlayacaksınız. Bu senaryoları düşündüğünüzde, aslında “teknoloji benim elimden işimi alacak, bu yüzden uzakta durmak istiyorum” yaklaşımı sizin için uzun vadede faydalı olmayacak. Çünkü rakipleriniz teknoloji kullanmaya başlayınca artık rekabet edemiyor duruma geleceksiniz.

Örneğin, IBM'in Watson'ı var değil mi, yapay zekayla, hukuk bürolarında dönüşüm potansiyeli olan. Yani onun üzerinden yapılan tartışmalar da var. IBM Watson kullanımda değil mi, pek çok büroda kullanılıyor?
Evet, IBM Watson ile iş birliği yapan hukuk büroları var.

Çok ciddi bir veri tabanı üzerinde çalışıyor. IBM Watson'ın şu aşamada bile "paralegal" dedikleri bizde olmayan avukat yardımcılarının yaptığı işin önemli bir kısmını yapabildiği söyleniyor. Araştırma yapan, emsal karar, makale aramak gibi işlerin hepsini Watson yapabiliyor.
Evet, o konuda haklısınız. Burada avukat ve avukat yardımcısı arasındaki fark sebebiyle aslında bu sonuç ortaya çıkıyor. Ben yakın zamana kadar avukat yardımcısıydım, şimdi avukatım. O yüzden anlıyorum ne demeye çalıştığınızı. Tabii ki yapay zeka kullanımı geliştikçe bazı işlerin doğası değişecek. Örneğin Netflix gelmeden önce DVD fabrikalarında çalışan işçilerin hepsi işsiz, çünkü Netflix geldi. Şu an o kişiler ne yapıyor, hepsi içerik yönetimine doğru ilerlediler. Yani doğası değişecek, o kesin. Ama avukat yardımcıları ve avukatlar arasında böyle bir ayrım yapmamız doğru olur dediğiniz gibi.

Peki, siz tam olarak ne yapıyorsunuz?
Artık JETLEXA bir sözleşme platformu haline geldi. JETLEXAdocs ürünümüzle dijital belge yönetimini sağlıyoruz. Ekiplerin aynı editör üzerinde çalışmasını sağlarken, standart şablonlarınız içerisindeki değişkenleri kolayca doldurabileceğiniz bir otomasyon deneyimi sunuyoruz. Ayrıca şablon marketimiz var, siz müşteri olarak giriyorsunuz. Buradan bu şablon marketteki sözleşmelerden ihtiyacınız olanı seçip tanımlayabiliyorsunuz. Bu sözleşmeleri ortaklık kurduğumuz hukuk bürolarından alıyoruz, biz yazmıyoruz. Ayrıca sözleşmeyi hazırlarken size kolaylık sağlaması için bir madde kütüphanemiz var. Burada da en çok kullandığınız maddeler. Eklemek istediklerinize karşı taraftan itiraz geldiğinde, “tamam o değil de bu madde olsun” dediğiniz maddeleri de veri kütüphanesinden ekleyebiliyorsunuz. “Hangi sözleşmeye ne yazmıştım” gibi, sözleşme aramanıza gerek kalmıyor. Hemen ekleyebiliyorsunuz. Bunlar aslında sözleşmenin üstünde çalışan fonksiyonlarımız ama arkada kim, hangi sözleşme üzerine çalışmış, hangi aksiyonları almış, bir takip edilebilirliği sağlıyoruz.

JETLEXAclm ürünümüz ile de sözleşme hayat döngüsünü tek bir yerde topluyoruz. Sözleşme takibi, tarih takibi, sözleşme içeriğindeki risklerin herkes tarafından okunabilir ve görülebilir şekilde yönetimi, rol tabanlı yetkilendirme ile sözleşmelere erişim kontrolü, raporlama ve analiz yapabildiğiniz bu platformda tüm sözleşmelerinizi tek bir yerden yönetebiliyorsunuz. JETLEXAsign ürünümüzle müşterilere özel imza entegrasyonu sağlayabiliyoruz. Ayrıca tüm veritabanımız özellikle orta ve büyük ölçekli şirketlerin kullandıkları diğer ürünlerle entegre olabilir durumda. Böylece sözleşmeler artık baş ağrısı olmaktan çıkıyor, günümüzün dijital süreçlerine ayak uyduruyor. Biz bu sözleşmelere “mavisözleşmeler” adını veriyoruz. JETLEXA mavisiyle sözleşmelere ilişkin tüm süreçlerinizi yeniden yapılandırıyoruz.

İşlem kaydı tutuyorsunuz o zaman, değil mi? Dediğiniz gibi gerçekten, ilerde bir ihtilaf çıksa sözleşmeden kaynaklı olarak, sizdeki sözleşme öncesi notlar belki çok ciddi delil niteliği yaşıyacak.
Evet, işlem kaydı tutuyoruz. Asliye ticaret mahkemesi hâkimleriyle sürekli iletişim halindeyiz, “bunlar delil başlangıcı sayılabilir mi, nasıl olur” diye. Dediğiniz gibi, delil başlangıcı olabileceği öngörülüyor. Onlarla iletişimde olmamızın başka bir sebebi de JETLEXAsign. ürünümüzde farklı dijital imza opsiyonları sunabilmek. Türkiye’de bildiğiniz gibi bir güvenli elektronik imza var, bir dijital imza. Bu yönetmelik ekosistemi biraz karışık. Şu an uzaktan müşteri edinimi yoluyla, T.C. kimlik kartı üzerinden de imzalamak mümkün oluyor. Böyle olunca şu an karışık ilerliyor her şey Türkiye’de. Herkesin güvenli elektronik imzası yok, çünkü kolay kullanılabilir bir şey değil. Onun dışında DocuSign gibi Etikimza gibi dijital imzalama platformları var. Bunlar, aynen e-posta gibi, “şu tarihte atılan imza” gibi görünüyor. Yani tam bir ıslak imza değil. Ancak ekosistem gelişiyor, özellikle pandemiden sonra elektronik/dijital imzaya olan ilgi çok daha arttı. Biz de ürünlerimizi gelişen standartlara göre hazırlıyoruz.

Siz depolama hizmeti de veriyorsunuz, örneğin "bir yıl dolmadan bir ay önce iki taraftan birisi bildirimle bulunursa sözleşme feshedilir" gibi bir şart varsa siz o tarihte uyarı da yapıyorsunuz değil mi?
Evet, JETLEXAclm ürünümüzde bunu yapmamız mümkün. Güvenlik, kişisel verilerin korunması gibi konular her zaman önceliğimiz. Büyük ölçekli şirketlere giderken bunları düşünmeden olmaz, bunun farkındayız.

Peki kaç kişi çalışıyorsunuz, tamamı İstanbul'da mı?
Şu an ekibimiz yedi kişi. Evet, ben de kendimi İstanbul'dan sayıyorum.

Çok geleneksel bir meslek bizimkisi, meslektaşlarımız da muhafazakardır, genelde. Hukuk ve teknolojiyi birleştiriyorsunuz. "İyi ki bunu yaptık" diyorsunuzdur muhtemelen. Yüzünüzden anlaşılıyor çok keyif alarak yaptığınız ama hani "gel bir de bana sor" dediğiniz bir kısım var mı?
Evet, çok geleneksel bir yere dokunduğumuzun farkındayız. Ama genelde büyük müşterilerle, yaklaşık 3000, 5000 kişi çalıştıran şirketlerle görüşüyoruz. Özellikle denetime tabii olan şirketler, böyle bir sisteme ihtiyaçları olduğunun farkındalar. Zaten SAP gibi, Salesforce gibi ürünler kullanıyorlar, “o zaman sözleşmelerinizi de

