Spor medyası ve cinsiyet

Kadınların başarısı sıradışı bir durum gibi öne çıkarılırken, erkek sporcuların başarısı genellikle kahramanlaştırılmaktadır.
Spor medyası ve cinsiyet

(Görsel: iStock, USC üzerinden)

Cinsiyet eşitliği, günümüzde gelişmiş toplumların en çok üzerinde durduğu konulardan birisidir. Toplumun neredeyse her alanından kadınlar gerek iş yaşamında cam tavanlarla karşılaşmakta, gerek toplumsal cinsiyet rollerinin etkisiyle ikincil konuma itilmektedirler. Bu durum pek çok alanda karşımıza çıktığı üzere, spor medyasında da görülmektedir. Eşitsizliğin kökeninde yer alan toplumsal cinsiyet rollerinin veya cinsiyetçi medya pratiklerinin etkisi yadsınamayacak ölçüdedir. Kadının toplumsal açıdan duygusal, fiziksel ve bedensel anlamda zayıf(!) görülmesiyle birlikte; sporun daha ziyade erkeklikle bağdaştırılmasına ve kadının spor dallarında geri planda algılanmasına neden olmaktadır.

Spor, tarihsel anlamda erkeklere atfedilmiş ve erkeklere doğuştan tanınmış bir hak olagelmiştir. Üstün sportif performans gösterimi erkeklik ile doğrudan ilişkili olarak düşünülmektedir. Tam da bu noktada erkeklerin egemenliğin yüksek olduğu spor medyası, Dünyada ve Türkiye'de bu minvalde yayınlar yapmaktadır. 2011 yılında yapılan bir çalışmada, spor haberlerinin yaklaşık yüzde 7'sinde kadın sporculara, yüzde 91’inde erkek sporculara ve yüzde 2’sinde de karma spor haberlerine yer verildiği tespit edilmiştir. Yine kadın sporculara yer verilen haberlerin yüzde 33'ünde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi gözlemlenirken; haber metinlerinde veya seçilen fotoğraflarda, toplumsal cinsiyet rollerine (anne, eş, kız çocuk, güzel kadın) atıf yapılarak seçilen fotoğrafların yüzde 24'ünde asıl haberden uzak bir anlayışı temsil ettiği irdelenmiştir.

Bugün hala spor medyasında öne çıkan programlarda güçlü, çevik, hırslı ve rekabetçi gibi sporun doğasında bulunan sıfatlar çoğunlukla erkeklere aitmiş gibi kullanılırken; başarılı sporcu kadınların sadece dış görünüşü, naifliği veya cinselliği ön plana çıkarılmaya çalışılmaktadır. Spor medyasında kadın bedeni öncelikli olarak bir gösteriş malzemesi olarak kullanılmaktadır. Kimi zaman elit seviyedeki kadın sporculara yönelik haberlerde bile, başarı kadınlıktan gelen özelliklerin arka planına itilebilmektedir. Spor medyasında kadınların başarısı sıradışı bir durum gibi öne çıkarılabilirken, erkek sporcuların başarısı genellikle kahramanlaştırılmaktadır. Eril karakterli spor medyası metinlerinde erkek egemen bir söylem çerçevesinde kurgulanan dil, spor medyası aracılığıyla meşrulaştırmaktadırlar. Nihayetinde, haberlerin yalnızca haber niteliğinde olmaması, aynı zamanda toplumsal plandaki eşitsizliği de körüklemektedir.

Oysaki her tür ayrımcılığın önüne geçmek öncelikle dilde başlar. O halde medyada, televizyonda, sahada, tribünde ya da evde; kısacası hayatın her alanında cinsiyet eşitliğini tesis etmek de... Dil bir toplumun üyelerinin arasındaki en önemli ve bağlayıcı güçtür. Zira çocukluktan itibaren bu tip geri kalmış tutum ve normlar ekseninde yetiştirilen kız çocuklarının, gelecekte deyim yerindeyse güçlü kadınlar olarak kanatlanıp uçmalarını bekleyemeyiz. Gelin bugün siz de değişim için bir adım atın ve aşağıdaki mütevazı sözlükte yer alan ayrıştırıcı ifadelerin yerine önerilenleri hep birlikte kullanmaya özen gösterelim. Öte yandan spor medyasında ve kamuoyunda gördüğünüz ayrıştırıcı söylem örneklerini, #SpordaCinsiyetSözlüğü etiketiyle birlikte sosyal medya kanalıyla paylaşabilirsiniz.

Sporda Cinsiyet Sözlüğü

  • Adam adama – Bire bir
  • Adam gibi yap! – Düzgün yap!
  • Adamım – Dostum, arkadaşım
  • Bayan – Kadın
  • Erkek oyunu – Sert, kora kor
  • Görev adamı – Görev insanı
  • İşinin eri – İşin ustası
  • Kadın gibi zırlama! – Ağlama!
  • Kadın sporcu, antrenör  – Sporcu, antrenör… 
  • Kız başına – Tek başına
  • Kız gibi yapma! – Sporcu gibi yap!
  • Maçın adamı – Maçın oyuncusu
  • Teknik adam – Teknik direktör

Ece Dikmenli

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR