

İstanbul’daki yeni adresiniz: dekk İstanbul’da yaşayan herkesin arada bir plan yaparken "Hafta sonu Maçka Parkı’na gitmek gerçekten iyi bir plan mı?" sorusunu sorduğunu az çok tahmin ediyoruz. Parkın kalabalığı, alışveriş için beklenen sıralar, yan gruplardan sohbete karışan müzikler; şüphesiz, Maçka Parkı’nın bu kendine has hareketliliği bazen yorucu olabilir. İstanbul’a değer katan Feriye’nin deneyimli yönetim kadrosu, Avrupa yakasının en özel yerinde hayata geçirdikleri dekk’le bu endişeleri tamamen ortadan kaldırmayı vadediyor. "Cool food, cool mood" mottosuyla geçtiğimiz cuma açılan dekk; spor aktivitelerinden atölyelere, kültür sanat etkinliklerinden şehrin öne çıkan lezzetlerine, eğlence ve sosyalleşme ihtiyaçları için en iyi alternatifleri sunuyor. dekk: Açık havada 2.500 metrekarelik bir alana kurulan dekk, Maçka Parkı'nda 90 saniye uzaklıktaki konumuyla kelimenin tam anlamıyla "şehrin kalbinde" konumlanıyor. Cuma ve cumartesi günleri gerçekleşen Evrencan Gündüz ve Eda Baba konserleriyle açılan ve İstanbulluları ağırlamaya başlayan dekk; Banko Burger, Markus, Nappo Pizza, Rita Deli, Nino Bakery, Yumami gibi İstanbul'un lezzet noktalarını tek bir mekânda buluşturuyor. Ayrıca dekk ziyaretçileri, haftanın her günü sabah saatlerinde spor etkinliklerine öğle saatlerinde skate, dans gibi deneyime dayalı atölyelere katılabiliyor. Bugün: Konserleri kaçırdığınıza üzülmeyin, zira dekk’te müzik hiç bitmiyor. dekk sahnesi bugün saat 17.00'de başlayacak POWERAPP DJ Andreas Moles etkinliğiyle Yunanistan'da doğup büyüyen; müziğe, fotoğrafa, resim sanatına ve heykele ilgi duyan, folklorik sesleri ve antik ritimleri deep house dünyasına taşıyan Andreas Moles’u ağırlıyor. dekk’in gelecek etkinliklerinden ve ziyaretçileri için hazırladığı sürprizlerden en erken siz haberdar olmak istiyorsanız Instagram’da dekkistanbul hesabını takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Dünya’nın en eski restoranının Fransa’da olmasını beklerdik ama kendisi geçen haftaki Salzburg gezimizde karşımız çıktı. St. Peter’s Stiftskulinarum, Salzburg eski kentinin kalbinde, Aziz Petrus'un Benedictine baş manastırının manastır kompleksinde yer alıyor. St. Peter “manastır mahzeni”nden 803 yılında (1’i eksik yazmadım) Charlemagne saraylı Yorklu Alcuin tarafından ilk kez kayıtlara geçmiş. Bu da O’nu kayıtlı en eski restoran yapıyor.
11. yüzyılda şarap ticaretinin merkezi üslerinden biri olmuş. Leopold VI the Glorious (yani ihtişamlı Leopold) manastırı ve mahzeni kendi himayesine almış ve her yıl 40 vagon şarabın Avusturya’dan ihraç edilmesine izin vermiş. 1300’lerde ise şair ve besteci Salzburg Keşişi sayesinde, Stiftskulinarum edebiyat tarihine girmiş.

1517’de ise Baş rahip Wolfgang Walcher, manastırın mahkemesine direk erişimi olan bir kaya mahzeni inşa etmiş ve mahzen alanını ciddi ölçüde geliştirmiş. İnşaatın yapımı esnasında çalışan arabacılara ve zanaatkarlara ödeme olarak şarap almak için kullanabilecekleri bozukluklar (wine penny) ve evlerine götürebilmeleri için “house wine” verilirmiş. Böylece bir şarap mahzeni yavaş yavaş yaşayan bir otele dönüşmüş. 1803 yılında ise Stiftskeller, bira yapma ve servis etme hakkını etmiş. Bundan önce, Stiftskeller'in pederleri sadece kendi şaraplarını sunabiliyormuş; bira yapmaya başlayarak daha da geniş bir kitleye hizmet vermeye başlamışlar. 1800’lerde Napolyon savaşları esnasında Fransız birliklerine Stiftskeller'de karargah verilmiş.
1900'den kısa bir süre sonra, baş rahip Willibald Hauthaler, Peter mahzenini yenilemeye başlamış ve o esnada “Willibald Arcades” de inşa edilmiş; yani odalar yavaş yavaş zamanın gereksinimlerine göre uyarlanmış. 1996 yılında ise Tarihi Barok Salon'da (fotoğraflarını yukarıda gördüğün) ünlü Mozart Akşam Yemeği Konserlerinin dünya prömiyeri yapılmış. Bu konserler o zamandan beri baya popüler ve eğer bu konuda ilgiliysen websitesinden tarihlere bakıp (linki burada) seyahatini denk getirebilirsin.
2020 yılında ise, St. Peter’s Stiftskulinarum’un avlusuna Akdeniz esintileri taşıyan Peter’s açılmış. Biz akşam Salzburg’da kalmayacağımız ama Dünya’nın en eski restoranının da havasını soluyalım dediğimiz için Peter’s da kahvaltı yaptık. Peter’s ı da farklılaştırmak için, ambiyansı birçok sanat eseri ile süslemişler; özellikle devasa boyutlardaki çiçekler çok güzeldi. İsterseniz satın alabiliyormuşsunuz ama 30.000€ gibi bir fiyatı vardı, baştan söyleyeyim. Hem Peter’s ı hem de Sazburg’da denemeye değer diğer yeme-içme önerilerini paylaştığım rehberi burada bulabilirsin.



Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Işınlanma garantili, Aposto’dan gelen son Good City Guides bülteni
03 Eki 2021

YAZARLAR

Good City Guides
Hayalperest gezginleri, oturdukları yerden seyahate çıkartacak hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