bu şekilde yönetebilirsiniz.” dediğimizde bu çok şaşırtıcı karşılanmıyor. Bunun diğer tarafı, neden bu kadar keyif alıyorum ve yüzümde böyle bir gülümseme var? Çünkü benim buraya gelmemdeki amaç, ülkeme bir faydam olmasıydı. Bir avukat olarak ülkeme nasıl bir faydam olabilirdi, sonuçta politikacı olmayacağım. Ben de böyle bir fayda ile gidiyorum ve vizyonumuzu biraz daha geliştirmeye çalışıyorum. Şu an belki çok yeniyiz, o yüzden sürekli sorunlar çıkabiliyor ama çözülmeyecek şeyler değil. Umarım bundan beş yıl sonra tekrar konuşuruz ve “rakiplerinizden nasıl ayrışıyorsunuz” diye sorarsınız bana, o zaman size başka cevaplar veriyor olurum.

Neden bu kadar keyif alıyorum ve yüzümde böyle bir gülümseme var? Çünkü benim buraya gelmemdeki amaç, ülkeme bir faydam olmasıydı. Bir avukat olarak ülkeme nasıl bir faydam olabilirdi, sonuçta politikacı olmayacağım.

Avukatlar baroya şikayet edebilirler sizi Türkiye'de, oldu mu böyle bir şey? Bu sizi kaygılandırıyor mu?
Farkındayız, böyle bir şey olmadı henüz. Ne zaman böyle bir riskli bir konuşma olsa, ilk söylediğimiz şey “biz hukuk hizmeti vermiyoruz.” oluyor. Bir yandan da ezber bozan bir yaklaşımınız yoksa biraz üzülüyorsunuz. Benim bu fikirle gittiğim bazı avukatlar oldu. Hatta, start-up’lara hizmet veren teknoloji alanına uzak olmayan avukatlar oldu bana “Bensu bak, barodan bir şey gelirse benim lisansım alınır, ben böyle bir riske girmeyeyim.” diyenler oldu. Bir yandan anlayabiliyorum, asıl geliri bu. Avukatlık gelirinden vazgeçmek, bunu riske atmak istemiyor.

Amerika'da böyle bir risk var mı? Amerika'da da avukatların bir sayı ve nitelik sorunu var anladığımız kadarıyla, çok rahat yapılan şeylerde bir zorlanma var. Belki sistemin değişmesin bir etkisi de olabilir. Ne dersiniz?
Amerika’da risk söz konusu değil, çünkü bulut hizmet veren bir teknoloji sunucusuyuz. Bence bir süre sonra hâlihazırda teknoloji ile birtakım şeyleri kullanan müvekkilleriniz varsa size gelip, “15 dakika dosyamı mı aradın, nerede olduğunu mu bulamadın?” diye soracak ya da “60 sayfalık sözleşmede şunu mu arayacaksın, ben artık sana bunun için para ödemek istemiyorum.” diyecek. Bunlar yavaş yavaş olacak, o yüzden müvekkiliniz değişince siz de ayak uydurmak zorunda kalacaksınız. Ya da kalmayacaksınız, sektörünüz daha geleneksel müvekkillere doğru gidecek, onlar da gittikçe azalacak. Teknolojiden korkmayıp ona alışmaya çalışırsak avukatlar olarak, işlerimiz ilerde daha kolaylaşacak ve bu bizi bir adım ileriye taşıyacak diye umuyorum, olacağını düşünüyorum.

Şu an gençlerde belirsizlik ve ne yapacağını bilememe hali var. Örneğin kendini iyi bir rol görüyor musun, "legal engineering" kavramı çerçevesinde?
Bu zor bir soru. Planım şu, müşterilerimiz arttıkça çok büyük bir müşteri hizmetleri ekibi kurmam gerekecek benim. Çünkü rakiplerimiz ortaya çıkacak ve bir sözleşme yazılımıyla diğer bir sözleşme yazılımını ayıran en büyük şeylerden biri verdiğiniz hizmet, destek hizmetiniz, müşteriyi yalnız bırakmamak, ellerinden tutabilmek olacak. O ekibi de ben yöneti- yor olacağım ve planım üniversitelere gidip, onlara illa avukatlık yapmak zorunda olmadıklarını, hem teknoloji danışmanlığı hem de hukuk danışmanlığını bir araya getirebileceklerini söyleyerek bir ekip kurmak. Bu ekibi kurmaya çok yetenekli bir avukat olan Taha Akbaş ile başladık bile. Gördüğünüz gibi hayallerimiz gerçeğe evriliyor. Neden Türkiye’de de olmasın, neden gençlerimiz “böyle bir şey de var acaba ilgili miyim?” diye düşünmesin.

Ürününüz şu anda Türkçe değil mi? Şablon kitaplığınızda kaç tane sözleşme tipi var?
Şu anda Türkçe, İngilizce versiyonu beta halinde. Yaklaşık elli sözleşme tipimiz var.

Bazı sektörlerde çok atipik sözleşmelerimiz var. Kendi içinde tipikleşiyor bir yerden sonra ama, 50-60 sayfa ya da ekleriyle birlikte çok daha uzun. Şu anda siz genelleştirilebilir sözleşmeler üzerinden başladınız yani değil mi?
Tabi, JETLEXAdocs ürününde ilk başta genel sözleşmelerden başladık, en çok iş sözleşmeleri kullanılıyor örneğin, ama siz ürünün içine girdiğinizde kendi sözleşmenizi ekleyip, bir şablon oluşturup değişkenleri eklemenizde bir engel yok. Bunu mesela müşterilerimizden biri bu şablonları ihale genel şartnamelerine uyarladı. Benim sürekli iş yaptığım beş tane şirket var. Bu şirketlerin şartnameleri belli, avukatlar bunun üzerine çalışmış, "ben sürekli onlar üzerinden teklife çıkıyorum, o zaman bunları standart hale getirebilir miyiz?" dedi. Aslında bizim değerimiz şablonlarımız değil, otomasyon mantığımız.

Peki sizinle çalışmayı düşünen şirketler açısından baktığımızda aslında belli bir kültür, belli bir ufukla sizinle çalışıyor olması lazım ve bunların yurtdışıyla muhtemelen bir bağlantısı vardır. İngilizce de eklenecek mi yetenek olarak?
İngilizce kısmımız şu an betada zaten. Yurtdışıyla bağlantılı olan şirketlerin genelde tercihi, dünya çapında yani Amerika’da, Avrupa’da, Asya’da şubesi olan şirketlerle çalışmak. Biz şu an o kadar büyük değiliz, sadece Türkiye ve New York'dayız. Ama zaten amacımız büyümek olduğu için, hedefimiz Türkiye’de bu sözleşme yönetimi kısmı da geliştikten sonra bir on tane büyük müşterimiz olsun. Sonra bunu Fransızca, Portekizce gibi dillere de entegre edebilelim ve bakalım neler oluyor. Bunları görüp sonra da saat farkı ve müşteri hizmetleri kısmını göz önünde bulundurarak ofisler açmamız gerekecek, dünya çapında. Bizim hedefimiz eylül iti- bariyle New York ofisimizi açmak. O ofisler üzerinden uluslararası şirketlere hizmet verebiliyor olacağız. Biz daha yeniyiz ancak büyüme planlarımız hazır, emin adımlarla büyümeyi umuyoruz.

Umuyoruz her şey yolunda gider.
Teşekkürler.

    

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Üstad DergiÜstad Dergi

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Hukuk Teknolojileri ve Girişimcilik

LawArch and Jetlexa kurucularıyla söyleşiler.

12 Nis 2023

Üstad Dergi Banner

YAZARLAR

Üstad Dergi

Herkes için avukatlık dergisi.

İLGİLİ OKUMALAR